TV Dizisi Siyaseti

1

Geçen yıl içinde iki kez farkı görüşler ve dizi isimleriyle “Sanat mı siyaseti kapsar? Yoksa siyaset mi sanatı? Siyaset sanata nasıl bakar? Benimser ve değerlendirir mi? Yoksa dışarıdan mı bakar sadece?”diyerek, siyasetin ne kadar da sanat ile iç içe(!) geçtiğini, toplum bilincini etkileyerek siyasal destek ve taban oluşturma gayretlerini anlatmaya çalışmıştım.

Bu sezonun dizilerinin başladığı şu günlerde, yine kan, şiddet, silah ile dolu dizi bölümlerini izliyoruz.

Artık hayatımızın olağanları haline geldiler.

Aynı şekilde televizyon dizilerindeki “güya yumuşak güç” olan ama artık alenileşen ve hatta komik duruma düşen dizilerin devamını da görüyoruz.

TRT’nin “Payitaht” dizisi özellikle o kadar aleni şekilde hükümet sözcüsü ve hatta öncü sözcüsü gibi ki (tabii bana göre), artık bu kadar da basite almayın yumuşak gücü ve sertleştirmeyin diyesim geliyor!

Geçen cuma günü bakalım ne gibi siyasi mesaj veriyor diye izlediğim yeni bölümünde, yine günümüz siyaset meydanında ve hatta yeni oluşumlara dair görüşlerin(!) paylaşıldığı kesimleri izleyince, adeta yazı dizisi gibi olan yazılarıma bir yenisini daha ekleyeyim dedim.

Dizinin bu bölümünde bir tek isimlerini zikretmeseler de (e tabii tarihi dizi olunca, o tarihte henüz dünyaya bile gelmemişlerdi), şimdinin siyasi rakip adaylarının, yeni oluşum ile iktidara paydaş olma gayretlerindekilerin, geçmişteki konumlarını hatırlatarak, vefasızlıklarını(!), beceriksizliklerini(!) ve hatta devlet idaresindeki yetersizliklerini(!) bizzat dizinin baş rolünde yer alan Abdülhamid karakteri ile tekrarlanması üzerine yaşanan iktidarı kaybetme korkusunun büyüklüğünü dana net hissettim desem yalan olmaz…

Dizinin bu bölümünde Abdülhamid, saltanat makamına aday yapılmak istenen ağabeyi için; 

devleti idare edecek kabiliyeti yoktu Biz tahta bütün inancımızla çıktık. Nöbetçi saltanat mı olur. Tek gayemiz devleti ihya, memleketi imardır

Bizim tahttan el çektirmediğimizi de gördükçe, saltanat hırsımız olduğumuzu söylerler.

Lakin bu saltanat hırsı değil, devlete ve millete hizmet etmenin vebalidir.

Bir saniye düşünsem ki, bizim yaptıklarımızı geri götürmeyecek, memlekette taş üstüne taş koyacak birileri vardır, bu devleti bizden daha iyi idare edecek birileri vardır, vallahi, billahi çekiliriz kenara.

Lakin YOK

Bize tahtı bırak diyenler, kendileri o tahta oturmak isterler diyordu.

Ee ne var bunda dediğinizi duyar gibiyim.

Ama benim bu sözleri duyduğumda aklıma gelen ilk şey “kardeşim Abdullah” oldu.

Yani 11. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül.

Ve tabii ki siyaset gündemimizde yer aldığı üzere Ali Babacan ile birlikte kuruluş hazırlıklarında oldukları söylenen yeni partileri. 

Ve sonrasında da önümüzdeki seçimlerde yeniden Cumhurbaşkanı adayı olmasını bekleyen kesimler, iç ve dış güçler(!)…

Yetmiyor bu uyarı. Bu uyarı aynı zamanda diğer kardeş Ahmet Davutoğlu’na da yapılıyor tabii ki. Daha doğrusu taraftarlarına. Destekçilerine. İktidarın değişmesini isteyen, bekleyen kesimlere.

Yani benim anladığım ve yorumladığım; 

kardeşlerim, sizin devleti idare edecek kabiliyetiniz yoktu. Ne yapıldıysa benim sayemde yapıldı. Sizden hizmet bekleyenler de beklemesinler. Vallahi billahi kabiliyetiniz olduğunu bilsem bırakırım koltuğu size.

Bir izleyici olarak benim anladığım bunlar. İzlemeyenler izlesin, günlük siyaset ile birlikte değerlendirsin. 

Belki de ben çok alınganımdır. Anlamsız yorumlar katıyorumdur. Ama madem böyle bir televizyon dizisi yapılmış, illaki izleyici kesime anlatmak istediği, vermek istediği, hissettirmek istediği duygular vardır. 

Ben de bu duygu ve düşüncelere kapıldım anlayacağınız.

Demem o ki, diziler savaşında aleni siyaset yapmaya devam..

* * *

Kimileri dizilerin kısır döngüye dönen sözlerinden dolayı, kimisi ise tarihin gerçeklerini yansıtmaktan uzaklaştıklarını düşündükleri için izlemeyi bıraktıklarını söylüyorlar.

Hâlbuki günümüz siyaset meydanından kesitleri barındırabiliyorlar..

Kamuoyunu alıştırabiliyorlar…

Toplumu belli siyasal söylem öncesi tepkisizliğe hazırlayabiliyor ya da karşılaştırma yaptırma imkânı da sunabiliyorlar…

Tabii görmek isteyene ve görebilene!

Önceki İçerikDepremde hasar gören okullara ilişkin açıklama..
Sonraki İçerikBorçlar: Borçları Nasıl Ödeyebiliriz?
16 Ağustos 1970 Kocaeli-Gölcük-Değirmendere’de doğdu. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi, İktisat Bölümü ve Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nün, “Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi” dalında Yüksek Lisans’ını tamamladı. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi Anabilim Dalı, “Siyaset ve Sosyal Bilimler” Doktora (Ö) Öğrencisi olarak dersler aldı. 2010 yılında “Öteki Siyaset”, 2013 yılında da “9. Köy’den Sonra” isimli kitapları Vadi Yayınlarından yayınlandı. 2011 yılında, Kocaeli’ndeki yerel gazete ve dergilerde yazarlığı başladı. Aynı zamanda “Kocaeli TV” televizyon kanalında, “Öteki Siyaset” isimli TV program hazırlayıp sundu. 2016 yılından itibaren de Ocak Medya’da yazarlık yapmaktadır. Özel sektörde, aynı zamanda halen yöneticilik yapmakta olan Kalabalık, Demokraside Birlik Vakfı, İnsani Değerler Derneği, Türkiye Yazarlar Birliği ve Gazeteciler Cemiyeti üyesidir.

1 YORUM

  1. Gøruyorum anliyorum fakat toplumun akp ye oy veren kesimini bir yokla konus dizileri gunumuze yorumlamaktan bi haberler ama Abdul-Hamid hakkinda birsey bildikleri yok sadece yandas medyanin søyledigini aktariyorlar

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here