Van’da iki köylünün helikopterden atıldığı iddiası hakkında konuştu.. Bu iddiayı boşta bırakmak doğru değil

0

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, TGRT Haber’de konuştu. Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan’ın, kendisine cevaben yaptığı açıklamanın sorulması üzerine AYM Başkanı ile kişisel bir sorununun olmadığını ifade etti. Ancak, karşı karşıya kaldığı meseleyi kendi üslubuyla ifade etmeye çalıştığına dikkati çeken Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hepimiz ülke için çalıyoruz. Bizim dilimiz düşünceyi saklamaz, belki problemimiz bu olabilir. Ne varsa onu ifade etmeye çalışırız. AYM ne zaman kuruldu? AYM’nin ilk kurucuları Menderes’i asanlardır. Biz bu sistemi tartışmazsak yaptığımız işlerin hiçbir ehemmiyeti kalmaz. Türkiye kaç yıl başörtüsünü tartıştı? AYM burada ne yaptı? Kendi görevi olmayan bir meseleyi iptal eti. Refah Partisi’ni kim kapattı, ne yaptı Refah Partisi bu ülkeye? Nerede bu özgürlük? 367 garabetini de AYM sağladı. 17-25 Aralık nasıl geldi bu ülkeye? Bunu biri söylesin. Bütün bunlardan sonra derdiniz nedir, bugün ne oluyor da tekrar bir bisiklet tartışması başlattınız? Bir AYM üyesinin bisikletini gösterip, anayasanın 137. maddesini ortaya koyup, ‘hukuka kimse müdahale edemez’ gibi sadece PR üzerinden tweet atması son derece sakil bir davranıştır. Eğer bu davalar görülürken İçişleri Bakanı olarak, ‘Benle alakası var, buna şöyle bakın’ dersem bu tweeti atarsın ve ‘yargıya kimse müdahale edemez’ dersin. Ancak ben böyle bir şey yapmamışım ki. Tam tersi bitmiş, benim sonradan haberim olunca bir reaksiyon ortaya koymuşum. Eleştirme hakkı her zaman var, ben eleştirmiyorum ki senin arkadaşların eleştiriyor. Öyle bir hava oluşturuluyor ki sanki biz buna müdahale etmişiz de bu da anayasanın 137. maddesine aykırı gelmiş de öyle bir istifham oluşturmaya çalışmışlar. Bu büyük bir haksızlıktır.”

Soylu, hendek olaylarında ortaya konulan bildiriyi hatırlatarak, “Orada onlarca, yüzlerce evlat şehit ve gazi oldu. Bu memleket kolay mı kurtarıldı? Bu insanlar niye şehit oluyorlar? Rezil bir bildiri bu. İlk derece mahkemeler bunlara, ‘Siz suç işlediniz, terör örgütü ile eşdeş bir tavır ortaya koydunuz’ diyor. AYM ise buna ‘düşünce özgürlüğü’ diyor. Aynen Erdoğan’a ve devlete hakaret edenlere düşünce özgürlüğü dediği gibi buna da ‘düşünce özgürlüğü’ diyor. Biz bu ülkenin varlığı için kendini feda edenlere ne diyeceğiz? Bana, ‘AYM ile niye böyle sert bir polemiğe girdin, acaba kişileri mi hedef aldın?’ diye soruyorlar. Hayır kişileri hedef almadım. Bu günde bana laf yetiştirip, güya istiskal etmeye çalışan birtakım değerlendirmeler ortaya koyuyorlar. Ben onları kendime şeref mahyası olarak kabul ederim.” ifadelerini kullandı.

Soylu, şunları kaydetti: “Şekerle zehri bir araya koyuyorlar. Bu ülkede 15 Temmuz’u kim yaptı, fabrika işçisi mi yaptı? Kim yaptı? Kamu bürokrasisi. Kamudan çıkmadı mı? Bir tarafta yargı, bir tarafta TSK’nin içine girmiş hainler değil mi? Bir tarafta polisten ve jandarmadan ayıkladıklarımız değil mi? Devlete gelmiş sızmışlar ve ülkemizi satmışlar. Peki ne olmuş da bunlar girmişler. Biz 15 Temmuz’dan sonra bir karar aldık, ‘devlete güvenlik tahkikatıyla adam alalım’ dedik. Bundan masum bir istek yok. Markete adam alırken bile ‘kim?’ diye bakıyorsun. Bir derdimiz ve endişemiz olmasa bunu ortaya koymayız. Bunu bir tehdit olarak algılıyorum. Özgürlüğümüze, hukuk devletimize bir tehdit olarak algılıyorum. 15 Temmuz’da da bu anayasa yok muydu? Peki nasıl darbe yapmaya kalktılar? Biz devlete adam alırken kılı kırk yarmalı mıyız, yarmamalı mıyız?”

Türkiye’nin en temel meselelerinden birinin göç olduğunu ifade eden Bakan Soylu, şunları kaydetti: “Gene bir kanun var diyor ki ‘Eğer birisi yabancı terör savaşçısıysa, kamu düzenini bozacağını düşünüyorsanız ve bu yurt dışından sizin ülkenize kaçarak gelmişse, sizin hükümranlık olarak bunu ilgili ülkeye iade etme hakkınız var.’ AYM dedi ki “Hayır, senin böyle bir hakkın yok.’ Adam DEAŞ’lı, gelmişler Suriye’ye girmişler. Pilot bir karar çıkarıp dedi ki ‘Mahkemeye başvurmadan sen bunu yurt dışı yapamazsın, deport edemezsin.’ Kimi deport edemeyeceğim? Yabancı terörist savaşçıyı.”

27 Mayıs 1960 darbe döneminde hakimlik yapan Salim Başol’un AYM sitesinde hala yazıyor olmasının hatırlatılması üzerine Soylu, “Darbenin meşruiyetini sağlayan üniversite akademisyenlerinin de şu anda İstanbul Üniversitesinde kürsüleri var.” açıklamasında bulundu.

AYM’nin aldığı bir kararı eleştirmenin suç olmadığını söyleyen Soylu, “Herkesin özgürlüğünü savunurken, benim özgürlüğüme halel getirmek herhalde doğru bir şey değil. Can Dündar’ı kim saldı, ne yapıyor şimdi? Ne kadar Türkiye karşıtı varsa hepsinin şemsiyesini yapmaya çalışıyor, hepsiyle beraber iş birliği yapmaya çalışıyor. Demin tweet atmış, ‘Benim tarafım AYM’dir, hukuk devletidir. Soylu polis devletinin temsilcisidir.’ Nereden çıktı polis devleti hadisesi? Özgürlüğü savunmaya çalışan, terörü Türkiye’den tasfiye eden ve herkesin huzur, refah içerisinde yaşamayı savunan taraf biziz.” diye konuştu.

Türkiye’de bir yılda ortalama 45 bin gösterinin düzenlendiği, emniyet güçlerinin bu gösterilere müdahale oranının yüzde 1,5 olduğu bilgisini veren Soylu, 2020 yılında bu oranın 1000’de 1 olduğunu söyledi. Soylu, “Bir HDP’li çıksın desin ki ‘Biz şu meydanı istedik, vermedin’ Yeter ki terör örgütüyle ilgili bir flama, bilmem ne olmasın. Buyurun kim yaparsa yapsın. Vermişiz şu meydanlarda istediğin gibi istediğini yapabilirsin. Yürümek istiyorsan, ona ait de yol veriyoruz. Diyoruz ki ‘İstanbul-Ankara yolunda yürüme.’ Gezi olaylarında yolları kapattılar mı, ana yolları? Peki 5-10 gün öyle gitse ülke ekonomisi ne hale gider, insanlar işlerine nasıl gider, kamu düzeni, güvenliği ne olur? Kamu düzenini sağlamamızın yegane sebebi, hukuka riayet edebilmek ve özgürlüğü sağlayabilmek.” dedi.

Eski İstanbul Jandarma Komutanı Hüseyin Kurtoğlu’nun FETÖ mağduru olduğunu ve Kurtoğlu’nun şu an Van Asayiş Bölge Komutanı olduğunu hatırlatan Soylu, mağduriyetin nasıl kaynaklandığını şöyle anlattı:

“Kurtoğlu’nun paşa yapılmaması için çentik atıyorlar. Bu da yargıya gidip, ‘Bana haksızlık yaptınız’ diyor. Ancak Yargıtay ‘Hayır, sana haksızlık yapılmadı’ diyor. Daha sonra Hakimler ve Savcılar Kuruluna (HSK) şikayet ediyor. Anayasa 148 çok açık. Diyor ki ‘Yargıtay’da görev suçu nedeniyle eğer bir süreç söz konusu olursa buna AYM bakar.’ Sonuç olarak diyor ki tarihi bir sorumluluk olarak bu görevi aldığını söylüyor. ‘Sonuç olarak Anayasa’nın 148. maddesince, kararda sözünü ettiğimiz gerekçelerle görevini kötüye kullandığı iddiasıyla yargılanmaları istenen Yargıtay eski üyelerinin Yüce Divan’da yargılamaktan kaçınıldığı kanaatine varılmıştır.’ Bunu kim söylüyor? Anayasa’nın hükmü olmayan görevi yerine getireceksin, hükmü olan görevi yerine getireceksin. Peki böylece neyi kapattılar? 4 FETÖ’cü üyeyle ilgili veya bu FETÖ’cülerin de dümenine girmiş üyelerle ilgili en az iki yıldan daha fazla ceza almalarını engellediler.”

“AYM Başkanı’nın aldığı komiser yardımcılarının yüzde 41’ini FETÖ’den ihraç ettim”

AYM Başkanı’nın eskiden Polis Akademisi Başkanlığı görevinde bulunduğunu dile getiren Soylu, “AYM Başkanı’nın aldığı komiser yardımcılarının yüzde 41’ini ben uzaklaştırdım, ihraç ettim FETÖ’den. Demek ki devlete adam alınırken dikkat edilmesi lazım. Ben bilerek aldı demiyorum ama bir şeyi iptal ederken 50 yıl geçmişine bakmana gerek yok. Başka bir şey daha var, esas itibarıyla bir de Erzurum Üniversitesi ile yapılan bir protokol var, birtakım polis memurlarının direkt amirliğe geçmelerini temin edecek. O daha büyük bir felaket.” açıklamasında bulundu.

Türkiye’de yaşı 30 ila 70 arasında olan neslin anarşi, yokluk, faizler, Amerika’nın parmak sallaması gibi tarihi olarak birçok olayları gördüğünü kaydeden Soylu, artık bir sonraki neslin böyle olumsuzluklar görmemesini temenni ettiklerini söyledi.

Soylu, “Türk yargısı büyük bir sınav veriyor ve çok başarılı bir sınav veriyor. FETÖ soruşturmaları, PKK, KCK soruşturmaları, DEAŞ soruşturmaları dahil herkes elini taşın altına koyuyor. Bugün, asayişte, terörde, uyuşturucuda bu ülkenin güvenliğinde geldiğimiz noktaya bakalım.” dedi. “Yunanistan 6 aylık çocukları denize atıp öldürttü, AİHM sesini mi çıkardı?” Soylu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Oradan bir arkadaş diyor ki, ‘Bizim bu kararı almamızın gerekçesi AİHM’den ret yememek’ diyor. Anayasa Mahkemesi, AİHM’nin şubesi mi? Önemli olan senin o noktaya gitmeden önce bu ülke adına, orada onun ihlali olmaması adına ortaya koyacağın tavırdır. AİHM, Leyla Şahin kararında ne yaptı? Yunanistan 6 aylık çocukları denize atıp öldürttü, AİHM sesini mi çıkardı ya da Avrupa’nın bir ülkesi sesini mi çıkarttı? Evrensel değerler başım üzerine ama nedir bu Batıcılık hayranlığı? Bizim medeniyetimizin fikri cari bir fikirdir. Biz doğrusunu gerçekleştirmeye çalışalım.”

“Türkiye’de 125 bin kişi FETÖ’den ihraç edildi”

FETÖ soruşturmaları kapsamında Türkiye’de 125 bin kişinin kamudan ihraç edildiği bilgisini veren Soylu, “Bunun kaçı İçişleri Bakanlığı biliyor musunuz? 16 bakanlık var, 44 bin kişisi. Bir şey söylüyorum. Geçen gün bir kaymakam açığa alınması oldu değil mi? Bu nasıl bir süreç? Ankara’dan sadece size iki örnek vereyim. Ankara sınırları içerisinde bu yıl sadece tespit ettiğimiz FETÖ’cü 1600 kişi. 2019’da 2 bin kişi. Daha yeni tespit. Bunu nasıl tespit ediyoruz? Mahrem imamlar, ifadeler, gaybubet evleri, çalışma evleri, ardışık arama soruşturmaları, ankesör soruşturmaları, operasyonel hat soruşturmaları diye ayrı kompartımanımız var. Soruşturma yapıyoruz ve hepsinden her gün bir şey çıkıyor. ByLock. Şu ana kadar 2 milyon 200 bin dijital veriyi çözdük.” diye konuştu.

Soylu, dijital verilerde çözülemeyenlerin de olduğunu belirterek ağır hasarlı olanlara rağmen oradan gelenler ve yeni ankesör soruşturmalarından gelenler olduğunu söyledi. Ankesör soruşturmaları hakkında bilgi veren Soylu, şöyle devam etti:

“Bu soruşturmalardan kusurlu ve suçlu bulduğumuz 19 bin 189 kişinin yüzde 39’u 7 bin 454 kişisi dedi ki ‘Evet biz bu işi yaptık.’ Dünyada hiçbir soruşturmada ‘Ben bu işi yaptım.’ diyen bir sonuca yüzde 39-40 gibi oran yakalansın gelsinler benim alnıma şaplağı yapıştırsınlar. Bunlar etkin pişman olup ‘Ben bu işi yaptım.’ diyor. Dünyada bir soruşturmada böyle bir sonuç yok. Demek ki biz doğru bir iz üzerinden gidiyoruz. Bugüne kadar kaç kaymakam ihraç ettiğimizi de sorarsanız. Vali yardımcıları, hukuk işleri, kaymakam, vali, müfettiş var. Toplam rakam 1700. Bu 1700’ün yüzde 36-37 gibisini ihraç ettik. Bu 1700’ün 853’üne soruşturma açtık.”

Soylu, açığa alınan Erkan İsa Arat hakkında ise şunları söyledi: “Önce Ağrı Tutak Kaymakamı, kayyumu. Hakkında bir ifade var. Bu ifade kuvvetli bir ifade değil. ‘İşte şuradaki ev sohbetlerinde gördüm.’ diye bir ifade var. Olabilir. Bir iki ev sohbetine gitmiştir, terörle ilişkisi olmaz. Örgütün içerisinde olmaz. Buna ait soruşturma açılmış. Sonra ne zamanki ankesör geldi. Bizim oturup değerlendirmemiz Ahlat’tan sonra oldu. O törenden sonra. Netice itibarıyla getirdiler, oturduk, 2-3 gün üzerinde çalıştık. Sonra baktık ki bunu tutabilmek mümkün değil. 2-3 gün çalıştık ve meseleyi hitama erdirdik. Bir iki sohbete gittiği konusunda bir ifade var. Ama öyle çok ifadeler var. Tutak Kaymakamı olarak görevlendirmişiz zaten. Oradan almış Ahlat’a getirmişiz. O bölgedeki görevi sona ersin diye. ByLock gördüğünüz zaman operasyonu yapıyorsunuz. İfade olduğu zaman, ev sohbetine gittiği zaman, belki davet edilmiştir. Ondan sonra gitmemiştir. Onun dışında başka bir şey yoksa bunu izlemeye alıyorsunuz. Sonra operasyonel hat çıktığından itibaren veya yeni bir ‘Biz şunu bu tarihte gördük, bu ev abisiydi, talebe mesulüydü.’ dedikten itibaren bunlar güçlü karineler. Hemen alırsın bunun incelemesini yaparsın, bunu tedbiren… Bunu söyleyenler de önemli ölçüde mahkemelerde ifade verenler. Biz mahkemelerin ifadelerine bakıyoruz ama tek bir işle de gitmiyoruz. Her türlü yaklaşık 6-7 ilişkinin tamamına bakıyoruz. Bununla ilgili böyle bir değerlendirme var mı yok mu, gibi ifadeler var. Bunları tahkim ettiğimiz anda da…”

FETÖ ile yurt içinde ciddi sonuçlar elde edildiğini dile getiren Soylu, “İçeride mengeneyi sıkıştırdık. İçerde hareket kabiliyeti daraldı. Bunun neye faydası oldu biliyor musunuz? Benim beklentimden biraz önce oldu. Esas FETÖ’cüler dışardadır. Bunu defalarca söyledik. Amerika, Avrupa ve diğer ülkelerdedir. Dışarıdaki FETÖ’cülerde gruplaşmalar, hizipleşmeler, dağılmalar, birbirilerine iftiralar ciddi bir şekilde başladı. Biz içerideki mengeneyi iyi sıkarsak, iyi bir noktaya getirirsek buradan vazgeçmezsek inanıyorum ki buradan FETÖ’yü tasfiye eden bir süreç ortaya çıkar.” dedi.

Selefi gruplar

Soylu, kamuoyunda “Cübbeli Ahmet Hoca” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün, bazı derneklerin silahlandığı iddiasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Her söylenen bilgiyi ciddiye aldıklarını ifade eden Soylu, ayakta durulmasının sebebinin de bu olduğunu söyledi. Soylu, işlerinin bilgiyi yönetmek olduğunu belirterek “Bizim görevimiz bilgiye analiz etmek. Buradan bir şey çıkarmak. Önemli bir çalışma yaptık. Türkiye’de Selefi İnancına Dayalı Radikalleşmenin Kaynaklarının Analizi. 1,5 yıldır yapılıyor. Sadece bu değil 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020’ye kadar şunlara mensup 5 bin kişiyi gözaltına aldık. Bursa’da başka bir emir aldık. Operasyonlar yapıyoruz. Devam ediyoruz. Bursa’da bir uzi yakalandı. İstanbul’da Ayasofya’ya ve birtakım derneklere yönelik operasyonlar vardı, onlar yakalandı. Yani, burada bir hareketlilik söz konusu ama uzun zamandan beri… Ben zaten DEAŞ’la ilgili bir hareketlilik olunca kamuoyuna söylüyorum. Bunlar 1,5 yıl önce yine olmuştu, yine söylemiştim. Şimdi yaklaşık 15-20 gün önce Giresun’da tekrar söyledim.”

Soylu, bu soruşturmalarda kanıt bulmaya çalıştıklarını belirterek sonunda kanıtı da bulduklarını söyledi. Elindeki dosyaları gösteren Soylu, selefilerle alakalı 47 dosya olduğu bilgisini verdi. Soylu, devletin yıllardır bu gruplarla yaptığı mücadelenin bir haritası olduğunu anlatarak dosyalardan birini açarak içeriğini gösterdi. 2015, 2016, 2017, 2018, 2019’a dikkati çeken Soylu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu tarihler DEAŞ’ın karşı tarafta hamleleştiği ve Türkiye’nin siyasal istikrarsız hale getirilmeye çalışıldığı tarihler. Bunların hepsiyle… Yaklaşık 28 dernek ve vakfa operasyon yaptık. 350 kişiyi gözaltına alıp, tutuklamışız. Türkiye’de bu mücadele devam ediyor. Ama atladığımız olabilir. Bizim bilgiye her zaman ihtiyacımız var. Göremediğimiz var. Perşembe ve cuma günlerinden birinde bildiklerini anlatacak. ‘Devlet bir kişinin ifadesini…’ Evet bir kişinin ifadesi de bizim için önemli. Belki başka bir şey görüyor. Belki bir değerlendirme ortaya koydu. Ben bilmek zorundayım. Burada bu mücadele çok güçlü bir şekilde geçiyor. Daha DEAŞ’ın 2020’de 152 terör eylemini engelledik. 26,8 ton bomba…”

Uyuşturucuyla mücadelede gelinen noktaya dair değerlendirmelerde bulunan Soylu, “81 bin 494 binaya işlem yaptık. Bunların önemli bir bölümünü yıkıyor veya rehabilite ediyoruz. Çünkü bu binalar metruk, genellikle uyuşturucu kullananların sığındıkları binalar. 2 yılda bir Türkiye’de büyük bir araştırma yapılır. Oradan verileri alırız. 2017’den itibaren başlattık narkolog diye bir araştırmamız var. Kimi yakalıyorsak hepsine anket yaparız.” diye konuştu.

Soylu, uyuşturucuyla mücadelede hazırlanan ve yürütülen diğer projeler hakkında bilgiler vererek FETÖ, PKK ve uyuşturucuda finansa dayalı operasyonların devam edeceğini söyledi.

Van’da iki köylünün helikopterden atıldığı iddiası

“Van’da iki köylünün helikopterden atıldığı iddiaları var. Meclis’e de soru önergesi olarak getirildi. Böyle bir iddia var, bu gerçek mi?” sorusu üzerine İçişleri Bakanı Soylu, şunları söyledi:

“Mahmut yüzbaşının şehit olduğu bir operasyon yapıldı. Bu operasyonda bir gün önce akşam oraya yakın hava desteği istedik. F-16’larla orayı bombaladılar. Ertesi sabah oraya gidip cesetlerle karşılaşacağımızı tahmin ediyorduk. Ama bu böyle olmayabilir de. Coğrafya zor bir coğrafya, kayalıkların arasına girer, tesir etmez. Arkadaşlar kuşattı ve oraya girdiler. Neticede çatışma başladı. 2 teröristi, 3 şehit arkadaşımız etkisiz hale getirdi. Kendileri etkisiz hale getirdi. Mağaranın içerisine girdiler. Meğer, mağaranın köşesinde bir terörist duruyor, ateş açıyor ve 3 arkadaşımız şehit oluyor. Sonra oradan fırsattan istifade edip soldan sıvışarak kaçıyor. Tabii operasyon genişliyor. Dere yatağında bunu yakalıyorlar. Bu arada da 30-50 metre ileride birisini daha görüyorlar. Suya bir şey attığını görüyorlar. Bunu öldürüp onu da kovalamaya başlıyorlar. Bu kovalamaca sürüyor, silahı olmayınca da öldürmüyorlar. O esnada orada bahsettiklerine göre kayalıklardan düşüyor. Yaralanıyor.

Öldürdükleri üçüncü kişiyi, yaralı başçavuş veya astsubayı artı bunu ve diğer kişileri helikoptere koyuyorlar… Bu arada İHA ile de takip ediyorlar. Bunlar bir evden çıkıp buraya geldi. Bu evle de bunların irtibatları ortaya çıktı. Sonra alıp götürüyorlar helikoptere koyuyorlar ve helikopter iniyor. Helikopter herkesle beraber iniyor. Neticede helikopter aşağı iniyor. Benim işim helikopterle gezmek. Helikopter inmeden kapısı açılmaz. Kapı açılıyor ve oradan bir adım mesafesidir. Bunları alıp hastaneye götürüyorlar, 2 kişiyi. Bu iddia ortaya çıktığı andan itibaren hemen Van Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma açtı. Bunda ne var? Bu iddiayı boşta bırakmak doğru değil. Olay bu. Oradaki şehit olan 3 askerimizi öldüren kişinin yaklaşık 40-50 metre…”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here