Türkiye hakkında kara para aklama raporu..

0

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) bünyesinde faaliyet gösteren Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesi ve Terörizmle Mücadeleye İlişkin Mali Çalışma Grubu (Financial Action Task Force FATF), Türkiye’ye ilişkin son raporunu kamuoyu ile paylaştı.

Mali Eylem Görev Gücü olarak da tanımlanan kurumun raporu, Türkiye’de kara para aklamaya karşı alınan önlemlerin etkinliğini ve bunların FATF tavsiyelerine uygunluğunu mercek altına alıyor. Toplamda 40 tedbir tavsiyesinin verildiği raporda, Türkiye’nin coğrafi konumu itibarıyla uyuşturucu, göçmen, insan ve yakıt kaçakçılığından kaynaklanan ciddi kara para aklama riskleriyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekildi.

Euronews’in aktardığı raporda, “Ülke hem ulusal hem de uluslararası tehditlerden kaynaklanan önemli terör finansmanı riskleriyle karşı karşıya” ifadesi yer aldı. Son yıllarda, Türkiye’nin ilgili yasa ve yönetmelikleri önemli ölçüde güçlendirdiğine atıfta bulunulurken bununla birlikte, “Etkinliği artırmak için bazı alanlarda uygulamayı hızla iyileştirmesi gerekmektedir.” denildi.

Türk yetkililerin FATF ile işbirliğinden olumlu yönde söz edilen raporda kara para aklama ve terörizmle mücadeledeki bazı eksiklere dikkat çekiliyor. Bunlardan bazıları şöyle:

Halihazırda sadece birkaç mahkumiyetle sonuçlanan kara para aklama soruşturmalarını geliştirmek ve arttırmak için finansal istihbarat daha iyi kullanılmalı

Türkiye, suçluların, suç gelirlerinden kalıcı olarak mahrum bırakılması için ulusal bir strateji geliştirmeli

Terörle bağlantılı varlıkları zaman kaybetmeksizin dondurmalı

Terörizmin finansmanı ve kitle imha silahlarının yayılmasına ilişkin varlıkların bloke edilmesinde daha hızlı davranmalı, kabiliyetini geliştirmeli

Raporda, Türk bankacılık sektörünün suçla bağlantılı işlemlere potansiyel olarak maruz kalma olasılığını daha iyi bildiği ancak terör finansmanına maruz kalma olasılığını daha az anladığı belirtildi. Mali ve diğer ilgili sektörlerin denetiminin iyi bir seyir izlediği değerlendirmesine yer verilen raporda uyumsuzluğa yönelik yaptırımların genel anlamda etkili, orantılı ve caydırıcı olmadığına işaret edildi.

G-7 ülkeleri tarafından 1989’da OECD bünyesinde kurulan ve Türkiye’nin 1991 yılında üye olduğu Paris merkezli FATF’ın 5-21 Mart tarihleri arasında yapılan saha araştırmasının ardından yayımlanan son raporunda, Gülen cemaati üyelerine yönelik davalara öncelik verildiği belirtildi. Türkiye’nin bir takım önlemlerle suç gelirlerine el koymayı sağlayacak yeterli yasal çerçeveye sahip olduğuna işaret edilen raporda, Türk makamlarının bu araçları doğru biçimde kullandıklarını göstermek için istatistiki rakam veya diğer kanıtları sınırlı oranda sundukları dile getirildi.

Raporda, Türkiye’nin 2016’daki başarısız darbe girişimi sonrası Gülen grubuna karşı bu araçların etkin bir şekilde kullanıldığı belirtildi. FATF’ın raporunda, “2016’daki darbe girişiminin ardından Türkiye, FETÖ/PDY’ye karşı etkili bir şekilde uygulanan geçici önlemler almıştır.” denildi.

Türkiye’de çok sayıda terör soruşturması yürütüldüğü ancak bu davalardaki terör finansmanı soruşturmalarında paranın kaynağı, hareketi ve fonların veya diğer varlıkların kullanımının tanımı yerine büyük ölçüde tutulan varlıkları tespit etmeye yönelik olduğu tespitine yer verildi. Savcıların, “FETÖ / PDY soruşturmaları dışında soruşturmalarını daha büyük ağları da içerecek şekilde genişletmek için MASAK analizlerini kullandıklarına dair kanıtların sınırlı” olduğunun altı çizildi.

Dünyanın en büyük 17’inci ekonomisine sahip Türkiye’nin sanayi (otomotiv, petrokimya, elektronik), tarım ve büyüyen hizmet sektöründen oluşan çeşitli bir ekonomiye sahip olduğuna atıfta bulunulan raporda, “Kıtalar arası kavşakta bulunan Türkiye, kara para aklama ve terör finansmanı riskleri ile karşı karşıya. Bu durum, istismar etmek isteyen suç örgütlerinin, terör örgütlerinin ve yabancı teröristlerin yasa dışı faaliyetlerinden kaynaklanan ciddi tehditleri de içeriyor.” ifadeleri yer aldı.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here