Ümitvar Olmak

1
gündogdu

Ümit, Farsça “umut/ beklenti” anlamındaki (umīd) sözcüğünden alıntıdır.

Türk Dil Kurumu, umut sözcüğünü “Ummaktan doğan güven duygusu;  Ümit “Bu duyguyu veren kimse veya şey” olarak tanımlamaktadır.

Ümit veya umut;  bir kimsenin kişisel yaşamındaki olay ve durumlarla ilgili olumlu sonuçlar çıkabileceği ihtimaline dair duygusal inancı olarak tanımlanabilir.

İnsanların çoğu istedikleri bir şeyi elde edemeyince, sevdikleri bir şeyi yitirince veya başlarına beklemedikleri bir bela, musibet geldiğinde ümitsizliğe düşerler, kaygı ve karamsarlığa kapıldıkları görülür.

Herkesin az veya çok bazı olumsuzluklarla karşılaşması, elem,  üzüntü,  acı çekmesi yaşamın gerçekleri, olağan hadiselerdendir.

Ancak hayatta olumsuzluklara kapılarak ümitsizliğe düşmemek, huzurlu olmak için ümitle yaşamak gerekir.  Ümitle şarj olmayan, en küçük bir sarsıntıda tökezler, yol kazasına uğrar.

Nitekim son yıllarda KHK’ ile işlerini, güçlerini kaybedenler, özellikle bu son aylarda  korona virüs salgını ile, işten çıkartılanlar,  ekonomik çıkmaza girenler, gelirleri ve kazançları kesilenler başta olmak üzere halkımızın geneli arsasında büyük bir telaş, korku ve kaygılara orantılı olarak karamsarlık ve ümitsizlik, depresif anksiyetenin  yaygınlaştığı  müşahede edilmektedir.

Esasen dünya imtihan dünyasıdır. İnsan hayatta bazı zorluklarla karşılaşabilir. Böyle durumlarda ümitsizlik insanı yiyip bitiren bir hastalık haline dönüşür. Hatta, insanı dinden bile çıkarabilir.

Ümidin kaynağı da Allah(cc)’a imandır. Allah’a (cc) İnananlar ve onun dinine gönül verenler, Allah(cc)’tan ümit kesmez. Gayret, azim,  çalışma  ve hizmetlerinin karşılığına ahirette ulaşacaklarına inanırlar.

Bu yüzden karşılaşılan en olumsuz şartlar bile ümit sayesinde işin gereği olarak görülür.

İnanan insan, hiçbir zaman karamsarlık ve ümitsizliğe düşmez. Herhangi bir olumsuzluk söz konusu olduğunda feryat ve figan etmez, şikâyet etmez. Aşık Veysel:

Ey gönül derdinden etme şikayet

Yüce dağlar gurur duyar karından

Çünkü ümitsizlik bataklığı nice gayeleri, hayalleri yutar. Ümitsizliğe düşen, iflah etmez; çalışma azim ve enerjisini kaybeder, geleceğe karamsar bakar.

Bitmek bilmeyen bir dinamizm, yüksek performans, Allah(cc)’a inanma, güvenme, dayanmayla ilgilidir. Onun için:

Kur’an-ı Kerim de:

“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O¸ çok bağışlayan¸ çok esirgeyendir.”(Zümer¸ 39/53).

“(Yakup)Ey oğullarım! Gidin de Yusuf’u ve kardeşini iyice araştırın¸ Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez.”

( Yûsuf¸12 87)

“(İbrahim:) dedi ki: Rabbinin rahmetinden¸ sapıklardan başka kim ümit keser?”( Hicr¸ 15/56)

Sevgili Peygamberimiz de;

Hz. Enes (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v) ölmek üzere olan bir gencin yanına girmişti. Hemen sordu: “Kendini nasıl buluyorsun?“ dedi. Genç: “Ey Allah’ın Resûlü¸ Allah’tan ümidim var¸ ancak günahlarımdan korkuyorum.” diye cevap verdi. Resûlullah (s.a.v) da şu açıklamayı yaptı: “Bu durumda olan bir kulun kalbinde (ümit ve korku)  birleşti mi Allah o kulun ümid ettiği şeyi mutlak verir ve korktuğu şeyden de onu emin kılar.”( Beyhakî¸ Şuabu’l-Îmân¸ II. 5.¸ no: 1003. Bu kaynaktaki metinde kişi daha farklıdır¸ ancak aynı konu anlatılmaktadır).

İnsan ümit olmazsa yaşayamaz. Ümitsiz insan mutsuz insandır; kötümser ve karamsardır. Onun için mümin; ‘havf (korku ) ile reca ( ümit ) arasında yaşamalıdır denilmiştir.

Kur’anı Kerim’de  şu ayette, “Müminlerin korkarak ve Ümit ederek Allah’a ibadet ettikleri” (Secde,32/16)  ifade edilir.

Ayrıca imanın geçerli olmasının şartlarından biri de; “İman, yeis/ümitsizlik halinde olmamalıdır”.  Mümin Allah’ın rahmetinden ümidini kesmemelidir.

Ümidini kaybeden, gücünü kaybeder. Çaresizliğe düşer. Yarı felçli bir hasta haline döner.

Allah’a(cc) inanan, ümitle bağlanır, hayal kırıklıklarının, tökezlemelerin geçici olduğuna inanır. Hangi şartlarda olursa olsun kendini koyuvermez.

Akif, bu yüzden ümitsizlik ve karamsarlığı ölüm olarak görür:

“Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak,

Alçak bir ölüm varsa eminim budur ancak.”

Muhammed İkbal, “Esrar ve Rumuz” adlı eserinde şöyle söylüyor: “Ümitsizliğin, hayat için bir zehir olduğunu kabul etmek zaruridir. Ümitsizlik, seni mezar gibi sıkar… Yeis, hayatı uyutur… Aydınlık, günü uzun ve karanlık bir gece haline getirir”der.

Onun için müslüman;  “Benim rahmetim her şeyi aşmış, kuşatmıştır”(A’raf 7/156)  ayetini esas alarak, Allah’ın geniş rahmetine bakarak her zaman ümitvar olmalıdır. “Ümit fakirin azığıdır.” denir ama aynı zamanda bu ümit denilen büyük sermaye mü’minin de azığıdır.

Fakat ümitvar olmak kuru kuruya¸ “Benim ümidim var.” demekle olmaz. Ümit taşımak için, sebepleri yerine getirilmesi,  belli yatırımların yapılması ve gerekli adımların da atılması gerekir.

Etrafımıza baktığımız zaman karamsarlık taşımayanların genellikle gerekli adımları atan ve olması gereken girişimleri kurallarına uygun olarak yapan kimseler olduğunu görürüz.

İslâm düşünürlerinin bu konuda çok güzel sözleri vardır. Bazılarını hatırlamakta yarar var:

“En büyük felaketler içinde dahi ümidini kaybetme!  Unutma ki ilik en sert kemiğin içinden çıkar.” (Hâfız)

“Güçlük kolaylıkla beraberdir¸ kendine gel¸ ümidi bırakma! Akıllı insan bilir ki¸ ölümün arkasında bile daha güçlü bir hayat beklemektedir.” (Mevlâna).

Vesselam.

1 YORUM

  1. Gayb perdesi açılıp Rab’bin karşısında makamını şaki olarak görsen de, gidecek başka kapı olmadığından yine O’nun rahmet kapısı önüne gelmeli, tokmağına dokunmalı. O’nu üzmekten korkmalı, her daim ümitvar olmalı.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here