Suriyeliler için Akevler’in Önerisi…

3
Süleyman Karagülle
Latest posts by Süleyman Karagülle (see all)

Bir adamın babasından kalma iki tarlası vardır. Tarlaların her biri onar dönümdür. Tarlasının birisi ailece ekip biçilmekte ve onunla yaşamaktadırlar. Öbür tarla boş durmaktadır. 

Bir yabancı geliyor ve ‘ben açım, iş istiyorum’ diyor. Kişi de ona acıyor ve ailesini çalıştırmıyor, ona iş veriyor. Gelir ikiye bölünüyor. Evdekiler isyan ediyor ve diyorlar ki: ‘Biz çalışıyorduk ve yaşıyorduk, sen bizi işsiz bıraktın; yetmedi, şimdi bir de aç bıraktın!’

Çalıştıran kişi şaşkına dönüyor; hanımı ve çocukları haklı, yabancıya iş vermekle hane halkını işsiz bırakmıştır, aç bırakmıştır. Ama yabancıyı da gönderemiyor. Çünkü yabancının gidebileceği bir yer yoktur, aç kalacak, kendisine saldıracaklardır. 

*

Bugünkü Türkiye’nin durumu işte budur. 

Kendisine iltica eden dört milyonun üzerinde mülteciyi kabul etmiş, onları iş yerlerinde çalıştırmakta, evlerde iskân etmektedir. 

Vatandaşlarımız işsiz ve aç, vatandaşlarımız evsiz. 

Bu sorun çıkıyor, bilgisiz ve kaygısız bir içişleri bakanı emrediyor, kovun bu Suriyelileri diyor ama kimse kovamıyor, çünkü gidecekleri yerleri yoktur. 

Kapıdan kovarsanız bacadan gireceklerdir. 

*

AKEVLER BU DURUMDA NE ÖNERMEKTEDİR? 

Boş duran ekmediğimiz tarlayı da ekelim, yabancı-yerli çalışanların bir kısmını oraya alalım. Böylece kendi vatandaşlarımız da iş bulsunlar, gelen yabancılar da iş bulsunlar. 

Bunu yaparsak ne olur? 

Atıl duran arazilerimiz değerlendirilir, üretimimiz artar, yabancılar iş bulur, biz de zengin oluruz. Ekilmeyen tarlayı ektiğimizde yabancılara yarı yarıya vereceğiz. Onlar ücretlerini ve paylarını alacaklar, biz de yerimizi kiralamış ve değerlendirmiş olacağız. Bizim servetimiz de onlar sayesinde artacaktır. 

İkinci tarlayı birinci sene ekemeyiz, çünkü bazı yatırımları yapmamız gerekmektedir. Yabancıları çalıştırırız. Onlara ücretlerini üretimden pay olarak veririz. Halkımız yerlerini böler ve satar. Satılan arsa bedeli ile imar yapılır. Gelecek sene için ekilecek hal alır. Halkımız da burada mülk sahibi olur. Halk bu sene artırdıkları emeği oralarda değerlendirir. 

Böylece ülkemiz imar edilmiş olur. 

Yabancıların karnı doymuş olur. 

Halkımız da mülk sahibi olur. 

*

Şimdiki iktidar ne yapmakta? 

Yeni işyerleri açmak için iç veya dış borç almakta, yahut enflasyon yapmakta. Üretilen ürün halkın değil borç alanın ya da borç verenin olmakta, halk da artık emeğini değerlendirmemekte, kahvelerde günlerini geçirmektedir. Elde edilen işyerlerine de yabancıları yerleştiremiyoruz, çünkü onlar o işleri bilmemektedirler. 

Sıkıntı nereden doğmakta? 

Devlet dağlara, ormanlara sahip çıkmakta, kendisi işletememekte, halkın da onları kullanıp değerlendirmesine engel olmaktadır. Böylece bir taraftan arazilerimiz atıl durmakta, diğer taraftan çalışanlarımıza iş bulamamaktayız. 

Şimdilik borçlanarak yaşıyoruz! 

Faizli borç alıyoruz, faizli borçla faizli borcu ödüyoruz! 

Ülkemizde gözü olanlar borç veriyor, borç belli miktara varınca artık borç vermez oluyorlar. Arazimizi istiyorlar. Biz de vermek mecburiyetinde kalıyoruz. 

Osmanlı İmparatorluğu’nu savaşla yenemediler, cephede yenemediler. Ama Osmanlı İmparatorluğu’nu borçlandırarak yıktılar. 

Bugün de Sermaye Türkiye’yi adım adım yıkmaya doğru götürmektedir. 

Peki, biz ne yapmalıyız, Türkiye’yi nasıl kurtarabiliriz, Osmanlıların akıbetinden Cumhuriyetimizi nasıl kurtarabiliriz? 

Ordumuz güçlüdür ama bu yeterli değildir. Ordumuz imparatorluk zamanında da güçlü idi ama ekonomik zorluklar bize Sevr’i dayattı. Ordumuz bir nimettir, onu ekonomi bakımından desteklersek varlığımızı korur. Onları destekleyebilmemiz için beş milyon yabancıyı değerlendirmemiz, bir beş milyona daha talip olmamız gerekmektedir.