Veysi Dündar İYİ Parti lideri Meral Akşener ile konuştu: “Millet değişim istiyor…”

0

Meral Akşener siyasi hayatın içerisinde bulunduğu ilk andan itibaren dikkatlerin üzerinde toplandığı bir kişiliğe sahip. Tansu Çiller’in yanında DYP’nin başarısı için çalışırken, Refahyol hükümetinde içişleri bakanlığı koltuğunda otururken, daha sonraki yıllarda MHP milletvekili olarak Meclis’te bulunurken hep kişiliğini koruyan bir siyasetçi oldu.

Kurduğu İYİ Parti biraz da onun bu olumlu tanınmış kişiliği sayesinde daha kurulduğu ilk günden ilgi görüyor.

Önümüzdeki seçimlere iddialı giriyor İYİ Parti ve Meral Akşener de bunu sağlamak için gecesini gündüzüne katarak çalışıyor.

Yazarımız Veysi Dündar Akşener’le Anadolu ziyaretleri yüzünden nadiren bulunduğu Ankara’da görüştü.

İYİ Parti ve vaatleri

Veysi Dündar (VD): Türk siyasetine uzun yıllar emek vermiş, duruşu, meseleleri tahlil biçimiyle toplumun takdirini toplamış önemli bir siyaset insanısınız. Yandaşlar hariç; toplum bilimciler, sosyologlar, iş adamları, halk, gençler, hatta siyasilerin önemli bir kısmı “geleceğe” dair endişe ve korku içinde. Sizin geleceğe dair “siyaset” alanında atılım ve düşünceleriniz nelerdir? Neler vaat ediyorsunuz, neler yapacaksınız?

 

Meral Akşener (MA): Türkiye’miz, maalesef, freni patlamış bir otobüs gibi yokuş aşağı son sürat gidiyor. Yolcuların yarısı haklı olarak büyük bir endişe içinde, diğer yarısı ise pikniğe gittiklerini, her şeyin yolunda olduğunu sanıyor. Frenin patladığını bilen ve feryat eden yolcuların sesleri, teybin sesi sonuna kadar açılarak şen şakrak şarkılarla bastırılmaya çalışılıyor. Halbuki aynı otobüsteyiz, Allah göstermesin, uçurumdan yuvarlanırsak feryat edenler de perişan olacak, şen şakrak şarkı söyleyenler de. İktidar kendisini destekleyenlere paralel bir evren oluşturup onları gerçeklerden uzak tutuyor. Böylelikle bu vatandaşlarımız zannediyorlar ki; Türkiye 5-10 yılda Avrupa ülkelerinin hepsini geçti; gelişmişlikte Amerika’yı geçmemize de 2-3 sene kaldı. Kulağa komik gelebilir ama durum bu. İktidar insanlarımızın aklıyla alay ediyor ve bu alayını siyasi ranta dönüştürüyor.

Biz bütün engellemelere rağmen milletimize ulaşıyoruz, ulaşacağız. Zamanı gelmiş bir fikri kimse engelleyemez. Bunu bir kere daha İyi Parti ile gördük.

İnsanlarımıza şunu vaat ediyoruz: Bizim dönemimizde kimse yarın bir haksızlığa uğrar mıyım diye kara kara düşünmeyecek. Gençler başarılı da olsam torpilim yoksa zaten işe giremeyeceğim diye umutsuzluğa düşmeyecek. Çiftçilerimiz tarım bitirildiği için muhtaç hale geldikleri ufak devlet yardımlarını dört gözle beklemeyecek; çünkü üretecek ve iyi kazanacak. Yargı mevcut trajik halinden kurtulacak ve tam anlamıyla tarafsız ve bağımsız olacak. Kadınların, çocukların maruz kaldığı şiddet, istismar vb. hadiselere ibretlik cezalar verilecek. 

VD: Sn. Akşener toplum hep bir kurtarıcı beklemiştir. Bu dün de böyleydi bugün de. Basın yayın organlarının önemli bir bölümü maalesef gerçekleri söylemekte, yazmakta ve anlatmakta ayak diriyorlar. Haklının yanında olmaktansa güçlünün yanında olmayı tercih ediyor çoğu; bu maalesef hep böyle olmuştur. Edindiğiniz intiba nedir? Halk size kurtarıcı nazarıyla bakıyor mu?

Haklıyı güçlü yapacağız

MA: Biz haklının hakkını güçlü haksızlardan alması için yola çıktık. Çıkarken en büyük motivasyon kaynağımız, gücümüz milletti. Memleketi en doğusundan en batısına karış karış geziyorum. İnsanlarımızla göz göze geldiğimizde sorumluluğumuzun ne kadar büyük olduğunu, bizden ne kadar umutlu olduklarını görüyorum. Halkın haklının değil güçlünün yanında olduğu ifadesine katılamayacağım. Tarihen açıktır ki; milletimiz güçlü haksızlara değil, güçsüz de olsa haklılara türkü yakmıştır, mezarlarını ziyaretgah yapmıştır, arkasından gözyaşı dökmüştür. Sağlıklarında isimlerini büyük bir muhabbetle anmışlardır. Bakmayın siz bugün iktidarın ceberutluğundan milletin sesi çıkmıyor gibi göründüğüne. Çıkıyor çıkmasına ama basın-medya baskı altında olduğundan milletin sesine kulak verilmiyor. Yoksa milletin sesi çıkmasa, millet topyekun korksa, millet topyekun haklının değil de güçlünün yanında olsa, biz çok kısa bir süre içinde rekor bir hızla bütün Türkiye’de nasıl teşkilatlanacaktık? Gittiğimiz yerlerde insanlarımız sokaklara, meydanlara sığmıyor, esnaf ziyaretlerini izdihamdan dolayı zor yapabiliyoruz. Bütün bunlar milletimizin ciddi bir kısmının değişim istediğini gösteriyor. Henüz istemeyen kısmına ulaşıp derdimizin onların derdi olduğunu anlatmak da boynumuzun borcudur.

VD: Anlaşmak, aynı dili konuşmak, aynı gönlü paylaşmak tartışmasız çok önemlidir, ve olması gereken de budur. Bu çok zor bir şey. Başarabileceğinize, toplumu ortak değerlerde buluşturabileceğinize inancınız nedir?

MA: Bizim millet olarak asgari değil azami müştereklerimiz var. Rahmetli Neşet Ertaş’ın dediği gibi “kalpten kalbe bir yol vardır görülmez” Bu topraklarda yaşayan aynı terbiyeyi alan ve kalbi bu güzel ülke için çarpan her insanımız başımızın tacıdır. Ve biz bu oranın, memleketimizin çok büyük bir çoğunluğu olduğu kanaatindeyiz. Kendi siyasi ikballeri için Türkiye’yi kutuplaştıranların, kardeşi kardeşe düşman yapmaktan çekinmeyenlerin karşısında dimdik duracağız ve herkesi kucaklayacağız. Biz sonunda iyilerin kazandığı bir Türkiye hikayesi yazmak için yola çıktık. Bayram sofrası gibi dili, dini, meşrebi ne olursa olsun dostlukla, kardeşlikle, gülen gözlerle birbirine bakan bir millet için yola çıktık. Allah’ın izniyle çok çalışacağız ve bunu başaracağız. 

Kadınlar ve İYİ Parti

VD: Sizinle beraber kadınların siyasetteki etkinliği arttığını görüyoruz. Bunu CHP’nin İstanbul İl Başkanlığı seçimlerinde de gördük. Çevremdeki birçok kadın sağcı solcu hatta komünist olanlardan da size rey vereceklerine dair izlenimlerim ve duyumlarım oldu. Sizce kadınların etkinliği nasıl artırılabilir, kadınların hayatın her alanında etkin hale gelmeleri için ne yapılmalı ve ne yapacaksınız?

MA: Karadeniz’den Ege’ye kadın il başkanlarımız var. Ve görüyorum ki erkek il başkanlarımızdan asla geri kalmıyorlar. Pek çok bakımdan ilerde olduklarını söyleyebilirim.

İyi Parti’nin pek çok özelliğinden biri de bir kadın hareketi olmasıdır. Bizim ülkemizde kadın hayatın merkezidir. Hayatın merkezi olan kadının siyasette, ticarette, bürokraside ikinci planda olması eşyanın tabiatına aykırıdır. Cumhuriyet’in kadın lehine pek çok kazanımlarına rağmen maalesef bugün arzu ettiğimiz noktada değiliz. Kadınlar acı çekiyor, şiddete maruz kalıyor, istismar ediliyor. Kaba bir dile muhatap oluyorlar. Biz bunu kökten çözme iradesine sahip bir hareketiz. Pek çok defa ifade ettim yine edeyim: Başı açık kadının saçına uzanan eli de başı kapalı kadının başörtüsüne uzanan eli de kırarım. Bizim dönemimizde kimsenin bu işlere cesaret edemeyeceğinin garantisi bizzat benim. Kadınlarımız istiyorlarsa çalışacaklar, çocuklarının ve ülkelerinin geleceğine üreterek katkı sunabilecekler. Bunun için lazım gelenlerin tespiti için çalışıyoruz. Başta çalışan kadınlarımızın evlatları için kreş ihtiyacının karşılanması olmak üzere geniş çaplı projelerimiz var.

VD: Siz konuşma yapacak salon, radyo-tv, gazete bulmakta zorlanıyor, her defasında engelleniyorsunuz; hiç değilse dışarıdan bakılınca böyle görünüyor. Seçime katılabilecek misiniz?

MA: Bu tip sorular çok soruluyor ama bir türlü alışamadım. Bu nedenle her seferinde gülümsüyorum. Bizim için parti kuramazlar dendi, kurduk. Teşkilatlanamazlar dendi, her yerde rekor hızla teşkilatlandık. Kişi kendisi nasılsa başkalarını da öyle bilirmiş. Bizim seçime giremeyeceğimizi söyleyenler korkak oldukları için bizi de öyle görmek istiyorlar. Halbuki biz cesur iyileriz. Allah’tan başkasından korkumuz olmaz. İmanla korku aynı kalpte olmaz. Biz korkağa korkak, zalime zalim, edepsize edepsiz deriz. Bize karşı yapılması planlanan bir haksızlık varsa o planı da yapanların başında parçalarız. Kendi hakkını koruyamayan milletin hakkını koruyamaz. Onun için kimsenin şüphesi olmasın. Seçime elbette gireceğiz ve Allah’ın izni milletimizin itimadı ile kazanacağız.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı, seçimlerde başarı ve İlker Başbuğ

VD: 2019 seçimi için partinizin adayı siz misiniz? Başka bir aday üzerinde yoğunlaşmanız söz konusu mu?

MA: Evet, aday benim. Milletimizin yoğun ısrarı ve alakası bana sonunda bunu açık seçik dedirtti. İyi Parti demokrasinin bütünüyle işlediği bir kurumsal yapı olarak inşa edildi. İyiler benim aday olmamı istediği için adayım diyorum. Eğer iyiler bir başka arkadaşımız üzerinde uzlaşsaydı hiç tereddüt etmeden o arkadaşımızı desteklerdim. 

VD: Seçimden nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?

MA: OHAL şartlarında anketlerin tam olarak tabloyu yansıtmadığı düşünülüyor. Buna rağmen biz şu an %20 bandına yerleşmiş durumdayız. Cumhurbaşkanlığı için de Tayyip Bey ile başa baş bir görüntü var şu anda. Elbette milletin iradesi tecelli edecek, milletin iradesi olan sandıkları gözümüz gibi koruyacağız. Sonunda çıkan sonuca herkes razı olacak. Ama ben büyük bedeller ödeyerek ayakta tutulan Türkiye’nin şahsi hırslara kurban edilmeyeceğini, milletimizin uzun bir süre sabrettiği iktidarı 2019’da emekli edeceğini düşünüyorum. 

VD: İlker Başbuğ partinize katılacak mı?

MA: İlker Paşa bu iktidar döneminde FETÖ kumpası ve iktidar onayıyla hapse atılmış, bedel ödemiş kıymetli bir askerdir. Siyaset yapmak isteyen bütün iyilere kapımız elbette açıktır. Ama kendisiyle bu konuda bir görüşmemiz olmamıştır.

VD: Malumunuz, iddia ettiğiniz her neyse o sizin sınavınız oluyor. “Adalet ve Kalkınma Partisi” AKP, adalet ve kalkınma diyerek yola çıktı. Bu iki kavrama çok vurgu yaptı. Bugün görüyoruz ki iki alanda da hem adalette hem de kalkınmada çok ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Bütün bu kargaşanın içinden güzel Türkiye’mizin çıkması mümkün mü? İyi Parti Türkiye’ye iyi gelecek mi?

MA: Eskiler insan iddiasından imtihan olur derlerdi. Çok doğru ve iktidar için geçerli bir söz. Adaletin geldiği içler acısı hal ortada. Büyümeyi kalkınma sanan ekonomi ilminden bihaber idarecilerle karşı karşıyayız. Dolayısıyla hiç şüphesiz Adalet ve Kalkınma Partisi’nin en başarısız olduğu iki alan Adalet ve Kalkınma’dır. Bu iktidarın doğal ömrü bitmiştir. İçinden yükselen kokular yedi düvelden duyulmaktadır. Bunun adı metal yorgunluğu değil çürümedir, kokuşmadır. Makineye bağlı belki çok az daha yaşatılabilir ama o kadar. Türkiye kendisini yormayacak, kendisine iyi gelecek bir iktidara; İyilerin iktidarına doğru adım adım yaklaşmaktadır.

Dış politika ve askeri operasyonlar

VD: Komşularla sıfır problem dendi. Problem yaşamadığımız tek bir komşumuz kalmadı. Sınırımızda savaşıyoruz bir yandan. Afrin konusunda müdahiller de gün be gün artıyor. Sizce şu saatten sonra yapılması elzem şey nedir?

MA: Bu iktidarın Türkiye’ye maliyeti çok fazla. En çok maliyeti olduğu alanlardan biri de dış politika. Afrin’de çok önce yapılması gereken bir operasyon yeni yapılınca karşılaşılan tablo bu oluyor maalesef. PYD ve PKK aynı şeydir diyeceksiniz –ki bize göre de öyledir– ama PYD’nin başını Türkiye’de hatırlı misafir gibi ağırlayacaksınız. Siz bunları yaparken PYD olası bir TSK müdahalesine karşı Afrin’de dağı taşı tünellerle donatacak, her yere silah ve cephane yığacak, siz resmi herkes gördükten çok sonra görecek ve müdahale edeceksiniz. Peki siz gerçek resmi köyde yaşayan Mehmet emmiden geç görüyorsanız neden orada oturuyorsunuz?

Afrin operasyonuyla şanlı ordumuz, yani milletimizin er meydanında aslan anasının yanında kınalı kuzu olan evlatları bedel ödüyor ve iktidarın yanlışını düzeltiyor. Kısa süre içerisinde başarı ile netice alınmasını temenni ederim. Kısa sürede Membiç’e müdahale de zorunludur. Çünkü Fırat Kalkanı bölgesinin kendi ayakları üzerinde durması ve sınır güvenliğimiz için Membiç stratejik bir bölgedir. İmkan olursa Fırat’ın doğusunda da sınır güvenliğimizin sağlanması için icra edilecek operasyonları destekleyeceğiz 

VD: 15 Temmuz’dan kaynaklı, devletin bütün kademelerinde asker, polis, hakim, savcı, öğretmen, din adamı, sanatçı, akademisyen, sporcu, mağdur ve mazlum olduğuna toplumun inandığı KHK’lı bir çok insan var. Partinizin iddiası; demokratikleşme, insan hakları, hak, hukuk… Bu mağduriyetlerin, haksızlıkların, giderilmesinde bu gün ne yapıyorsunuz? Masum canların, sabilerin Ege’de Meriç’te dünyanın gözü önünde boğulmasına, hayatını kaybetmelerine neden olan süreçle ilgili neler yapacaksınız?

MA: Tayyip Bey FETÖ’yü tarif ederken tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet diyor. Bildiğim kadarıyla şimdiye kadar ortadan ve tavandan kimse Meriç’te boğulmadı. Yani Tayyip Bey’in ifadesiyle ibadetle meşgul olup bu hain örgüt tarafından kandırılan insanlar Meriç’te boğuluyor, yaşadıklarını kabullenemeyip intihar ediyor. Önümüzdeki günlerde şeffaf siyaset anlayışımızın bir gereği olarak “Fetö ve Deaş ile Mücadele Acil Eylem Planları”mızı milletimizle paylaşacağız. Orada FETÖ ile nasıl mücadele edeceğimizi de, kitlesel mağduriyet yaşayan insanların nasıl rehabilite edilmesi gerektiğini de belirtiyoruz. Bana göre FETÖ narsist bir kişinin idaresinde, gizli ve hain bir yol haritasına sahip, batıni bir örgüttür. Önceden iktidarın pek çok mensubu gibi bu örgüte destek veren sempatizanların da çoğunluğunun pişman olduğunu, devlet millet aleyhine böylesi alçak bir örgüte yardımcı oldukları için vicdan azabı çektiklerini söyleyen uzmanlar var. Sayıları yüz binleri aşan bu insanları toplumdan dışlamak FETÖ’nün ekmeğine yağ sürmek olur. FETÖ’nün tavanıyla ve hala bu örgütün peşinden giden herkesle Türk Devleti’nin mücadelesi örgütün ömrü yeterse kıyamete kadar sürecektir.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here