Temel amaç Anayasa Mahkemesi’ni siyasi erkin hizmetine sokmak..

0

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. “İrfan Fidan yeni Anayasa Mahkemesi (AYM) üyesi. Bu konu daha çok konuşulacak ama bilerek kapatılan bir konu.” diyen Beştaş, şunları söyledi:

“Yargıtay üyeliği 6 gün süren bir taze AYM üyesinden bahsediyoruz. Sadece 6 gün ve şimdi AYM üyesi. Üstelik 107 Yargıtay üyesi de evet oyu vermiş, daha tanışmamışlar herhalde, yüzünü de görmemişler, beraber oturmamışlar da. Ancak nasıl olmuşsa bir vahiy gelmiş herhalde onu AYM üyesi yaptılar. Kutsal kitaplarda bile evrenin yaratılışının 7’inci günde bittiği söylenir. İrfan’ın ise tüm işleri 6 günde bitmiş. Evrenin yaratılışından daha hızlı bir süreç.

İrfan Fidan’ın CV’si çok şey barındırıyor. Kimdir İrfan Fİdan? 17 – 25 Aralık yolsuzluk soruşturmaları, Selam Tevhid, Şike davası, binlerce akademisyenin atılmasına neden olan Barış Bildirisi, Cübbeli Ahmet Hoca, Balyoz, Can Dündar – Erdem Gül, Gezi – Osman Kavala davaları gibi kritik konuları bagajında taşıyan bir AYM üyemiz var. İrfan Fidan’ın bagajındaki sansasyonel davaları ve hukuksuzları hepimiz yaşadık. Aynı İrfan Fidan 15 Temmuz darbe girişiminden sonra 3 bine yakın kişi hakkında soruşturmalar yapan bir zat.

Şu anda iktidar ne yapıyor biliyor musunuz 17-25 Aralık’ın diyetini ödüyor. Yani yapılanların karşılığını veriyor, diyetini ödüyor. Ama asıl diyeti halk ve toplum ödetecek bu iktidara. Çünkü hepimiz bunun farkındayız. Çok önemli bir soruşturması daha var. 17 – 25 Aralık soruşturması kapsamında kimlere takipsizlik vermiş biliyor musunuz yeni AYM üyesi? Bilal Erdoğan, Muammer Güler, Erdoğan Bayraktar, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış ve aralarında Rıza Sarraf’ın da olduğu 96 şüpheli hakkında takipsizlik vermiş. CV’sini basının da titizlikle takip etmesi gerekiyor. Bu üstün performansı şimdilik karşılıksız kalmadı. Şubat 2015’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Yardımcısı olacaktı, Bir yıl sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı oldu. Film izler gibi İrfan Fidan’ın önlenemez yükselişini izliyoruz. Şimdi de AYM üyesi.

Temel amaç ne? AYM’yi siyasi erkin hizmetine sokmak. Partili bir AYM dönemi yaşamak. Ara ara AYM bunları eleştiriyordu. Şimdi bu atama ile partili bir AYM’miz olsun, ne istersek onu yapsın dönemidir. Hiçbir karara cevap vermesin. Bu meseleyi gündemden düşürmeyeceğiz. AYM’nin iktidarın emrine girmesi ile Türkiye’de hiç kimsenin hukuk güvenliği kalmayacaktır. Şu anda da yoktur ama arada bir nebze de olsa pozitif kararlarla bir umut vaat ediyordu. Şimdi onu da bitirmeye çalışıyorlar.

Biz bu vesilesiyle Türkiye’deki gerçek hukukçulara, akademisyenlere, insan hakları örgütlerine sesleniyoruz: Kuvvetler ayrılığının tamamen yok edilmesi, AYM’nin ele geçirilmesi karşısında konuşmalılar. Susarlarsa yarın çok geç olabilir. Hiçbirimiz susmamalıyız. Susarak hiç bir sorun çözülmez.

Esenyurt ilçe binamızla ilgili yandaş kanallarda bolca propaganda var. Biz bu filmi gayet iyi biliyoruz. Bir kaşık suda fırtınalar koparılıyor. Ama temel amacın ne olduğunu gayet iyi biliyoruz. Bir yandan siyasal şiddet çeteler eliyle uygulanıyor. En son Selçuk Özdağ ve gazeteci Orhan Uğuroğlu ve gazetecilere saldırılar var. Bunlar Türkiye’nin gözü önünde cereyan etti. Şimdi de partimize yönelik alışılageldik – asla alışmayacağız – saldırı kampanyası tek merkezden yürütülüyor. Bu, demokratik siyaseti engellemektir. Bu, demokratik siyaseti polis ve yargı eliyle kriminalize etmektir. Muhalefeti partimiz şahsında kriminalize ederek siyaset dışına çıkarmaya çalışıyor. Bu yöntem amacına ulaşmayacak.

Bir başka mesele görünmez kılınmak istenen, Türkiye toplumunun temas etmesi engellenen, Kürt meselesinin çözümünde de çok önemli bir yerde duran açlık grevleri ve tecrit meselesidir. Bugün 107 cezaevinde 2 binden fazla tutuklu ve hükümlü dönüşümlü ve süresiz açlık grevinde. Ne istiyorlar? Hukuku uygulayın diyorlar. Hukuk kurallarını uygulayın diyorlar, başka bir talep yok. Nedir temel talep? Tecrit! Tecrit suçtur. Bunu bir milyon kez söyledik, söylemekten de vazgeçmeyeceğiz. Bu, uluslararası belgelerde de iç hukukta da suçtur. İnsanlığa karşı suçtur ve işkencedir. Zamanaşımı yoktur. Bunu hiç akıllarından çıkarmasınlar.

Yine cezaevlerinde devam eden baskı, işkence ve kötü muameleler de suçtur. Devletin gözetiminde bir cezalandırma yöntemidir. Zaten tutukluluk ve hükümlülük en büyük cezadır, özgürlüğünden yoksun bırakmaktır. Bir de bunun üzerine işkence uygularsanız, çıplak ararsanız, kaba dayak atarsanız, yemek vermezseniz daha büyük suçlar işlemiş olursunuz.

İnsanların hak ve hukuk talebiyle açlık grevine girmesi, geçmişte acı deneyimlerimiz var, insanların yaşamından olması bir ülke için, bir devlet için utançtır. Biz buradan Adalet Bakanına ve iktidara soruyoruz; tüm mevzuat ve yönetmelikler, yasalar bütün mahkumlar için geçerli değil mi? Bu yasalar sadece bir cezaevinde uygulanmıyorsa bunun adı nedir? Geçmişte bu konuda bir ileri iki geri adım attıklarını da gayet iyi biliyoruz. CPT raporları ortada ve tecrit şimdi İmralı’dan bütün ülkeye yayılıyor.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here