Uzun ya da kısa vadede, az biraz keşfediyorsun

1

Yeterli düşünsel birikimi olmayanlarla uğraşıp duruyoruz. Yeterli bile değil belki de, belki de düşünsel anlamda başlangıcı bile olmayanlar.

Uğraşıyoruz çünkü bir arada yaşıyoruz. Çünkü bu kişiler ‘din’ gibi bir kılıf geçiriyorlar hayatlarına ve ‘kutsal’ adına eylemler yaptıklarını sanıyorlar.

İşi bilmeyenler yorumlarında dikkatli davranıyorlar çünkü işin içinde değiller ve dine yani İslam’ a ters bir laf etmeyelim diyorlar.

Saygı adına iyi yapıyorlar.

İşin içinde iseniz eğer, bu kişilerin ne kadar acınası olduklarını görüyorsunuz. Yok, acınası kelimesi mağduriyet oluşturuyor. Acınası değiller, bunların yaptığı tam çakallık.

İslam’ın düşünsel başlangıcını yapmamışlar.

İslam’ın ‘oku’ emrini yerine getirmemişler. İslam üzerine düşünmemişler. Ama üzerlerine o ‘İslam’ kılıfını geçirip öyle bir SHOW yapıyorlar ki…

Otobanda namaz

Bu tipleri konuşmak zorunda kalıyoruz. Çünkü dini duyguları kirletiyorlar.

Bırakın konuşmayalım desek, bu ve benzeri tipler yaptıklarının doğru olduğunu sunmaya devam ediyorlar ve sayıları artıyor.

Biri gidiş-geliş otobanında arabasını ortaya çeker namaz kılar.

Ne için, gerçekten merak ediyorum ne için?

Her köşe başına cami açıldı.

Cami bulamadınız da otobanı mı seçtiniz?

Hayır.

Show yapmaları lazım…

Egoları onu istiyor…

Namaz kıldıkları için kutsalı yaptıklarını sanıyorlar ve toplum olarak bu tiplere susuluyor.

Tramvayda namaz

Bir başkası tramvayda seccade serip, namaz kılar.

“Namaz dinin direği” der ve kutsalı kirletmeye devam eder.

Bu kişiler ne Allah’ın gönderdiklerini anlamışlardır, ne de Hz. Peygamber’ın hayatını.

Bu kişiler İslam’ı egoizmle birleştiren ve kendini ‘kutsal’ sananlar ve polis bu tiplere ses çıkarmaz.

Toplum bu tipler yüzünden de her türlü kötülüğü yaşamaya devam eder.

Toplum bu tiplerin kutsanmış din dayatmalarına ses çıkarmaz.

Bu İslam değil, eğer İslam olduğunu sanıyorsanız.

Bu, softa din pazarlaması yapan güruhun ego tatminidir….

Bu ve benzer tipleri bırakıp kendi hayatımıza bakalım desek, olmuyor. Çünkü konuşanların olmadığını gördükçe ne kadar tehlikeli bir yolda ilerlediğimizi görüyorum. Kutsal’a dil uzatmayalım diye susan sessiz yığının içinde olmamam gerektiğini biliyorum.

Ama diğer taraftan da olması gerekenleri konuşmak, düşünmek ve yazmak gerektiğine inanıyorum.

Güne, hayata, insana ve sanata dair.

Piskoloji, felsefe ve düşünceye dair.

Müziğe ve Sezen’e dair…

Uzun yolculuklarda aynı CD’yi dinlediğinizde melodiler artık biter ve sözlerin arasında yolculuğa başlar insan. Ve parçalar Sezen’e aitse, kelimelerin büyüsüne kapılıp maddi yolculuk içinde düşünsel ve tinsel yolculuk başlar..

Türkiye-Almanya yolculuğunda dinlemiş olduğum albüm ‘Yaz bitmeden’di…

İkinci parçası ‘Farkındayım’.

Dinledikçe sözlerin içine daldım.

Düşüncelerine.

‘Bir macera yaşamak dediğin

Küçük zamanlar harmanı

Sevildiğin, üzüldüğün’

Hayata dair ne kadar da güzel bir özet: Yaşamak küçük zamanlar harmanı olan bir macera…

‘Ne gemiler yaktım

Ne gemiler yaktım

O kadar yandı ki canım

Sonunda karşıdan baktım

Ne göreyim kendime yıldızlardan daha uzaktım’.

Gemileri yakıp yapılan başlangıçlar ve çabalar. Ve insanın canını yakan o gidişler.

Ama insanın kendine yıldızlardan uzak olduğunu anlaması. Kendi benliğini keşfe çıkan insanın kendisiyle yüzleşmesi, kendine dışardan bakabilmesi…

Ve Farkına varmak.

‘Kendini seçemiyorsun

Bırakıp kaçamıyorsun

Yazmadığın bir hikayede

Uzun ya da kısa vadede

Az biraz keşfediyorsun’

‘Kendini seçememek’ çok önemli bir saptama. Kendini, aileni, kardeşlerini, doğduğun şehri ve ülkeyi, milliyetini ve dinini seçemiyorsun.

Seçemediklerin için birileri seni suçluyor. Cezalandırıyor. Kim bilir belki de seçemediklerin için hayatın acılarla geçiyor.

Seçemediğin halde…

Bir anda yazmadığın hikayede buluyorsun kendini.

Başkalarının yazdıkları hikayede ya oyuncusun, ya figüran.

Farkında oldukça keşfediyorsun.

Seçemediklerin için ne bedeller ödediğini.

Farkına vardıkça anlıyorsun aslında hem ne kadar güçlü ve hem ne kadar aciz olduğunu.

Keşfediyorsun ve başa dönüp, tekrar yaşamak istiyorsun.

İçindeki çocuğun kalbini kıranlara karşı ‘hop yapmayın’ demek istiyorsun. ‘Beni eğip-bükmeye çalışmayın’ demek istiyorsun. Aynı tecrübelerle takrar başlayıp kendin olmanın bilinciyle, seçemediklerin için sızlanmayıp, seçebildiklerin için mücadele etmek istiyorsun…

‘Öteki olabilmeyi’ öğrendikçe empati yapıyorsun. Kalp kırmanın ne büyük bir acı olduğunun bilincine vardıkça insan olduğunu anlıyorsun.

‘Geride durabilmeyi öğreniyorsun’.

Bütün egolarına rağmen geride durabilmeyi.

Hislerine, bilgine, tecrübene ve sana verilen ilahi mesaja rağmen geride durabilmeyi öğreniyorsun…

Ömrünün yazı bitmeden bunları farkediyorsun..

Sevgi ve Bilgiyle kalın

1 YORUM

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here