Vakalar artıyor, önlemi kim alacak?

10

Türk Tabipler Birliği COVID-19 salgınına dair duyarlılığın ve tedbirlerin arttırılması için 14-19 Eylül tarihlerini  #YönetemiyorsunuzTükeniyoruz Haftası ilan etti.

Salgın başladığından beri hekimlerimizin, sağlık çalışanlarımızın da içinde olduğu binlerce yurttaşımızı pandemi nedeniyle kaybettik.

Bir çok kişinin itimat etmediği aşikar olan resmi verilere göre her yeni gün 40-50 vatandaşımız önlenebilir bir hastalık olan COVID-19 dan hayatını kaybediyor.

TTB; Suçu vatandaşa, yükü hekimlere ve sağlık çalışanlarına yıkanların tarihsel sorumluluğunu her gün ama her gün hatırlatmaya devam edeceklerini söylüyor.

Tüm sağlık çalışanları COVID-19 kaynaklı ölümlere ve artan hasta sayısına dikkat çekmek, bugüne kadar yitirdiğimiz hem yurttaşlarımız hem de sağlık çalışanlarının anısına saygı gereği; sağlık kurumlarında ve tüm yaşam alanlarında 1 hafta boyunca “siyah kurdele” takacak.

Hükümet tarafından oluşturulan “yeniden normalleşme” politikası, süreci yönetirken ortak akıl çalıştırılmadığı ve birlikte hareket edilmediği için tüm yurtta artan hasta ve ölüm oranlarına bakılırsa yarı yolda kalmış durumda.

İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek’in Twitter hesabından, “Çapa’da 530 testin 81’i pozitif. Pozitiflik oranı %15’i geçti. Bugünden artık salgının İstanbul için yeniden başladığını söyleyebiliriz. Ağırlıklı gençler ve maalesef zatürre oranı yüksek. Moral bozmak için değil, tedbir alın diye yazıyorum.” diye bir açıklama yaptı.

Hem İstanbul hem Ankara hem de yurdun diğer bölgelerinden alınan haberlere göre salgının yeniden bir yükselişe geçtiği anlaşılıyor.

Her insan yaşadığımız bu travmatik döneme farklı bir bakış açısı geliştirmiş durumda. Bir kısım maske takma durumuna karşı uyum sorunları yaşasa da benimsemiş gibi görünüyor. Ancak, diğer bir kısım maskeyi ağız, burun dışında her yerine takmaya devam ediyor.

Tüm dünyada milyonlarca insanı kırıp geçiren pandeminin hâlâ dış mihrakların bir oyunu olduğunu iddia edenler de var. Ölüm korkularıyla cebelleşip halet-i ruhiyesini obsesif kompulsife bağlamışlar da.

Bir bakıyorsun bu tarafta yediden yetmişe bir grup insan vur patlasın çal oynasın deyip düğünlerde halay çekiyor, bir bakıyorsun öbür tarafta boğazda diskoya çevrilen üstü açık gemileri dolduran gençler pupa yelken “hedoni mod on” deyip bachata yaparken sex on the beachini yudumluyor.

Yurdum insanı araştırmalara göre bulaş riskinin en fazla olduğu düğün, nikâh, taziye, asker uğurlama, aile ziyaretleri ve bina içinde gerçekleştirilen misafirlikler ile hasta sayısını arttırmaya devam ediyor. Yapılan etkinliklere katılanlara “Covid bitti mi?” diye sorduğunda ise “Biz kendimizi koruyoruz. Bize bir şey olmaz.” yanıtını almaksa hastalığın eli kalem tutan, okumuş etmiş insanlar arasında dahi tam anlamıyla kavranamadığına tanık oluyorsunuz. Toplum içinde maskesini çıkarıp hapşıran da var, çift maske-çift eldiven takıp kaldırımda karşılaşacağınızda aranızda elli metre olsa bile size cüzzamlı muamelesi yapanlar da var.

Madalyonun bir yüzü böyleyken diğer tarafını çevirince işler bundan pek de farklı değil.

Peki salgınla mücadele halka her fırsatta maske-mesafe-hijyen kurallarına riayet etmesi gerektiği hatırlatılarak mı yapılır? Devletin daha etkin önlemler alması, düzenlemeler yapması gerekli değil mi?

Orada ise işlerin -halktan biri olarak biraz geriye çekilip, resme şöyle uzaktan baktığında- her şeyin deneme yanılma yöntemiyle, el yordamıyla, acemice ve kafa karışıklığıyla yapıldığını söylemek mümkün.

Tamam, anladım aylardır şimdiye kadar hiç yaşamadığımız büyüklükte bir sorunla, her tarafı muamma olan bir durumla mücadele etmeye çalışıyoruz ama kaybettiğimiz canların varlığı, acısı da anıt gibi önümüzde dikilmiyor mu? Daha ne kadar insan kaybedeceğiz?

Durumu nasıl bu derece kanıksadık? Nasıl bu denli normalleşebildik?

Uzak değil, daha 24 Temmuz’da Ayasofya ibadete açıldığında yaşananları hatırlayalım. O gün orada 350 bin kişi bir araya gelmişti. Birbirine 1 metre bile yaklaşman hayati risk taşırken 350 bin kişiyi bir araya toplamak hangi akla, vicdana, merhamete sığar? İnanan bir insan olarak orada hastalanan bir kişinin bile vebali vardır. Kul hakkıdır, ağırdır. Bilimsel olarak ise Doç. Dr. Sarp Üner’in yaptığı açıklamaya göre Ayasofya’da bir araya gelen topluluğun içinde bin civarında asemptomatik hasta vardı. Basit bir bölme çarpma ile bu hastaların bulaştırma katsayısını da düşünürsek o gün 2 bin 3 bin kişiye hastalık bulaşmıştı.

Bu nasıl bir sorumsuzluktur. İnsan gerçekten hayret ediyor.

Hastalığı yönetme durumumuz tam bir komedi diyeceğim ama hem hastalıkla mücadele edenlere hem de yaşamını yitirenlere saygımdan yaşananları tiye almak hiç içimden gelmiyor.

Ardından vaka sayıları artınca geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan vatandaşlara otobüs, metro ve metrobüslerde ayakta yolcu yasağı getirildiğini bildirdi.

Yasakladım, oldubitti demek bir çözüm mü? Peki, bu insanlar işine gücüne giderken sırtına kanat takıp uçacak mı? Yoksa Sultan Hamam’da ikinci el hologram teknolojisi mi satılıyor(!) Bundan sonra yola ışınlanarak mı devam edeceğiz?  Bu çözümleri ancak halktan kopuk bir bakış açısı üretir. Bunlar insanının nabzını tutan, sinirlerini yoklayan, duygularını anlayan bir kafanın üretmiş olduğu çözümler değildir.

Kovid olmuş bir hasta evden ambülansla alınıp PCR testi pozitif çıkmasına rağmen kendi imkanlarıyla geri dönüşü istenirken, ülkeyi yöneten paşalarımız beylerimiz, püfür püfür klimalı, çakarlı lüks araçlarına kurulup, arıza şeridinden yol aldığı için halkla empati kurmaları biraz zor oluyor tabi. Cebinde 100 lira olan bir insana “Neden taksi tutup eve dönmüyorsun?” demek sizin bizleri anlamanızı beklemek kadar abesle iştigal. Siz de haklısınız (!)

Ardından İstanbul Valiliği İl Hıfzısıhha Meclisinin olağanüstü toplantısında aldığı kararla açık alanlarda yapılacak konser, gösteri, festival gibi etkinliklere 12 Eylül’den itibaren izin verilmeyeceğini açıkladı. Sonra apar topar gece 22:00’de yapılan toplantı ile karar Valilikten hiçbir açıklama yapma gereği hissedilmeden 14 Eylül Pazartesi gününe ertelendi.

Çok geçmeden nedeni anlaşıldı ki hafta sonu AKP’nin “100 bin yeni üye” etkinliği vardı. Ne hikmetse virüs etkinliğe katılanların yanından bile geçmiyordu(!) Sanat, sanatçı ve sanatseverleri pek seven şu COVID belası anlaşılan o ki siyasi camiadan benim gibi pek hazzetmiyordu.

Meselâ, 180 kişilik uçaklarda dip dibe oturup, burun buruna yapılan en az bir saat yolculuk sırasında aynı havayı teneffüs ederken bulaşmayan akıllı bıdık kovidimiz, canlı müzik, sanat organizasyonu deyince birden bire kendine geliyor, aktif hale geçiveriyordu. Taptaze melodileri seviyor, o notadan bu notaya atlayıveriyordu. Madem öyle, oldu olacak hava limanlarının bekleme salonları sahne konseptine çevrilsin. Hem sanatçı hem sanatseverleri üzen şu sancılı bekleyiş kökten bitirilsin.

Uzmanlar salgının artık kontrolden çıktığını dile getiriyor. Sadece İstanbul, Ankara gibi büyük şehirler değil Anadolu’nun en ücra köylerine bile hastalık sirayet etmiş durumda. Çektiğimiz acıları anlayacak, toplumu oluşturan tüm katmanları hassasiyetle inceleyip, çözümler üretecek insanlara ihtiyacımız var. Çifte standart yapılmayan uygulamalar hayata geçerken herkesin elini taşın altına koyması gerekmekte.

Tüm sorumluluğu vatandaşın omuzuna yükleyerek bu büyük mücadeleden zaferle çıkmanın mümkün olmadığı gibi, salgınla savaş sadece Sağlık Bakanı ya da siyasi iktidarla değil; tüm kurum, kuruluş, parti ve 83 milyon hep birlikte üstesinden gelinecek bir konudur.

Hepimizi derinden etkileyen bu olağanüstü durum nedeniyle gerekirse milli seferberlik ilan edilmeli. Konuya farklı bağlamlar ve farklı stratejilerle yaklaşarak durumu en az hasarla atlatmamız için gerekli çözümler üretilmelidir.

Aysun Saygı Köknar

10 YORUMLAR

  1. Aysun hanım! Sizin yazınıza nasıl bir yorum yapacağımı şaşırdım.
    Bu teknoloji çağında, Dünya küçüldükçe bizim millet cahilleşiyor.
    Allah sizlere sabır versin, yalan ve cehalletin rağbette olduğu bir ülkede yaşamak
    işgenceden beter olur.

    Ben Türkiyeden ayrilalı 22 sene oldu, o zamanlar bizim insanlarımız, hakıkaten böyle değildi.

    Bizim Tahsili Dindar makam ve mevki sahibi insanların durumunu anlatmak için aşağiya aktardığım bir tanıdıkla korona konusunda yazıştığmız messagi sizler ile paylaşmak istedim.

    Yalnız O kopiden õnce bunları ve bunlar gibilerinin kandıran bir doktor hanımın eşi gibi hastaları ABD den kaçak olarak getirtiği ilaçla tedavi ettiğini fakat çok pahalı olduğu için bunlar benden onlar için ilaci alip gõndermemi rıca ettiler.
    Ben bir araştırdım öğle bir ilaç yok. Türkiyedeki doktor kendi bıranş olmayan dalda çaresiz hastaları tedavı ediyorum diğe hastalari resmen soyuyor.
    Ben burdan oraya bütün bilgileri gönderdim ve o doktoru şikayet etmelerini tavsiye ettim. Fakat onlar Doktor AKP li olduğu için şikayet etmediler. Bana yazdığı cevabı okuyunca bunlarda ve bunlar gibilerinde bu zihniyet, millettede bu kafa olduktan sonra o doktor gibi sahtekarlar tarafından daha çok soyulacakları gerçeğini anladım.
    ××××××
    [4/15, 11:46] : Merhaba abla,
    Nasılsın iymisin.
    Senin olduğun bölgede durum nasıl,
    Dualarımız sizinle.
    Amerikanın durumu çok kötü.

    [4/15, 11:54] 209912: Merhaba canım çok şükür iyiyiz.
    Türkiyede ki haberlere pek ihtibar etmeyin. Evet burada ölenler ve hastalar fazla genelde bakım evlerindeki hasta yaşlılar ve içki sıgara içenler öliyor.
    Birde burasi hastalığı gizlemiyor hepsini doğru açıklıyor.
    Türkiyenin haberlerini okuyorum ve şaşıriyorum.

    “[4/15, 12:13]: Biz devletimize güveniyoruz, ve şuan dünyada coronayla en iyi mücadele eden tek ülkeyiz
    Bunu defalarca uluslar arası sağlık örgütü ifade etti”
    [4/15, 12:14] : Ayrıca amerikanın durumunu sadece türkiyedeki haberlerden öğrenmiyoruz,
    Eğer takip edebiliyorsan dünya sağlık örgütü açıklama yapıyor, bütün ülkelerin durumunu ölü ve hasta sayısını söylüyor
    [4/15, 12:15] : Birde amerikanın ileri gelen gazetelerinin türkçe çeviri bölümleri var internette onları okuyoruz her gün biz.🙂
    İngilizce çevrileri okuyoruz diye yazınca 8 ay yurt dışįnda diplomat akrabadan tutunda bütün tanıdıklarını seferber etmişler öğle bir ilacın olmadįğını dahi öğrenememişler.
    24 saat dinledikleri yalanlar ve palavlara guya beni inandıracak.

  2. Restoran, Lokanta, Kafe ve İçerisinde Yeme-İçme Hizmeti Sunan yerlerde alınacak önlemler belirlendi. Mesela işletmeciler mekanın tamamında sosyal mesafe önlemlerini almakla yükümlüdür. Alınıyor mu? Genelde hayır millet dip dibe.
    Maskesiz müşteri içeri alınmaz. Misafirin yanında yoksa verilmek üzere maske bulundurulmalıdır, misafirlerin yeme-içme faaliyeti dışında ve masadan her kalktıklarında maske takması sağlanır. Yapılıyor mu? Hayır.
    İşe gitmeye mecbur olanlar için toplu taşımalarda önlem alındı mı? Hayır. Binmeyin demekle olmuyor. İnsanlar işe gitmek zorunda. Buna çare bulundu mu henüz Hayır.
    Hasta olanların temaslıları elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyor, bulaş devam ediyor. Bu kişiler etkili bir şekilde kontrol ediliyor mu. Hayır.
    Hastaneler doldu. Sağlıkçıların morali çok bozuk, çok yoruldular. İlgilenen yok.
    Say say bitmez. Nasıl olacak bu işler. Evet dediğiniz gibi ortak akıl oturacak bilim kurulunun da tavsiyeleri eksiksiz uygulanacak. Bu işe siyaset karışmayacak. İnsan sağlığı canı her şeyden önemlidir.

    • Tüm sözlerinize yürekten katılıyorum Mehmet Bey. İnsan sağlığı her şeyden daha önemli… Teşekkür ederim vakit ayırıp yorum yaptığınız için.

  3. ABD den kaçak olarak getirtiği ilaçla tedavi ettiğini fakat çok pahalı olduğu için bunlar benden onlar için ilaci alip gõndermemi rıca ettiler.
    Ben bir araştırdım öğle bir ilaç yok. Türkiyedeki doktor kendi bıranş olmayan dalda çaresiz hastaları tedavı ediyorum diğe hastalari resmen soyuyor.

    Nurdan hanım gerçekten işin çivisi çıkmış. Çaresiz insanları ben ilaç getirttim diye kandırmak onların canıyla oynamak nasıl bir vicdandır. Bunun ilacı yok aşısı yok. Belli tedavi ve ilaçlar sadece devletin sağlık kuruluşlarında var. İnsanlar dikkat etmeli. Bir zamanlar ülkemizde zakkum faciaları yaşanmıştı. Devlet ve milletimiz fırsatçılara dikkat etmeli güvenlik birimlerine ihbar etmelidir.

    • Mehmet bey! Türkiyenin çivisi çįkmış! O doktor orta pedik tedavi ettiği hastaları kas erimesi ve tedavisi olmayan bir hastalık hayatlarını tekerlekli sandaliyede geçiriyorla.

      O doktoru ilacını ben bahs ettiğim hastanin evine ziyarete gitmiş ortak akrabamız olan diplomat’da 6 ay araştıranlardan biri. Onların evlerinden beni aradılar kendisile konuştum ve bilhassa ona olayi anlattım.
      Doktor hakkında suç duyurusunda bulunmasını sõyleyince, bana cevabi ne oldu biliyormusunuz “sen şikayet et”. Ben ABD den şikayet edemem diyince cumhur başkanlınin şikayet telefon hattını ara oraya et demezmi. Yalnız bahsetiğim diplomat AKP zamaninda değil ço önceden diplomattı ve halendahada görevine devam ediyor.

      İşte Türkiyenin tablosu bu akrabam değil gözûmün nuru olsa vurdum duymazlara hakkımı helal etmiyorum.

  4. Gerçekten pandemi bütün dünyada olduğu gibi ülkemizi de fena vurdu. Başta iyi mücadele ediyoruz gibi görünse de sonradan ipin ucu kaçtı. Tarım ve gıda arzı ve tedarik zinciri, perakende gıda ticareti sektörü, turizm sektörü, denizcilik ve balıkçılık, eğitim sektörü, tekstil, giyim, deri ve ayakkabı sektörleri, Otomotive sanayi dahil olmak üzere tüm sosyal ve ekonomik sektörler üzerinde büyük etki yarattı. Buralarda ki küçülmeler istihdam üzerinde büyük olumsuz etkilere yol açacaktır, açmaya da başladı. Ama devlet büyüklerimize göre ekonomimiz rayında tıkır tıkır işliyor. Sokağa baktığımızda millet perişan. Devletin sağlık kuruluşu çalışanları doktorlarımız sağlık personelleri moralsiz, yorgun, neredeyse bitmiş durumda. Nereye gidecek bu işin sonu. Allah milletimizin yardımcısı olsun.

  5. Aysun hanım yazdıklarınız ne kadar doğru bu gün Avrasya Araştırma Başkanı Kemal Özkiraz, Twitter hesabında son Koronavirüs anketi verilerini dehşete düşüren bir tablo diye paylaşmış.
    Ankete göre Koronavirüs’ün varlığına inanmayanların oranı yüzde 11.4, ‘Ekonomimizi bozmak için dış güçler getirdi’ diyenlerin oranı yüzde 15.6, ‘salgın abartılıyor’ diyenlerin oranı ise yüzde 33.
    ‘Koronavirüs salgını ile ilgili devlet üzerine düşeni yapıyor, halk dikkatsiz davranıyor’ diyenlerin oranı yüzde 40,1 olarak belirlendi.
    Koronavirüs salgını ile ilgili olarak ‘devlet de halk da üzerine düşeni yapmıyor’ diyenlerin orası ise 56,9 oldu.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here