Türkiye bilim alanı sıralamasında 17. sırada.. Atıf sayısı dünya ortalamasının altında

0

ODTÜ Enformatik Enstitüsü bünyesinde yer alan University Ranking by Academic Performance (URAP) Araştırma Laboratuvarınca açıklanan “62 bilim alanı sıralaması”na 31 üniversite ile giren Türkiye, bu sayı ile 90 ülke arasında 17. sıraya yerleşti.

ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Araştırma Laboratuvarının, üniversitelerin güçlü ve geliştirmeye açık yönlerine dikkati çekmek için hazırladığı 2020-2021 yılı sıralamasında, dünyadaki en iyi üniversiteler 62 farklı bilim alanına göre listelendi.

URAP’ın internet adresinden kamuoyuna duyurulacak listede, üniversiteler, bilim alanlarına göre üretilen makale ve atıflar dikkate alınarak, son 5 yılın akademik performansı üzerinden değerlendirildi. URAP’ın 2020-2021 alan sıralamasında, bir önceki sıralamada olduğu gibi bu yıl da 90 farklı ülkenin üniversiteleri en az bir alan sıralamasında yer aldı.

En az bir alan sıralamasında yer alan üniversitelerin toplam sayısı ise 1758’den 1752’ye indi. Çin’in 277 üniversitesi en az bir alan sıralamasında yer alırken ABD’nin en az bir sıralamaya giren üniversite sayısı 250’de kaldı. Çin ve ABD’yi 106 üniversite ile Japonya izledi.

URAP’ın alan sıralamasındaki 62 alanın 21’inde Çin üniversiteleri, 19’unda ABD üniversiteleri birinci oldu. Bu sıralama ile Çin bu yıl ilk defa 21 bilim alanında dünya birincisi olarak ABD’yi ikinciliğe düşürdü.

Dünya liderliği yine Harvard’ın

Birinci olan üniversitelere bakıldığında, 62 alanın 15’inde Harvard Üniversitesinin zirvede yer aldığı görüldü. Önceki sıralamada da 15 alanda birinci olan Harvard, bu yıl da dünya liderliğini sürdürdü. Harvard Üniversitesinin ardından Çin’den Tsinghua Üniversitesi 10 alanda dünyanın en iyisi oldu ve bir önceki sıralamada 8 olan birincilik sayısına iki alan daha ekledi.

Bir önceki alan sıralamasında Türk üniversiteleri sıralama kapsamındaki 62 alanın 26’sında; bu yıl ise 62 alanın 24’ünde yer alabildi. En az 1 alan sıralamasında yer alan üniversitelerin sayısı geçen yıl 36 iken bu yıl 31 üniversite en az 1 alan sıralamasına girebildi.

Türkiye, 31 üniversitesi ile alan sıralamasında yer alan üniversite sayısı bakımından 90 ülke arasında 17. sırada yer aldı. Türk üniversiteleri, 62 bilim alanından 24’ünde yer alabildiği için ülkelerin alan sıralamasında yer alma sayısına göre yapılan değerlendirmede Türkiye 47’inci sırada yer aldı.

Türk üniversitelerinin en fazla sayıda yer aldığı alanlar mühendislik ve tıp-sağlık bilimleri oldu. Tıp-sağlık bilimleri alan sıralamasına geçen yıl olduğu gibi bu yıl da 23 üniversite girdi. Mühendislik alanına ise geçen yıl 23 üniversite girerken bu yıl 15 üniversite girebildi. Fizik bilim alanında dünya sıralamasına 14 üniversite girerken kimya bilim alanında dünya sıralamasına 11 üniversite girebildi.

Üniversiteler özelinde incelendiğinde, dünya alan sıralamasında İTÜ’nün 15 bilim alanında, ODTÜ ve Hacettepe Üniversitesinin 13’er bilim alanında yer aldığı görüldü. İstanbul Üniversitesi bu yıl 9 bilim alanında, Bilkent ve Koç Üniversiteleri 8’er bilim alanında, Gazi Üniversitesi 7 bilim alanında dünya sıralamasında yer aldı.

Yıldız Teknik Üniversitesi 6 bilim alanında yer alırken Ankara, Atatürk, Boğaziçi ve Ege Üniversiteleri 5’er bilim alanında dünya sıralamasına girdi.

En iyi dereceyi alan 5 üniversitenin durumu

İTÜ, havacılık ve uzay mühendisliği alanında dünya 118’incisi olarak ilk 150’ye, inşaat mühendisliği alanında 182’inci ve yapay zeka alanında 195’inci olarak ilk 200’e girme başarısını gösterdi. Üniversite, jeoloji alanında 263’üncü ve yer bilimleri alanında 289’uncu olarak ilk 300’e girdi.

Hacettepe Üniversitesi, diş hekimliği alanında 154’üncü olarak ilk 200’e girme başarısını gösterdi, eğitim alanında 284’üncü ve tıp alanında da 288’inci olarak ilk 300’e girdi.

ODTÜ, havacılık ve uzay mühendisliği alanında 192’inci olarak ilk 200’de, eğitim alanında 261’inci ve inşaat mühendisliği alanında da 294’üncü olarak ilk 300’de yer aldı. İstanbul Üniversitesi, diş hekimliği alanında 163’üncü olarak, Ege Üniversitesi ise 170’inci olarak ilk 200’e girdi.

URAP Başkanı Prof. Dr. Ural Akbulut, rapora ilişkin yaptığı değerlendirmede, üniversitelerin akademik performansı yükseldikçe dünya sıralamalarında üst sıralara yükselme şanslarının arttığına dikkati çekti. Türkiye’de son yıllarda makale sayılarının artış hızında düşme gözlemlendiğini belirten Akbulut, şunları kaydetti:

“Yayın sayılarımız, yavaş da olsa arttığı halde Türkiye’nin yayın başına düşen atıf sayısı bu yıl da dünya ortalamasının altında kalmıştır. Daha önceki URAP raporlarında vurgulandığı gibi bu düşüşün nedeni; son yıllarda etki değeri çok düşük veya sıfır olan dergilerde yayımlanan Türkiye kaynaklı makale sayılarının artmakta oluşudur. Bu tür yayınların oranı, bazı üniversitelerimizde dünya ortalamasının çok üstündedir. Üniversite yöneticilerinin, atama ve yükseltmelerde sadece etki değeri yüksek dergilerdeki makaleleri değerlendirmeye alması bu sorunun çözülmesine yardımcı olacaktır.”

YÖK ‘Vakıf Yükseköğretim Kurumları 2021’ raporunu yayımladı

Yükseköğretim Kurulunca (YÖK), vakıf yükseköğretim kurumlarına ait yıllık akademik, idari ve mali verilerin detaylı bir şekilde yer aldığı “Vakıf Yükseköğretim Kurumları 2021” raporu yayımlandı.

Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan yazılı açıklamaya göre, YÖK’ün “şeffaflık ve açıklık” politikası doğrultusunda ilki 2018’de yayımlanan raporun dördüncüsü, önceki yıllarda olduğu gibi sistemin güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koydu.

Raporun giriş kısmında iyileştirme süreçleri ve mevzuat düzenlemeleriyle ilgili genel bilgiler verildi, içerik kısmında ise akademik, idari ve mali hususlarda özet tablolar, grafikler ve sıralamalar yer aldı.

Rapora göre, Türkiye’deki vakıf yükseköğretim kurumlarının sayısı 77’ye ulaşarak yükseköğretim sistemi içerisinde önemli bir konuma geldi. Çoğunluğu İstanbul (47) ve Ankara’da (13) olmak üzere 11 farklı ilde vakıf yükseköğretim kurumu bulunuyor. Vakıf yükseköğretim kurumlarının öğrenci sayısının ortalaması yaklaşık 6 bin olmakla birlikte 9 vakıf üniversitesinin 20 binin üzerinde öğrencisi bulunuyor.

Mezun vermiş olan vakıf yükseköğretim kurumları dikkate alındığında, 48 üniversitede kadrolu öğretim üyesi sayısının 100’ün üzerinde olduğu görüldü. Buna karşın 27 üniversitede kadrolu öğretim üyesi başına öğrenci sayısının 40’ı aştığı gözlendi.

Vakıf yükseköğretim kurumlarının özellikle lisansüstü programlarda öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı oranının düşük tutulması bekleniyor. Buna yönelik YÖK tarafından düzenlemeler de yapıldı.

Üniversitelerdeki açık ve kapalı fiziki alanlarda artış görüldü

Üniversitelerin fiziki alanlarını geliştirmesine yönelik yapılan düzenlemeler sonucunda iyileştirmeler gözlendi. Öğrenci başına düşen açık alana ilişkin olarak vakıf yükseköğretim kurumlarının 2018 ve 2021 yıllarına ait verileri karşılaştırıldığında, 11 vakıf yükseköğretim kurumunun öğrenci başına açık alanının yüzde 50’den, 5 tanesinin ise yüzde 25’ten fazla arttığı ortaya çıktı.

Öğrenci başına düşen kapalı alanda ise yine aynı yıllar içerisinde 9 vakıf yükseköğretim kurumunda yüzde 50’den, 3’ünde ise yüzde 25’ten fazla artış oldu. Vakıf yükseköğretim kurumlarının kütüphane alanları ile kütüphanede yer alan basılı kitap sayıları da paylaşıldı.

Buna göre, öğrenci başına düşen kütüphane alanına ilişkin olarak vakıf yükseköğretim kurumlarının 2018 ve 2021 yıllarına ait verileri karşılaştırıldığında 28 vakıf yükseköğretim kurumunun öğrenci başına düşen kütüphane alanının yüzde 50’den, 5 tanesinin ise yüzde 25’ten fazla büyüdüğü, öğrenci başına düşen kitap sayısına ilişkin olarak ise yine aynı yıllar arasında 23 vakıf yükseköğretim kurumunun öğrenci başına kitap sayısının yüzde 50’den, 11 tanesinin ise yüzde 25’ten fazla arttığı görüldü.

Ancak yine de ulaşılan sayıların pek çok üniversitede yeterli bulunmadığı ve takip edildiği belirtildi. Kütüphane için yapılan harcamaların ortalamasının ise 469 bin 906 lira olduğu görüldü. YÖK tarafından önerilen kanun değişikliği ile vakıf yükseköğretim kurumlarının yükümlü oldukları ücretsiz öğrenci okutmalarına ilişkin asgari burs oranı yüzde 10’dan yüzde 15’e çıkarılmıştı.

Bu kurumlarda, burslu okuma imkanına sahip öğrenci sayısının arttırılmasına yönelik alınan kararın olumlu sonuçlar doğurmaya başladığı görüldü. Örneğin, bir vakıf üniversitesinde burslu öğrenci oranı yüzde 100 olarak gerçekleşti. Bunu sırasıyla yüzde 63 ve yüzde 33 orana sahip üniversiteler takip etti. 18 vakıf yükseköğretim kurumunun bursluluk oranı ise yüzde 20’nin üzerinde yer aldı. Diğer bir ifadeyle YÖK’ün düzenlemesiyle on binlerce öğrenci burslu olarak okuma imkanına sahip oldu.

Ar-Ge harcamalarında artış

Üniversitelerde öğrenci gelirinin belli bir oranında Ar-Ge harcaması zorunluluğuna ait düzenlemeler sonrası bu konuda farkındalık arttı. İç kaynaklı araştırma proje bütçesinin ortalaması 2017-2018 döneminde 58 bin 811 lira iken yapılan düzenlemelerle 2018-2019 döneminde yaklaşık 8 kat artışla 488 bin liraya ulaştı.

Harcamaların göz önünde bulundurulduğu 2019-2020 döneminde gerçekleşen toplam araştırma proje harcaması ortalamasının 2 milyon 866 bin 556 lira olduğu, iç kaynaklı araştırma proje harcamasının ortalamasının ise 1 milyon 250 bin 666 liraya yükseldiği görüldü.

Vakıf yükseköğretim kurumlarının 2019-2020 yılı toplam Ar-Ge harcaması 740 milyon 389 bin 248 lira, toplam iç kaynaklı Ar-Ge harcaması ise 309 milyon 829 bin 783 lira olarak tespit edildi. 45 vakıf yükseköğretim kurumunun (yüzde 58) toplam araştırma bütçesinin 1 milyon liranın üzerinde olduğu görüldü.

YÖK tarafından üniversitelerde öğrenci gelirinin belli bir oranından fazla reklam ve tanıtım gideri yapılamamasına yönelik düzenlemeler yapılmıştı.

Vakıf yükseköğretim kurumları 2018-2019 eğitim öğretim yılında reklam ve tanıtım için toplam 216 milyon 796 bin 443 lira, 2019-2020 yılında ise 124 milyon 590 bin 536 lira harcama yaptı.

2019-2020 yılında reklam ve tanıtım harcamasının ortalaması 949 bin 491 lira oldu ve bu rakamın kütüphaneye yapılan harcamaların ortalaması ile kıyaslandığında 2 katı olduğu görüldü. Bir önceki yıl bu oran 4 katı olarak gerçekleşti ve alınan kararlarla getirilen sınırlamalar sonucu bu oranın azaldığı anlaşıldı.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, rapora ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ilk kez 2018 yılında yayımladıkları rapor ile 2021 yılı raporu kıyaslandığında bazı üniversitelerdeki bilhassa kütüphane alanları ve kapalı mekanların artışının dikkati çektiğini vurguladı.

Saraç, paylaşımında şunları kaydetti: “Öğrencilerimiz için olumlu yöndeki bu gelişmelere benzer şekilde bu kurumlarımızdaki reklam giderlerinin düşmeye, Ar-Ge harcamalarının yükselmeye başlaması Yeni YÖK’ün şeffaflık ve açıklık politikasının kaliteye etkisini ve bu konudaki amacın hasıl olduğunu göstermektedir.

Bu kurumlarımızın en büyük reklamının ve tanıtımının nitelikli eğitim vererek yetiştirdiği öğrenciler olduğuna inanıyor, öğrencilerimizin faydasına olan iyileştirmeler yapan vakıf yükseköğretim kurumlarımızın tüm yöneticilerine teşekkür ediyoruz. Vakıf yükseköğretim kurumlarını tercih edecek öğrencilerimizin, daha bilinçli üniversite tercihi yapmaları için bu rapordan da istifade etmelerini tavsiye ederiz.”

Üniversitelerde e-Devlet üzerinden belge doğrulama hizmeti başladı

Türkiye’deki 111 üniversite, kurum ve kuruluşlara iletilen belgelerin teyit edilmesi için e-Devlet belge doğrulama işlemini kullanmaya başladı. Elektronik Belge Yönetim Sistemi Evrak Doğrulama uygulamasıyla 111 üniversitede oluşturulan tüm bilgi ve belgelerin doğruluğu kontrol edilebilecek.

Belge doğrulama sayfasına e-Devlet üzerindeki ilgili bölümden, belgelerin alt kısmındaki “Belge Takip Adresi” linkinden ve belgelerin sağ alt kısmında yer alan “karekod” kullanılarak ulaşılabilecek.

e-Devlet üzerinden sunulan hizmetler arasında daha önce “Öğrenci Danışman Bilgileri”, “Öğrenci Not Ortalaması Sorgulama”, “Sınav Sonucu Sorgulama” ve “Üniversite Akademik Takvimi” gibi hizmetler yer alırken yeni uygulamaya geçen “Elektronik Belge Yönetim Sistemi Evrak Doğrulama ” ile tüm bilgi ve belgelerin de doğruluğu dijital ortamda sağlanmış oldu.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here