Williams Sendromunda* Bir Ülke

7

Hayır hayır, Kurban bayramı ile ilgili bir yazı okumayacaksınız. Masum hayvanlar katlediliyor, boğazları acımasızca kesiliyor ve bunların hepsi din yüzünden yapılıyor gibi üçüncü sınıf bir eleştiri de okumayacaksınız. “Yaradan için biz bunu yapıyoruz” diye gaipten geldiği düşünülen bir cümle de geçmeyecek. Müslümanların Kurban Bayramını kutlarım, aynı Yahudilerin Sukot (Çardaklar Bayramı) ve Hıristiyan cemaatin Paskalya Bayramını kutladığım gibi… Kutlar ve geçerim. Kim neye nasıl ne şekilde inanıp, kutlarsa kutlasın. Gelip benim kapımda tef çalmadığı sürece isterlerse Zeus için ayin bile düzenleyebilirler.

Hayır hayır, ekonomik kriz – işsizlik, hayat pahalıyla ilgili bir yazı da okumayacaksınız. Düşünmekten – sorgulamaktan ve biat etmeyi maharet sanan bir halka size ne yazarsanız yazın, ne söylerseniz söyleyin, nasıl izah ederseniz edin karşınıza geçip “İyi de hayat pahalı diyorsun ama bak marketler çaka çaka insan dolu, her evde bir tane garanti bazı evlerde iki araba var. Neyine pahalıymış hayat?” demeye devam edeceklerdir. “2002 yılındaki asgari ücretle aldığın küçük altın sayısı ile şuan da verilen asgari ücretle aldığın altın sayısı bir mi?” deseniz “Benim için fark etmiyor ben hep elli liralık benzin alıyorum zaten” diyen bir güruha siz neyin krizinden bahsedeceksiniz?

Hayır, basın – yayın özgürlüğünden, insanların yazmaya korktukları cümleleri düşünürken bile endişe ettikleri bir “Gazetecilik Mesleğinden” bahsetmeyeceğim. Bireysel kazançları için, kendi banka hesapları için kalemlerini kiralayanlardan söz etmeyeceğim. Telefonla – mail yoluyla ulaşılıp; “Şu konu hakkında yazı yazmanı istiyoruz” denildiğinde “Ne demek efendim, ben zaten şuan başladım bile” diyen kalemşörlerden hiç bahsetmeyeceğim. Başa gelmiş her hükümeti, sağcısı – solcusu ayırmadan hepsinin yanında olan ve yıllardır bu çizgisini hiç bozmamış “üstad” denilen köşe sahiplerinden bahsetmeyeceğim. Haber yaptığı için çeşitli komik sebeplerle cezaevlerine atılan ve orada unutulan gazeteciler… Hayır, konusu dahi geçmeyecek.

Hayır, mümkün değil benim burada komşumuz Yunanistan’ın Ege denizinde gördüğü her kayalığa bayrak çakmasını yazmam. Bizim sınırlarımızda olan “Eşek Adası” na Yunanistan Cumhurbaşkanının gelip orada gövde gösterisi yapmasından zaten bahsetmem. Hatta başa gelir gelmez yaptığı ilk iş bu olan Bayan Katerina Sakelaropulu’dan haberiniz yokmuş gibi davranın. Biz Ayasofya peşine düşerken vatan toprağının, mavi vatanın parsel parsel işgal edildiğini falan sizlere söylemem.

Avrupa basınında Kanal İstanbul’un “Katar” devletine bir jest olarak yapıldığını yazarsam olmaz. Henüz daha belli belirsiz bir proje halindeyken Katar Kraliyet Ailesinin ilgili bölgelerden parsel parsel arazi satın aldığını falan bilmiyorsunuz, duymadınız, görmediniz. Bunları yazmamı istemeyin benden. Yazmam zaten. Zaten bende böyle bir şeye inanmıyorum. Muhalif – hain ve dış mihraklardan beslenen gazetelerin uydurması hepsi.

Libya’da sınır ötesinde görevli Türk Silahlı Kuvvetlerinin “Gazi” ordusunun içinde bulunduğu durumdan bahsetmem mümkün değil. Bu köşede birkaç defa işlediğim, Rus Özel Güvenlik Şirketi Wagner’in Libya’nın en büyük uçak yakıtı üretilen rezerv ve tesislerini işgal ettiğini zaten bilmiyoruz. Öyle bir şey yok. Olmadı.

Hayır hayır, Cumhuriyetin tüm erdemlerini bir kenara itip Hilafet isteyen, sokaklarda çağ dışı ve modern dünyaya uymayan kılık kıyafetler içinde yapılan gösteri yürüyüşlerinden ve onlara selam veren kamu çalışanlarından bahsetmeyeceğim. Yarın öbür gün o güruhun kendi inanç ve görüşlerine uymadığı için diğer insanları taciz etme risklerinden de bahsetmeyeceğim. Bugün, burada, İstanbul Sözleşmesine destek veren kadınlarımıza, bu ülkenin cefakâr – fedakâr annelerine, kız kardeşlerine, ninelerine ve pırıl pırıl ışık saçan genç kızlarımıza “fuhuşiyata destek vermekle” nitelendirdiği Hilafet destekçisi köşe yazarını yazmayacağım. Bu ülkenin kadınları ona gerekenleri yazacaklardır zaten. Sadece ona değil, o ve onun gibi düşünenlere…

Ben bugün burada; Ülkemizin nasıl süper bir güç olduğundan, ekonominin coşup şaha kalktığından, en kısa zamanda yerli uçağımızın göklerde olacağından, işsizliğin ve enflasyonun tek basamaklı rakamlara düştüğünden, Avrupa ve diğer tüm batılı ülkelerin bizi çok kıskandığından, halkımızın – tüm halkımızın ne kadar mutlu – mesut – özgür ve heyecan içinde her yeni güne uyandığından bahsedeceğim. Demokrasimizin şimdiye kadar hiç ulaşamadığı noktalara ulaştığından, insanların fikir ve düşüncelerini özgürce söyleyebildiğinden, eleştiri yapabildiklerinden hatta siyasi mizahın doruk noktalarına çıktığını yazacağım size… Genç nüfusumuzun geleceğe nasıl umutla baktığını anlatacağım size. Nitekim sosyal medya da bunu Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’da kendi gözleriyle gördü gençlerimize bir buluşmasında. Bu yüzden sanırım sosyal medyayı rahatlatan bir dizi kanunlar çıktı. Sansür? Baskı? Ne diyorsunuz siz yahu? Saçmalamayın! Yok, öyle bir şey.

Reklam

Bugün bayram ve bayramda sizi üzecek, kaygılandırıp – endişelendirecek hiçbir şey yazmayacağım. Ki gördüğünüz üzere de yazmadım. Siz bu yazıyı okumadınız, bense hiç yazmadım. Herkes mutlu, mesut, refah ve bolluk içinde, özgür, gerçekten özgür, pırıl pırıl bir gelecek ümidiyle bir bayrama daha girdik. Ülkede fakir, açlık sınırında yaşayan ve yoklukla mücadele eden insan olmadığı için etlerinizi gönül rahatlığıyla istifleyip, derin dondurucularınızda saklayabilirsiniz. Bir sonraki bayrama kadar hepinize altın varaklı aynalarınızın karşısında Ejder Meyveli Smoothie’leriniz ve bol kepçe kavurmalarınızla neşeli günler dilerim.

*(Williams Sendromu: Bir insanın 7 numaralı kromozom çiftinde oluşan materyal eksikliğinden kaynaklanan ender görülen sahte mutluluk hastalığı.)

7 YORUMLAR

  1. Gülsek mi ağlasak mı bilemiyoruz.Herkesin bildiklerini tekrar toplamışsınız Serkan bey.Sonunu da ejder smoti ve altın varaklı aynayla bağlamanız biraz abes olmuş.Hele ki bunu mübarak kurbanla ilişkilendirmeniz dahada abes olmuş.ama doğru söze ne denirki?

  2. Bu yazı çok güzel. Williamssendromu biyolojik bir durumdur. İyimser bir yaklaşımdır bunu ele almak. Gerçi çok acı bir biyoloji olsa da burada ele alış anlamında söylüyorum. Ülkemizin durumu bundan çok daha acıdır. Bu sendromla açıklanması anımsamaktır. Hafife almaktır. Aslında durum çok vahim.

  3. Serkan Yıldız yazısı. İronik, alaycı ve sivri. Evet halkımız çok mutlu. Uçuyor öylesine uçuyorki ayakları yere değmiyor. Williams Sendromunada bir farkındalık oluşturmuş bilmem bilerek mi yaptı ama. Ülkemizin şuan içinde bulunduğu durum Williams Sendromundan daha öte! Resmen anksiyetik bozukluk yaşıyor, ağır depresyonda, güven krizi yaşıyor. Paranoid bile denilir. Hatta %40 şizofren. Gerçeklerle bağını koparmış ve bir hayal dünyasında yaşıyor. Yada ona gösterilen fantastik ülke durumuna inanmış. Gerçek sanıyor. Ve bu kadar körün için tek gözü gören birileri varsa oda kendini kral ilan etmiş. Ve herkes kör olunca (gönüllü olarak) ne dese inanıyor. İnanmayanlar “hain-dış mihrak-zillet-terörist” ilan ediliyor. Oysa bazılarımızın tüm gözleri, tüm kulakları, tüm duyu organları açık. Serkan beyi tebrik ediyorum bir kez daha.

  4. “ Kim neye nasıl ne şekilde inanıp, kutlarsa kutlasın. Gelip benim kapımda tef çalmadığı sürece isterlerse Zeus için ayin bile düzenleyebilirler.” bundan önceki yazısındada ayasofyada isterse aborjinler ayin düzenlesin bana ne demişti!!!yazarın bir kıblesi varmı çok merak ediyorum!yoksa eğer buda kimseyi ilgilendirmez ama her yazısında illaki bir iğneleme yapıyor dinlere!!!yazar adam yazar yazar yazar ama böyle günah dolu yazılar neden yayınlanır????

  5. Rockfellerin pembe gazetesi hergün çok çok üst kişilere yıllarca sonra tekrar basılıp hergün gönderiliyor.
    Garip olan o pembe gazete haberleri günlük söylemlerle kitlelere irade ediliyor.
    Ve inanan epey büyük bir kitle var.
    Pembe yalanların pembe gazetesi her zaman revaçta.

  6. Sayın yazar! yazılarınız veya yzım uslubun’uz bana kanafiçe işlemesini(zor bir nakış işlemesi) hatırlatiyor.
    Bütün renkleri biraraya getirmek belki kolay olabilir fakat renk uyumunu seçmek ve onu işlemek her baba yiğidin kari değildir vede pek kolay olmaz. Çünkü zevkler ve renkler değişiktır; bu kanafiçe’nin kalitesi’ni düşürmez,ancak renk uyumundan anlamayanlar değerini bilmezler.
    Onlar, her zaman birilerinin dikta ettiği renkler ile avundurlmalarından kaynaklanan bir’er Williams Sendromu: yaşayanlardan.

    Tebrikler yazınızi içtenlikle 👏👏👏👏👏👏👏 siz ve sizin gibiler kalemlerini eyip bükmesini becere’mezler.
    Sizin gibi dim dik duran kaleminize sağlı.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here