Türkiye’de Müslüman olmak ve Müslüman kalabilmek

12

Bir dostum eskiden kalma alışkanlığıyla sürekli takip ettiği yazarın son makalesinden bahsetti. İrticanın değil, irtidatın olduğundan dem vurmuş. İrtidat, ağır bir kelime. Dinden dönmek demektir ve dinden dönenlere de Mürted ismi verilir. İslam tarihinde bu konuyla ilgili çok olaylar yaşanmıştır ve İslam hukukunda da bu konuya dair cezalardan bahsedilir. 

Neden bunu ifade ettim? Tabii ki bir anlamı var. 

‘Bu konuyu kaleme alan yazarın hangi bağlamda bundan bahsettiğini bilmediğimi’ ifade ettim. Çünkü soran kişi, ‘ne demek istiyor?’ kabilinden fikrimi almak istiyordu. ‘Her şey olabilir’ dedim. 

Neden her şey olabilir? 

‘Eskiden toplantılara koşa koşa giden biriydi. Şimdi beş cümlesinden biri, şucular şöyle yaptı, böyle yaptı. İyi de siz de oradaydınız efendim…’

Neyse, ekmeğine yağ sürmeyeyim bu yazarın. Onun istediği de zaten kafalar karışsın ve tereyağından kıl çeker gibi işin içinden çıksın…

2017 yılında yapılan bir araştırmanın tekrar gündeme taşınmasından bahsediyorum. ‘Türkiye’de toplumun dine ve dini değerlere bakışı’ isimli araştırma. 30 büyükşehir ve 23 il, 154 ilçede 5 bin 400 kişi ile yüz yüze yapılan anket çalışmasında dine ve dini değerlere ait sorular yöneltilmiş. 

Bu araştırmanın sonuçlarından bahsedenler ve malum yazar da aynı şekilde, sonuçların korkunçluğunu dile getiriyorlar. 

Reklam

Benim için önemli olan ve sorulması gereken soru: ‘Bu araştırmanın neden tekrar gündem olduğudur….’

Bu, çok önemli bir ayrıntı. Tekrar gündeme getirmeyle kimlere, ne mesajı verilmek isteniyor? 

‘Nasıl yani, kime ve neden mesaj’ gibi sorular akla gelebilir. 

Açıklayayım. 

Konunun ele alınış biçimi: İritca değil, irtida. Yani dinden dönenler ve mürtedlik. 

Suriye’ye operasyon yapılıyor ve orada konuşlanmış olan radikal dini gruplar, ya direk ya da indirek yollarla ülkemize girdiler, girecekler. Sizlerin de dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. Peçeli bir kadının tehditler savuran videosu internette elden ele dolaşıyor. Bu kadın, tehditler savururken bu cesareti nereden alıyor? Bu, görünen ve bildiğimiz. Bir de bilemediklerimiz var. Sanırım anlamışsınızdır….

Ülkemizde açlık sınırı kaç TL olmuş ve insanlar ekonomik zorluklarla hayatlarını ikame etmeye çalışıyorlar. Aç olan insanlara dine sarılın gibi bir saçmalık sunuluyor. Ve bunu sunanlar da rezidanslarda, villalarda yaşıyorlar. 

Din adına yapılan seviyesizlikler, kurulan gayrı İslami cümleler, yaşanan iğrençlikler, toplum olarak yaşadığımız hukuksuzluk ve daha nice konular. 

Reklam

Onca olanlara rağmen insanlarımız hala daha İslam’a saygılılar. 

Çok daha önemlisi: ‘Tarım toplumunda gelen İslam, sanayi ötesi bilgi ve internet dünyasında yaşanmaya çalışılıyor’

İnsanlara bu konuda çözümler sundunuz mu? Hayır. 

İnsanlara, yaşadıkları çağda İslam’ı nasıl algılamaları gerektiğiyle alakalı sunumlar yaptınız mı? Hayır. 

İnsanların, okuyan ve düşünen toplumu oluşturan bireyler olmaları için ekonomik yeterliliği sağladınız mı? Hayır. 

‘Ne olursa olsun, siz inanın ve İslam’a sıkı sıkı bağlı olun’ tarzında tepeden inme ahkam kesiyorsunuz…

En sağlam Müslüman konumuna geçip, onca olanlara rağmen, insanlarımızı hedef tahtasına oturtmaya çalışmak acaba gerçekten Müslüman olmak mı? 

Müslüman olduklarını söyleyenler de, kendileri güç ve makam elde edinceye kadarmış. Bu sadece belli bir grup, kesim ve kuruluş için değil, bütünüyle ülkemizin Müslümanım diyenleri içindir. 

Ne demiş Jean de La Bruyere: Bir insanı tanımak istiyorsanız, onu büyük bir mevkiye getiriniz. Müslüman kesimin hepsi, mevki ve makamlara gelip lüks hayatla tanışınca nasıl Müslüman kalınacağını bilemedi. Belki de Müslümanlar, eskiden konumları yüzünden İslam’a sığınarak daha fazla Müslüman olmaya çalışıyorlardı. Bu konuda geniş kapsamlı sosyolojik bir araştırma yapılırsa, sanıyorum aynı sonuç çıkacaktır. Belki de o yüzden bugün aynısını sunuyorlar: ‘Boşverin onu, bunu. Biz sizin yerinize düşünürüz, karar veririz, hatta zenginliğin de tadını çıkarırız. Siz İslam’a sarılın ve sağlam inananlar olun….’ 

Hasılı, bu araştırmayı ‘korkunç’, ‘skandal’ gibi sunanlara şunu demek isterim: ‘İslam, barış kelimesinden türemiştir. İslam, birlikte yaşamayı ve hukuku temel alır. Bunların gerçekleşmesi için de Müslüman kişinin hayata ve olanlara olumlu (pozitif) bakması gerekir. Eğer sizler bu araştırmanın sonuçlarına bu şekilde olumsuz (negatif) bakıyorsanız; insanlarımızın inançlarını ve dini değerlerini değil, kendi Müslüman anlayışınızı sorgulayın’. 

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

12 YORUMLAR

  1. Sinan bey! Sizin bu yazinizi okuyunca, aklima Kuran-i Kerimde bahsi geçen HELAK olmuş kavimler geldi.

    Kula bela gelmez Allah vermeyince! Allah bela vermez kul azmayınca.

    Elinize sağlik.

  2. 1
    ZALİM DÜZEN’den İSLAM ne kadar yaşanabilir ve ne kadar MÜSLÜMAN olunabilirse…
    MÜSLÜMANLAR da ancak o kadar MÜSLÜMAN…
    2
    Yazınızda demişsiniz ki;
    “Çok daha önemlisi: ‘Tarım toplumunda gelen İslam, sanayi ötesi bilgi ve internet dünyasında yaşanmaya çalışılıyor’.
    İnsanlara bu konuda çözümler sundunuz mu? Hayır.
    İnsanlara, yaşadıkları çağda İslam’ı nasıl algılamaları gerektiğiyle alakalı sunumlar yaptınız mı? Hayır.
    Biz de yarım yüzyıldan beri diyoruz ki;
    ADİL DÜZEN…
    ADİL EKONOMİK DÜZEN…
    ADİL DÜZEN İNSANLIK ANAYASASI…
    ADİL ilmi-dini-iktisadi-idari/siyasi DÜNYA DÜZENİ…
    Siz de bu dediklerimizi yani sunduklarımızı en iyi bilenlerdensiniz…
    3
    İSLAM DÜZENİ yani ADİL DÜZEN olmadan bu kadar MÜSLÜMAN!
    Ve’s-SELAM/İSLAM/BARIŞ mea’d-DUA.. DUA.. DUA…

  3. Sayin RNE bey! Bu gidişle Türkiyeye adil düzeni büyük bir ihtimale Dinsizler getirecek.
    Kendini Muslüman diye tanitip Islamin yasakladiği her gunaha fetva verdirerek kalıbina uydurup dünya hayatınin sorhoşluğu ile zülümu mubah sayip hemşerileri ile birlikte köşe dönenleri sizin adil düzen desteklemeye devam ediyor.
    Gürcistanda Karagülle hicanin evinde misafir olmuş birisi herhalde adil düzenle bayaği samımı imiş.
    Bir solcu Ecevitin yaşamiş olduğu hayata baklim birda sağcılarinkine.

    Bir saraya harcanan masrafa birde aldiği mââş a bakinca herseyin ne kadar adil olduğunu daha iyi anliyoruz.

    2019 yılının ilk beş ayında Saray bütçesinden 2,5 milyar lira harcayan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı maaşına zam yapıldı. Erdoğan’ın 74 bin 500 lira olan maaşı 81 bin 250 liraya yükseldi”

    • Erbakan’ı Adil Düzen’den vazgeçirme raporu (tekrar) – Milli …
      https://www.milligazete.com.tr › makale › resat-nuri-erol › erbakani-adil-d…
      2 Ara 2018 – Bu yazı, bundan önceki, “Tartışan profesörler, çalışan prof. ve ‘Adil Düzen” başlıklı yazımın devamı mahiyetindedir ve o yazı ile birlikte …
      Erbakan’ı Adil Düzen’den vazgeçirme – Prof. Dr. Necmettin …
      http://www.necmettinerbakan.net › erbakan-i-adil-duzen-den-vazgecirme-cabalari
      2 Kas 2014 – ERBAKAN’I ADİL DÜZEN’DEN VAZGEÇİRME ÇABALARI. Paris Sanayi ve Teknoloji Fuarındaki gizli görüşmeler! Muhterem Süleyman Arif …
      ERBAKAN’I Vazgeçirmek İçin Erdoğan’ın14Prof.’u – Prof. Dr …
      http://www.necmettinerbakan.net › haberler › erbakan-39-i-vazgecirmek-icin-er…
      27 Şub 2011 – Dr. Necmettin Erbakan’ı vazgeçirmek için” her hafta toplantılar yapıp … Tam aksine “Yeni Bir Dünya ve ADİL DÜZEN” diye bir kitap yazmıştı.
      Erbakan’ı Adil Düzen’den vazgeçirme raporu (tekrar) – Akevler
      http://www.akevler.org › Erbakani-Adil-Duzenden-vazgecirme-raporu-tekrar
      Erbakan’ı Adil Düzen’den vazgeçirme raporu (tekrar). Bu yazı, bundan önceki “Tartışan profesörler, çalışan Prof. ve ‘Adil Düzen’” başlıklı yazımın devamı …
      Erbakan?ı Adil Düzen?den vazgeçirme raporu (tekrar …
      http://www.sanalbasin.com › erbakani-adil-duzenden-vazgecirme-raporu-tekrar-28…
      X · Sanal Basın · ULUSAL · YEREL GAZETELER · SPOR · TV İZLE · RADYO DİNLE.
      Eksik: vazgeçirmek

  4. İNANÇ insanoğlu için ekmek-su gibidir.
    onu yaratan yüce güç yarattığını da öyle bir tanıyor ki; tek başına bıraksa sudan çıkmış balığa döneceğini de bildiğinden anayasasını da yanında promosyon vermiş!
    biraz da akıl vermiş
    kendi yaşam kurallarını kendi oluştursun diye..
    aklını kullanarak her türlü problemi çözebileceği
    yaratıcıyı tanımaya çalışacağı
    ondan ne kadar korkup ne kadar seveceği
    bu dünyada ne yapması, ne yapmaması gerektiği
    ne yaparsa neyle karşılacağı (iyi-kötü)
    herşeyi örnekleriyle açıklayarak önüne koymuş:sadece ye kulum demiş..
    erkek+kadın+çocuk(aile)+mahalle+şehir+ülke+dünya+kainat
    aklını kullan yeter..
    takılma fazla derine, kafayı yersin sonra.

  5. @ cmtnc: Bu da çok meşhur bir laf “fazla derinlere dalma, kafayı yersin”. Zaten bu kafa “hallederiz” mantığıyla el ele gidiyor. Bu yüzden ayetler yok mu “siz hiç düşünmez misiniz, akletmez misiniz” diye. Aklımız var ki düşünelim, doğruyu yanlışı görelim, kira vermeyelim aklımızı, diye.

    @RNE: sanırım siz baya akıl yürütmüşsünüz, teorik anlamda adil düzenin ne olduğunu tanımlamışsınız. Zamanımız bilgi çağı olsa da, eyleme geçmeden de maalesef hükmü olmuyor. Bu nedenle de mevcut hükümetin baskın din(!) anlayışından ayırt edilemiyorsunuz. Asıl düzeni mikro düzeyden başlayarak uygulamaya geçip, bi an projeleri büyüterek hayatın içinde nasıl yaşayacağına dair eylem planlarınızı sunarsanız çok daha başarılı olursunuz kanımca. Eylem olmazsa, ‘müslüman olunca, ahlaklı olmaya gerek yok’ anlayışı da azalarak biter (umarım).
    Bilgi çağında artık eylem zamanı (geldi de geçiyor)!

    • inanç kelimesinin ne enini ne boyunu ne de dibini bulabilirsin. sanki bir gayya kuyusudur, tıpkı aşk gibi:bir turşu suyudur, içenin midesini de bulandıabilir içmeyenin ağzını da sulandırabilir.
      batılı ikibin yılın sonunda ibadethanelerine davetle adam toplar halde.
      TR’de diyanet- camiler şimdilik cemati bilinçlendirip doğruya sevk edebilmeyi başarıyor görünüyor. arada istisnalar çıkıp halkına kurşun sıkana rastlansada, sapkınlıklar tarikat içinden fışkırsada, yinede;
      pireye kızıp yorgan yakmamak,
      siyasetçiye yada bir meczuba kızıp seninki din ise ben senin dininden değilim dememek,
      ateistim ben inanmıyorum inancı ile kendini kandırmamak gerek.
      inançlı bir insan olarak yaşamak istiyorsan da önce kendin için inanmak ve mü’min biri olarak yaşamını sürdürmeye çalışmak;
      akıl sağlığını da korumana, doğruyu da bulmana, her türlü zorluklarla başedebilmene, sapkınlaşmamana, kendini çaresiz ve aciz hissetmemene, kendine güven duymana, aklını kiraya vermemene yardımcı olabilir.

  6. Sayin Nurdan,
    Sizin yurt disinda olmaniz hasebiyle cok daha objektif degelendirmeler yapiyorsunuz. Müslümanlarin sorunlarinin görmezden gelinmesi sebebiyle, her gecen gn bu sorunlar daha artmakta.
    Sayin RNE ye yazdiginiz yorum da önemli. Evet, Adil Düzen calismasi var ama bununla ilgilenler Müslümanlar degil. Ben de sizinle ayni kanaatteyim, Adil Düzen calismasi Müslümanlar tarafindan degil, (Yani kendini en iyi Müslüman gibi görenler) baskalari tarafindan hayata gecirilecek gibi.
    Sevgi ve Bilgiyle kalin

  7. Sayin RNE
    Adil Düzen calismalari sizler tarafindan yapiliyor. Bu konuda cok gayretli calismalar var ama Müslüman etiketi olanlar bununla ne kadar ilgileniyorlar.
    Müslümanlar tarikatlardan, siyasi partilerden, ceketli-cüppelilerden daha fazla haz aliyorlar. Ve acidir ki, bu kisiler ve kurumlar daha Islami geliyor.
    Sevgi ve BIlgiyle kalin

  8. Sayin Cmtnc ,
    Inanc ekmek su gibidir, evet. Bu sadece Islam inanci ile giligi degil, ayni zamanda bütün inanlarla ilgildir.
    Buna bakis acisi, hayata bakis da diyebilir.
    Dediginiz kadar kolay olsaydi, Islam bütün caglara hitap eder sekilde ve en son din olarak gelmezdi.
    “Fazla derine takilma, kafayi yersin sonra” tavsiye iyi ama bos.
    Derin tabiri izafidir, kime göre neye göre.
    Almanlarin mühendis kafasi kadar bile Islam ile ilgili derin düsünme ve planlama olmayinca, Müslümanlarin ve Islam dünyasinin hali b,yle olur.
    Derine inmeyelim, DERIN olanlar, Müslümanlari istedikleri gibi kandirsinlar, öyle degil mi ya?
    Sevgi ve BIlgiyle kalin

    • isimlere, kişilere, cinlere perilere inanın da;
      takılmayın derim..
      ikna odaları, badem odaları vs kelimelerden oldu bitti hazlanmamışımdır.
      sonunda bir tarikatın müridi olabilirsiniz.
      bütün dinlerin en tepesindeki tek Yaratan dır, hepsi de aynı varlıktır.
      dini bir iletişim aracı olarak kullanabilmek,
      inancı, inanıyorsan inandığın gibi yaşayabilmektir aslolan.

  9. Sayin Sunshine,
    Tesekkür ederim, cok iyi tespit etmissiniz. Hallaederiz kafasi ve dalma derine kafasi , tabiki ayni seyler.
    Adil Düzenle ilgili daha ayrintili ve yasanabilir calismalar olmali.
    Katkiniz icin tesekkür ederim.
    Sevgi ve Bilgiyle kalin

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here