Türk – Yunan Savaşı? Kazanan kim olur?

2

10 Aralık Salı günü, bazı haber sitelerinde dikkat çekici bir haber yayınlandı. Yunanistan Eski Dışişleri bakanı Bakoyannis, ülkesinin Türkiye ile savaşa girmesi halinde yalnız kalacağını ve Kardak’tan bu yana en büyük krizi yaşadıklarını belirtti.

Tarihten ders almış bir politikacı… Alkışı hak ediyor kanımca. Çünkü büyük büyük dedeleri gibi galeyana gelmemiş. Belli ki; galeyana gelmiş atalarının başına neler geldiğini dikkatlice okumuş. Türk – Yunan savaşında Yunan Hükümetinin, İngilizler tarafından savaşın orta yerinde nasıl bir başlarına ve kavruk Anadolu bozkırına nasıl yapayalnız saplandığını iyi analiz etmiş. O savaşta kaç Yunan Hükümetinin istifa ettiğini ve sonrasında ülkesinin başına gelenleri unutmamış. Alkışı hak ediyor dedim ya… İşte bu yüzden…

Ancak, şurası kesin ki, komşu bu konuda hiç rahat durmamaktadır. Bir savaş olur mu olmaz mı? Ben olmayacağını düşünüyorum. Ege üzerinde birkaç “it dalaşı” karşılıklı kara sularını ihlal ve taciz gücü yüksek fakat özünde cılız taarruzlar dışında “Ulusal ve Bölgesel” bir savaş olacağını düşünmüyorum. Bunun taraftarı da değilim. Ancak tetik sırası bize gelirse bundan da geri durmayız. 

Bu savaş elbette ki bir çok “Savaş Lord”unun ağzının sularını akıtmaktadır. Ve birkaç “şovenist” çıkış da görebiliriz. Hatta hükümetler nezdinde de bu tip “çığlıklar” işitilebilir. Ama bu çağda, iki “demokratik” ülke arasında böylesine bir savaş çıkmaz, çıkamaz. 

Bir savaş olursa da bu savaş asla topla – tüfekle – uçakla olmaz. Ekonomik olur, sosyal olur, siyasi olur, hatta teknolojik bile olur ama bir kara – deniz ve hava harekatı olmaz. Eğer çılgının teki aklını kaybedip, egolarıyla “Kabadayı”vari naralar atmazsa ulu orta… Çünkü bilindiği üzere şuan Yunanistan Hükümetinin başında da başka bir “Kasımpaşalı” mevcut… Egolar savaşırsa da olan suyun iki yakasındaki mazlum iki millete olur. 

Bakoyannis, geçmişten ders alarak açıklama yapmasının yanında akıllıca da bir açıklamaya dönüşmüş söylediği kelimeler. İlki, en kötü senaryo olarak düşünürsek, bugün bir savaş durumu ortaya çıkarsa ve dışarıdan hiçbir büyük abi gelip müdahale etmezse Yunanistan’ın savaşta yenilmesi bence 6‘ncı günün sabahını bulmaz. Türkiye topraklarını işgal etmek bir yana bir sabah uyandıklarında “Merhaba, Ben Mehmet. Sizin güvenliğinizi sağlayabilmemiz için lütfen binayı boşaltınız” der Anadolulu bir genç kapılarında. 

Ve tabii ki bu savaş büyük abilerin müdahalesi olmadan ne başlar, ne devam eder ne de sonlanır. Peki sıralama nasıl olur dersiniz? Yunanistan, “yalnız kalacağını” düşünüyor ama ben pek öyle sanmıyorum. İlki, Sırbistan yarı aç olmasına rağmen mavilerin arkasında duracaktır. Ermenistan, Rum Kesimi, Bulgaristan, Romanya da bu safı tercih eder. El altından, Kurtuluş Savaşında olduğu gibi İngilizler, İspanyollar ve Fransızlar, Romanya üzerinden maddi – manevi – lojistik ve personel olarak yardımlarını gönderirler Atina’ya… Kurtarır mı? Elbette kurtarmaz. Büyük Abiler henüz daha meydana çıkmamış olsalar da, el altından hem Ankara’ya hem Atina’ya silah satmaya çoktan başlamışlardır. 

Yunanistan’ın duygusal ve manevi destekleri varken bizim olmaz mı? Asla… Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan ve diğer Türk Cumhuriyetleri, Pakistan aleni arkamızda dururlar. İran, resmi olarak ilan etmese bile bir Romanya da o bulur bize desteklerini el altından ulaştırmak için… Çin? Çin bir muamma ama Çin deklare ederse tarafını işte o zaman bu savaş “Türk – Yunan” savaşı olmaktan çıkar ve çarşı pazar iyice karışır. 

Reklam

Pasta büyük… Pasta kocaman… Silah ve Silah sanayiindeki harcamalar düşünülünce (Türk – Yunan kimsenin umurunda olmaz artık o dakikadan sonra) herkes avuçlarını ovuşturmaya başlayacaktır. “Onlar para kazanmasın, tüm silahları biz satalım” diyenler, “Savaş bir yıl daha uzarsa bizim satış hacmimiz bilmem kaç milyar dolara ulaşacak. Uzatılsın!” diyenler, TV’lerde boy boy; “Masum Yunan evlerine girilip tecavüz ediliyor. Bu duruma daha fazla sessiz kalamayız. Artık biz de bu savaşın içindeyiz” diyen alakalı – alakasız liderler. Papa’dan emir alanlar… Ki Yunanistan, Ortodokstur ama iş paraya – silaha dönerse bence Papa bile Atina’ya gelip Katolik Ayini düzenler. Müslüman dünyasının pek sesini çıkaracağını düşünmüyorum. Nitekim birkaç ülke dışında geçmişte sessiz kalmaları hatta geç gelip güneyimizden bize saldırmalarını düşününce artık “Lütfen sessiz kalsınlar” diye ummuyorum. Gölge etmesinler diyorum… Ki gelip işe müdahil olmaya kalkarlarsa da uzak dursunlar kafi diye düşünüyorum. 

Ve birkaç yıl sonra savaşın bittiğini düşünelim. Kazananın kim olduğunu sorduğumuzda bir çok Türk ve Yunan’ın “Yahu biz neden savaşıyorduk?” diye birbirlerine bakacaklarına eminim. Çünkü savaşın ve öfkenin taze kalması için dünyanın her savaş lordunun tüm birimleriyle hummalı çalışması sonucu, savaşın asıl sebebinin çoktan unutulacağına da eminim. Öfke, kin, nefret ve karşı koyulmaz şiddet eğilimi… Kazanan? Türkiye’nin olmayacağına %100 eminim… Ve Yunanistan’ın da olmayacağına eminim… ABD kazanır, İngiltere – Fransa – Rusya kazanır. Hıristiyan dünyası kazanmaz. Papa koltuğunu sağlamlaştırmaz. Ya da “Müslüman Ülkeler İş Birliği Konferansında” o zaman ki Cumhurbaşkanımız alkışlar içinde kürsüye çağırılmaz. (Aman Cumhurbaşkanımızı özendirmek gibi olmasın) Silah Tüccarları kazanır. Türk ve Yunan dışında herkes kazanır. Kaybeden kim olur peki? Oxford’daki bir İngiliz aile? Moskova’daki yeni evli genç çift? Miami’deki küçük esnaf? Paris’teki ressam? Hayır… Kaybeden kesinlikle onlar olmaz. Ben olurum, sen olursun, o olur… Bizler, onlar kaybeder. 

Politik olarak durum şuan Bakoyannis’in dediği gibi “Kardak Krizi”nden daha büyük olsa da bir “savaş” olması, bir çok kişinin istediği bu olsa bile, olmayacağına eminim. Emin olmak istiyorum.

Düsturumuz tek olmalı bu konuda; “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh…”

2 YORUMLAR

  1. Sn Yıldız, Emin olmayı isteyedurun. Bizimkiler birbirini yediği sürece savaş olabilir ve karşı taraf kazanabilir de. Çünkü karşılarında bir zamanların “Osmanlı” haşmetinde bir TC yok. Kazanabilirler ama bence de tek başlarına değil. AB adı üstünde “Avrupa Birliği”. Yunanistanı zaten AB’ye almamaları düşünülemezdi. Kıbrıs’ı Avrupa coğrafyasından uzak olmasına rağmen bu birliğe kolayca alıp bizi bahaneyle dışında tutmalarının uzun vadede bir sebebi var. Bu sebep o günlere yatırım ve dayanak teşkil eder.

    Bizimkilerin her yıl “Fetih Günü”nü şövenistçesine maytaplı bir şekilde (muhtemelen dangalakça kibirle eylenerek) kutlayacaklarına bu işlerden vazgeçip Fetih’in anlamı konusunda tefekküre dalsalar ve bunu daha çok çalışma, dirhem üstüne dirhem katma hassasiyetiyle önceliksiz projelere girmemeğe, böylesine kaynak/para israfı yerine maddi-manevi bütün varını yoğunu ekonomiye ve stratejik gelişmeye ayırma ihtiyacı konusunda iman tazeleseler iyi olur.

    Şuna eminim ki kaos içersinde geçen zamanımız aleyhimize işliyor. Ne siyasetçiler ne de TSK bunun yeterince farkında. O güvendiğin OrtaAsya dağlarına, Rusya Ortodoks kardeleşlerinin hatırına kar yağdırır. Rusya ile can ciğer İran’a da güvenme. O fırsatta Yavuz döneminden kalan hesap tozlu raflarından indiriliverir. AB ülkeleri de Avrupa medeniyetlerinin mirasçıları olduğu kabulüyle zaten Yunanistan’ı kollar kayırır.

    Böyle bir savaşı önleyecek olan varsa insan hayatının kıymetini daha iyi bilen, her iki ülkedeki aklı selim insanlardır. Ancak, Helencilik ve Türkçülük marka aklı bir karış havada olanların arasında bu insanlar ne kadar etkili olabilirler, orasını Allah bilir! Kıpçaklar ve daha niceleri eridi gitti. Ne kemalistliğine güven ne de Atatürkçülüğüne, iddialı olarak, “Türk”iye olarak bir tek sen kaldın ve senin suyunu da ısıtıyor zaman (yani, aleyhine geçen zaman). Anti parantez, benim bildiğim Kemalist ve Atatürkçülerin çoğu yurtdışında birkaç yıl kaldıktan sonra akılları başlarına gelmezse, eriyip gidiyorlar. Sünnete uyarak alkollü bir yaşantı sürecinde adını, dinini dahi değiştirenleri bilirim, ibretlik! “Onlar ermiş muradına, Batılılaşma adına” biz çıkalım mı kerevetine!

  2. Sıcak bir savaş olmaz bence de.
    Savaş mekanizması dediğiniz gibi çalışır ama “zor oyunu bozar”.
    Siyasite yönelik hamasi beyanatlarla savaş başlamaz. Mutlaka bir manipulasyon gerekir. Sırp veliahtının öldürülmesi, yavuz ve midilli gemilerinin Sivastopolu bombalaması, Rus uçağının düşürülmesi gibi…
    Bunlara benzer bir provokasyon olabilir mi? Elbette olabilir ama devlet aklı bunu önler, bu dolmuşa binmez bence.
    Saygılarımla.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here