Türkiye’de giderek artan bir baskı rejimi uygulanıyor..

0

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi. “Bugün atmosferdeki sıcaklık arttıysa, buzullar eriyorsa bu; kalkınmakta olan ya da bilerek geride bırakılan ülkelerin kabahati değil. Tam tersi dünyayı sömüren ve tedbir almayan ülkelerin kabahatidir.” diyen Karamollaoğlu, şöyle devam etti:

“Üzülerek ifade ediyorum ama ben kalkınmış, gelişmiş ülkelerin bu anlaşmada üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getireceğine inanmıyorum. Paris İklim Anlaşması dünyada bazı yankılar getirdi. Anlaşmalar o konularda derinlemesine tedbir alındığı manasına gelmiyor. Bizleri endişelendiren bazı hususların izale edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’nin kalkınması için üretim bir numaraları meseledir. Bunu yaparken de çevreyi asla tahrip etmemeliyiz! Devlet, yatırımcının çevreyi koruma tedbirlerinde gerekli olan maddi külfetlerine destek olmalıdır.

Çevre bizim için kalkınma kadar önemli bir hadisedir. İçinde rahat yaşayacağımız bir dünya sağlıklı bir çevre koşulları ile hayata geçer. Sadece sanayiciler ve yatırımcılar çevre kirliliğinden suçlu değil, devlet de gerekli tedbirleri almak mecburiyetindedir. Yapılan yanlış tarım politikalarından dolayı topraklarımız, akarsu kaynaklarımız tehdit altındadır.

Ben İklim Anlaşmasının imzalanmasını önemsiyorum ama geri kalmış ülkelerin havasını da suyunu da kirleten kalkınmış ülkeler; bu bölgelerde üzerlerine düşen sorumlulukları mutlaka yerine getirmelidir. Türkiye’nin kalkınması için üretim bir numaraları meseledir. Bunu yaparken de çevreyi asla tahrip etmemeliyiz! Devlet, yatırımcının çevreyi koruma tedbirlerinde gerekli olan maddi külfetlerine destek olmalıdır.

Bu anlaşmanın biraz daha enine boyuna tartışmasının yapılmasına, incelenmesine ve kalkınmış ülkelerin üzerlerindeki mükellefiyetlerin mutlaka yerine getirildiğinin takibine ihtiyaç var. BM’nin birçok kurumu var; bütçeleri milyarları buluyor ama ben inanıyorum ki Türkiye’de bizim halk olarak Afrika’daki açlıkla mücadeleye ayırdığımız kaynaklar daha fazladır.

Bir insanın aldığı ücret o insanın ihtiyaçlarını mutlaka karşılamadır. Tekrar tekrar söyledik; hedefimiz açlık sınırı değil, yoksulluk sınırı olmalıdır. ‘Asgari ücret 19 yılda 10 misli arttı.’ demekle bu iş çözülmüyor ki! Ekmek ne kadar arttı? Domatesin fiyatı ne kadar arttı? Siz kalkınmayı gösterişle, israfı ve yolsuzluğu artıracak yatırımlarla sağlamaya kalkarsanız; bu ülke güçlenmez.

Biz her yıl asgari ücretin en az yüzde 5-7-10 oranında iktidarın becerisine göre reel manada artırılması gerektiğine inanıyoruz. Enflasyon yüzde 50’yi bulmuşsa siz de al sana yüzde 49 zam derseniz bir kuruş zam yapmamış olursunuz. Dışarıyı göstererek ‘Ya, bakın şunların haline; Avrupa’da, Amerika’da kuyruklar arttı’ demek insanımızı artık tatmin etmiyor.

TUİKe göre zam gören bazı ürünler şöyle: Salatalık yüzde 128, Tavuk eti yüzde 63,9, Ayçiçek yağı yüzde 60,9, Margarin yüzde 53,8, Domates yüzde 49,6, Yumurta yüzde 49,3. Bunlar hükümeti üzmemek için belirtilen rakamlar. TÜIK’e göre 2020 yılının sonunda 1 kilovatsaat başına 73,5 kuruş olan konut elektrik fiyatı bu yıl içinde bulunduğumuz ayda 91,56 kuruş olmuştur. Sadece on aylık artış yüzde 25 oranındadır.

Cumhuriyet tarihinde bir ilkin gerçekleştiğini ve kişi başına gelirin ilk kez 7 yıl arka arkaya düştüğüne şahit olduk! 2013-2020 yılları arasında kişi başına gelirin üçte biri yok oldu. Türkiye’de en zengin yüzde 20’nin milli gelirden aldığı pay yüzde 46,3’ten yüzde 47,5’e yükseldi. En yoksul yüzde 20’nin milli gelirden aldığı pay ise yüzde 6,2’den yüzde 5,9’a düştü. Olması gereken bunun tam tersi.

Maalesef sürekli olarak fakirleşen bir ülkede yaşıyoruz. Birilerinin porsiyonları büyürken büyük bir kesimin porsiyonları küçülmektedir. İnsanımızın 3000 liraya hem kira ödemeye hem faturalarını ödemeye hem mutfak ihtiyaçlarını karşılamaya hem de çocuğunu okutmaya çabaladığını görmek bizi derinden yaralıyor.

Türk Lirası sadece Dolar’ın, Euro’nun, Sterlin’in karşısında değil; maalesef Rus Rublesi’nin, Bulgar Levası’nın, Şili Pesosu’nun, Arjantin Pesosu’nun karşısısında da değer kaybediyor. Seçime 1.5 sene kaldı, 3600 ek gösterge gündeme geliyor. Gelecek sene çözeceğiz diyorlar, ümide bağlıyorlar. Şimdi neden çözmüyorsunuz.

Biz iktidar geldiğimiz zaman şeflerin altında arabalar olmayacak! Araba şatafat ve hava atmak için değil ihtiyaç için temin edilir! Devletin gücünü kullanılan lüks arabalar göstermez. Türkiye’de giderek artan bir baskı rejimi uygulanıyor; bu mantığı bir politika olarak benimseyenler ülkeye fayda sağlayamazlar. Maalesef bir iş başvuru süreci olduğu zaman AK Parti binalarının önünde kuyruklar olmaya başlıyor. Son çıkan iddiaları elimizin tersiyle itemeyiz, bunların araştırılması gerekir.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here