Suriye Sorunu: Kim Yapacak, Ne Yapılacak?

0

KİM YAPACAK? 

Türkiye dış siyasetinin temeli Lozan’da atılır. Türkiye bir İslam devletidir ama büyük devlet olma iddiasından vazgeçer. Bünyesinden çıkan tüm İslam ülkelerini Batılılara bırakır. İran bağımsızlığını korumaya devam eder. Türkiye “Yurtta sulh cihanda sulh” ilkesini kabul eder. Türkiye’yi dinsizleştirme çabalarına yönelik gizli anlaşmalara uzun süre sadık kalınır. 

1933 nutkunda dünyaya ilan edilir: Size verdiğim sözlerin hepsini yerine getirdim. İslam ülkeleri ile işbirliğini askıya aldım. İnkılapları yaptım. Şimdi ülkemi muasır medeniyetin fevkine çıkaracağım. Meşalemiz din değil müsbet ilim olacaktır.

Türkiye’nin gelişmesini durdurmak için İnönü hükümeti indirilir, yerine Bayar hükümeti getirilir. Faizli bankalar kurulur. 

Mustafa Kemal’den sonra ordu İnönü’yü tekrar iktidar yapar. Türkiye II. Dünya Savaşı’na girmez. Yahudiler de bizleri bu Savaş’a sokmak isterler. Türkiye’nin tekrar Hıristiyanların eline geçmesini istemezler. CHP’yi iktidardan uzaklaştırıp DP’yi iktidara getirirler ve Türkiye’yi borçlandırmaya başlarlar. Adnan Menderes partiye hâkim olur, Türkiye’yi tarım döneminden sanayi dönemine geçirir. Verilen kredileri keserler ama o farklı şekilde devam eder ve başarır. 

Başbakan Adnan Menderes indirilir. 

Ordu yönetime el koyar ve Türkiye’ye çok partili düzeni getirir. 

Ordu ile Batı Sermayesi çatışır ve bugünkü kavga 1960’taki kavganın benzeridir ve devam etmektedir. 

Reklam

Ordu her zaman galip gelirse de sonra masada hep yenilir. 

15 Temmuz bunun en açık örneğidir. Ordumuz 15 Temmuz mihraklarını birkaç saat içinde bitirir ama en büyük darbeyi o yer. Olağanüstü hal ilan edilir ve Anayasa değişikliği ile ordu ikinci sınıfa indirilmeye çalışılır.

Ordu her zaman olduğu gibi şimdi de kendisine düşen görevi beklenenden fazlasıyla yapıyor. Ama sonra ne olacaktır? Ordumuz yine tahkir edilecek, yine kenara itilecek. Sermaye veya ABD Suriye’ye hâkim olmakla kalmayacak, Suriye’yi Türkiye’ye saldırtacaktır.

Neden mi? 

Aç kaldığı için. Onu aç bırakacaklar, kurtuluşu Türkiye’ye saldırmakta bulacaktır. Belki ordumuz Suriye’yi yenecek ama siviller gereken tedbirleri almadıkları için yine iş ordumuza düşecektir. Batı sabırlıdır. Bu sonuna kadar devam etmez, bir gün ordunun da mecali kesilir. 

Biz bunları gördüğümüz için -eski arkadaşlarımızı üzsek de- söylemeye ve uyarılarımızı çözüm önerilerimizle birlikte yazmaya devam ediyoruz.

Mağlup olanlar eskiden köle yapılıyordu ve onlara öyle yaşama hakkı veriliyordu. 

Şimdi kölelik yok, esirleri ya öldürürsünüz ya da serbest bırakırsınız. 

Reklam

Öldürmekle bitiremezsiniz, sonunda çoğu serbest kalır. 

Onlar da aç kalacaklarından karınlarını doyurmak için yine dağa çıkarlar. 

Sermaye bu tuzağı kurmuş, dünyayı ateşler içinde oynatıp durmaktadır.

Bir ülkenin ekonomisi bozulduğunda orada terör doğal olarak başlar. Ak Parti gaflet içindedir. Her gün sinsice ve sessizce dolar yükselmekte, işler durmakta, enflasyon devam etmektedir. Kızılcahamam’da Ak Partililer birbirlerini kandırıp durdular. Bu durumda ordunun zaferi ancak sivillerin ekonomik ve sosyal hamleleri ile taçlanır.

Tehlike bundan ibaret değildir. 

Batılılar kendi aralarında kavga ederler ama sıra İslamiyet’e ve Türkiye’ye geldiğinde bir olup İslamiyet’e ve Türkiye’ye birlikte tuzak hazırlarlar. Şimdilerde Arapları silahlandırmaktadırlar. Türkiye ilerlerken güneyden de İsrail destekli Suriye ordusu kuzeye gelmektedir. Esad eşkıyalarla anlaşacak, terör grupları ona teslim olacaklar, sonra ülkemize Suriye devletinin bir ordusu olarak çekilin diyecekler ve saldıracaklar. Biz ne yapacağız? Ya çekileceğiz İsrail ile işbirliği halinde olan Arap orduları gelip sınırımızda duracaklar mı? Saldıracaklar! 

Bizim bu olasılıklara karşı hazırlıklı olmamız gerekir. 

Bu hazırlık da askerlere değil sivillere düşer. 

Meclis’te barışmakla birlik olunmaz, birlikte tehlike göz önünde tutularak tedbir alınması gerekir. 

Kur’an düzeninin dışında bir çıkar yolumuz yoktur. 

Göz göre göre ölüme gidiliyor.

*********

NE YAPMALIYIZ? 

1- İran, Türkiye, Irak ve Suriye yöneticileri Türkiye’de toplanmalı ve Ortadoğu sorununu Kürtlerle anlaşarak çözmeliyiz. Türkiye Suriye sınırlarına çekilmeli ama Suriye de Türkiye sınırlarına saygılı olmalıdır. Bunu barışla sağlayabiliriz. 

2- Bu dört devlet İstanbul’da Suriye Anayasası komisyonunu kurmalıdır. Bu anayasa Kur’an düzenine göre hazırlanmalıdır. Akevler bu çalışmada sekreterlik yapmalıdır. Çalışmalara ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin de ilim adamlarını göndermelidirler. Tüm insanlığa barış getiren bir anayasa (İnsanlık Anayasası) hazırlanmalıdır.

3- Türkiye önce hemen bir fon oluşturmalı ve Yüz Lojmanlı İşyeri Apartmanları yapmalıdır. Bu dört devletteki hapishaneler zorunlu çalışma yerlerine dönüştürülmeli ve tüm göçmenler, esirler ve hapiste olanlar buralara yerleştirilmelidir. Semt bucakları kurulmalıdır. Burada yerleştirilenler burada ikamete mahkûm edilebilirler ama aileleri ile bir insan gibi yaşamaktan mahrum edilemezler.

4- Sermaye’nin dünyayı ifsat etmeye devam edememesi için önce bu dört devlet “Altın Bono”sunu çıkarmalı ve tüm borçlanmalar bu senet üzerinden yapılmalı, uluslararası “Hesabi Para” bu para olmalıdır. Ulusal paralar aynen varlıklarını sürdürmelidirler. Uluslararası ticaret ön ödemelerle yapıldığı için de uluslararası para “Altın Bono” olmalıdır. 

*

Türk ordusu zafer kazandığında zaferini sadece kutlamakla kalmamalıyız. Orada görev gören herkesin en az birer rütbeleri artırılmalıdır. 

Erlere en az yüzer bin lira başarı ödülü verilmelidir. 

Yüksek kotada ödüllendirilmelidir. 

Orada şehit olanların vârislerine vatan için şükran ödülü verilmelidir. 

Savaşa giden insanlar, bunun için gitmezler. Zafer kazananlar evlerine aç biilaç dönmezler, mağlup edilenler çalışma sitelerinde refah içinde olacaklar; bu makul değildir.

*

Biz bunları şimdi yazmıyoruz. 

Kur’an düzeninin her yorumunda bunları anlatıyoruz. 

Şimdi de ‘Suriye Sorunu’ vesilesiyle tekrar tekrar sadece hatırlatıyoruz. 

Muhterem Başkanımız bizim önerdiğimiz düzen için ‘pratik değil’ demişler. 

Denediniz de sonuç vermedi mi? 

Akevler elli senedir deniyor ve varlığını sürdürüyor. 

Bir zamanlar Devlet Güvenlik Mahkemeleri ile soruşturulduğu ve  yargılandığı halde hala vardır. 

*

Sizlere öneriyorum… 

“Adil Düzen”in pratik olmadığını söyleyenler, gelsinler de TRT’de bizimle program yapsınlar, Adil Düzen’in pratik olmadığını orada halkın huzurunda anlatsınlar… 

Siz de bu programı takip edin… 

Sonunda işte o zaman sizin hakemliğinizi kabul ediyoruz. 

Ne karar verirseniz o karara uyarız. 

Ama önce söyletin ve dinletin. 

Tüm ins ve cin orduları toplanıp karşımıza çıksınlar ve bize Adil Düzen’in neresinin pratik olmadığını göstersinler. 

Hakem de siz olun. 

Her gün iki saat TRT’de bu konuyu tartışalım. 

Siz de takip edin, gündüz değil, gece 22.00-24.00 arası.

*

Bugün Ak Parti Millî Görüş’ün devamı olarak iktidardadır. 

Adil Düzen çalışmaları sayesinde o makamda oturmaktadır. 

Bizim de günde iki saat TRT’de konuşma hakkımız olmalıdır. 

Bu hakkımızı talep ediyoruz… 

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here