Türkiye’nin iade talebi kabul edildi..

0

Türkiye’nin Avusturya’da Wels Mahkemesi’ne yaptığı Sezgin Baran Korkmaz hakkındaki iade başvurusu kabul edildi. Korkmaz’ın avukatı Murat Volkan Dülger, müvekkili hakkında devam eden ABD’ye iade talebinin incelenmesinin ardından durumun netleşeceğini açıkladı.

“Müvekkil Sezgin Baran Korkmaz hakkındaki son gelişmeleri ve Türkiye’nin iade talebinin kabul edilmesine ilişkin bilgileri saygıyla sunarız.” diyen Avukat Murat Dülger’in açıklaması şöyle:

Ülger’in yazılı açıklaması özetle şöyle: “Sayın Müvekkil Sezgin Baran Korkmaz hakkında gerek Türkiye’de gerekse Amerika Birleşik Devletleri ve Avusturya’da yürütülen yargılama faaliyetleri, uzun bir süredir hem Türkiye gündeminde hem de uluslararası gündemde yer almaktadır. Bu çerçevede Türkiye basınında müvekkil ve yargılama süreci hakkında çok sayıda haber ve açıklama yapılmaktadır. Ne var ki yapılan bu haberlerin büyük bir çoğunluğu eksik, yanlış ve yanıltıcı beyanlar içermekte olup; müvekkil aleyhine kanaat oluşturabilecek niteliktedir, öte yandan müvekkile yönelik masumiyet karinesine aykırılık oluşturacak şekilde suçlamaların yanı sıra hakaret içerikli ifadeler de kullanılmaktadır.

“SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK”

Daha önce bu tür haber ve açıklamalara ilişkin Türk Ceza Kanunu kapsamında suç duyurusunda bulunacağımızı sosyal medya platformu aracılığıyla dile getirmiştik. Nitekim bu açıklamadan sonra tarafımızca Sayın Ahmet Davutoğlu (Eski Türkiye Cumhuriyeti başbakanı), Sayın Uğur Dündar (Sözcü Gazetesi yazarı), Sayın Dilek Güngör (Sabah Gazetesi yazarı), Sayın Bahadır Öztürk (Duvar Gazetesi yazarı) ve Sayın Miyase İlknur (Cumhuriyet Gazetesi yazarı) hakkında ilgili makamlar nezdinde suç duyurularında bulunulmuştur.

Belirtilen şekilde iddialara yer verildiği tespit edilen diğer haber/yazı/açıklama/duyuru vb. yazarlar için de aynı şekilde yasal yollara başvurulacak olup; konuyla ilgili bu tutumumuzun devam eden süreç içerisinde de aynen korunacağını belirtmek isteriz. Zira müvekkil hakkında hali hazırda yürütülen yargılama, uluslararası niteliği ve yargılama konusu olayların kapsam ve detayı itibariyle birçok öğeden oluşmaktadır.

Özetle; Türkiye’de devam eden bir ceza yargılaması, ABD’nin talebiyle Avusturya ülkesi tarafından gerçekleştirilen bir tutuklama, ABD tarafından ileri sürülen çeşitli iddialar ile bir iade talebi ve Türkiye ve ABD’nin talepleri çerçevesinde Avusturya’nın Wels şehrinde devam eden iade davası bulunmaktadır. Bu iade davası kapsamında Wels Mahkemesi tarafından, 25 Ağustos 2021 tarihinde Müvekkilin Türkiye’ye iade edilmesi yönünde karar verilmiştir. ABD tarafından gerçekleştirilen iade talebinin incelenmesi ise devam etmektedir. Mahkemenin ve nihai karar mercii olan Avusturya Adalet Bakanlığı’nın vereceği karar uyarınca müvekkilin Türkiye’ye gelmesi mümkün olabilecektir.

“ZİYARETLER KAYIT ALTINDA”

Belirtilmelidir ki, bütün bu süreçte müvekkil yalnızca ailesi ve avukatları tarafından ziyaret edilmekte olup; tüm ziyaretler son derece ciddi ve usulüne uygun bir izin sürecinden sonra gerçekleşebilmektedir. İlgili tutukevi tarafından yapılan tüm ziyaretler, ziyaret eden kişi/kişiler, ziyaret saati, süresi vb. gibi tüm detaylarıyla birlikte kayıt altına alınmaktadır. Avusturya gibi hukuk kurallarının son derece titizlikle uygulandığı bir ülkede aksi mümkün değildir.

Hiçbir bilgiye dayanmaksızın bunun aksini iddia eden; haberinde Müvekkilin kim olduğu belli olmayan ‘esrarengiz’ ziyaretçilerinin olduğunu ve sanki bu yargılama sürecinde yer almaktaymışçasına mahkeme başkanı tarafından son derece çirkin ve yanlış beyanlar söylendiğini iddia eden Sayın Saygı Öztürk (Sözcü Gazetesi yazarı) haberine karşı cevap ve düzeltme hakkımızı kullanacağımızı da yeri gelmişken belirtmek isteriz.

Dolayısıyla müvekkilin ailesi ve bu süreçte yer alan avukatları tarafından bir açıklama yapılmadığı sürece, esasa ilişkin tam ve doğru bir bilgilendirmenin yapılması mümkün değildir. Kaldı ki sürecin hassasiyeti ve halihazırda devam eden yargılamalar olması nedeniyle aile ve avukatlar tarafından güncel gelişmeler dışında yargılamaların esasına ilişkin açıklama yapılmayacağı şeklinde ortak bir fikir birliğine varılmıştır. Buna rağmen konunun gündem yaratma etkisi sebebiyle salt haber yapmış olma iradesinden yola çıkılarak doğru veya yanlış fark etmeksizin yapılan haberlerin ifade özgürlüğü çerçevesinde kabul edilemeyeceğini ve bu şekilde bir tutumun da hiçbir şekilde basın ve yayın kapsamındaki meslek ilkeleri ile bağdaşmadığını düşünüyoruz.

Sonuç olarak, müvekkilin ailesi ve avukatları tarafından yapılan açıklamalar dışında eksik, yanlış ve yanıltıcı ifadeler içeren, gerçeklerle bağdaşmayan, müvekkile yönelik olarak masumiyet karinesine aykırılık oluşturacak şekilde hakaret içerikli ifadelere yer veren, haber alma ve basın özgürlüğü ile örtüşmeyen haberlere yer verilmemesi gerektiğini; aksi takdirde müvekkilin sahip olduğu temel hak ve özgürlükler doğrultusunda hukuki ve cezai tüm yasal yollara başvurulacağını ve bu türden aslı olmayan haberlere değerli kamuoyu tarafından itibar edilmemesi gerektiğini önemle belirtmek isteriz.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here