Soylu’nun kanıtlama yükümlülüğü var; aksi halde müfteridir..

0

HDP Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kendisini hedef gösteren açıklamalarına cevap verdi. Partisinin genel merkezinde HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç ve milletvekilleri ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Taşdemir, şunları söyledi:

“Partimiz son altı yıldır AKP iktidarının ağır saldırıları ve şiddetiyle karşı karşıyadır. Binlerce üyemiz, yöneticimiz, seçilmişimiz tutuklandı, gözaltına alındı. Her gün bir operasyonla uyanıyoruz. Bunlar yetmemiş olacak ki ağır bir kara propagandayı sürdürüyorlar. İktidarın alameti farikası yalan ve iftiralardır.

16 Şubat’ta Meclis’te Gare operasyonu için hesap vermesi gereken İçişleri Bakanı, hesap vereceği yerde hamaset yapıp partimizi hedef yaptı. Meclis’te yaptığı konuşmada bir vekilin Gare’ye gittğini söyledi. İsim vermedi. 4 gün boyunca kamuoyunda bu konuda bir algı yarattı. 4 gün sonra yandaş bir televizyon kanalına çıkıp 1 saat boyunca partimize hakaret etti, iftiralar attı. ‘Az sonra, biraz sonra, son dakika’ şeklinde ifadelerle olayı şova dönüştürdü. Sonunda benim ismimi verdi. Ama ortaya bir kanıt sunmadı, bir dedikoduya dayanarak itibar suikastinde bulundu.

Söyledikleri külliyen yalandır ve iftiradır. Soruyorum: Madem elinde böyle bir bilgi ve belge vardı, neden savcıya vermedin de televizyonda açıkladın? Bunu açıklamak için neden Gare operasyonunu bekledin? Bu soruların cevabını vermelidir.

Biz bunun neden yapıldığını elbetteki çok iyi biliyoruz. Bu bir koltuk kurtarma operasyonudur. Bunun için hemen her gün aslı astarı olmayan kuyruklu yalan haberlere ve iftiralara partimiz, vekillerimiz ve seçilmişlerimiz maruz bırakılıyor. Bu ülkede koltuk bekası için neler yapılıyor, ne akla hayale gelmedik yalanlar atılıyor çok iyi biliyoruz. Bunu andıçlamalardan da biliyoruz.

Dedikodu ve iftiralarla dolu o programı izlerken gerçekten utandım, gazetecilik adına, ülkem adına utandım. Tek bir gazeteci doğru soruları sormadı, irdelemedi. ‘Niye bugün, burada açıklıyorsun’ demedi. O yalanları ortaya atan Soylu’nun bunları kanıtlama yükümlülüğü var. Aksi halde yalancıdır, müfteridir. Dedikodular üzerinden, gizli tanık ve itirafçıların yalan dolan, aslı astarı olmayan beyanları üzerinden bir insana itibar suikastı yapmak, nefret söylemine başvurmak, hedef göstermek acizlikten başka bir şey değildir. Bu siyasetin adı ‘Çamur at, izi kalsın siyasetidir.’

Cemaat yöntemini iyi benimsemiş olan Soylu, bu yöntemlerle partimi ve şahsımı hedefe koyarak itibar suikastına başvurmaktadır. Bunu asla kabul etmiyorum. Tekrar soruyorum: Ne zaman, hangi gün gitmişim Gare’ye? Belgeleri ile açıklayın; bize, topluma masal anlatmayın. Hulusi Akar Meclis’te açıkladı, ordunun bile girmekte zorlandığı bir bölgeye hangi ara gitmişim, hangi ara eğitim almışım, hangi ara oralarda boy göstermişim, dönmüşüm?

İstanbul-Gare uçak seferi var da haberimiz mi yok? Benim bilmediğim ama Soylu’nun bildiği özel yeteneklerim olmalı ki bu sürede bütün bunları başarmış olayım. Kamera görüntülerinden bahsetti önce Soylu, nerede bu kamera görüntüleri? Nerede bu fotoğraflar? Yalan ve iftira atmak bir Bakan’ın işi olmamalı, siyaset bu kadar kirli hale gelmemeli. Kamera yok, dedikodu verelim. Biri birine demiş de, o da ona demiş de. O da onun kulağına üflemiş, mış da mış da olmuş da geçin bunları.

Toplum gerçekten bu tür yalan ve iftiralardan bıkmış, usanmış durumdadır. Halkın derdi açlıktır, yoksulluktur, intiharlardır. Düşünün bir kentte aynı gün 7 kişi yoksulluktan intihar ediyor, bir çift çocuklarını komşuya bırakıp intihar ediyor açlıktan! İstifa etmesi gerekenler de bize saldırmayı iş edinmiş durumda.

Ortada bu kadar sorun varken bu iftiralar üzerinden hedeflenen aslında ben değilim, demokratik siyasettir. AKP iktidarı ne zaman sıkışsa demokratik siyasete, Kürtlere saldırıyor. Gerginlik ve kutuplaşma ile ömrünü uzatmaya çalışıyor.

Ben 3 dönemdir Ağrı Milletvekilliği yapıyorum. Ne yaptığım ortadadır. Kadın Meclisi Sözcülüğü yaptım, KEFEK Komisyon Üyeliği yaptım. Yıllardır Türkiye ve Kürt kadın hareketiyle birlikte kadın sorunu üzerine mücadele yürütüyorum. Soylu’nun bu iftiralarını ben tüm kadınlara yapılmış sayıyorum. Kadın mücadelemize yapılmış sayıyorum. Kadın mücadelemiz bu siyaset anlayışına son verecektir. Göreceksiniz; kadın dayanışması sizin lümpen ve mafyatik siyaset anlayışınızı bitirmeye kararlıdır.

Ben Gare’ye gitmedim. Bu çok açık ve net. İddialar yalan ve iftiradır. Soylu’nun bu söylediklerini ihbar kabul edip Pazar günü tatil olmasına rağmen sabahın köründe soruşturma açan savcılar benim buradaki açıklamalarımı da ihbar kabul edip Soylu’ya soruşturma açacak mı? Bunu da sormak istiyorum. Ben her türlü hukuki hakkımı kullanacağım, suç duyurusunda bulunacağım ve tazminat davası açacağım. Kazandığım tazminatı da Ağrı’daki yoksullar, çocuklar için kullanacağım.

7 Haziran’dan bu yana milletvekiliyim. Diplomatik pasaportumla yurtdışı seyahatlerine gittim, gittiğim yerler bellidir. Kaldığım yerler bellidir. Katıldığım faaliyetler bellidir. Her şeyi açık olarak yaptım, katıldığım etkinlikleri sosyal medya hesaplarımda yayınladım. Bunlar ilgili basın yayın organlarında ve partimizin sosyal medya hesaplarında yayınlandı. Bu açık ve nettir. Ama kimsenin hakikati bilme gibi bir derdinin olmadığını bizler çok iyi biliyoruz. Bu süreci manipüle edip propaganda ile üstünü örteceklerini düşünüyorlar. Onun için hiç utanmadan, çekinmeden yalan söylüyorlar, iftira atıyorlar.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here