Türk Lirası Şaha Kalkıyor (!)

1

Haftanın başından beri yine dolarla yatıp dolarla kalkmaya başladık. Her gün kırılan yeni rekorlardan sonra zaten aksi bir durum beklenemezdi. 11 Ocak akşamından itibaren ise dolardaki rüzgar tersine döndü. 3,94 TL’yi gören dolar 3,75 TL’ye kadar indi. Sosyal medya yine çalkalandı, ‘İşte şimdi Türk Lirası şaha kalktı’ lafları tekrar dile getirilmeye başlandı. Tekrar diyorum, çünkü aynısı çok değil, bir ay kadar önce ‘bozdoları’ kampanyası sırasında da söyleniyordu.

Ne oldu da düştü?

Türkiye’de yaşayan sıradan bir vatandaş da olsak günlük sohbetlerde ele aldığımız konular hiç de sıradan değil. Gün oluyor bir hukukçu gibi anayasanın içeriğini değerlendiriyoruz, gün oluyor bilişim uzmanı gibi VPN servislerini masaya yatırıyoruz. Bu aralar ise hepimiz ekonomistiz. Dolayısıyla aktaracaklarımı zaten çoğunuz biliyorsunuzdur ama yine de ufak bir özet geçmiş olayım.

11 Ocak akşamı ve 12 Ocak günü dolarda yaşanan düşüş ortalama bir vatandaş olarak hepimizi sevindirdi. Türk Lirasının biraz da olsa tekrar değer kazandığını, yani cebimizdeki paranın erimediğini gördük. Bunun arkasında iki neden vardı.

1-Trump’ın açıklamaları: Trump’ın bizim saatimizle 11 Ocak akşamına denk gelen konuşmasında, ABD ekonomisine yönelik yeterince tatmin edici (tatmin edici tabiri burada piyasalar açısından geçerli) bir içerik olmadığı sonucuna varıldı. Bunun sonucunda dolar tüm dünyada bir miktar değer kaybı yaşadı. Bu vesileyle Türk Lirası da dolar karşısında bir miktar değerlenmiş oldu.

2-Merkez Bankası’nın müdahalesi: 12 Ocak günü Merkez Bankası’ndan dolara müdahale geldi. Bu olay haberlerde ‘Merkez Bankası haftalık repo ihalesi açmadı’ şeklinde yer aldı. Peki bunun anlamı nedir?

Basit bir anlatımla olay şöyle:

Şu sıralar ‘Merkez Bankası faizleri yükseltsin’ denilen faizin adı politika faizi. Bu politika faizi kabaca piyasaya verilen paranın fiyatı. ‘Faizler yükseltilsin’ denilince aslında söylenen, paranın fiyatı yüksek olsun, böylece paraya talep az olur, bu sayede de piyasaya verilen paranın miktarı azalır. Paranın miktarı az olursa da değeri artar. Düz mantık yani.

Ancak son dönemlerde yaşanan gelişmelere baktığımızda görüyoruz ki Merkez Bankası faiz artırımına yanaşmıyor, artırım yaptığında ise doları düşüremeyecek kadar az bir miktarda yapıyor. Nitekim, 12 Ocak günü yapılan müdahale de politika faizini artırmak değildi. Fakat Merkez Bankası faiz artırmak yerine haftalık repo ihalesi açmayarak müdahale etti. Aslında piyasaya yine para verilmemiş oldu. Yukarıdaki paragraftaki mantıkla aynı kapıya çıkıyor yani. Piyasaya para verilmeyince Türk Lirası miktarı azaldı ve değeri yükseldi. Bu sayede dolar 3.75 TL seviyesine gerilemiş oldu.

Reklam

Aslında olan

Bu müdahale ile yapılan özetle şuydu: Merkez Bankası dedi ki, size ihale ile para vermiyorum ama isterseniz ‘Geç Likidite Penceresi’nden para verebilirim. Bu Geç Likidite Penceresi de belirli bir saatten sonra piyasaya para verme işlemine verilen isim. Haftalık repo ihalesinde faiz oranı %8, gecelikte ise %8,5 iken, bu Geç Likidite Penceresi’nde oran %10. Yani özetle, kısa süreliğine ve sınırlı bir miktarda olmak üzere faiz artırımı yapılmış oldu.

İyi mi oldu? Doları düşürdüğüne göre elbette iyi oldu. Peki ama ‘kulağı öbür taraftan göstererek’ yapılan bu işlemler ne kadar daha sürebilir? Örneğin Merkez Bankası sürekli bu yöntemi kullanabilir mi? Eğer sürekli kullanırsa piyasada bunun bir anlamı kalır mı? Bu yöntem hep uygulanırsa bunun normal faiz artırımından bir farkı olur mu? Madem bu yöntemle Türk Lirası şaha kalkacaktı, 3.94 TL olana kadar neden yapılmadı? Yoksa bu sürdürülebilir bir şey değil mi?

Bunlar tabi afaki sorular, önümüzdeki günlerde neler yaşanacak bilemiyoruz.

Şimdilik dost sohbetlerinde ‘dolar bu aralar neden düştü’ sorusu için yukarıdaki açıklamaları kullanmak yeterli. En azından ben öyle yapıyorum. Ötesine ahkam kesmek pek iyi değil. Yoksa ‘Bakın dolar 3.35’e düştü, Türk Lirası şaha kalktı’ dedikten sonra doların 3.90’lara kadar olan yükselişini izleyenler gibi oluruz.

1 YORUM

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here