Ustaya Sesleniş

1

Usta, 50 yılı aşkın yazı hayatına, “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil” diyerek bir süreliğine ara verdiğini açıkladı.

Âcizane ben de tesiri olacağına pek ihtimal vermesem de bir umut deyip ustaya seslenmek istedim. 

Şimdiye kadar sizinle ne yüz yüze görüşme imkânı ne de telefonla konuşma fırsatım oldu. 

Ocak Medya, buluşma noktamız.

Keşke böyle bir karar almasaydınız be Usta. Sizin yazılarınız, karanlığa yakılmış bir mum gibiydi. Her sabah güne sizin yazılarınızı okuyarak başlamak benim için büyük bir mutluluk. Şu an bir boşluktayım.

Lütfen abarttığımı sanmayın. 

İnanın bu zifiri karanlıkta insanları, nefes alacak kıyılarda seyahat ettiriyordunuz. 

Usta; 

Reklam

Bu kararınızdan dolayı bizler ne kadar üzüldüysek, trol çeteleri başta olmak üzere epey insan da o kadar sevinmiştir. Ne de olsa meydanın biraz daha kendilerine kaldığını düşünmüşlerdir.

Hakikati haykıran bir kişinin daha gidişine bayram etmişlerdir. Gelin bu kararınızdan vazgeçin ve bu çetelerin sevinçlerini kursağında bırakın. 

Sizden önce de 40 yıldır dış politika ve Ortadoğu yazılarıyla öne çıkan Cengiz Çandar, aramızdan sessiz sedasız ayrılıp gitti. O Usta da “Baki kalan kubbede, hoş seda” imiş diyerek 2016 yılında yazı hayatına veda etti. Bugün, Ortadoğu bataklığındaki Türkiye’nin, onun fikirlerine ne kadar çok ihtiyacı olduğunu yaşayarak görüyoruz. 

Hasan Cemal, Taha Akyol, Ali Bayramoğlu gibi birçok ismin fikirlerine bu ülkenin ihtiyacı var. Tıpkı sizin fikir ve tecrübelerinize olduğu gibi.

Geçmişten günümüze yazı hayatının parlayan yıldızlarından birinin daha solup gitmesine izin veremeyiz. Sizin gibi değerler kolay yetişmiyor.

Usta;

“Geçmişte ben neyi savunuyor idiysem, şu yakınlarda neyin olmasını nelerin olmamasını istemişsem, Türkiye’de şu sıralarda hemen hepsinin tersi işler gündemi belirliyor” diyorsunuz.

Şimdilik varsın öyle olsun; gün doğmadan evvel Allah neler doğar. Bize umudu yazılarınızla aşılayan sizlerdiniz. Haddim olmadan soruyorum:

Reklam

“Tutunduğumuz bu dalı kırmaya hakkınız var mıdır?”

Usta;

Tesirinizin olmadığını sanmayın. Öyle bir tesiriniz var ki, yazdığınız her hakikat kelimesi, karşı tarafın yüreğine ok gibi saplanıyor. Kişisel siteniz ve Ocak Medya’ya yapılan siber saldırılar, bunun en büyük ispatıdır.

Hatta şu an iktidarın ayakta kalması için kendini dahi hiçe sayan bir siyasal partinin genel başkanının Meclis kürsüsünden, yazdıklarınızdan duyduğu rahatsızlığı nasıl haykırdığını daha dün gibi hatırlıyoruz.

O zamanlar, “Saldırılar bizi yolumuzdan döndüremez” demiştiniz. Lütfen bu mücadele yolundan vazgeçmeyiniz. 

“Saldıranların niyetinin yayınlarımıza öldürücü bir darbe vurmak olduğu belliydi” diyordunuz. Şimdi kendi elinizle onların emellerine hizmet etmemenizi rica ediyorum. Saldırganların hesaplarını o zaman nasıl boşa çıkardıysanız, sizi “medeni ölü”nün son safhasına itme hevesinde olanların bu hevesini kursaklarında bırakınız. 

Usta;

Her şeye rağmen bu kervan yürümeye devam etsin!..

“Yorgunluk” deyip başı ve sonu belli olmayan bir süre izin isterken; bu zaman diliminin bize yükleyeceği yorgunluğu nasıl kaldıracağız?

En iyisi son sözü Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in “Utansın” şiirine bırakalım.

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!

Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen!

Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi Noel ağacı;

Dallarda iğreti yaprak utansın!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,

Onu sürdürmeyen çırak utansın!

Ölümden ilerde varış dediğin,

Geride ne varsa bırak utansın!

Ey binbir tanede solmayan tek renk;

Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın! 

1 YORUM

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here