Timsah ve Kuşun Doğal Dostluğu

0

‘’Timsah gözyaşları dökmek’’ diye bir tabir var.

Ancak çoğu insan bunun gerçek anlamını bilmez.

Timsah avını yakalar ve yutarken ‘’Deveyi hamuduyla yer’’ de diye bir tabiri de anımsamak gerekir.

Timsah pek yetenekli, kibar ve seçici değil. Avını cumburlop yutar.

Yutunca da zorlanır. O kadar zorlanır ki; gözlerinden yaşlar akar.

İnsanoğlu ve de kızı bu timsahtan esinlenerek; hiç sevmediği, istemediği halde üzülüyor numarası yapar. Maksat zavahiri kurtarmak, ele, güne karşı durumu idare etmek. Bu biraz da hiç dinle, diyanetle ve inancı olmadığı halde ‘’Elfatiha’’ çekildiğinde abdestsiz  namaz kılanlar gibi avuçlarını açıp, duaya duran ve dudaklarını tepreten yalancı ve sahtekarları da anımsatır.

Ben size timsahın bir başka özelliği ve gerçekliğini anlatmak istiyorum.

Gözlemleyip  kadarıyla –ki hayatımda canlı timsah görmedim- timsahın bir başka özelliğini anlatmak istiyorum.

Dört ayaklı hayvan ve iki ayaklı insanın çeneleri altan oynar.

Ama bir tek timsahın farklıdır.

Timsahın çenesi üsten açılır  ve kapanır.

Bunun nedeni ise timsahlar göllerde, nehirlerde yaşar. Altan oynayan bir çeneye sahip olsaydı boğulurdu. İster tanrı veya buna doğa anamız diyelim timsahı bu nedenle farklı yaratmıştır. Buraya kadar her şey tamam. Asıl ilginç olan timsahın bir başka özelliği var. 

O da şudur:

Timsahın midesinde zehirli bir pıhtı birikir. Timsah bununla nasıl baş ediyor biliyor musunuz?

Timsah belli zamanlarda kıyıya çekilir. Kumsallara sere serpe uzanır. Ağzını açar ve bekler. Kimi mi bekler?

Serçe kuşunu?

Timsahin adeta bir tamamlayanı, sevgilisi ve olmasa olmazı bir serçe çeşidi var. Sanki randevüleşmişler gibi. Timsah çenesini yukarı kaldırır ve sabırla bekler. Kuş gelir, açık ağzından içeri girer. Timsahın midesine iner. O iltihaplı bölgeyi siler, süpürür ve karnı doyunca geri çıkar. Bu süre zarfında timsah zevkten dört köşedir ve çenesini asla kapamaz. Kapatsa serçe kuşu ölecek. İltihap kalacak ve zaman içinde timsah da ölecek.

İşte –bana gör- doğa ve Yüce Yaradan doğal bir mükemmel bir uyum ve doğal denge sağlamıştır. Timsah kuşa, kuş timsaha mecbur ve mahkum olmuştur.

Bu hayvanlar aleminde olduğu gibi; insan topluluğunda da var. Bir sosyal denge mutlaka vardır.

Mesela son iki yılı aşkın bir zamandan beri ben ve 40 yıla yakın tanışmışlığımızın olduğu bir eski arkadaşım vardı.

O bir başka bir şehirden benim bulunduğum şehre gelecekti. Ben hasta ve yanlızdım. İyi bir kocalığı becermediğimden, kadınlarla papaz olmamdan dolayı yanlızdım. Arkadaşımı yanıma aldım. Bu iki yıl zarfında defalarca hastahanelere düştüm. Arkadaşım hep beni ziyarete geldi. Evi ve imkanları paylaştık.

Ki bir insanla bu kadar uzun zaman evimi paylaşmam ve ikili hayata geçiş hayli zordu. Ama bir birimize yardımcı olduk. Daralmalarımız oldu. Tatsızlıkla da oldu ve bu süreyi kazasız belasız atlatacaktık. Yalnız taktir etmek gerekir ki; bu hayat benim hayatımdı. Yanlızlık benim bir mecburiyetimdi. Ve hiç kimsenin yardımı olmadan bu ömrümün bağbozumunu tamamlamak istiyordum. Bunu ev arkadaşıma söyledim. Bir süre verdim. Süre de tamamlandı ve kesin çıkış tarihi önüne koydum.

İşte burda biz insanlar ve hayvanlar aynı olamıyoruz.

Timsah ve kuşun doğal işlemi biz insanlarda olmuyor.

Bir insanı kırk yıl sırtında taşı. Bıraktıktan kırk dakika sonra düşman oluyorsun.

Ki bende bir felsefe artık: ‘’İyilik yap , denize at. Balik bilmese halik bilir.’’’dir.

İyilik yapmak bir vicdan temizlemedir. Vicdanını temizlerken, asla minnet etmem.

Sevgide geri dünüşü beklemem. Beklersem tucar olurum.

Ama malesef biz Kürdler ve Ortadoğulu insanlar bunu bir türlü beceremiyoruz.

Bu anlamıyla Timsah ve kuşun doğal yardımlaşmasına ve dostluğuna hayran kalıyorum.

Bunu da Doğa Anamızın kerameti olarak görüyorum.

26 Eylül 2020

Almanya-Essen

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here