Veysi Dündar Sinan Eskicioğlu ile yeni kitabı üzerine görüştü: “Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu…”

1

Sinan Eskicioğlu ile Ocak Medya vesilesi ile komşu olduk. Almanya’da yaşayan bir yazar ile komşu olmamızı sağlayan İnternet Medyasına bir kez daha şükrediyorum. Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da ilk defa yüzyüze görüşme fırsatı bulmamızın vesilesi yayımladığı kitabı idi. İsmi ile kışkırtıcılık düzeyi hakkında bize hemen bir fikir veren bu kitabı Ocakbaşı’nda sizlere tanıtmıştım.
“Kapansın el kapıları bir daha açılmasın
Yok edin insanın insana kulluğunu”
diyen Nazım’ın dizesini İslam’ı anlatırken kullanmak belli ki önemli ve ciddi bir kaygının neticesi. Allah’a kulluğu öneren dinin insana kulluğa tahvil edilemeyeceğini anlamak için çok zeki olmamız tabii ki gerekmiyor. Yine de kendimizi çok akıllı sanmasak iyi ederiz. Benim söyleşiden aldığım satırbaşı notlar arasında en çarpıcı olanlar şunlar :
“İslam günümüzde sistem olarak anlaşılmalıdır, yani ilk geldiği zamanda olduğu gibi. Bütün tavsiyeleri yapmak zorunda değilsiniz ama sistem olduğunu kabul etmek zorundasınız… İslam’ın bazı prensiplerini yerine getirip, bazı yasaklarını alenen çiğnemek ve bunları yaparken de en İslami oluyor gibi yapmaktan bahsediyorum. Bunları yapacağımıza İslam’ı bütün olarak kabul ederek şartlarımıza uyar hale getirmemiz Müslüman olmanın gerekliliğidir… Bugün hepimizin akıllı telefonları var öyle değil mi? Akıllı telefonlarımız bozulduğunda tamirciye veririz ve onlar bize geçici bir akıllı telefon verirler ki mağdur olmayalım. Akıllı telefonu tamir oluncaya kadar geçici telefonu kullanan insanlar bu geçici telefonlarını kişiselleştirmezler. Zevklerine göre dizayn etmezler, renklerini ayarlamazlar, menüdeki sıralamayla meşgul olmazlar, yani geçici telefonu sahiplenmezler. Bugün Müslümanların İslam algısı da aynen böyle. Bugün Müslümanlar İslam’ı sahiplenmiyorlar. İslam’ı yaşıyormuş gibi yapıyorlar. Ben buna Yaratıcı Rabb’i kandırmaya çalışmak diyorum. Böyle yaptıkları için de İslam’ın güzelliklerini hayatlarında göremiyorlar, göremedikleri için de gösteremiyorlar…”

Söyleşinin tamamını okumak bu notların derinlerine vakıf olmak için kapı açacaktır. Bundan da iyisi kitaba ulaşmak.
İlk emre uyan herkes için keyifle ve itina ile okuma dileğiyle…

Sinan Eskicioğlu kimdir?

İzmir’de doğdu. İzmir İlahiyat’ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya’da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğreticisi olarak faaliyette bulunuyor. ‘Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu – Kişiselleştirilmiş İslam’ adlı kitabı kitapçılarda şu sıralarda yerini aldı. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları daha bulunmaktadır.

Kişiselleştirilmiş İslam

Veysi Dündar (VD): Kişiselleştirilmiş İslam nedir? Bununla neyi kastediyorsunuz?

Sinan Eskicioğlu (SE): Öncelikle teşekkür etmek isterim. Yeni çıkan kitabımla yakından ilgilenmeniz hem daha iyi anlaşılması ve hem de gençlere daha rahat ulaşması bakımlarından beni mutlu etti.
Bildiğiniz gibi, ülkemizde dini anlama açısından çok sorunlar var. Herkesin bildiği, konuştuğu bir problem aslında bu. Bu problemi dindar kesim kendi içinde konuşuyor ama dışarıya aksettirmiyor.
Bugün yaşı 40’tan yukarı olanlar dini anlama ve yaşama konusunda sorunlar yaşıyorlar. Yaşı daha küçük olan nesiller ise zaten dini kültürel kod olarak algılıyorlar. Bu biraz da bir bakıma alışkanlık ve yüzeysel inanç bağlılığı.
Türkiye Müslüman bir ülke. İslam’ı anlama şekli de kendine has, bu da zaten doğru olanıdır. Arap toplumunun kültüründe mevcut olan bazı noktalar sadece o topluma has olanlardır. Ülkemizin kültürel kodları çok daha farklıdır. Ülkemizdeki İslam anlayışı da bu kültürel kodlara uyum sağlar ve kendine has olan İslam’ı oluşturur. En genel anlamıyla ‘kişiselleştirilmiş İslam’ budur.

VD: İslam günümüzde nasıl anlaşılmalıdır?

 

 

 

 

 

SE: İslam’ın günümüzde nasıl anlaşılması konusuna girmeden önce İslam’ın ne olduğunu çok iyi tespit etmemiz gerekir. İslam’ın sistem olma özelliğini kitapta özellikle vurgulayarak aktarmaya çalıştım. İslam, bütün çağlara hitap eden, şimdiye kadar gelmiş bütün dinleri kucaklayan-kabul eden ve onların sonuncusu olarak gelmiş son vahiydir. İslam’ın bu özelliklerini tam manasıyla kavrayamazsak ve İslam’a bu noktadan bakamazsak İslam bizim için çözümler sunmaz.
İslam, tarım toplumunda gelmiş olan son vahiydir. Bizler bugün sanayi sonrası teknoloji çağını yaşıyoruz. Sorunumuz da işte burada netleşiyor: Tarım toplumunda gelmiş olan İslam, sanayi sonrası teknoloji çağında nasıl anlaşılmalı ve hayata uyarlanmalıdır?
İnsan her zaman aynı insan. Tarım toplumunda yaşayan insanların hırsları, ihtiyaçları, aile ve toplumsal ilişkileri, devletle olan bağları ve hayata bakışları ile günümüzdeki insanın özellikleri aslında aynı. Burada dikkat etmemiz gereken çok ince bir çizgi var, bu da din ve İslam algımızın nasıllığı. Ne demek istiyorum? İslam’a sadece öbür dünya endeksli bir din olarak bakarsak, ortada bir sorun yok. Ancak İslam öbür dünya endeksli bir din değil. Müslümanların sorunu da bu. Sadece öbür dünya endeksli bir din olarak ele aldıklarında birçok ayet karşılığını bulmuyor. Onları ele almaya çalıştıklarında paralel toplumlar oluşturuyorlar. Birçok ayeti bugüne taşımanın derdine düşmüyorlar ve böylece İslam daha önceki dinlerin durumuna düşüyor ve problemler başlıyor.
Bu yüzden İslam günümüzde sistem olarak anlaşılmalıdır, yani ilk geldiği zamanda olduğu gibi. Bütün tavsiyeleri yapmak zorunda değilsiniz ama sistem olduğunu kabul etmek zorundasınız. Yoksa Müslümanlar İslam’ın altında ezilirler ve eziliyorlar da, bugün Müslümanların çıkmazı budur.

Reklam

VD:  Antimaterie (Allah’ın ruhundan üflemesi) olan içimizdeki Öz, bizi nasıl yönlendiriyor?

SE: Ayette belirtildiği üzere Allah bizlere kendi ruhundan üflemiştir. Bu da içimizdeki ‘Antimaterie’dir. Her insan %100 kötü değildir, içinde mutlaka iyilik vardır. Bunun sebebi de Allah’ın kendi ruhundan üflemesidir. İnsanların birleşmesi ile toplum oluşur. Toplumda mevcut olan genel, kabul edilmiş iyi davranışlar da, toplumdaki iyi insanların içlerindeki iyilikten kaynaklanmaktadır. Bu iyiliğin kaynağı da başta bahsettiğimiz Antimateri’dir.
Özelde Müslümanlar genelde bütün insanlar günahı ve suçu Şeytan’a atarak çözüm bulduklarını sanıyorlar ve içlerindeki Nefs dediğimiz şeytani duygularla mücadele etmiyorlar. Antimateri’nin bizi yönlendirebilmesi için maddeye bağlılık temelli hırslarımızı dizginlememiz gerekir.

‘Kafir’ yani terörist

VD: İnanmama özgürlüğü nedir?

SE: İnanmak ya da inanmamak kişinin kendisini bağlar. İnanan insanlar bunun faydasını görürler, inanmayanlar da sıkıntılarını çekerler. Bu bağlamda her insan hürdür.
Kutsal kitaplarda geçen ‘kafir’ kelimesi inanmayanlar için kullanılmıştır, evet. Ancak şurası var ki, kitapların geldiği dönemlerde hayat din temelli idi. Giyim-kuşamdan hayatsal ritüellere kadar gündelik hayatı dinler şekillendirirdi. Dinlere tabi olanlar da dinlerin hukukuna riayet ederlerdi. Dinlere inanmayanlar da hukuka riayet etmedikleri için toplum için problem oluşturma potansiyeline sahiptiler. İnanmayan insanların böyle isimlendirilmelerinin sebebi, onları hukuka riayet edecek prensiplerin olmaması sebebiyledir. Kuran’da geçen kafir kelimesini inanmayanlar için kullanamayız. Peki kimler için kullanılmalıdır?
Kafir kelimesi, hukuka riayet etmeme bakımından, terörist diye tanımladığımız kişiler için kullanılmalıdır.

VD: İslam, Şintoizm ve Budizm’in ortak yönleri nelerdir?

SE: İslam, az önce ifade ettiğim gibi, bütün dinlerin tamamlayıcısı ilahi vahiydir. Şintoizm, Budizm gibi uzak doğu dinleri Müslümanlar için ilahi dinler statüsünde olmayabilirler. Ancak bu dinler Müslümanların düşündüğünün tersine belki de eskiden gelmiş olan ilahi dinlerden olabilirler.
Bu dinlere baktığımızda şunları görürüz: İçsel huzur, dinginlik, hayata tabiatla bütünleştirerek bakmak ve meditasyon. Bütün bunlar ilkel dinlerin özellikleri arasındadır. Mutlak Varlık Allah insanlık tarihi boyunca dinler ve peygamberler göndermiştir. Müslüman olarak bizlere düşen görev de, gönderilmiş olan bütün dinleri kutsamak ve onları tasdik etmektir.

VD: Din mi şartlara uymalı, şartlar mı dine uymalı?

SE: Bu soru belki de İslam’ı algılamada en birincil konudur. İnanç demiyorum dikkatinizi çekerim, İslam’ın angılanmasından söz ediyorum. İslam’ın tavsiyeleri vardır. Bunlara uyarsınız, ya da uymazsınız. Uyarsanız uzun vadede daha az sorunlar çıkar. Uymazsanız da herşeyi deneme-yanılma yöntemi ile bulmak zorunda kalırsınız. Mesele aslında bu kadar basittir.
İslam’ın ilk geldiği dönemde Hz. Peygamber’in İslam’ı anlatması ve uygulaması hep insanların şartlarına uyması iledir. Tekrar ifade ediyorum, inançsal bağlılıktan (İman) bahsetmiyorum. İslam’ın hayata uygulanmasında insanların şartları ön plandadır. Böyle olmamış olsaydı, Kuran 23 senede tamamlanmaz ve bütün dini emirler bir anda nazil olurdu. Ama böyle olmamıştır. 13 senelik Mekke Dönemi iman ve bireysel namaz ibadeti üzerinedir. Diğer birçok prensipler Medine Dönemi’nde gelmiştir ve bunların hemen hemen hepsi de İslam’ın hayata uygulanması konuları ile ilgilidir.
Bugüne gelecek olursak, İslam’ı samimi-içten şekilde hayatın içinde yaşamak istiyorsak, şartlarımıza uygun şekle dönüştürmeliyiz (İçtihatta bulunarak). Müslümanım diyenler bu tarzı uygulamıyorlar. Yaratıcı Rabb’i kandırırcasına İslam’ı yaşıyormuş gibi yapıyorlar ve bunu da en sert ve radikal şekilde sunuyorlar ki, en İslami olanıymış gibi görünsün. Bu İslam’ı anlamak değildir. İslam’ın bazı prensiplerini yerine getirip, bazı yasaklarını alenen çiğnemek ve bunları yaparken de en İslami oluyor gibi yapmaktan bahsediyorum. Bunları yapacağımıza İslam’ı bütün olarak kabul ederek şartlarımıza uyar hale getirmemiz Müslüman olmanın gerekliliğidir.

Reklam

VD: Cinsiyetçilik ve Cinsiyet ayrımı diyecek olursak?

SE: Çok önemli bir konuyu dile getirmeme fırsat verdiniz, teşekkür ederim. Bugün uygulanan cinsiyetçilik ve cinsiyet ayrımcılığı sanki İslam’dan kaynaklanıyormuş gibi gösterilerek kadınlara baskı yapılmaktadır. Kadın ve erkek cinsi insan olma bakımından eşittirler. Farklılıkları vardır ama biri diğerinden üstün değildir. Arap kültüründe olan bazı özellikler İslam adına benimsenmektedir. İslam adına benimsendiği için günahla-cehennemle korkutulan kadınlar baskıyla sindirilmektedirler.
İslam’da erkekler üstün ve değerli olsaydı onlar adına sure olurdu. Ancak Kuran’da Nisa suresi mevcuttur. Kadınlar kutsaldır, kadınlar tanrısallığa sahip varlıklardır. Erkek cinsi bu üstünlüğü-tanrısallığı hazmedemediği için kadınlara baskı yapmaktadırlar. Kabul etseler de, etmeseler de kadınlar kutsaldır.

‘Yaşıyormuş gibi yapılan İslam’dan ‘kişiselleştirilmiş İslam’a’

VD: Kişiselleştirilmiş İslam’a tekrar geri dönmüş olduk yani. Kişiselleştirilmiş İslam’ı biraz daha açıklamanızı isteyerek son sorumu yöneltmiş olayım.

SE: Kişiselleştirilmiş İslam, her bireyin kendi İslam’ını oluşturmasıdır. Hayatın içinden bir örnekle açıklayayım. Bugün hepimizin akıllı telefonları var öyle değil mi. Akıllı telefonlarımız bozulduğunda tamirciye veririz ve onlar bize geçici bir akıllı telefon verirler ki mağdur olmayalım. Akıllı telefonu tamir oluncaya kadar geçici telefonu kullanan insanlar bu geçici telefonlarını kişiselleştirmezler. Zevklerine göre dizayn etmezler, renklerini ayarlamazlar, menüdek sıralamayla meşgul olmazlar, yani geçici telefonu sahiplenmezler. Bugün Müslümanların İslam algısı da aynen böyle. Bugün Müslümanlar İslam’ı sahiplenmiyorlar. İslam’ı yaşıyormuş gibi yapıyorlar. Ben buna Yaratıcı Rabb’i kandırmaya çalışmak diyorum. Böyle yaptıkları için de İslam’ın güzelliklerini hayatlarında göremiyorlar, göremedikleri için de gösteremiyorlar.
Halbuki İslam’ı kişiselleştirseler, anlamaya çalışsalar ve anladıkları kadarını hayatlarına taşısalar hem hayatları değişir hem de hayata ve diğer insanlara sundukları değerler artıya geçer.
Bunun olması için önce İslam’ı anlama noktamızı gözden geçirmeliyiz. Bakış açılarımızı değiştirmeliyiz. Sonra İslam’ı anlamak için okumalar yapmalıyız. Bu okumalar için de İslam’la ilgili yani İslami ilimlerin özetleri olmalıdır. Fıkıh, Siyer, Hadis, Kelam, Fıkıh Usulü ve diğerleri. Aynı zamanda Felsefe, Mantık, Sosyoloji benzeri ilimlerin de özetleri oluşturulmalıdır.
Bütün bu özetler akıllı telefonlar için uygulama haline getirilmeli ve insanlarımız bu uygulama (App) ile kendi İslam’larını oluşturmalıdırlar.
Bu tarz İslam anlayışı geleceğin dünyası için bir çözümdür. Geleceğimizi düşünüyorsak eğer, bu İslam anlayışı üzerine kafa yormalıyız.

VD: Bu karikatür size ne anlatıyor…?

SE: Bu çizim kişiselleştirilmiş İslam’a tam uygundur. Sadece kişiselleştirilmiş İslam’a değil aynı zamanda Mutlak Varlık Rabb’in gönderdiği vahyi gösterir. Temel ve tek kaynak O’dur. O kaynaktan çıkan bir kitap vardır ve bu kitabın farklı yorumları insanlar tarafından yapılır ve benimsenir. Rabb’imiz de biz insanlardan bunu istemektedir.

1 YORUM

  1. “Kadınlar kutsaldır, kadınlar tanrısallığa sahip varlıklardır. Erkek cinsi bu üstünlüğü-tanrısallığı hazmedemediği için kadınlara baskı yapmaktadırlar. Kabul etseler de, etmeseler de kadınlar kutsaldır” Bu söz ne demek şimdi. Kavram kargaşası mı var. Tanrısal da ne demek. Kadın Allah cc. bizlere yüklediği bir emanettir. Elbette bu kutsal emaneti bir erkek efendimizi de örnek alarak korumak ve saygı duymak zorundadır. ama onu kutsamak tanrı sallaştırmak hayır bu yanlış bir fikir ve tasvip etmiyorum. Belki siz farklı bir şey ifade etmek istemiş olabilirsiniz ama benim anladığım veya anlamaya çalıştığım nokta da bu söz ve hitap hatalıdır. Toplumumuz da zaten kelime ve kavramların çarptırılması sonucu düşüncelerde bozulmuştur. Zaten siyasal İslam diye bize yutturmaya çalıştıkları ve birilerinin kendilerine böyle tanımlayanlar üzerinden İslam dinini(hayat tarzı yaşantı biçimini) hedefe koyup eleştirmektedirler. Hâlbuki siyasal İslam diye kendini muhafazakar gösterenler kadar İslam dinine zarar veren yoktur .Onlar kelime ve kavramları çarpıtıp toplumun düşüncelerini ifsat etmektedirler.(örnek şehit kelimesinde olduğu gibi neyin şehidi kim için şahit)kendi çıkarları uğruna hamaset yapıp, icraatlarında İslam prensiplerini çiğnemekte ve üstüne üstelikte bunu İslam adına yaptıklarını beyan etmektedirler. Söyleşinizin içerisinde katıldıklarım olduğu gibi yanlış bulduğum ve eleştirdiğin konular da olduğunu belirtmek isterim.Saygılarımla

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here