Trump enkazından Biden başarısına

1

Donald Trump, arkasında tam anlamıyla bir enkaz bırakarak Biden’ın yemin töreni öncesinde aynı gün Washington’dan ayrılarak Florida eyaletinde, Palm Beach’deki  sahibi olduğu Mar- a-Lago özel Golf Klübüne gitti. Washington’dan ayrılırken yaptığı veda konuşmasında, “bir şekilde tekrar döneceğim” derken döneceğinin de korkutucu haberini verdi. Korkutucu tanımlamam, Trump yandaşlarının giderayak A.B.D.’nin kalbi Capitol Binasında yaptıkları beş kişinin ölümüyle sonuçlanan akıl almaz tahripkar terör eylemleri, Trump’ın  A.B.D. gibi büyük bir devleti Dünya Sağlık Teşkilatından ve Paris İklim Değişikliği Anlaşmasından çıkarması, İsrail’in başkentini Kudüs’e taşıması vb icraatleri nedeniyledir.

20 Ocak 2021, A.B.D. tarihinde olduğu gibi sonuçları itibarıyla dünya tarihinde de önemli bir dönüm noktası olacak diye düşünüyorum. Trump’ın hem kendi ülkesinde toplumu bölmesi,  hem dünyayı birbirine düşüren ayrımcı politikaları sonucu Joseph R. Biden Jr.’ın Başkan olarak görevi zorlu geçecek. Biden’ın dün yabancı televizyon kanallarından seyrederek izlediğim Başkanlık yemini törenleri sırasındaki gösteri ve konuşmalar hepimiz için çok önemli. Biden’ın itidal dolu, barış vaad eden konuşması hem açık hem kapalı mesajlarla dolu.  Biden aynı zamanda ilklere imzasını atan bir başkan. 46. Başkan olarak tarihe geçen Biden, bu güne kadar seçilen en yaşlı (78) ve  John F. Kennedy’den sonraki  Katolik dinine mensup ikinci başkan. Biden, annesi Hintli  Shyamala Gopalan, babası  Jamaika asıllı Stanford Üniversitesi profesörü Donald Harris olan Kamala Harris’i  Başkan Vekili seçerek A.B.D. tarihinde bir ilke öncülük etti.

Biden’ın konuşması öncesinde Cizvit rahip Leo Donovan, dua çağrısı ( invocation speech) yaptı. Neden rahip Donovan derseniz cevabım tanışmalarının 30 yıl öncesine dayanan bir dostluktan kaynaklanıyor olması. Rahip Donovan, George Town Üniversitesinin başkanı iken 1992’de, Joe Biden’dan öğrencilere din ve siyaset arasındaki ilişki konusunda bir konuşma yapmasını rica ediyor. İyi bir Katolik olan Biden kabul ediyor ancak yıllar sonra bu konuşmasını hazırlarken çok zorlandığını itiraf ediyor. 1992  Biden için çok zor bir yıl. İlk eşi ve üçüncü çocuğu bir traktör sürücüsünün yaptığı kazada hayatlarını kaybediyorlar. Biden, 2015’de oğlu Beau Biden beyin kanserinden vefat edince Kilisede cenaze töreni yapmasını rahip Donovan’dan rica ediyor.

Rahip Donovan’dan sonra seçim kampanyasında Demokrat Partiye destek veren Lady Gaga Amerikan Ulusal Marşını kendi yorumuyla okudu. Ulusal Marşdan sonra yemin töreni Başkan Vekili Kamala Harris’in yemini ile başladı. Bu yeminden sonra A.B.D.’indeki Latin Amerikalıların oylarının Demokrat Partiye gitmesini sağlayan J.LO yani Jennifer Lopez kürsüye gelerek popüler Amerikan ezgilerinden oluşan bir şarkı söyledi. Şarkıda “Kaliforniya’dan New York Adasına kadar bu topraklar sizin ve benimdir” dizeleri büyük alkış aldı.

Biden, konuşmasında  seçilmesini “244 yıllık demokrasi göstergesi” olarak tanımlarken  244 yıl önce İngiltere’ye karşı başlatılan Amerikan Bağımsızlık Savaşındaki ilk zafere yani Saratoga Savaşına atıfta bulundu. Bu savaş Amerikanın İngiltere’yi kuzey Amerikadan tamamen çıkardığı ilk savaştı. Diplomat olarak araştırma yaparak çok sayıda konuşma hazırladığım için Biden konuşmasının her kesime mesaj veren konuşmasının bu dönemde özellikle çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Biden, geleneksel başkanlık yemini sırasında bizdeki Anayasa Mahkemesi olan Yüksek Mahkeme Başkanı John Roberts’ın  tekrarladığı yemini eşi Jill Biden’ın tuttuğu İncil’in üstüne elini koyarak yaptı.

Biden, konuşmasında, sadece seçimi değil demokrasiyi de kutladıklarına vurgu yaparak birkaç gün öncesinde şiddet eylemlerinin olduğunu şimdi ise barışın hüküm süreceğine inandığını ifade etmiş sadece törende bulunan Amerikan eski Başkanlarına ( Bush Jr, Clinton ve Obama) teşekkür etmiştir. Biden, konuşmasında Trump’a kesinlikle atıfta bulunmadı, onun adını kullanmadı.

Biden, mücadele edecekleri konuları; ölümcül virus, kanunsuzluk ve şiddet olarak sıralamıştır. Sık sık birlik ve demokrasiyi cümlelerinde yer veren Biden, ırkçılık, korku ve şeytanlaştırmanın ülkeyi böldüğünü bununla savaşmak içinse  birlik, tarih, inanç ve mantığın öne geçeceğini, istihdamın arttırılacağını, işsizlik sorununa çözüm bulacaklarının altını çizerek artık yeni bir başlangıç yapmanın zamanı olduğunu belirtmiştir. Ulusal birlik için iyimser çağrılarda bulunan Biden, tüm Amerikalıların başkanı olacağını belirterek böylece  tüm devlet başkanlarınca kullanılan bir klişeyi de kullanmıştır. Bunun örneklerini yakın zamanda gördük; hayat tarzınıza karışmayacağız, ben hepinizin cumhurbaşkanıyım diyen devlet adamlarının  bu sözlerinde durmadılar. Biden ise birleştirici olmak inancını taşıdığı için ifadesinde samimi görünüyor.

Biden, bu törenlerin başlamasından önce kendi kilisesine giderek ailesi, Kamala Harris ile  eşi, Cumhuriyetçi ve Demokrat senatör ile milletvekillerinin bazılarının da katıldığı ayinde dua etmiştir. Konuşmasında Kilisesinin azizi olan Aziz Augustin’in “sevginin temel unsurları” olan şeref, onur, gerçek ve güven duygusuna atıfta bulunmuştur.

Konuşmasında neden  Aziz Augustin’e referans yaptı derseniz bir Vatikanist olarak yanıtım  şu olacak: M.S.IV.yüzyılda o zamanlar Roma İmparatorluğu sınırları içinde kalan bugünkü Cezayir’de doğan Augustin, Katolik Kilisesinin en önemli felsefe ve teologlarındandır. Katolik Kilisesi tarafından  Roma’dan İngiltere’ye gönderilerek Augustin’in Katolik inancını yayması istenmiştir. Sokrat ve Platon’dan etkilenen Aziz Augustin için Devlet Tanrının yeryüzündeki temsilcisidir. Tabii bu tanım daha sonra  Yeni Ahit’te “Sezar’ın Hakkı Sezar’a” olarak tanımlanarak devlet ve din işleri birbirinden ayrılmıştır. Bu ince ayrıntıları bilen Biden’ın iyi bir  dindar ve dinine saygılı bir insan olduğunu söylemek mümkün. Bu nedenle ilk fırsatta Vatikan’ı ziyaret etmesi ve Vatikan ile ilişkilerine dikkat edeceğini şimdiden söylemek mümkün.

Biden’ın, konuşmasında, ülkedeki terör eylemlerinin sonlandırılacağını ifade etmesi ve  “beyaz üstünlüğü”nü kaldıracağını söylemesi Trump’ın ırkçı ve ayrımcı politikalarına, örmek istediği her türlü duvara doğrudan bir yanıt teşkil ediyor. Konuşmasında annesinin ” biran için kendini onun ayakkabısının içinde gör” ifadesine atıfta bulunarak empati yapmanın önemine değinen Biden, barış, ilerleme için destek istemiş ve İncil’deki bir risaleye atfen ” …sabahları ışık olur” bu nedenle Amerika bir sınavdan geçmiştir diyerek  karanlık Trump döneminin sonunda aydınlığın geldiğine işaret etmiştir.

Salgında ölen 400 bin Amerikalı için törene katılanlardan “sessiz dua” ( silent prayer) isteyen Biden, önceliklerini sık sık tekrarlayarak salgın, sistemli olarak uygulanan eşitsizlik, iklim değişikliği ile başedeceklerini ve bu mücadeleleriyle  ilerde de  “yargılanacaklarını” belirtmiş,

Ulusal marşdaki ” Amerikan Rüyası”nı gerçekleştirmek istediklerini sözlerine eklemiştir.

Biden’ın, demokrasi, eşitlik, birlik, salgın, eğitim, istihdam, terör ve barışa önem vermesi ileride yapacaklarına ışık tutması bakımından önemli. İttifaklara önem verdiğini belirten Biden’ın  ittifaklar olarak kastettiği NATO, Avrupa Birliği gibi örgütler ile Trump döneminde ABD’ne Trump’ın tutumu nedeniyle yan bakan Avrupa kıtası ülkelerini yani Avrupa’yı saymak mümkün.

Konuşmasının sonunda tanınmış  sanatçı Garth Brooks’un  söylediği ve bir kilise ilahisi olan  Yüce İnayet olarak da çevrilebilecek “Amazing Grace” ise XVIII.yüzyılın sonunda vatanlarından koparılarak köle ticareti için İngiltereye götürülen Afrikalı ve Karaipliler için 1779’da yazılan bir ağıt.

Edebiyat öğrencisi şair  22 yaşındaki Afrika Amerikalı Amanda Gorman’ın eşitlik temalı, ayrımcılığa karşı yazdığı şiirle  devam eden tören, Bethel  Afrika Metodist Kilisesi rahibi Dr. Sylvester Beaman’ın Takdis  (Benediction) hitabı ile sona erdi. Biden’ın törenini sunan ise Demokrat milletvekili bir kadındı.

Birçok ilke imza atan yeni Başkan Biden aynı gün akşam üzere imzaladığı 17 Yürütme Kararı ile özetle, Trump döneminde olmayan White House başta olmak üzere federal binalarda   maske zorunluluğu konusunda ve İklim Değişikliği Anlaşmasına tekrar dönüş ile Dünya Sağlık Örgütüne tekrar giriş gibi kararları imzalamıştır.

Birçok ilke imza atarak görevine başlayan Başkan Biden’ın Amerika içinde ve dünyada düzeltmesi gereken ilişkilerinin yanısıra bunları nasıl yapacağı da önemlidir. Örneğin Teksas eyaletinin başkenti Austen’da, silahlı Trump yandaşlarının A.B.D.’inden ayrılıkçı ifadeleri, Biden’ı istemediklerini yemin günü bile açıkca belirtmeleri, bölünmüş Amerika’yı tekrar birleştirmenin zorluklarını gösteriyor.

Diplomasi dilini çok iyi kullanan, barış, demokrasi, birlik, eşitlik, insan haklarını her fırsatta dile getiren Başkan Biden’ın Türkiye’ye karşı tutumu ise Dışişleri Bakanlığına getirdiği Antony Blinken’ın yaptığı bir konuşmada saklı. Blinken’ın Türkiye için ” Sözde stratejik ortak” ifadesi ile Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinin ve doğrudan S -400 füzelerinin altını çizdiği çok açık.

Önümüzdeki aylarda  A.B.D. iç ve dış politikasındaki gelişmeleri hep birlikte izleyeceğiz.

Önceki İçerikReformlardan sonra seçim mi var?
Sonraki İçerikDayanın can dostlarım, az kaldı
Deniz Kılıçer
Ocak 2019'da emekli olmuştur. Dışişleri Bakanlığı Statejik Araştırma Merkezi Başkan Yardımcılığı ve Başkan (2011- 2012). Vatikan Büyükelçiliği Birinci ve daha sonra Elçi Müsteşar (2006-2011). Protokol Daire Başkanı (2001-2005). İsveç Stokholm Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı (1998-2001). Slovenya Ljubljana Büyükelçiliği Müsteşarı (1996-1998). Boru Hatları ve Enerji Dairesi Başkanı (1994-1996). Kafkas İşleri Dairesi Şube Müdürü (1992-1994). Hollanda Deventer Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı (1988-1992). Enformasyon Dairesi Başkatip (1986-1988). Endonezya Cakarta Büyükelçiliği İkinci Katip (1984-1986). Londra Büyükelçiliği İkinci Katibi (1980-1983). Kıbrıs Siyasi İşler Dairesi İkinci Katip (1978-1980). Papalık Gregoryen Üniversitesi Temel Teoloji Lisansı Diploması(2007-2010). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü SBF Master Derecesi (1988). Basılı Tez: “İngiliz İmparatorluğundan Commonwealth'e:İki Dünya savaşı Arasında Çanakkale Krizi 1919-1939”. "London School of Economics"'de misafir öğrenci (1988). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Lisans Diploması (1976). Ödüller İtalya Cumhurbaşkanı G. Ciampi tarafından Ankara'da tevdi edilen “Şövalye” ünvanı (Cavallieri Stella Stara per la Solidarita Italiani) Eylül 2005. İran Büyükelçisi Dowlatabadi tarafından tevdi edilen Humeyni Altın Nişanı Eylül 2005. Dinlerarası diyaloga katkılarından dolayı Papalık Tiberina Akademisi Şeref Üyeliği Kasım 2007. İngilizce, Maley dilleri (Bahasa Endonezya ve Maley) İtalyanca bilmektedir.

1 YORUM

  1. Koltuğu zoraki bir şekilde devreden Trump bir tür dindarların, koltuğu devir alan, görmüş geçirmiş biri olan Biden, bir başka tür ve daha da dindar biri. Her ikisi de birbirinden nefret etse de, diğer bütün başkanlar gibi ortak yanları, İncil’e el basarak, and içerek göreve başlamış olmaları. Deniz hanımın bu yazısını okuyanlar onlarda dine devlet düzeyinde verilen önemin işaretlerini çok net olarak görebilir. Kuruluşlarından beri bu kültür hakim. Dine olan saygılarını, inançlarını, güvenlerini paralarına geçirmişler. Madalyonun bir yüzünde, dinin para kadar önemli olduğunu sembolize eden bir olay bu. Bizimkiler, devletin (Osmanlı) koltuğuna kurulurken henüz ilk aşamasında “aman şu devleti, ne yapıp yapıp baş belası dinin-dindarların etkisinden kurtaralım” telaşıyla düşüncesiz ve haşin bir şekilde yeni geleneği başlatmış oldular.

    Muhtemelen, toplumda hoşlanmadıkları bir takım dindarlar üzerinden DiN’den ve Kuran’dan uzak durmuşlardır. Kuran’a el basmak şöyle dursun sonraki dönemlerde bahanesini bulup müslüman halkın evlerinden Kuran’ı yasak bir kitapmış muamelesiyle toplatmışlar. Allah’ın son Kitabı Kuran’a verien değer(sizliğ)e karşı, bir önceki baskısı olan İncil’e verilen önemle inanç/iman meşalesi Kuzey Amerika’da yükseImiş oluyor. Böyle bir yükselme tabi ki otomatikman gelişme getirecektir. Gerisi geliyor tabi, çalışmakla… eşyanın ve insanın tabiatına uygun bir şekilde ve sinerjiyle çalışmakla. Bu meşale sonradan yazılmış olduğunu, baskı hataları olduğunu kendilerinin de kabul ettiği kitaptan alıyor bütün enerjisini ve motivasyonunu, ana damar ve ana özellik bu.

    İşte, o ülkede Tanrı-kaynaklı bildikleri güvendikleri ve hâlâ el üstünde tuttukları kitabın orijinali bizde. Ama, bizim çok bilmiş kurucu babalarımız, bunu idrak edememiş, bu potansiyelden faydalanamamıştır. O gün başlatılan kutuplaşma tabandan kopuk, burnu havada bir tavan yaratmıştır (elit tabaka). Kuruluş aşamasındaki kutuplaşmanın tetiklemesiyle dalga dalga günümüze gelmiştir, nereden nereye… Yani, CeHaPe’den AkePe’ye. İlk dönem ve şimdiki son dönem! Her iki dönemde de olan ne yazık ki DiNe oluyor, kitabının orjinalinin ve son baskısının bizde olan dine. “Alçaktan sürünme” modundan kurtulamama halimiz muhtemelen kıymetini bilememiş olmaktan kaynaklanan mahkumiyetimiz ile de ilişkili. Sadece farklı bir yorum meselesi….

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here