- Kabinedeki 17 bakanın 9’u kadın.. - 30 Mart 2022
- Tarihe geçti.. - 30 Mart 2022
- Virüs patojenlerinin küresel takibi için 10 yıllık plan.. - 30 Mart 2022
HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin Meclis Grup Toplantısında konuştu. “İktidar kamu kurumların halkın kaynaklarını vakıf, cemaat ve SADAT gibi paramiliter organizasyon ve 5’li çete gibi yandaşlara pay etmektedir.” diyen Sancar, şunları söyledi:
“Halka kuru ekmek bile kalmamaktadır. Bu soygun ve talan düzenini mutlaka değiştireceğiz. Savaş politikalarına itiraz etmedikçe gerçek muhalefet yürütmek mümkün değil. Savaş politikalarına karşı en güçlü birlikteliği her yerde oluşturacağız. Bunu büyük bir barış hareketine dönüştürdüğümüz anda iktidarın sonu gelir. Bunun için hazırız.
Derinleşen yoksulluk karşısında iktidar savaş politikalarına sarılıyor. Bütün iyi insanlara sesleniyoruz, bu savaş ve nefret diline itirazınızı dile getirirseniz o sesler büyüyecek ve mutlaka buluşacak. Hangi kumpası kurarlarsa kursunlar HDP durmayacak. Türkiye siyasetine yön ve ufuk vermeye devam edecek. Halkın gerçek alternatifi olmaya devam edecek. Şimdi geleceği inşa etmek için kolları sıvadık. Büyük barışı, eşit ve ortak yaşamı hayata geçireceğiz.
İktidar yine bir kararname yayınlıyor, Merkez Bankası’ndan 3 kişiyi görevden alıyor. Düzenin kendisi bozuk, öyle müdahalelerle başkan, başkan yardımcısı değiştirmekle daha fazla çöküşe yol açarsınız. Değişmesi gereken iktidar politikaları ve bu sömürgen düzendir.
Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) aracılığıyla devleti ve kamuyu kendi arka bahçelerine çevirmişler. Bu ilk örnek değil, kesin olarak belgelerle başka örnekler de çıkacaktır. TÜGVA’nın çalışanlarının da bu belgelerin doğruluğunu kabul etmesi, TÜGVA Başkanı’nın önce kumpas, sonra sızdırıldı diyerek itirafta bulunması, bu liyakatsız alımları doğrulamıştır.
Çürüme dediğimiz budur. Bu düzen kokuşmuştur, her tarafından pis kokular yayılmaktadır. Toplumu da bu çürümeye mahkum etmek için yalan düzenini tam hız işletmeye devam ediyorlar ama nafile, tutmuyor tutmayacak. Karşılarında direnenler, hakikat arayıcıları, hak mücadelesinin savunucuları var.
Hep kul hakkından söz edenler bunlar. Kul hakkına girdikleri yetmiyor gibi yerleştirdikleri bu vasıfsız ve yandaş elemanları ile kamu kurumları ve yargıdaki işleyişte de birçok başka büyük soruna yol açıyorlar.
Merve Çavdar, KPSS’yi kazandığı halde atanmadı, intihar etti. Böyle yüzlerce gencimiz var. O yandaşları oraya yerleştirdikleri için emekleriyle bir yere gelenler iş bulamıyorlar, hayatı bile bırakabilecek noktaya gelebiliyorlar. Buna hiç kimsenin hakkı olmadığını her seferinde ortaya koyacağız.
Adalet mücadelesini bu yüzden her türlü bedeli göze alarak yapıyoruz. Yargıdaki çürümenin bir ayağı da tam burada işte. Yandaşlarını yargıya yerleştiriyorlar, yargıdaki savcılarla kumpas davaları açıyorlar, yargıçlarla mahkumiyet veriyorlar. O yüzden bütün bu davalar siyasidir, kumpastır. Ne delil ortaya koyabiliyorlar ne de gerekçelerini haklı çıkarabilecek cümle yazabiliyorlar.”












