Tecavüz

1

Tecavüz başlı başına toplumsal bir vakıadır, toplumun her hücresine sinmiş, bir şekilde her gün ve her an yaşanmaktadır. Ancak çoğunluk bu ayıbı taşıdığı için kendisini aklama yoluna gitmiş, suçunu hafifletmek için bu fiili taciz, darp, gasp veya alıkoyma gibi -sözüm ona- daha masum ifadelerle ifade etme yoluna gitmiştir. Oysa alıkonulduğunuzda veya derdest edildiğinizde size yapılan her muamele bir çeşit tecavüzdür, zira kendinizi savunamaz durumdasınız. 

Toplum bunu yapmakla elbette tecavüzleri meşrulaştırmamıştır, ancak tecavüzün bu çoklu hali kendilerini de kapsadığı ve toplumsal devinimi riske ettiği için kapsamı daraltma yoluna gitmiş ve bununla o fiilin belirli hallerini aklayarak -sözüm ona- tecavüzcü olmayanları çoğunluk haline getirmiştir.

Gerçekte tecavüzcüler çoğunluktur, hatta şahsen istisna koymadan ben herkesin birer tecavüzcü olduğu düşüncesindeyim; çünkü tecavüz yalnızca birinin bir diğerinin vücudunun içine girmesi değildir, eğer ondan güçlüyse ve o gücünü kullanmaktan imtina etmiyorsa buda bir çeşit tecavüzdür ki, sanırım kimse kendisini bu kapsamdan çıkaramaz, zira kimse gücü üzerinden kendisinden daha zayıf birilerini ezmediğini, zayıflığından yararlanarak amacını veya amelini gerçekleştirmeye çalışmadığını iddia edemez.   

Burada esas sorun, tecavüze uğrayanlarında bu tecavüzleri aklama yoluna gitmesi ve bir şekilde çoğunluğun tecavüzün diğer şekillerini aklama arzularını yerine getirmesidir. Çünkü herkes gibi onunda toplum içinde bir konumu, yeri ve toplumca kabul görmüş, yüceltilmiş bir kariyeri var ve yalnızca o nedenle bile olsa tecavüzcüsünü teşhir ederek konumunu kaybetmek istemiyor. 

Doğrusu toplumun toplumsal asaletini (!) koruması konusunda güçlü bir savunma kalkanı var; zira tecavüzün çürütülemez kanıtları olsa da mağduru bu fiili inkar etmeye ikna etmiştir. Zira mağdur bu melanetin nedeni kendisiymiş gibi toplumun failden önce kendisini aforoz edeceğini ve toplumsal şahsiyetinden ederek, eski deyimle astarı yüzden daha pahalıya getireceğini bilmektedir. Buda pek tabii olarak herkesin tecavüzcüsünü aklamasını, saklamasını, mağdur kendisi olmasına rağmen faili korumasına neden olmaktadır.

Evet, yanlış duymadınız, tecavüze uğrayanlar tecavüzcülerini korumaktadırlar, çünkü teşhirin faturasını tecavüzcülerinden daha ağır bir şekilde ödeyeceklerini bilmektedirler. Bunun en bariz nedeni de bilinç altını konuşturan toplumun kendisini aklama çabasında tecavüzcülerini değil, tecavüze uğrayanları yargılaması, onlar lanetliymiş gibi onları konum ve şahsiyetlerinden etmesidir. 

Dolayısıyla tecavüze uğrayan biri tüm bunları göze alıyorsa tecavüzcüsünü teşhir etme yoluna gidebilir ki hiç kimse bunca şeyi göze almamakta, onun yerine tecavüzcüsünün ameline devam etmesine izin vermektedir. Yani kısacası mağdur toplumun diline düşmektense sapığının tecavüzüne devam etmesine rıza göstermektedir. Çünkü toplumun tecavüzcüden çok tecavüze uğrayana karşı yaptırımları söz konusudur.

Neden? Derseniz.

Çünkü toplum sonuçta bireylerden oluşmaktadır ve her birey de istisnasız şu şekilde veya bu şekilde bir tecavüzcüdür. Dolayısıyla toplum tecavüzcüyü aklarken aslında kendisini korumakta, olası kendisine çıkacak yolları önceden kapatma yoluna gitmektedir. Toplumun ve toplumun şahsında devletin bunu kamu yararı açısından alması ise fiilin kapsamını daraltmakta, tecavüz şekillerinin önemli bir kısmını meşrulaştırarak tecavüzleri olağan hale getirmektedir. 

Kuşkusuz tecavüzcü toplumun bu tutumundan cesaret almamaktadır; ancak toplum kendisini koruma saikiyle hareket ederken tecavüzün kapsamını daraltmakla geriye kalan fiilleri ‘kapı arkası olması münasebetiyle’ meşru bir hale getirmektedir. 

Oysa suç suçtur, küçüğü ile büyüğü arasındaki fark niceldir; kaldı ki tecavüz yalnızca birinin vücudunuzun bir yerlerine girmesi değildir, gücü size yetiyor ve bu avantaj farkından dolayı sizi dövüyor, gasp ediyor, işkence yapıyor veya suç işlemeye mecbur bırakıyorsa bu da bir çeşit tecavüzdür.

Toplumun kötü tarafı bunları tecavüzden saymaması, faili olası böyle yüz kızartıcı bir suçlamayla yüz yüze bırakmamasıdır; iyi tarafı ise bu olası suçlarda itibarınıza dokunmaması, uğradığınız mağduriyeti tecavüzle özdeşleştirerek sizi aforoz etme yoluna gitmemesidir. Ve ne yazık sizin bunu kazanç görmeniz toplumun yargısını tamamlamakta ve devleti de suçluyu korumakla doğru yaptığına ikna etmektedir. Daha kötüsünü söyleyecek olursak, bu kabul o kötü fiile hem toplumsal meşruiyet kazandırmakta hem de yasal meşruiyet. Oysa şunu biliyoruz ki, ortada alanında satanında memnun göründüğü bir alışveriş ilişkisi olsa da, gerçeğin böyle olmadığını, mağdurun adını koruma adına böylesi bir kepazeliğe rıza gösterdiğini ve toplumunda tam olarak böylesi bir baskıyla tecavüzlerinin önemli bir kısmını meşru hale getirdiğini.

Anlaşılmayan ise, tecavüzlerin kapısının bu izin verme yoluyla bizzat mağdurlar eliyle açılmak zorunda bırakıldığı, toplumun sağlığı açısından bu tecavüzlere izin verildiğidir. 

Toplum gerçekte bunu yapmakla mevcut fiillere izin vermekle kalmıyor, aynı zamanda bu tecavüzlerin olası en kötü şekillerine de kapıyı aralamış oluyor. Artık iş şansa tahvildir, zira karşınıza çıkacak tecavüzcünün insaflı olmasını dilemekten başka bir seçeneğiniz yoktur. 

Kuşkusuz yukarıda da ifade etmeye çalıştığım gibi, toplumun tecavüzleri belirli fiillerle sınırlı tutmaya çalışması kendisini aklama çabasında mutabakata vardığı bir uzlaşı noktasıdır. Tecavüze uğrayanların tecavüzcülerinden daha fazla yaptırıma uğramaları ise tam olarak toplumun bu kendisini koruma saikının bir sonucudur ki, toplumun görmediği veya gerçekte görüp görmek istemediği şey ise tam olarak budur.

Bu, elbette toplum şahsında tek tek kişilerin kendilerini koruma içgüdülerinin getirdiği bir nihayettir. Ama bu aynı zamanda bu konuda toplumu içgüdülerin yönettiğine dairde önemli bir işarettir ki, sanırım bilinmeyen bir şey daha varsa, o da budur. 

Ama bunu yalın bir kelimeyle ifade edecek olursak, bu tecavüzcünün tecavüzcüyü korurken kendi tecavüzünü saklaması çabasından başka bir şey değildir.

1 YORUM

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here