Winter İs Coming…

1

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir süredir kamuoyunda ve siyasette tartışma yaratan Kanal İstanbul projesiyle ilgili “İsteseler de istemeseler de Kanal İstanbul’u yapacağız” diye konuşmuştu geçtiğimiz günlerde…
Aynı dili Süleyman Soylu da, eski bakan Fatma Betül Kaya da kullanmıştı.

‘Kanal İstanbul’ itirazcılarına reva görülen muamele, kullanılan dil, kesilen ahkam, demokrasinin ne olduğu konusunda bir kez daha düşünmeye sevk ediyor insanı. 82 milyon insan kimdir? Yaş aralığı nedir? Muhatap alınırken azarlanmak, kulağı çekilmek, “siz anlamazsınız!” eleştirisine maruz bırakılmak, hayrete düşürüyor.
Başımızda öğretmenlerin olduğu kreşteki çocuklar ya da bebeler miyiz?

Bu nasıl bir muameledir, bu nasıl bir dildir kardeşim?

Savaşsız, çatışmasız, düşmansız duramayan bu söylemlerden bir fert olarak vallahi gına geldi. “Buyrun yapın, biz de bekliyoruz” sertliği beklenir gibi. Ama hayır, medeni bir insanın demokrasiden aldığı nizamla, bu kanala itiraz ama imza ile ama eylem ile ama dengeye vereceği zararları anlatarak cevaplamaya devam etmeli. Burada hilafet oylanmıyor. Asarız keseriz başınızı gövdenizden ayırır, zikir çekeriz teşbihi hata olarak algılanmasın ama bu dil radikal bir dil. Oy oranı olarak yüzde 50, kanala itiraz edenlerin ise yüzde 70-80 bandında olduğundan mütevellit bu insanları İstanbul’dan ve de devletten soğutmanın manası yoktur.

Halkı birleştiren projeler üretin. Nasıl ki halk yerli otomobil sevdasına ekseriyetle destek verdiyse, benzer projelerle halkı bir arada tutup, beyin göçünün önüne geçebilirsiniz.

Kanala karşı gelenleri pek yakın bir zamanda umarım, linç kültürüyle darbeci hain terörist Fetöcü gibi atıflarla süslemezsiniz.

İkinci Gezi’yi başlatacaklar diye fısıltı dolaşır oldu. Bu zaten itiraz şekli itibariyle, Gezi diye de adlandırılabilir. Hemen hemen her şekilde benzer itirazları duyabilir, imza kuyruğunu görebilirsiniz. Lütfen bu itirazları dikkate alın. Ve bu sevdadan vazgeçin.

Bu bana spor müsabakalarındaki bir anıyı hatırlattı. Pierre Van Hooijdonk oynadığı dönemde çok frikik kullanıyordu. Yine bir FB-GS derbisi yaklaşıyordu. O zamanlar Muslera değil, Mondragon idi kaleci. Gazetelere “Hooijdonk’a baraj kurdurmayacam” gibi bir söz söylemiş, Hooijdonk da “kendi takım arkadaşlarımdan baraj kurdururum” demişti. Kanal İstanbul da böyle bir şey. Düşman yoksa ortalıkta; rahat edemiyor, sıkıntı basıyor, rey devşiremiyorlar.

Seçim yenilgisinden dolayı AKP’nin içine oturmuş, aklını uçurmuş ve mağlup olunduğu için, böyle bir gedik üretip adeta savaşa durulmuş gibi bir hava veriliyor.
Ayarsız ruhsuz ve kahır dolu günlerin perdesini aralayan bu emirvaki cümlelere ara veriniz.

Bu ülkenin doğasının da, insanının da felakete afete değil, şefkate ihtiyacı var. Toplumsal bütünlüğümüzü korumaya çalışalım. Bölgemizde karışık olmayan tek ülke yok.

Bu antidemokratik söyleminizden çekinmelisiniz.
Maddi rantın yanında, siyasi rant hedefli bu inşaat projesi uğruna ‘Demokrasi’ gibi yüce bir olgunun içini yeterince boşalttınız.

Not: Gelin 2020 yılında sesinizi değil, sözünüzü yükseltin. Çünkü yumuşak ses, yumuşak kalbin tezahürüdür. 2019 yılında barış ve kardeşlik köprüleri kuramadık madem, gelin bu yıl üslubunuzu değiştirerek kalp köprüleri kurmaya başlayın. Erdoğan’ın da sık sık okuduğu, Yunus Emre’nin dörtlüğünü serlevha edinin. 

Sözü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz
Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ede bir söz

1 YORUM

  1. AKP iktidare için winter is coming çoktan geldi.
    O kışın işaret fişeği kanal istanbul oldu.
    İstanbul halkı kuzeyine bir duvar istemiyor.
    İstanbul halkı akgezenler gibi ölülerden doğmuyor.

    Bilhasa üzerlerine dökülen ve kendisini uyuşturan ölü toprağından silkinerek uyandı.
    Ey AKP iktidarı istanbul halkı ile inatlaşma.o halk ile uğraşırsan 10 bin fark 800 bine çıkar hala anlamadınmı.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here