Ülkede terörist iftirasına muhatap olmayan kimse kalmayacak..

0

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, MYK toplantısı sonrasında genel merkezde basın toplantısı düzenledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine 1 milyon TL’lik manevi tazminat davası açması hakkında Öztrak, “Bu açtıkları kaçıncı dava? Onlar dava açmaktan Genel Başkanımız da dava kazanmaktan yorulmadı.” dedi. Öztrak, şunları söyledi:

“Demokrasilerde en temel haklardan biri, halkın doğru haber alma hakkıdır. Millet yasama, yürütme ve yargı organlarını, haber alma hakkını kullanarak denetler. Basın özgürlüğünün olmadığı bir yerde, ifade özgürlüğü de olmaz. Bu nedenle özgür basın, vatandaşların gözü, kulağı ve sesidir. Çağdaş demokrasilerde medya, kuvvetler arasında, en önemli denge ve fren sistemlerinden biridir.  Bu nedenle de ‘dördüncü güç’ olarak tanımlanır.

Dün, Çalışan Gazeteciler Günü’ydü. Ucube tek adam vesayet rejimine geçildikten sonra, özgür basın üzerindeki baskılar hızla arttı. Türkiye, 180 ülkenin değerlendirildiği Basın Özgürlüğü Endeksi’nde, 2020 itibariyle 154. sırada. Kongo bu ligde bizim dört sıra üstümüzde. Rakiplerimiz Brunei, Ruanda gibi ülkeler. 2020’de de gazetecilerimiz, ciddi baskılarla, karşı karşıya kaldı. 68 gazeteci 2021’e cezaevinde girdi. Geçtiğimiz yıl gazeteciler 479 kez hâkim karşısına çıktı. 78 gazeteci gözaltına alındı, 25’i tutuklandı. Basın ve yayın organları da sarayın istibdat rejiminden paylarını aldı.

Televizyon ekranları RTÜK tarafından karartıldı. Saray’ın istediği gibi yayın yapmayan gazetelerin resmi ilanları Basın İlan Kurumu tarafından hiçbir hukuki dayanak olmaksızın kesildi. Yeni bir televizyon kanalı, Saray, yayın politikasını beğenmediği için, 26 günde yayın hayatını bitirdi. Hazine ve Maliye Bakanı damat, sosyal medya üzerinden istifa etti. Baskılara direnebilen birkaçı hariç, yazılı ve görsel basının büyük kısmı, Saray’dan icazet çıkmadığı için bu haberi veremedi. Millet 27 saat boyunca, buhran içindeki ekonominin başında kimse var mı, yok mu öğrenemedi. Basına baskı, darbe dönemlerini bile mumla aratacak düzeye ulaştı. Ama tüm bunların müsebbibi olan Saray, dün çıkmış; ‘basın özgürlüğünden vazgeçmeyiz” mesajları veriyor… Tam bir “kara mizah!”

En son ABD’de yaşanan olaylar, seçimi kaybeden popülist bir siyasetçinin, koltuğunu bırakmamak için neler yapabileceğini, ne kadar ileri gidebileceğini tüm dünyaya gösterdi. Son 10 yılda, sorunları çözmek yerine, kaşıyıp, istismar eden, yalanı doğruymuş gibi anlatarak oy devşiren popülist siyaset tarzı, dünyanın her yerinde kutuplaşmayı, ayrışmayı derinleştirdi. Popülist siyasetin kutuplaştıran zehirli diline en aşina ülkelerden biri de biziz. Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan, AK Parti Genel Başkanı’nın, birine ya da birilerine hakaret etmediği tek bir gün yok.  Saray gibi düşünmeyen herkes terörist… Saray; bu ülkede gazetecileri terörist ilan etti. Nobel ödüllü edebiyatçılarımızı terörist ilan etti.  Soğan deposu sahiplerini terörist ilan etti.  Elinde doları, avrosu olan vatandaşlarımızı terörist ilan etti. Anayasa referandumunda ‘hayır’ oyu verenleri terörist ilan etti.  Mahalli İdare seçimlerinde, Millet İttifakı’na oy veren yurttaşlarımızı terörist ilan etti. Şimdi de Boğaziçi Üniversitesi’nde rektör atamasına tepki gösteren öğrencileri terörist ilan ediyor. Bu gidişle bu ülkede, terörist iftirasına muhatap olmayan kimse kalmayacak.

Gençlerimiz, neden okuyacakları üniversiteye bu şekilde rektör atanmasına karşı çıkıyor? Onlara haksız yere terörist diyerek itibarsızlaştırmaya çalışmak yerine, taleplerine kulak verseniz ne çıkar?  Tepesine çıktığınız kibir kuleleriniz mi çatlar? Peki, milletin en az yarısına bu ağır iftiraları atan, milletini ‘terörist’ diyerek bölüp parçalayan kim? Anayasamıza göre; milletin bölünmez bütünlüğünü korumaya, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye bağlı kalacağına, görevini tarafsızlıkla yerini getireceğine, namusu ve şerefi üzerine yemin eden, Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan, AK Parti Genel Başkanı. Peki, bu yeminin gereğini yerine getiriyor mu? Ne gezer… Partisinin kongrelerine katılıyor. Muhalefete, muhalefet liderlerine ağzına geleni söylüyor. Sonra da ‘Sözde Cumhurbaşkanı’ denince alınıyor.

Bugün bu ülkede ciddi bir devlet krizi yaşanıyorsa, Bunun nedeni, tarafsızlık yeminine sadık kalmayan cumhurbaşkanının partisine genel başkan olmayı tercih etmesidir. Madem partili cumhurbaşkanlığı istiyordunuz, O zaman Cumhurbaşkanlığı yeminini de değiştirecektiniz. Hem tarafsız Cumhurbaşkanı zırhını giyip, siyasi eleştirilerden kendinizi münezzeh göreceksiniz hem de partili cumhurbaşkanı olarak, dilediğinize dilediğiniz hakareti savuracaksınız. Oh ne ala… Türkiye’miz bu ucube tek adam vesayet rejimiyle, anayasal devlet olmaktan çıkmış, kâğıt üzerinde anayasalı bir devlete dönüşmüştür.  Bugün millete askıda kuru ekmek layık görülüyorsa, işsizlik bir tsunamiye dönüştüyse, nedenleri burada aranmalıdır.

Tüm yurttaşlarımızın, bu fotoğrafa dikkatlice bakmalarını rica ediyorum. Bu sıradan bir fotoğraf değildir. Bu fotoğrafta; tek kuruş borcu olmayan, kasasında milyarlarca lirası olan Türk Telekom’u soyan, Lübnanlı Hariri ailesinin bir ferdi var. Bu aile Hazine’ye, Telekom’un özelleştirme bedelini, Türk bankalarından borç alıp ödedi. Sonra milyarlarca dolarlık temettü gelirini, Türkiye’den Lübnan’a kaçırdı. Bizim bankalara 3,5 milyar dolarlık kredi borcu taktı. Bu borcu, Türk Telekom’un üzerine yıkıp, kaçıp gitti. Yani Hariri ailesi; tek bir kuruş ödemeden ‘tarlanın taşıyla, tarlanın kuşunu vurdu’ ve tarlayı korumakla görevli Yönetim Kurulu üyelerinin hepsi, bugün Beştepe Sarayı’nda. Saray, Hariri ile ekonomik ve ticari ilişkilerin ele alındığını söylüyor da bu ticari ilişkiler konuşulurken, Türk Telekom’daki milyarlarca dolarlık vurgunun hesabı da acaba sorulmuş mudur? Tüyü bitmedik yetim hakkı istenmiş midir? Hiç zannetmiyoruz. Peki Beyefendi, bir kuruş ödemeden Telekom üzerinden milyarlarca dolar vurgun yapan bu adamla, aynı masaya nasıl oturdunuz? Hiç içiniz sıkılmadı mı? Onu da hiç sanmıyoruz. Ne de olsa bu fukara milletin sırtından doyan doyana…

2021’de karşı karşıya olduğumuz en önemli sorunlardan birinin; borçların ödenmesindeki güçlük ve bankalardaki varlık kalitesinin bozulması olduğunu son birkaç basın toplantısında söylüyorum. Maalesef bu konuda da veri kalitesinde büyük sorunlarımız var. BDDK kredi riskinde önemli artış olan ve yakın izlemeye alınan kredi tutarının, Kasım 2020 itibariyle 59 milyar lira olduğunu söylüyor. Ancak Merkez Bankası’nın Finansal İstikrar Raporu, Eylül 2020 itibariyle, yakın izlemedeki kredi tutarının 360 milyar lira olduğunu raporluyor. İki kurumun rakamları asında 6 kat fark var. Bu kadar fark neyin nesidir?

Salgın yönetilemiyor. Dünya üzerinde 50 ülke aşılamaya başladı. Bazı ülkelerde nüfusun aşılanan kısmı yüzde 20’ye yaklaştı. Biz de tık yok. Ortada doğru dürüst bir aşılama programı yok. Tüm testlerden geçmiş, üçüncü faz çalışmaları tamamlanmış aşılardan Türkiye’ye gelen yok. Gelen Çin aşısı da halen incelemede… Türkiye’nin alacağı Çin aşısı için Brezilya ve Endonezya’daki üçüncü faz çalışmalarını açıkladı. Türkiye’de kendi çalışmasını açıkladı. Aşının etkinliği konusunda rakamlar birbirinden farklı… Ama kaybedilen zamanla her gün insani kayıplarımız artıyor. Yönetim kabiliyetini yitiren bu hükümetin elinde, ülkemiz yönetilmiyor, adeta savruluyor. Ekonomi başta olmak üzere her alanda büyük sorunlar birikti. Bir şeyler yapılmazsa çığ gibi üzerimize düşmesi an meselesi… Saray ise çalgılı, türkülü eğlencede, biz 2021’de Millet İttifakı ortaklarımızla, ülkemizi, ekonomimizi, hukuk devletini ve demokrasiyi, milletimizle birlikte yeniden ayağa kaldırmak için hazırız. Bunun bir partiyi, bir siyasetçiyi sevip sevmemekle ilgisi yok. AK Parti’ye oy veren vatandaşlarımız dâhil, herkes artık şunu açıkça görüyor: Ülkemizin kaybedecek bir dakikası bile yok.”

BAHÇELİ’YE CEVAP VERMEDİ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘sözde cumhurbaşkanı’ tepkisinin sorulması üzerine Öztrak, “Bahçeli’nin hezayan içinde sarf edilmiş sözlerini ciddiye almamız, bu ipe sapa gelmez değerlendirmelere cevap vermeyi doğru bulmuyorum” dedi.

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal’ın “HDP hariç her siyasi parti ile görüşürüz” demesi ile beraber ittifak ve erken seçim tartışmaları için Öztrak, “Herkes istediği parti ile görüşmekte özgürdür. İstişarede de her zaman hayır vardır. Bu toplantılarda her zaman merak ediyorum işsizlik, mutfaktaki yangın görüşülüyor mu? Tehlikeye düştüğünü gördüğü koltuğu korumak için formül arama toplantılarıysa bunlar, milletimize hiçbir yararı yoktur” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “kriz yok, seçimler normal zamanda olacak” demesi hakkında Öztrak, “Bu sözler, saray sosyetesinin milletin halini görmediklerinin en güzel göstergesi. Türkiye’de ekonomik kriz değil ekonomik buhran var. Hükümet krizi değil devlet krizi var. Memlekette büyük bir toplumsal buhran var ama anlaşılan bunlar saraylarından dürbünle bakıyor. Millet önüne sandık gelsin diye gün sayıyor” yanıtı verdi.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkındaki söylemler için Öztrak, “Yakında Boğaziçi’nde okuyan 49 öğrenciden de Kaftancıoğlu’ndan da özür dileme noktasına gelecekler” dedi.

‘Sözde cumhurbaşkanı’ tartışmalarının yeniden sorulması üzerine Öztrak, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Kimse kaynağını bu anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamaz. Tarafsızlık yemini edeceksiniz, sonra cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturacaksınız AK Parti Genel Başkanı olacaksınız, sonra hem savcı hem yargıç olacaksınız, istediğinizi terörist ilan edeceksiniz. Bu anayasa, cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan AK Parti Genel Başkanına böyle bir devlet yetkisi vermiyor” dedi.

Whatsapp’ın güvenirlilik tartışmasıyla ilgili Öztrak, “Şu anda bu dijital dünyada yaşanan gelişmelere baktığımızda. Küresel düzenlemelere ihtiyaç olduğu ortaya çıkıyor. Saray hükümeti, sosyal medyaya sansür uygulayacak yollar aramak yerine, ülkenin verilerinin korunmasına yönelik düzenlemelere yer vermesi gerekiyor” dedi.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here