Vatikan’ın kuruluşu, yapısı ve Türkiye ile ilişkileri (1)

0

 Göreve seçilen her Papa, geleneksel olarak  ocak ayının başında Vatikan ve Papa nezdine atanan kordiplomatiğe hitaben geçmiş yıla ve geleceğe dair değerlendirmelerine ilişkin konuşmalarını,Vatikanın içinde,  Rönesans dönemine ait devasa yağlı boya tabloların bulunduğu muhteşem bir salonda yaparlar. Türkiye’nin Vatikan Büyükelçiliğindeki beş yıllık (son iki yılı elçi olarak) görevim sırasında her yıl davet edildiğim bu etkinlikte, U şeklindeki oturma düzeni yapılan bu salonun karşı sırasında kardinal ve başpiskoposlar diğer sırasında ise yaklaşık 180’e yakın ülkenin temsilcisi karşılıklı olarak oturur ve U’nun açık ucundaki kürsüsünden yaptığı konuşması sonunda önce din adamları sonra diplomatlar Papa’nın elini sıkmak için sıraya girer.

Salondaki bu tablolardan bir deniz savaşını tasvir eden resim özellikle dikkatimi çekmiştir  Bu resmin yanındaki pirinç plakette “Lepanto 1571” yazısı savaşın İnebahtı Deniz Savaşı olduğunu gösterir.Haçlı ordusuna ait küçük hareketli filikalardan büyük ve hareket kabiliyetleri kısıtlı Osmanlı gemilerine atılan halatlara tırmanarak çıkan Avrupa krallıkları ve Papalık askerlerinin, Osmanlı gemilerinde açılan büyük gediklere tırmanırlarken resmedildiği deniz savaşı, Papalığın askeri güce sahip olduğu ihtişamlı yıllarını tasvir eder. Osmanlının II. Sultan Selim zamanındaki bu yenilgisi üzerine kendisi de hristiyanlıktan devşirme olan Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa, “İmparatorluğumuz çok güçlüdür; istersek atlastan yelkenleri, ibrişim halatları ve gümüşten çıpaları olan bir donanma inşa edebiliriz” demiştir. Gerçekten Osmanlı böyle bir donanma inşa ederek denizlerdeki gücünü ve etkisini kat kat arttırmıştır. Hristiyanlığın ilk altı yüz yılındaki savaşlar Doğu ve Batı arasındaki baharat ve ipek yollarını ele geçirmek için yapılmıştır.

Burada altı çizilmesi gereken bir husus da üç Semavi dinin (Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet) Orta Doğuda çıkmasının nedeni Orta Doğunun o zamanlarda en eski ve en yoğun yerleşim/göç merkezi ile  ticaret yolları üzerindeki  önemli bir etkileşim/iletişim merkezi olmasındandır. Katolik Kilisesi, Cem Sultan, Kutsal Mekanlar, Balkan Savaşları sonrasında Oniki Ada’nın aidiyeti gibi konular nedeniyle sık sık Osmanlılarla da temas halinde olmuşlardır. Hatta İtalya Başbakanına bir mektup yazan dönemin Papası, Oniki Adanın Yunanistan’a değil asıl sahibi Türklere iadesini istemiş; Yunanistan’a verildiği takdirde, adaların ortodoks kilisesinin eline geçeceğini, Türklerin ise hristiyanlara karışmadıklarını ifade etmiştir. Nitekim dediği de doğru çıkmıştır. Bu bilgiyi Vatikan Arşivlerinde buldum.

Hz İsa dönemi, Haçlı seferleri, Hristiyanlıkta bölünme (schism), Reform hareketinin her biri ayrı bir makale konusu olacağı cihetle, bu yazıda özellikle Katolik Kilisesinin bugün nasıl bir “Yumuşak Güç” olduğunu, nasıl faaliyet gösterdiğini diplomasi tecrübem ve Papalık Gregoriana Üniversiyesinde aldığım Temel Teoloji eğitimim çerçevesinde, uluslararası ilişkiler  açısından özet olarak izah etmeye çalışacağım.

Vatikan’ın Kuruluşu:

Kendisini “evrensel” (Catholicos) Kilise savıyla dünya işlerinden de sorumlu sayan Vatikan ve Kutsal Makamın (Holy See /Santa Sede) sahibi Vatikanın başı Papaların temel amaç ve görevleri zamanın koşullarına göre değişmekle birlikte, hedef ve varoluş nedenleri Hristiyanlığın güçlendirilmesi ve bekasıdır.

Roma şehrinin içinde 44 hektarlık bir alanda bulunan ve İtalya ile 3,2 km.lik sınırı olan Vatikan’da okur yazarlık oranı % 100’dür. Bu kadar küçük bir alanda faaliyet gösteren bir şehir devleti nasıl olur da dünyada yaklaşık bir buçuk milyar katoliğin ruhani lideri ve merkezi olur?

Hazreti İsa’nın havarilerinden Aziz Peter’in Roma’ya gelerek Kahinler Tepesi adı verilen bugünkü Vatikan topraklarında küçük bir kilise kurması ile başlayan tarihi hareketi, bugün dünyanın en önemli bir “Yumuşak Gücü”ne evrilmiştir. Aziz Peter’in kardeşi yine Hazreti İsa’nın havarilerinden Aziz Andrea’nın kurduğu Kilise ise bugünkü İstanbul’da bulunan Doğu Roma Kilisesini yani Anadolu topraklarında yapılan onbir Konsil kararını kabul edip diğer Konsilleri, “İncilde yeri olmayan Papalar ve Vatikan tarafından toplanması nedeniyle ” kabul etmeyip Roma Ortodoks (ortho:doğru, doxy:yol) Patrikhanesi olan Kilisedir. Aziz Andrea’nın kurduğu Kilise olması nedeniyle eşitler arasında birinci (Primus inter Pares) sayılan ve Kadıköy Konsili (M.S.451) ile Patriğe özgün teolojik bir niteliği bulunan “ekümenik” ünvanı verilmesi nedeniyle bugünkü adıyla  Rum (Roma) Ortodoks Patrikhanesi ile olan ilişkilerine Vatikan ve papalar, büyük önem vermekte ve Patriğe büyük bir saygı ile papalara hitap edildiği üzere “kutsiyetpenahları”/Patrik Hazretleri (His Holiness) olarak hitap etmektedirler. Göreve yeni seçilen Papalar 30 Kasım Aziz Andrea Gününde mutlaka resmi ziyaret kapsamında İstanbul’a  giderek Patriği ziyaret etmektedirler.

Vatikan idari yapısı:

Papa ile Kutsal Makamı  ve “Roman Curia” denilen idari yönetimi ile Vatikan güçlü bir yapıya sahiptir. Bu nedenle de Papaların ve Vatikan’ın güçleri 44 hektarlık bir şehir devletinin konumundan çok çok ötedir. Papalar liturjide (dua usulleri) yenilikler yapabilmekte  ancak devam edegelen geleneklerini değiştirememektedirler.

Papa, katolik kilisesinin ruhani lideri olmakla birlikte, aynı zamanda devlet başkanı konumundadır. Başbakan konumunda ise papanın seçtiği bir kardinal Devlet Sekreteri  (Segretario di Stato) ünvanı ile görev yapmaktadır. İtalyan güvenliğinin yanısıra papaların şahsi korumaları 160 yıldır bu görevi sürdüren İsviçreli subay ve askerlerdir. Michelangelo’nun çizimlerini yaptığı özel üniformaları içindeki bu askerler yedi nesil katolik olan İsviçrelilerden seçilirler.

Roman Curia’da Devlet Sekreterine bağlı olarak faaliyet gösteren bakanlık konumunda Konseyler ve Kongregasyonlar bulunmaktadır. Katolik Kilisesi “evrensel kilise” olma savı nedeniyle ahiret işlerinden daha çok dünya işleri (çevre, sağlık, uluslararası sorunlar, uyuşmazlıklar vb) ile ilgilenmektedirler.

Bu nedenle de din adamları bir iki üniversite bitirmenin yanısıra iki üç dil bilen yüksek düzeyde eğitimli teologlardır. Rahip ve rahibelerin eğitildikleri ruhbanlık seminer derslerinin verildiği üniversitelere din insanı olmayanlar da ruhbanlık dersleri hariç katılabilmektedirler. Dersler arasında dinler tarihi, temel teoloji, Semavi dinler gibi konuların yanısıra güzel sanatlar, tarih, bölgesel coğrafya, mantık, felsefe gibi dersler de bulunmakta, yabancı dil eğitimine de özel önem verilmektedir.

Roma’daki başlıca papalık üniversitelerinin başında Cizvitlerin yönetiminde bulunan, benim de dört yıl devam ettiğim Papalık Gregoriana Üniversitesi, Opus Dei tarikatına ait Papalık Kutsal  Haç Üniversitesi ve Dominikenlere ait Angelicum Üniversitelerini sayabiliriz. Bu üniversitelere katılmak öğrenim (ön ve yüksek lisans) görmek için hristiyan olma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Vatikan’ın resmi gazetesi günlük olarak çıkarılan “L’Osservatore Romano”dur. Günlük İtalyanca basılan  bu gazete, hafta sonları İngilizce ve Fransızca dillerinde de yayınlanmaktadır. Katolik cemaatinin ve Katolik kiliselerinin bulunduğu ülkelerde Vatikan’a bağlı Piskoposlar Konferansı olarak adlandırılan bir yönetim birimi bulunmaktadır. İtalya’daki Piskoposlar Konferansı yayın organı olan günlük “Avvenire” yarı resmi bir gazetedir. Vatikana ait bir radyo ve televizyon kanalı da bulunmaktadır. Yarı resmi haber ajansı “Zenit” italyancanın yanısıra İspanyolca, Fransızca, Almanca Portekizce ve Arapça yayın yapmaktadır. Vatikan’a ait bir banka dünyaca ünlü arşivleri ve papalığa ait bir supermarket ile postane ve eczane de Vatikan toprakları içindedir.

Vatikan İtalya ilişkileri:

Devlet içinde devlet olan Vatikan ile İtalya arasındaki ilişkiler Lateran Antlaşmaları ile bir düzene bağlanmıştır. İtalya Hükümeti, 11 Şubat 1929’da Vatikan ile Lateran Antlaşmalarını imzalamıştır. İtalya Hükümeti adına Antlaşmaları Başbakan Benito Mussolini, Vatikan adına da Devlet Sekreteri (başbakan konumunda) Kardinal Pietro Gaspari imzalamışlardır. Dönemin Papası XI. Pius İtalya Kralı ise Viktor Emmanuel’dir. Antlaşmaların adı imzalandıkları sarayın adına atfen “Lateran” olarak isimlendirilmiştir. Bu antlaşmalar ile İtalya Vatikan’ı bağımsız bir “devlet” olarak tanımıştır. Lateran Antlaşmalarının imzalanmasından sonra Vatikan “devlet statüsünden” yararlanarak ilk olarak Evrensel Posta Birliği’ne üye olmuştur. Bugün Vatikan toprakları içinde  bulunan Vatikan Posta İdaresinde Vatikan tarafından basımı yapılan pullarla dünyanın her yerine posta göndermek mümkündür.

1985’de sona eren Lateran Anlaşmaları yerine sosyalist Başbakan Bettino Craxi ile Papa II. Jean Paul döneminde imzalanan Konkordato Anlaşması ile İtalya’nın resmi dininin Katolisizm olması İtalyan Anayasasından çıkarılmış ve okullardaki din dersleri ise seçmeli ders olmuştur.

Vatikan, katolik kilisesinin bir ülkedeki hukuki statüsünün korunması için o ülkelerle “konkordato” denilen anlaşmalar yapabilmekte buna göre o ülkelere din insanları atayıp kilise açabilmektedir. Papalar dini ve güncel konulara ait görüşlerini pazar ayinlerinde Noel ve Paskalya ayinleri ile Kilise Mektuplarında dile getirirler. Türkiye katolik kilisesinin hukuki statüsünü tanımamakla birlikte Vatikan’ın kiliselere yaptığı her ünvandan rahip ve rahibe atamalarını kabul etmektedir.

Vatikan’ın dış politikası:

Vatikan’ın din temeline dayanan ve değişmez nitelikte görülen dış politika  hedef ve öncelikleri arasında özetle;

1. “Kutsal Topraklar”ın bulunduğu Orta Doğudaki uyuşmazlıkların sona erdirilmesi, katolik ve ortodoks hristiyanların gelecekleri açısından İsrail-Filistin sorununun çözümlenerek bağımsız Filistin Devletinin kurulması gelmektedir. ABD Başkanı Trump’ın Orta Doğudaki son zoraki barış planına Vatikan ve Papa Francesco’nun büyük tepki vermeleri bu nedenledir. Vatikan, hristiyanlar için “Kutsal Topraklar”ın taşıdığı önem ve buradaki Hristiyanların bekaları nedeniyle, Kudüs’ün kutsal kimliğinin ve buradaki dini mirasın korunmasına büyük önem atfetmekte ve Kudüs için “çok uluslu özel bir statü” istemektedir.

2. Pedofili gibi skandallarla itibar kaybına uğrayan Katolik Kilisesinin itibarını yeniden sağlayarak hristiyanlıktan uzaklaşmayı önlemek bunun için yoğun bir diplomasi uygulamak, özellikle şimdiki Papa Francesco bu konuda çok dikkatlidir olup ve bu olaylara karışan rahipleri affetmemektedir.

3. Ekümenik birliğin (hristiyanların birleşmesi) sağlanması için başta  İstanbul’daki Rum Ortodoks Kilisesi olmak üzere tüm ortodoks kiliselerle (Maroni, Keldani, Melkit, Süryani ve Ermeni) yakınlaşmak,

4. Konkordato anlaşmaları ile hristiyan olsun olmasın cemaatinin bulunduğu devletlerle yakın ilişkiler kurmak başta gelen önceliklerdir.

Hristiyan olsun olmasın bütün devletler, Vatikan ile ilişkilerine büyük önem verirler. İkili üst düzey ziyaretlerde genellikle uluslararası sorunlar ele alınmaktadır. Vatikan protolü uyarınca, resmi ziyaretlerin doğrudan Vatikan’a yapılması istenmekte, İtalya’ya gelmişken bir de Vatikan’a uğrayalım şeklindeki teklifler Vatikan tarafından redddedilmektedir.

Türkiye Vatikan ilişkileri:

Türkiye Vatikan ile 1960’da diplomatik ilişki kurmuş 1962’de Vatikan nezdindeki Büyükelçiliğimiz faaliyete geçmiştir. Ülkemizde İstanbul’da faaliyet gösteren bir Piskoposlar Konferansı bulunmaktadır. Ayrıca Vatikan’a bağlı olarak faaliyet gösteren Caritas isimli insani yardım teşkilatının Türkiye merkezi İstanbul’dadır.

Yönetim şekli ve yapısı teokrasi olmakla birlikte Vatikanla  Türkiye’nin ilişkileri, diğer devletlerle de olduğu üzere devletten devlete ilişkiler şeklindedir. Türkiye’nin Vatikan büyükelçiliğine dışardan atanan son üç büyükelçinin Felsefe Profesörü Kenan Gürsoy, Diyanet İşleri Başkanlığından Prof. Mehmet Paçacı ve Cumhurbaşkanlığı Basın Müşaviri AA ve NTV’nin Roma eski muhabiri Lütfullah Göktaş kariyer diplomat olmamalarının getirdiği sorunlar, uluslararası ilişkiler ve protokol konularına vakıf olmamaları dolayısıyla Vatikan ile ilişkilerimizde belirgin bir duraksama olmuştur denilebilir. Zira Vatikan’da yabancı misyonlarla dini konulardan çok uluslararası ilişkiler, güncel sorunlar gündeme gelmektedir. Diğer misyonlar aktif diplomasi yapar ve sürekli iletişim kurarken ülkemizin faaliyeti haber çevirlerinin Merkeze iletilmesi ve Vatikan davetlerine katılım ile sınırlı kalmaktadır.

Vatikan’ın da Ankara’da bir temsilcisi bir de diplomatik statüyü haiz yardımcısı bulunmaktadır. Vatikan’ın misyon şeflerine  geleneksel olarak “Nuncio” denilmektedir. Nuncio’lar başpiskopos unvanlı  üst düzey ruhban kişilerden seçilirler.  

Vatikan ve Papalar her zaman Türkiye ile ilişkilerine büyük önem atfetmektedirler. Bunun nedenlerinin başında katolik kilisesinden ayrılan ve kurucusu Aziz Andrea olan Rum Ortodoks Patrikhanesi ile ilişkileri, Hz. Meryem’in kabrinin Selçuk Kuşadası arasındaki Bülbüldağı’nda bulunması ve hristiyanlığa ait ilk önemli kiliselerin Anadolu topraklarında bulunmasıdır. Hristiyanlar için ister ortodoks ister katolik olsun azizlerin büyük kısmı Anadolu topraklarından çıkmış ve burada yaşamışlardır. Örneğin Aziz Paul Tarsus’da doğmuştur. Peki Türkiye bu önemli tarihi ve dini gerçeği yeterince değerlendirebilmiş midir? Bu soru sadece kültürel dini miras açısından değil, dış politika açısından da analiz edilmesi ve cevaplanması gereken bir sorudur.

Önceki İçerikKan grubuna göre beslenme uygulanmalı mı?
Sonraki İçerikSerbest Kürsü: Düşünür ve Alim
Deniz Kılıçer
Ocak 2019'da emekli olmuştur. Dışişleri Bakanlığı Statejik Araştırma Merkezi Başkan Yardımcılığı ve Başkan (2011- 2012). Vatikan Büyükelçiliği Birinci ve daha sonra Elçi Müsteşar (2006-2011). Protokol Daire Başkanı (2001-2005). İsveç Stokholm Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı (1998-2001). Slovenya Ljubljana Büyükelçiliği Müsteşarı (1996-1998). Boru Hatları ve Enerji Dairesi Başkanı (1994-1996). Kafkas İşleri Dairesi Şube Müdürü (1992-1994). Hollanda Deventer Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı (1988-1992). Enformasyon Dairesi Başkatip (1986-1988). Endonezya Cakarta Büyükelçiliği İkinci Katip (1984-1986). Londra Büyükelçiliği İkinci Katibi (1980-1983). Kıbrıs Siyasi İşler Dairesi İkinci Katip (1978-1980). Papalık Gregoryen Üniversitesi Temel Teoloji Lisansı Diploması(2007-2010). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü SBF Master Derecesi (1988). Basılı Tez: “İngiliz İmparatorluğundan Commonwealth'e:İki Dünya savaşı Arasında Çanakkale Krizi 1919-1939”. "London School of Economics"'de misafir öğrenci (1988). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Lisans Diploması (1976). Ödüller İtalya Cumhurbaşkanı G. Ciampi tarafından Ankara'da tevdi edilen “Şövalye” ünvanı (Cavallieri Stella Stara per la Solidarita Italiani) Eylül 2005. İran Büyükelçisi Dowlatabadi tarafından tevdi edilen Humeyni Altın Nişanı Eylül 2005. Dinlerarası diyaloga katkılarından dolayı Papalık Tiberina Akademisi Şeref Üyeliği Kasım 2007. İngilizce, Maley dilleri (Bahasa Endonezya ve Maley) İtalyanca bilmektedir.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here