Ya bu mafyatik düzeni hep birlikte değiştireceğiz ya da bu düzen kendini tamir ederek yine on yıllarca aynı zihniyetle uygulamalarını yürütecek..

0

HDP Sözcüsü Ebru Günay, partisinin genel merkezinde süren MYK toplantısının arasında bir basın toplantısı düzenledi. “Mafya-devlet-siyaset ortaklığında yaşanmış suçların ifşaatları bir kez daha AKP iktidarının savaşı adım adım yeniden nasıl devreye soktuğunu açık bir şekilde ortaya koyuyor.” diyen Günay, şunları söyledi:

“Çünkü bizi büyüten barış, bu zora dayanan iktidarın gücünü kırıyor. Suç ortakları açık biçimde ‘korku iklimi gerekiyordu’ dedi. Çünkü karşısında durduğumuz savaş politikaları ve baskıdan bu iktidar besleniyor. Böylece Suruç’ta, Ankara’da, Antep’te, Diyarbakır’da bombaları patlattılar. Kentleri yıktılar. Paramiliter yapıları devreye soktular. Halkın iradesini yok sayarak 7 Haziran seçimini iptal edip bu korku ikliminde bir kez daha seçime gittiler. Kayyım rejimini inşa ettiler. İşte tek adam rejimi dediğimiz başkanlık sistemi böyle bir iklimde inşa edilmiştir.

Türkiye; ilk kez siyaset-mafya-bürokrasi ilişkilerinin ortaya saçılması, toplumda ve siyasette ağır bir çürüme ve yozlaşma ilişkilerinin yaşanması gerçekliği ile yüzleşmiyor. Bunların kökenleri çok eskilere dayanıyor. Kürt sorununda çözümsüzlük, imha, inkar ve savaş politikalarının böyle bir mafyatik düzeni geliştirmesi konusunda en somut bilgiler 90’larda ortaya çıkmıştı. O dönemde 93 konsepti olarak adlandırılan plana göre, Kürt sorununda çözümsüzlüğü temel alan anlayış, Kürtlere karşı topyekûn bir savaş yürüttü.

1990’larda binlerce faili meçhul cinayetler, köy yakmalar ve boşaltmalar gibi büyük suçlar işlendi. Bütün bunları yürütmek için hukuk tamamen bir kenara bırakıldı, devlet içinde yasa dışı ve kayıt dışı ilişkiler kuruldu. İktidar, çeteler ve mafyatik yapılarla ilişkiye geçti. Oluşan kirli savaş ağı Susurluk kazası ile açığa çıktı ve çürüme kirli iktidar için sonun başlangıcı oldu.

Bugün de ortaya saçılan kirli ilişkiler, uyuşturucu ve silah ticareti, ülke içinde Kürt halkına yönelik 2014 Çöktürme Planı çerçevesinde; ülke dışında ise özellikle Suriye’de yaşanan iç savaşa vekâlet çeteleri ile dâhil olmak ve Kürtlerin siyasal bir statü sahibi olmasını engellemek amacıyla gelişiyor. Bu iktidarın başta Suriye olmak üzere, silahlı çeteler üzerinden Kürtlerin kazanımlarına karşı yürüttüğü topyekûn savaş ve çatışma politikaları ülkedeki çete düzenini tahkim ediyor.

Yakın tarihte yaşananlar gösteriyor ki, Kürt sorunu demokratik ve barışçıl bir çözüme ulaşmadan, savaş ve çatışma konsepti son bulmadan gayrı meşru ve hukuk dışı ilişkilerin, suç düzeninin, suçlular ittifakının ve çeteleşmenin sonu gelmeyecektir. Son günlerde ortaya dökülen iktidar-mafya kirli ve çürümüş ilişkilerinin üzerinde yükseldiği zemine bakıldığında, temel sebebin Kürt sorununu çözümsüz bırakmak olduğu bir kez daha görülüyor.

Güvenlikçi politikaları finanse edebilmek için bütçenin örtülü ya da açık kaynaklarının yetersizliği kara ekonomiyi yaratıyor. Kirli ilişkiler bu kara ekonomiyle finanse ediliyor. Ortaya çıkan rantın devlet içinde ve devletle ilişkili çeteler arasında paylaşımı da her dönemde iktidar içi kavgayı körüklüyor. İktidar blokunun son dönemlerdeki iç kavgalarının ve çelişkilerinin, pazar ve rant elde etme çekişmelerinin sonucu olarak ortaya dökülen siyaset-mafya ilişkileri bir dönemin daha sonuna geldiğinin de göstergesidir. 90’larda olduğu gibi bugün de birkaç göstermelik dava ile bu kirli düzenin üstünün örtülmesi ve bazı kurbanlar verilmesi ile sorunlar asla aşılamayacaktır. Başta HDP olmak üzere bütün demokrasi güçlerine tarihi bir sorumluluk düşmektedir. Türkiye’nin her tarafında yaşayan ezilenlerin, ötekileştirilenlerin, emekçilerin, tüm vicdan sahibi insanların acı ve yıkımı daha fazla yaşamaması için talan, sömürü ve çatışma politikalarını değiştirmek zorunludur.

Türkiye’de en az iktidar ve onun dayandığı baskıcı rejim birikimi kadar toplumun demokratik direniş damarı bir kültür, birikim ve mücadele anlayışı var. Toplumun durdurulamaz ve baskılanamaz özgürlük talebi karşısında AKP-MHP iktidar bloğu ciddi bir çözülme yaşıyor. Bu nedenle de hukuk sisteminin yok edildiği bir ortamda, keyfi ve ihtiyaç duyulduğunda uydurulan kararlarla muhalifler günlük olarak baskı altına alınıyor. Şu çok açık ki, iktidarın çizdiği sınırları aşamayan bir muhalefet anlayışı topluma güven ve mücadele azmi vermez. İktidardan rahatsız olan tüm toplumsal kesimler bilmelidir ki; HDP, kararlı ve ilkeli bir şekilde Türkiye’nin gerçek muhalefetini yapmaya devam edecektir.

Önümüzdeki yol ayrımı açıktır: Ya bu mafyatik düzeni hep birlikte değiştireceğiz ya da bu düzen kendini tamir ederek, yine on yıllarca aynı zihniyetle uygulamalarını yürütecek. Mafya, çete ve kirli ilişkilere dayanan düzene karşı gelin hep birlikte bu tuğlayı çekelim ve bu karanlık düzeni değiştirelim. Tuğlayı çekelim, hakikat ortaya çıksın. Tuğlayı çekelim, barış ve demokrasi yolunu açalım. Tuğlayı çekelim, iş, aş, ekmek ve özgürlük yolunu genişletelim. Tuğlayı çekelim, doğa talanına, kadın kıyımına son verelim. Tuğlayı çekecek gücümüz olduğuna hepimiz inanalım. Tuğlayı halkların ortak iradesi ve mücadelesi çekebilir. Tuğlayı en geniş demokrasi ittifakında bir araya gelen ezilenler, emekçiler, kadınlar, gençler çekebilir. Güçlerimizi birleştirelim ve bu tuğlayı çekelim.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here