Veysi Dündar CHP’li Gülseren Onanç ile görüştü: “Dünya düzeninde değerler hızla yozlaşıyor”

0

Politikacı, Kadın ve İnsan Hakları aktivisti, bir dönem CHP Parti Meclisi Üyesi Gülseren Onanç bu haftaki konuğum. Yaptığım röportajların çoğu erkeklerle olmuş. Fark edemediğim bir ayrıntıydı.

Kimdir

Gülseren Onanç, 1965’te Mardin’de doğdu. İTÜ İşletme Mühendisliği Fakültesi’nden 1987 yılında lisans derecesi ile mezun olan Onanç, bir yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalıştıktan sonra Michigan State Üniversitesi’ne gitti.

1991 yılında mezun olduktan bir ay sonra aldığı iş teklifiyle Eczacıbaşı’nın Rusya operasyonunda Satış Pazarlama Müdürü görevini üstlendi. Türkiye’ye döndükten sonra Balsu ve Ferrero şirketlerinde genel müdürlük ve ülke temsilciği yaptı. 2003 yılında Ticketturk’u kurdu ve aynı yıl Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) kurucuları arasında yer aldı. 2007′de KAGİDER Başkanı oldu. TBMM Kadın- Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun kurulmasında aktif rol aldı.

2010 sonunda, CHP Parti Meclisi’ne seçildi. CHP’de Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyordu. Son kurultayda Parti Meclisi’ne adaylığını koydu, ama seçilemedi.

Partisinin kendisini Beyoğlu belediye başkanlığı için aday göstermesi bekleniyor.

Kadın-erkek, hangisi egemen?

Veysi Dündar (VD):  İlk olarak olarak şunu sorayım Sayın Onanç: Baskın olan Erkek egemenliği mi, Kadın pasifliği mi? 

 

 

 

Gülseren Onanç (GO): Tabii ki erkek egemenliği! Bu topraklarda erkekler nesiller boyu sen ailenin reisisin, siyasi partinin reisisin, askere gidip vatanı korurken şehit mertebesine erişensin, güçlüsün kadın sana itaat etmeli diye yetiştiriliyor. Kadını eşit görmeyen erkek zihniyetinin yarattığı egemenlik kadının eşit var olmasına olanak vermiyor.  

Reklam

VD: Devlet Kadınlar ve özde kızlar için neler yapmalıdır? Ne tip sorumluluk üstlenmelidir? Kadınlar nerede olmalıdır?

GO: Kadınlar toplumsal yaşamın her yerinde olmalıdır; çalışma yaşamında, siyasette, kamuda eşit ve yetkin vatandaşlar olarak erkekler ile birlikte var olabilmelidir.

VD: Kadın Zirvesinde bu sene “Adaletsizlik cinsiyet eşitsizliğinden beslenir. Gelin bu eşitsizliğe birlikte dur diyelim!” mottosu vardı. Bu eşitsizliği kırmak ne derece mümkün?

GO: Biz Kadın ve Adalet Zirvesinde  “eşitlik varsa adalet vardır” dedik. Kadına yönelik artan şiddetin özünde bu eşitsizliğin yattığına inanıyorum.  Aslında kanunlar önünde eşitlik var uygulamaya geçirilemiyor. Aileyi kutsayan muhafazakar zihniyet erkeği ailenin reisi ve itaat edilmesi gereken kişi olarak bir hiyerarşi koyduğu için eşitlik mücadelesi veren kadınlara şiddet uygulanıyor. Bunun için örgütlü kadın mücadelesi ve onun baskısı sonunda bir siyasi irade gerekli.

VD: Meclis’te kadın temsil oranı yüzde 20 civarında. Meclis’te, televizyonlarda, her yerde eşitçe var olmak için kadınlar neler yapmalıdır? 

GO: Ben örgütlü mücadeleye çok inanıyorum. En büyük örgütler siyasi partiler ve sivil toplum. Hepsinin güçlenmesi gerekiyor. 

VD: Bu vesile ile yeni kurulan İyi Parti ve kadın lideri Meral Akşener için neler dillendirmek istersiniz? Kadının siyasetteki yeri neresidir? Kadın liderler ne kadar başarılı olabilir? Kadınlar nasıl desteklenmelidir? Chp İstanbul İl Başkanlığını Canan Kaftancıoğlu’nun kazanmasıyla beraber, kadınların siyasetteki etkinliği artacak diyebilir miyiz? 

GO: Siyasette bir yenilenme arayışı var ve kadınlar bu yenilenmeyi değişimi temsil ediyorlar. Cesurlar, kapsayıcılar. Ben Canan Kaftancıoğlu’nun il başkanlığı sürecini çok destekledim. Canan’ın Türkiye’nin en büyük örgütünün ilk kadın başkanı olması bana ve geniş bir kadın grubuna umut oldu. Bunu gören parti yönetimimiz başarı için kadınlara daha fazla şans vermesi gerektiğini daha iyi anladı. 

Reklam

VD: Kadınların her yerde taciz edildiği bir dünyada yaşıyoruz. Abd öz-eleştiri yapmaya, kadınlar yüksek ve gür sesle bunu dillendirmeye başladı. Abd eski Başkanı baba Bush, Clinton ve derken Hollywood sinemasında gelişmeler malumunuz. Türkiye de eteğindeki taşları dökmeli midir ve bu nasıl olmalıdır? 

GO: #metoo kampanyasını çok önemsiyorum. Bu yıllardır bastırılan bir mağduriyete bir başkaldırı oldu ve devam edeceğine inanıyorum. Bize de sıra gelecek. 

Afrin, barış ve demokrasi

VD: Gülseren Hanım, ülkenin en önemli meselesinden başlarsak; o bölgenin bir insanı (Mardinli) olmanız hasebiyle soruyorum: Türk-Kürt meselesine bakışınız nasıldır? Afrin’de devam eden savaşın durdurulması ile ilgili bildiride akademisyenlerle beraber sizin de imzanız vardı. Sıkıntılar ve çözümler noktasında neler söylersiniz?

GO: Kürt sorununa bir demokrasi, insan hakları ve eşit vatandaşlık sorunudur diye bakıyorum. Kürtlerin ve Türklerin bu topraklarda farklılıkları ile eşit vatandaşlar olarak barış içinde yaşamasının memleketimizin demokrasisini geliştireceğine inanıyorum. Komşumuz Suriye ile sürdürülen dış politikayı Türkiye Cumhuriyeti’nin Yurtta barış dünyada barış temel politikasına uygun bulmuyorum. Ben yaşantım boyunca hep barış savunucusu oldum. 2013’te başlayan çözüm sürecini de barışa evrileceği umuduyla destekledim. Barışı ülkemizde ve bölgemizde hakim kılmalıyız.

VD: Türkiye’de barış ve demokrasinin kazanması için neler yapılmalıdır? Kucaklayıcı devlet nasıl sağlanır? 

GO: Farklılıkları zenginlik sayan, her bireyi eşit vatandaşlar olarak kucaklayan, laik ve AB normlarını içselleştirmiş bir siyasi yaklaşımı hakim kılmalıyız. Devlet yönetiminde olan siyasi iradenin, devletin birey için var olduğuna inanması ve buna uygun politikalar geliştirmesi ile kucaklayıcı devlet kurulabilir.

VD: Türkiye’de özgürlük nereye kadar vardır ya da mümkündür? Özgürlük anlayışınız nedir? 

GO: Özgürlük size dayatılan her türlü normu, davranış kodunu, kavramı sorgulayabilme veya reddetme yetisidir. Özgürlük sorgulamakla başlar ve bu sorgulama yeteneğine sahip bireylerin çoğalması ile demokrasinin gelişimi sağlanır. Türkiye’de devlet yaklaşımı hiçbir zaman böyle bir birey yetiştirmeyi hedeflemedi. Özgürlüklerin genişlemesini isteyen, daha çok katılımcı demokrasi talep eden öğrenciler, aydınlar hep cezalandırıldılar.

Bunu değiştirmek için yeni bir anayasaya ve bunu yazacak siyaset yapısına ihtiyaç var.

CHP’nin durumu

VD: Vural Savaş “CHP neden iktidar olamaz?” adlı kitabındaki eleştirisinde “90 yıllık bir çınar olan CHP’nin köklerinden koparılması ve böylece iktidar olmasının engellenmesi “Küresel emperyalizm”in başarıyla uygulattığı bir projedir” diyor. Bu tespit için ne söylersiniz? Chp’nin Beyoğlu Belediye Başkan adayıydınız. Bu sene de var mı böyle bir hazırlık?  

GO: Ben kendi irademizi pasifleştiren her türlü teoriye hep mesafeli bakan biriyim. Başımıza iyi veya kötü ne geldiyse sorumlusunun bizler olduğuna inanıyorum. Ben siyaseti yerelde daha iyi yapacağıma inanıyorum ve 2019’da yerelde yeniden aday olmayı düşünüyorum. 

VD: CHP’nin yaratıcı reform süreci ne derece sağlanmıştır? CHP, Ülkenin bütününe hitap eden bir anlayışı neden hakim kılamıyor?

GO: Yaratıcı reform benim kullandığım bir terminolojiydi, CHP 93 yıllık köklü bir yapı ve reform yapmak oldukça zor. Kararlı, stratejik, yetkin bir yönetim ile bu reform sürecinin mümkün olacağına inanıyorum. 

VD: 2018 yerel ve 2019 genel seçimler için ülke tahmininiz nedir? 

GO: Olağan seçimlerin ikisi de 2019’da olacak. Ben İstanbul ve Ankara yerel seçimlerini CHP adayını destekleyen demokrasi grubunun kazanacağını ve bunun da başkanlık seçimini etkileyeceğini düşünüyorum. Bunu gören AKP yönetimi genel seçimi 2018’e çekmek isteyebilir. 

VD: CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, Meral Akşener’in öne çıkması durumunda CHP’nin desteklerini esirgemeyeceğini duyurdu. Neler söylersiniz?

GO: CHP’nin kendi adayı olacak, 12,5 milyon oyu olan bir partinin başka bir adayı desteklemesi söz konusu olamaz. 

VD: Zamanın ruhu kavramı hakkında ne düşünüyorsunuz? İdeolojik olarak bu zamana eşlik edebildiğinizi düşünüyor musunuz? 

GO: Değerlerin çok hızlı yozlaştığı, gerçek ötesi bir dünya düzeninde zamanın ruhunu yakalamak son derece zor.  

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here