Vatikan günlükleri (2)

1

Din, inanç ve mezheplerin günümüzde uluslararası ilişkilere etkisi üzerinde çalışırken bu konunun ne kadar önemli olduğunu, devletler arası ilişkileri nasıl şekillendirdiğini ve Türkiye’de ise bu bağlantıların stratejiler belirlenirken tamamen gözardı edildiğine tanık oldum. Örneğin eski ABD Başkanı D.Trump‘ın Yahudi damadı J. Kushner’in İsrail’in başkentini Tel Aviv’den Kudüs’e taşımasında ve İsrail’in bu kararı almasında nasıl baş rol oynadığı hafızalarımızda kayıtlı. Hatta Kudüs’e ilk taşınan yabancı misyon olarak tarihe geçen A.B.D. Büyükelçiğinin açılış töreni bizzat Kushner tarafından yapılmıştı. Bu bakımdan Hz. İsa’nın büyüdüğü, dolaştığı yerler olması nedeniyle “Kutsal Topraklar”ın (Terra Santa/Holy Land) İsrail’in egemenliğine geçmesiyle birlikte bu toprakların bekasından kendilerini geleneksel olarak sorumlu tutan Papa Francis ve Vatikan’dan İsrail ve A.B.D.’ye yönelik en ağır açıklamalar yapılmıştır.

Diğer bir örnek de Trump’ın Dışişleri Bakanı olarak görevlendirdiği Michael Pompeo’dur. West Point Askeri Akademisinden mezuniyetinden sonra Harvard Hukuk Fakültesini bitirmiş 2007-2009 arasında Prespiteryen Kilisesinde genç bir rahip olarak Diyakon (deacon) unvanı ile görev yapmıştır. Bürokraside CIA Başkanı olarak yükselmesini takiben Trump zamanında Dışişleri Bakanı olmuştur. Eşi Susan Pompeo ise Rum Ortodoks Kilisesine bağlı bir Hristiyandır. Çeşitli makale ile yazılarda Pompeo’nun aynı cins olanların haklarına, evliliklerine karşı olduğu ve anti Müslüman olarak da tanındığı belirtilmektedir. Kasım 2020’da İstanbul’a gelerek sadece Patrikhane ziyaretinde bulunması, Ankara’ya gelmemesi onun diplomatik nezaket kurallarından ne kadar uzak olduğunun da Türkiye’nin dış politikada geldiği yerin de bir göstergesi olmuştur. Veda ziyareti olarak tanımlanan Avrupa ülkelerine gidişinde en üst düzeyle görüşmelerde bulunmuş ancak Türkiye’deki ziyareti Rum Ortodoks Patrikhanesine ziyaretle sınırlı kalmış kendisine bu nedenle resmi bir karşılama yapılmamıştır.

20 Ocak 2021’de yemin ederek görevine başlayacak olan ABD’nin seçilmiş Başkanı Joe Biden’ın John F. Kennedy’den sonra A.B.D.’nin ikinci Katolik başkanı olmasının Vatikan tarihindeki ilk Cizvit papa olan Papa Francis ile yapacakları işbirliğinde önemli bir rol oynayacağı şimdiden tahmin edilebilir. Joe Biden’ın 77, Papa Francis’in 83 yaşlarında olmaları nedeniyle bu işbirliğinin Ronald Reagan Aziz Papa II. John Paul’ün 40 yıl önce sovyet komünizminin çökertilmesinde yaptıkları gibi yakın  bir işbirliğine dönüşemeyeceğini düşünenler de var.

Papalar önemli konular üzerindeki görüş, düşünce ve yönlendirmelerini yani bir bakıma fetvalarını Kilise Mektupları (Encyclical Letter) aracılığı ile açıklarlar.

Sen Piyer Katedralinin meydanına bakan pencereden her pazar yönettikleri Pazar Ayinleri (Angelus) ile çarşamba günü Vatikan içinde kısıtlı sayıdaki konukları kabul ettikleri Genel Kabulde (General Audience) yaptıkları konuşmalar ise yine özlü ancak daha kısa beyanlardır. Papa Francis’in 3 Ekim 2020’de yazdığı “Herkes Kardeş” (Fratelli Tutti) başlıklı Kilise Mektubunda, Papa Francis, A.B.D.ndeki seçimler sırasındaki çatışmalara doğrudan atıf yaparak şiddet içeren gösterilerde sokak çatışmalarıyla çözüme varılamayacağına değinmiştir. Yine aynı Mektupta “etnik kardeşlik” tanımıyla etnik ayrımcılığa da  karşı çıkmıştır.

Papa Francis’in salgın öncesi yazmaya başladığı bu mektubu bazı Vatikan uzmanlarınca, Papa XI. Pius’un 1931’deki büyük ekonomik kriz sırasında Mussolini’nin İtalya’da, Hitler’in Almanya’da kuvvetlendikleri sırada yazdığı Papa Leo’dan 40 yıl sonra aynı konuda yazdığı için  “Quadragesimo Anno” (Kırkıncı Yıl) başlıklı Kilise Mektubuna benzetilmektedir. Ortak olan yanlar, farklı dönemlerde de olsa her ikisinin de yaklaşmakta olan kötü ve acımasız bir geleceğe, adil olmayan gelir dağılımı ve fakirleşen halklara kısacası ekonomik krize dikkat çekmeleri olmuştur.

Papa ve A.B.D. başkanlarının ilişkileri ve bazen de yakın işbirlikleri aslında daha eskilere dayanmaktadır. Sovyet komünizminin çökmesinin ayak seslerinin önce Polonya’da ortada çıkması ve 1989’da Berlin Duvarının yıkılmasıyla domino etkisi yaparak 24 Aralık 1991’de Gorbaçov’un istifasıyla başlayan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’nin (S.S.C.B.) dağılması sürecinde, babası Katolik olan ancak kendisi bir Protestan olarak yetiştirilen  Başkan Ronald Reagan ile Aziz Papa II. John Paul’un yakın dostlukları ve Polonya’daki anti komünist Dayanışma Hareketini (Solidarność) desteklerken yaptıkları işbirliği önemli[i] olmuştur. Her ikisinin işbirliği komünizmin sona ermesiyle dünya tarihinin gidişatını değiştirmiştir. Her iki liderin ortak yanları ilerici muhafazakar olmaları ve komünizmi  “Tanrısız” olarak görmeleriydi.

Reagan’ın Protestan olmasının yanısıra etrafındakiler Katolik dinine mensuptular. Örneğin CIA Direktörü William J. Casey, Dışişleri Bakanı Al Haig, Ulusal Güvenlik Danışmanları Richard Allen ve William Clark gibi önemli bürokratlar Katoliklerdi. Başkan Reagan’ın Aziz Papa II. John Paul’e yardımında etrafının etkisi tabii ki vardır. 13 Mayıs 1981’de Mehmet Ali Ağca’nın Aziz Papa II. John Paul’e yönelik suikast girişiminin arkasında Rusların olabileceği bunun için de bir Müslüman ve onun bir süre eğitildiği komünist Bulgaristan’ın bu suikastta Ruslar tarafından kullanıldığı Amerikan istihbarat çevrelerince dile getirilmiştir. Papa II. John Paul’ün aziz olarak ilan edilmesi (2014) kararının arkasındaki nedenlerden biri de Papa’nın bu suikasttan mucizevi olarak kurtulabilmesidir.

Dünyadaki Katoliklerin Papalara yaptıkları bağışlar Vatikan’ın kurucusu Aziz Peter’ın halefi olduğu için Kutsal Makamın sahibi olarak Papalara verilmekte buna da Peter’ın Kesesi (Peter’s Pence) denilmektedir. Bu paraları harcama yetkisi sadece Papalara ait olduğu için bir çeşit örtülü ödenek de denilebilir. Hristiyan dayanışması sonucu burada toplanan paralar sadece Papaların verdikleri kararlar doğrultusunda Papalar tarafından kullanılabilmektedir. Aziz Papa II. John Paul’ün bu kesedeki paraların çoğunu el altından Polonya’daki direnişe göndererek yardım ettiği ileri sürülmekte böylece Polonya asıllı Papanın Polonya’daki direnişte önemli bir rol oynadığı bunun da Ruslar tarafından öğrenildiği belirtilmektedir. Suikastın temel nedeninin Aziz Papa II. John Paul’ün Başkan Reagan’la işbirliği sonucu dünya tarihinin gidişatını değiştirmesidir.

Seçilmiş Başkan Biden ise Vatikan ve son iki Papa’nın yabancısı değil. 2011’de Obama Başkan iken, Biden Papa XVI. Benedikt’i ziyaret etmiş, 2013’de Kardinal Mario Bergoglio’nun Papa Francis olarak seçilmesi sonrası yapılan törene katılmış ve 2016’da Vatikan’da düzenlenen bir konferansa katılarak 2015’de kanser nedeniyle kaybettiği oğlu Beau’nun anısına duygusal bir konuşma yapmıştır. Biden’ın seçilmesinden hemen sonra teyid edilemeyen bir habere göre  ise iki liderin bir telefon görüşmesi yaptıklarıdır.

Papa Francis, papalığının sekizinci yılında Vatikan içinde güvendiği bir kardinal olan Becciu’nun Kilise fonlarını Londra’daki bir emlak için gayri kanuni bir şekilde kullanması üzerine Kardinal Becciu’yu görevinden azletmiştir.  2000 yıllık kilise tarihinde en uzun papalık yapmış olan Aziz Papa II. John Paul’un 2005’de vefatından sonra Vatikan’da sular durulmamış, Kilisenin kontrolünü ellerine almak isteyen din adamlarının mücadeleleri ortaya çıkmıştır. Papa Francis Vatikan’da idari reformlar gerçekleştirmek isterken rahiplerin cinsel taciz suçları, mali suçların yanısıra doktrinal tartışmalar da gündemi meşgul etmekte. Avustralyalı Kardinal benim de tanıştığım saygın din adamı George Pell korist iki çocuğu istismardan Melburn’da hapsedilmiş ancak Nisan 2020’de Avustralya Yüksek Mahkemesi bu kararı bozmuştur. Bozma nedeni yalancı tanıklık yapması için Kardinal Becciu’nun tanığa para verdiğinin ortaya çıkmasıdır.  Kardinal Pell Vatikan fonlarının doğru kullanılmasını denetlemek işinden sorumluydu. Milyon Sterlinlik emlak alım satımı onun Kardinal Becciu tarafından bu şekilde suçlanması ile cezası hapis kararı ile sonuçlanmış fakat Kardinal Pell istismar suçlamasından aklanmıştı.

Vatikan içindeki çekişmeler, rahipliğe yükselmek için gerekli bekarlık yemini, cinsel istismarların ortaya çıkması Avrupalıların artık rahipliği seçmediklerini rahip olanların daha çok Afrika, Uzakdoğu ve Latin Amerika kökenli oldukları son yirmi yıldır kaydedilen gelişmeler arasındadır. Papa Francis ise ömrü vefa ederse reformlarına devam etme kararlılığını göstermektedir.

Vatikan ve Papalar dünyadaki “yumuşak güç” olmak özelliklerini devam ettirmekte ve Vatikan içi güç mücadelelerine karşın liyakat sahibi  Katolik din adamları ile  uluslararası ilişkilerini başarı ile sürdürmektedirler.  Şimdi takip edilmesi gereken Biden dönemi olacaktır. Papa Francis’i bekleyen diğer bir zorlu görev de 28 Kasım 2020’de yeni kardinal seçimlerinin yapılacağı  toplantıda, (Consistory) yeni kardinallerin seçimi, Papa Francis’in gelecek yıllarda yapmak istediği reformları da etkilemesi bakımından önem kazanacak.


[i] Paul Kengor ” A Pope and a President: John Paul II Ronald Reagan, and the Extraordinary

Untold Story of the ‘0th Century” ISI Kitapları, 2017 Delaware A.B.D.

Önceki İçerikGüncelleme Şart!
Sonraki İçerikÇocuk yapma ehliyeti
Ocak 2019'da emekli olmuştur. Dışişleri Bakanlığı Statejik Araştırma Merkezi Başkan Yardımcılığı ve Başkan (2011- 2012). Vatikan Büyükelçiliği Birinci ve daha sonra Elçi Müsteşar (2006-2011). Protokol Daire Başkanı (2001-2005). İsveç Stokholm Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı (1998-2001). Slovenya Ljubljana Büyükelçiliği Müsteşarı (1996-1998). Boru Hatları ve Enerji Dairesi Başkanı (1994-1996). Kafkas İşleri Dairesi Şube Müdürü (1992-1994). Hollanda Deventer Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı (1988-1992). Enformasyon Dairesi Başkatip (1986-1988). Endonezya Cakarta Büyükelçiliği İkinci Katip (1984-1986). Londra Büyükelçiliği İkinci Katibi (1980-1983). Kıbrıs Siyasi İşler Dairesi İkinci Katip (1978-1980). Papalık Gregoryen Üniversitesi Temel Teoloji Lisansı Diploması(2007-2010). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü SBF Master Derecesi (1988). Basılı Tez: “İngiliz İmparatorluğundan Commonwealth'e:İki Dünya savaşı Arasında Çanakkale Krizi 1919-1939”. "London School of Economics"'de misafir öğrenci (1988). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Lisans Diploması (1976). Ödüller İtalya Cumhurbaşkanı G. Ciampi tarafından Ankara'da tevdi edilen “Şövalye” ünvanı (Cavallieri Stella Stara per la Solidarita Italiani) Eylül 2005. İran Büyükelçisi Dowlatabadi tarafından tevdi edilen Humeyni Altın Nişanı Eylül 2005. Dinlerarası diyaloga katkılarından dolayı Papalık Tiberina Akademisi Şeref Üyeliği Kasım 2007. İngilizce, Maley dilleri (Bahasa Endonezya ve Maley) İtalyanca bilmektedir.

1 YORUM

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here