Taksi Ücretinde Kul Hakkı

3
Mustafa Kalabalık
Latest posts by Mustafa Kalabalık (see all)

Başlık ne de tuhaf gelmiştir size.

Taksi ücreti ile kul hakkının ne alakası var değil mi?

Halbuki çok alakası var.

Hatta sadece taksi ücretinde de değil!

Benzer şekilde belirli meslek gruplarını kayıran, toplumun bir kısmını diğerlerinden ayıran, gücü elinde bulunduranların “ol deyince olduran” kuralları ile gelen kayırmalar…

Mesela 65 yaş üzerindeki vatandaşlarımızın ücretsiz seyahati.

Güzel mi güzel bir uygulama değil mi?

Peki ama kimin cebinden bu bonkörlük! 

Esnafın cebinden…

Diyelim ki belediye bir şekilde pay dağıtımı ile minibüsçü, otobüsçü esnafı sübvanse ediyor.

Peki bu sefer kimin cebinden bu bonkörlük! 

Hepimiz elbet bir gün (Allah nasip ederse) 65 yaşına geleceğiz. Devam ederse bu uygulamadan bizler de faydalanabileceğiz. 

Ama bu haksızlıkları görmemize engel mi?

65 yaşındaki büyüklerimizin ücretlerini neden bu esnaf kesimi karşılasın ki?

Niye fırıncı esnafı 65 yaş üzerindekilere bedava ekmek vermiyor?

Niye kasaplarımız 65 yaş üzerindekilere bedava et, kıyma vs. vermiyor?

Niye berber 65 yaş üzerindekileri bedava traş etmiyor?

Niye elektrik, su, doğal gaz 65 yaş üzerindekilere bedava değil?

İşin kolayı; “başkasının cebinden harcamak”. 

Başkalarının sorumluluklarını çoğaltacağınıza, aklınızı çalıştırmayı deneseniz de, 65 yaş üzerindekilere daha rahat bir yaşam sunabilecek finans kaynakları, fonlar oluşturabilseniz ya…!

Emek hırsızlığına varsınız? Kul hakkını yemeğe varsınız?

Nasıl olsa “soyut” eylemler bu hırsızlıklar, kul hakkı yemeler…

*

Nerden çıktı bu isyan der gibisiniz.

Bu sabah yağmur yağdığı için, ıslanmadan iş yerime ulaşmak üzere Beşiktaş sahilden taksiye bindim.

Kısa mesafe.

Normalde tarifesi 8,75 TL yazdı.

Ama yetkili arkadaşların kararı ile taksici esnafa yaranmak için en kısa mesafe 13 TL yapılmıştı!

Yani benim cebimden 4,25 TL fazla ödemem gerektiğini söylüyor kul hakkı yiyiciler…

Hani taksi durağından çağırsan da, taksici esnafımızın da sırasını kaçırtmış olsan, (rızkı veren Allah’tır’ı da unutsan) bir nebze anlarsın. 

Ama zaten güzergahta seyir halinde olup da yolcu arayışındaki esnafın aracına el kaldırıp biniyorsun. 

Herkesin malumudur ki zaten taksici esnafımızın bir kısmı (istisnalar kaideyi bozmaz) kısa mesafelere gitmeyi sevmiyor…

Neyse.

Aslında bugün böyle bir diyalog ilk kez geçmedi taksici esnaf kardeşimizle. 

Daha önce de illaki gündeme geldi, getirdim ve bu haksızlığı kendilerine de söyledim.

Herkes kendi yediği kul hakkından sorumludur.

Yasal zemini bahane ederek, fanilerin koyduğu kuralları doğru ve hakkaniyetli sayarak hüküm verirseniz, kabul ederseniz, kendinizin de hakkı olarak görürseniz, bu dünyada da öbür dünyada da illaki karşılığı olacaktır.

Bugün sohbet ettiğim şoför kardeş, devlet büyüklerimizin maaşının fazlalığından başladı, vakıflara, soygunlara(!), gemiciklere, zenginleşen çocuklara kadar az zamanda, kısa mesafede saydırdı durdu…

Ben de kendisine aynı şekilde yukarıda sizlerle de paylaştığım düşüncelerimi paylaştım ve “hakkın olmayan 4,25 TL de senin benden çaldığın, haksız kazancın değil mi” dedim.

Tabii itiraz etti.

“Abi tarife böyle, biz ne yapalım” dedi.

Ben de; “ama taksimetreye göre hakkın olmayan 4,25 TL’yi senden almayayım demiyorsun” dedim.

“Sana ödediğim 13 TL’nin 8,75 TL’si taksimetrede yazan bakiye.”

“Ama sen %50 fazlasını almayı kendinde hak görüyorsun. Ücretin yarısını benden “haksız” olarak alıyorsun” dedim.

Sen bu uygulamaya itiraz ettin mi? 

“Ben hak etmediğim ücreti, gitmediğim yerin parasını alamam. Bu uygulama haksızlık, kul hakkı yemektir” dedin mi?

Mesela; sen benzin istasyonuna gittiğinde, “illaki yarım depo ücreti ödeyeceksin” diyorlar mı?

Sen bakkala gittiğinde, alışveriş yapmasan da “3 paket makarna parası ödemelisin” diyorlar mı?

Kasaba gittiğinde ve 250 gr kıyma aldığında, senden “en az 1 kg satışımız olmalı” diyorlar mı?

Fırına gittiğinde ve 1 ekmek aldığında, 1,75 TL ekmek ücreti yerine, “8 TL sandviç ücreti ödemelisin” diyorlar mı?

50 TL’lik yakıt veren istasyon esnafının işine, daha fazla kazanmasına, sen engel olmuyor musun?

Sadece alışveriş listesinin fiyatlarını sorgulamak için girdiğin bakkal, seninle ilgilenirken dönüp giden, beklemek istemeyen başka müşterisini kaçırmış olmuyor mu?

Kasapta 250 gr kıyma için senin oyaladığın esnaf, belki de seninle ilgilenirken dönüp giden, beklemek istemeyen müşterisini kaçırmış olmuyor mu?

Mesela bu saydığım yoğunluktan dolayı çoğu kez beklemeden başka bakkala, kasaba, markete gitmiş olduğumu da söylemeliyim. 

Biliyorum ki bir çoklarımız da sıra beklememek için aynı şekilde başka bir esnafa da yöneliyoruzdur.

Örnekleri aslında hepimiz hayatımızda çoğaltabiliriz.

Peki, ne mi dedi taksici esnaf kardeşimiz!

“Abi on dakikada kafamı karıştırdın sen benim, içimi acıttın” dedi.

Sevgili kardeşim dedim; 

“Herkes imkânı oranında çalıyor. Kul hakkı yiyor. Hak gaspı yapıyor. Nasıl olsa kul hakkının da ölçümü zor ve bu dünyada imkânsız”

*

Hülasa; ‘Kul hakkı yemek sadece para pul, mal mülk, araba, değerli veya kıymetli eşya demek değildir. Herhangi bir yerine zarar vermek, sakat bırakmak, dedikodu yapmak, iftira etmek, yalan söylemek, birinin gıyabında konuşmak, alay etmek, sövmek, haysiyet veya şeref ile dalga geçmek,ona zarar verecek davranışlarda bulunmak, birine hıyanet etmek, yalan haber yapmak, insanlara din ile ilgili yanlış bilgi vermek bile kul hakkı kapsamındadır.’

“Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Bile bile, günaha saparak, insanların mallarından bir kısmını yemeniz için onun bir parçasını yetkililere aktarmayın.” (Bakara Suresi, 188. Ayet) (1)

“Hakkı bâtılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.” (Bakara Suresi, 42. Ayet) (2)

Hak yerini bulur. 

Helal edilmemiş hak zaten haram olur. 

Beddua etmem. 

İçimden gecen her “Ah” zaten sahibini bulur.’

(1) https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Bakara-suresi/195/188-ayet-tefsiri

(2) https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Bakara-suresi/49/42-43-ayet-tefsiri

Önceki İçerikErdoğan: Şehirleri çirkinleşmiş, ruhsuzlaşmış bir medeniyetin öne çıkma ihtimali yoktur
Sonraki İçerikYargı paketinin taslak metni MHP’ye sunuldu..
Mustafa Kalabalık
16 Ağustos 1970 Kocaeli-Gölcük-Değirmendere’de doğdu. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi, İktisat Bölümü ve Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nün, “Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi” dalında Yüksek Lisans’ını tamamladı. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi Anabilim Dalı, “Siyaset ve Sosyal Bilimler” Doktora (Ö) Öğrencisi olarak dersler aldı. 2010 yılında “Öteki Siyaset”, 2013 yılında da “9. Köy’den Sonra” isimli kitapları Vadi Yayınlarından yayınlandı. 2011 yılında, Kocaeli’ndeki yerel gazete ve dergilerde yazarlığı başladı. Aynı zamanda “Kocaeli TV” televizyon kanalında, “Öteki Siyaset” isimli TV program hazırlayıp sundu. 2016 yılından itibaren de Ocak Medya’da yazarlık yapmaktadır. Özel sektörde, aynı zamanda halen yöneticilik yapmakta olan Kalabalık, Demokraside Birlik Vakfı, İnsani Değerler Derneği, Türkiye Yazarlar Birliği ve Gazeteciler Cemiyeti üyesidir.