Türk Sağının Depremle İmtihanı Vol2: “Dün Dündür ve Dünle Beraber Gitmiştir”

0

İstanbul’da bugün tam 29 okulda ders yok. Perşembe günkü sarsıntının etkilediği okullara 1 günlük tatil geldi. Tahmin ediyorum, okulların durumu değerlendirilecek, betonlarına demirlerine bakılacak.
Bu arada havuz basından bol bol “İmamoğlu yalanları” haberlerine maruz kalacağız. ‘Deprem toplantısına davet edildi de, gelmedi’ şeklindeki konu başlığı köpürtülecek.

Ben yarın kapalı kalacak okullara ilişkin haberi okuduğumda 1999 yılının 17 Ağustos akşamında Türk sağının unutulmaz siması ve dönemin Cumhurbaşkanı Demirel’in “altımız çürükmüş” lafını anımsadım.
Ülkeyi 40 yıl boyunca yönetme iddiası ile siyaset yapan, defalarca giden defalarca gelen, bugünlerde sempatik, ama zamanında gayet cabbar ve celadetli olan Demirel ülkenin fay hattı üzerinde sanayileştiğinden ve kentleştiğinden ve bunun gayet sakil olduğundan sanki bihaberdi.

Demirel 7.4’lük Gölcük depremi ile ülkenin altının çürük olduğuna kani olmuştu. Diğer yanda lakabı Barajlar Kralı olan bir mühendisti. Baraj yapan mühendis nasıl olur da ülkenin tektoniğinden, fayından, depremselliğinden bihaber kalırdı.

Ancak Demirel’in meşhur lafları az değildir. Onun çok bilinen bir lafı da “bize plan değil pilav lazım”dır.
Üstelik plan dönemin meşhur dikotomisinde komünist işi bir icattır. Planı komünistler yapar. Biz ise elhamdülillah komünizmle ve dahi planla işi olmayan vatanseverleriz.

Türk sağının bu ülkenin tarihinde en affedilmez hatasıdır bu anti komünizm plağı üzerinden ülkeyi plansızlığa teslim etmek. Demokrasi konusunda hakkını teslim etsek de Adnan Menderes de ülkeyi “küçük Amerika” yapmak isteyen ve plansız kentleşmeyi bu ülkede temellendiren bir karakter olarak tarihte yerini almıştır.

Türk sağının kronik popülizm hastalığının en düçar portresini ise yazık ki 17 yıllık AKP iktidarında tanıdık. Artık mizah malzemesi olan her seçime yerli uçak yerli otomobil afişleri ile girmek sadece seçim kazanmanın bir aracı olsa idi yine de tahammül ederdik.

Ama AKP seçimi, inşaat ekonomisi ve bu zamana kadar kimsenin aklına gelmeyen, cüret edilmeyen imar rantları ile kazandı. Daha birkaç gün önce sözde firmaya ortak olmak, özde ise rantı gerilemiş binaları devralmak olan bir operasyonla inşaat ekonomisinin devlerine can suyu verildi.

Yine de tolere ederdik. Yine de hoşgörü gösterirdik. Ama deprem değil, depremin sarsıntısı ile yarın gözden geçirilecek 29 okulun varlığı zaten gözümüzün önündeki deprem gerçeğini hiçe sayan plansız inşaat ekonomisini daha da çıplak biçimde ifşa etti.

Reklam

AKP seferberliğe teşmil ettiği son birkaç gündeki hareketliliğini 17 yılın hangi döneminde gösterdi de, şimdi İstanbul’un emanet edildiği Ekrem İmamoğlu’ndan rol, görev ve mesuliyet çalarak hummalı bir telaş temaşası ile kendini öne çıkarıyor.

Görünen köyler gözümüzün önündedir.
İstanbul’da sadece Bağdat Caddesinde deprem olacak gibi bu caddenin ve etrafının rantını hafriyat kamyonları taşıdı ama şehrin varoşlarında kahir ekseriyetin yaşadığı semtlerde çarpık sokaklar, çarpık evler varlığını muhafaza etti. Bu da yetmedi imar affı denilen ucube bir sistemle imar yanlışları aç gözlülükleri ödüllendirdi.

Ağustos böceği tam 17 yıl bize şarkı söyledi ama kışın kafasını gösterdiği anda birden karıncadan rol çalma başladı.

İstanbul’da bugün okula gitmeyen 29 okul dolusu çocuğun anası babası çalışıyorsa bu çocuklara kim bakacak? Dünyaya kafa tutan ve bununla övünen bir siyaset çocukları daha birkaç gün önce emanet ettiği binaları şimdi sorguluyor. Bunu yapmanın zamanı bugün zemini bir depremin ayak sesi mi olmalıydı?

Kimse kimseyi kandırmasın.
Deprem için ‘Allaha emanet edilen şehrin’ boşa harcanan bunca yılının sorumluluğu tek bir siyasetin omzundadır.
25 sene namütenahi belediye, 17 sene ülke yönetip “pardon” denildiği nerde görülmüş?

Demirel öleli yıllar geçti, ama zihniyeti iktidardan hiç inmedi.
Sağcılık güçlendikçe hoyratlaştı.
Hoyratlaştıkça hıncını plandan projeden aldı.
Bunun bir örneğinin içinden geçiyoruz.
Kendinin farkında olmayan bir bilinçsiz faaliyet şimdi ‘vah ne yaptım?’ diye diz dövüyor.
Mevlana bize çağlar ötesinden sesleniyor:
“Dünle beraber gitti cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait.
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here