Toprağın altına huzur, toprağın üstünde de barış istiyoruz..

0

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Hatay’da konuştu. “Biz kötülüğe itiraz ediyoruz ama iyiyi de iyiliği de inşa etmek lazım.” diyen Sancar, şunları söyledi:

“Bu buluşmalarla biz yeniyi iyilik ve adalet temelinde, vicdan ve özgürlük temelinde çoğulculuk ve eşitlik temelinde kurmak için ortak güç yaratma arayışındayız. HDP’siz bir yeni yaşam mümkün değil diyoruz ama sadece HDP’yle de olmayacağını biliyoruz. O nedenle kendimizi parti olarak bütün buluştuğumuz oluşumlarla, kesimlerle, temsiliyetlerle eşit görüyoruz. Burada ortaya çıkacak olan dönüşüm gücünün eşit bir parçası olarak var olmak istiyoruz. O nedenle buradan doğacak olan dönüşüm gücü, ortak güç olacaktır. Hep birlikte değişime, yeniye yürüyen bir güç olacaktır.

Bekleyerek sadece bulunduğumuz odalarda, parti ve dernek binalarında, evlerde sızlanarak bu kötülüğü durduramayız. Bu iktidar bir yandan savaş politikalarını bütün bölgeye yaymaya azmetmiş görünüyor. Yanı başımızda Suriye’de 8 yıldır devam eden savaşın acı bilançosu her gün karşımıza yeniden geliyor. Ama herhalde bu bilançoyu bu acıyı en çok hisseden şehirlerin başında Antakya geliyor.

Sadece Suriye savaşı değil şimdi yeni bölgelerde savaş oyunları tezgahlama peşine düşen bir iktidar zihniyetiyle karşı karşıyayız. Eğer hep birlikte barış için bir araya gelmezsek bu politikalar daha binlerce, on binlerce insanın canına, on yıllar sürecek yaraların açılmasına yol açacaktır. O nedenle bizim acil ihtiyacımız barışın gücünü oluşturmak, sesini yükseltmektir. Barış sadece bu toprakların meselesi değildir. Türkiye’de çok derin bir barış meselesi var. Bu barış meselesi Kürt sorunu ile bağlantılıdır. Kürt sorununda demokratik çözüm bu ülkede barış için vazgeçilmez şarttır. Bir yanda ülkede barışı, demokratik çözüm temelinde talep ederken öte yandan bölge barışı için de bütün halklara ve bölgedeki barış güçlerine çağrı yapmak istiyoruz.

İnsanları kimliklerinden ve inançlarından mahrum bırakmak için zulüm yolların başvurduklarında barış bozulur. O nedenle barış ile özgürlük ve eşitlik arasında ayrılmaz bir bağ vardır. Bu iktidarın zihniyeti her gün farklı uygulamalarla ortaya çıkan bir ayrıştırma, düşmanlaştırma ve tekleştirme zihniyetidir. Böyle bir anlayışı ayakta tutabilmek için başvurabilecekleri en etkili yöntem korku salmaktır. Bu korkuyu polis ve mahkemelerde salabilirler ama başka yöntemlerle de korkuyu yaygınlaştırırlar. El altından tehditlerle bunu yaygınlaştırırlar. Bu toprakların hafızasında kıyımlar var, kırımlar var, soykırımlar var. Eğer bugün belirli inanç mensuplarının sayısı çok azalmışsa, geçmişteki bu kötülüklerdendir.

İnsanlara geçmişe dair bu acıları kullanarak korku salmak da bu kötülük iktidarının bir yönetim tekniğidir. Ama eğer korkuya teslim olursak umutlarımızı kaybederiz değerli kardeşlerim. Korkuya teslim olursak vicdanlarımızı kaybederiz. Korkuya teslim olursak kendimizi kaybederiz. Korkuya karşı çıkmak haysiyete sahip çıkmakla eş anlamlıdır.

Bir insanın dili haysiyetidir, kimliği ve inancı haysiyetidir. Bunlara yönelik her saldırı haysiyete yönelik saldırıdır. O nedenle özgürlük ve eşitlik mücadelesi aynı zamanda bir haysiyet mücadelesidir. Haddimi aşmadan bir iki cümle sarf edeceğim. Dinler tarihi konusunda, benden daha iyi söz edecek katılımcılar var. Herhalde bunu söylersem yanlış olmaz. Bütün dinsel inançların temelinde zulme itiraz vardır, zulme başkaldırı vardır. Ne zamanki inançlar bir iktidar aracı haline getirilmişse, işte o zaman bu asli kaynaklarını kaybetmiştir. O zaman iktidarların yok edici zulüm politikalarının ortaya çıktığı her yerde inançlar adına çok ciddi meseleler ile karşılaşmak durumunda kalınır.

Bu nedenle çağrımız samimi bütün inananlaradır. Her dilden her dinden her mezhepten her inançtan gelin inançlarımızın kaynağını oluşturan o zulme karşı çıkma ruhunu ortaklaştıralım. Bizi birleştirebilecek, buradaki bütün farklı inanç gruplarını bir araya getirecek en güçlü temel budur. Evet eğer bunu başarabilirsek o zaman Sünnilik adına Aleviliğe zulmü de kaldırırız Müslümanlık adına diğer inançlarla, dinlere Musevilere, Hıristiyanlara, Êzidiliğe zulmü de ortadan kaldırırız.

Kim ki bir dini bir inancı diğer inançların ve dinlerin bastırılması için kullanırsa en başta temsil etme iddiasında bulunduğu inancın mensuplarına haksızlık yapmış olur. İtirazı ise en başta kendi adına bu zulmü uyguladığı iddiasında bulunulan o inançların mensuplarının yükseltmesi beklenir. Biz burada bu ortak temelde buluşabileceğimize inandığımız için bu toplantıları gerçekleştiriyoruz. Bu ülkeye kardeşliği ama eşit kardeşliği, özgürlüğü ama gerçek özgürlüğü hep birlikte getireceğimize inanıyoruz.

Geçmişe adalet istiyoruz. Geçmişte yaşatılanlarla gerçek bir yüzleşme istiyoruz ki toprağın altı huzur bulsun. Mezarsız ölülerin yası tutulabilsin ki bugüne daha güçlü bir eşitlik ve kardeşlik köprüsü oluşturabilelim. Toprağın altına da huzur istiyoruz. Toprağın üstünde de barış istiyoruz. Onun için hep birlikte geçmişe adalet, bugüne adalet, yarına adalet diye haykırıyoruz. Eğer bunu başarabilirsek gerçek anlamda bir medeniyeti de bu topraklarda inşa etme imkanını yakalamış olacağız. Geçmişe adaleti hakikat temelinde ortaya çıkaracağız, geleceğe ve bugüne adaleti de özgürlük ve eşitlik temelinde yaşayacağız.

Biliyorum buna gücümüz yeter, yeter ki korkuyu aşalım, gücümüze inanalım, yeter ki bu ülkede zayıf ve az olduğumuz yanılsamasını öncelikle biz yıkalım. Biz az değiliz. Bu ülkede kardeşlik ve özgürlük isteyenler çoğunluktadır. Adalet isteyenler çoğunluktadır, yeter ki kendimize güvenelim. Korku duvarlarını yıkalım.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here