Yargıtay Başkanına seslendi.. Bırak yeni anayasayı var olanı uygula

0

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca’nın “Yeni bir Anayasa arayışını destekliyoruz” açıklamasını hatırlatarak “Bırak yeni anayasayı var olan Anayasa’yı, hukuku uygula. Var olan hukuku ayaklar altına alma.” dedi.

Hak ihlalleriyle ilgili basın toplantısı düzenleyen Gergerlioğlu, şunları söyledi: “Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, Adli Yıl açılışında bir açıklama yapmış. ‘Yeni bir Anayasa arayışını destekliyoruz’ demiş. Mehmet Akarca’ya diyorum ki; bırak yeni anayasayı var olan Anayasayı, hukuku uygula. Var olan hukuku ayaklar altına alma. Bu kişiler yürütmeye boyun eğmiş kişiler, dualar ederek açılış yapıyorlar. Ben de Müslümanım, dua ederim, namaz kılarım. Ancak bu ülkede Müslüman olmayanlar da var. Adalet kimlik tanımaksızın dağıtılır. Siz o adaleti birtakım İslami ritüellerle başlattığınız zaman Hristiyan, Yahudi, ateist bundan tedirginlik duyar. ‘Burada demek ki sünni Müslümanlıkla ilgili bir durum mevzu bahis. Ben sünni Müslüman olmadığım için adalet gelmeyecek’ diye tedirginlikler başlar.

Ayrıca Yargıtay Başkanı, hukuktan, anayasadan bahsediyor. Ona şunu hatırlatmak isterim: Siz yürütmenin emirlerini uygulamaktan başka bir şey yapmadınız! Benim hakkımda açılan dava, Yargıtay’a geldiği zaman, o dönem Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Mehmet Akarca çok hızlı bir şekilde, olağanüstü bir şekilde ceza istemişti. Sanırım muhaliflere yönelik bütün bu cabbarca tavırlarından dolayı ödüllendirildi ve Yargıtay Başkanı yapıldı.

Anayasa Mahkemesi’nin daha sonra 15-0 hak ihlali verdiği bir dosya için ceza istemişti bu başsavcı. Tüm Türkiye ve dünyanın güldüğü bir dosyaydı, siyasi olduğu apaçık belli olan bir dosyaydı. Benim ve muhaliflerin dosyaları ile ilgili ceza isteyerek Yargıtay Başkanı oluyorsunuz ve hiç çekinmeden hukuk ve Anayasa diyorsunuz. Ben bir mağdur olarak bunları unutmuş değilim, bunları da yüzlerine çarpıyorum, çarpmaya da devam edeceğim.

Mehmet Akarca hangi yüzle hukuk ve Anayasa diyorsunuz bunu sormak istiyorum çünkü çok bariz hukuksuz bir dosyadan ceza istenmemesi gerektiği yönünde görüş beyan etmeniz gerekirken, ‘hızlıca ceza istiyorum’ şeklinde görüş beyan etmeniz ne kadar yürütmeden etkilendiğinizi, muhalif partiden bir vekili nasıl ekarte etmek istediğinizi gösteriyordu.

Adalet derken bakın çok önemli bir hususu aktarmak isterim. KHK ile görevinden ihraç edilen kişiler hukuk fakültesini bitirdikleri zaman avukat olamıyor. Bize gelen başvurulardan bir tanesinde ‘Vekilim, KHKlı olan ve yeni hukuk fakültesinden mezun olan kişilerin avukatlık stajına başlamalarına (AYM kararına rağmen) engel olunuyor. Savcılık izin vermiyor, itiraz ediyor. Elimizden işimizi, mesleğimizi aldılar. Yılmadık tekrar okuduk. Derdimizi dile getirin.’ şeklinde ifade ediliyor.

Biz bu konuyu yıllardır gündem ediyoruz maalesef çok vahim bir hak ihlali olarak devam ediyor. İnsanlar hukuk fakültesini bitirmiş, bu insanların avukat olmasının önüne niye geçiyorsunuz? Maalesef birtakım siyasi gerekçelerle Adalet Bakanlığı, adı adalet ama kendisi siyaset bakanlığı insanların avukat olmaması için büyük bir gayret sarf ediyor. KHK’lı kişilerin avukat olmaması için sürekli itirazlar yapıyorlar. İnsanların stajına engel oluyorlar, ruhsatlarına engel oluyorlar. Avukatlar büyük bir mücadele veriyor. Ben 3 yıldır Meclis’te mücadele ediyorum, gündem ediyorum. KHK’lı avukatların haklarını almak için Adalet Bakanı ile görüştüm. Herkes topu birbirine atıyor. Adalet Bakanlığı bile saraya bakıyor ve kararı kendisinin veremeyeceğini düşünüyor.

Mağdurların sorunlarını halini tekrar gündem etmeye çalışacağız. Ayşe Özdoğan Yargıtay tarafından kararı onanmış durumda fakat maksiller kanseri var. Bu kadın hapiste değil tedavide olmalı. Eşi de hapiste. Özdoğan’ın yayılmış bir kanseri var, çok zor durumda. Engel oranı oldukça yüksek ve maalesef ki hapse girmek üzere. Eğitim Araştırma Hastanesi cezaevine giremez raporu vermesine rağmen İstanbul ATK bu konuda karar vermiş değil. Diken üstünde cezaevine girecek miyim girmeyecek miyim diye bekleyen bir kadın. Ayşe Özdoğan için kamuoyunu duyarlılığa davet ediyorum, özgür olması önemli, bu kadının hakkını, hukukunu korumak lazım.

Arzu Nur Özkan, 6 aylık hamileydi, 7 ay oldu, 8 ay oldu, Eylül veya Ekim’de doğumu bekleniyor ve aylardır hapishanede. Arzu Nur Özkan’ın bana gönderdiği mektup burada. Çok zor durumda bir hamile mahpus, cezaevinde mi doğum yapacak? İlk doğumu ve ilk doğumlar çok zor olur tıbben. Bir belirsizlik içinde bu kadıncağız. Kayseri Bünyan Cezaevi’nden gönderdiği mektubu okumaya yürek dayanmaz. Telefon konuşmaları da basına yansıdı. Ağlayarak konuşan, uğradığı mağduriyetleri etraflı bir şekilde anlatamayan büyük üzüntüler yaşayan bir kadın Arzu Nur Özkan. Mağduriyetlerin düzeltilmesini talep ediyoruz.

Bir başka mağduriyeti daha gündem edeceğim size. Cemile – Mehmet Dönmez çifti şu anda hapishanedeler. Çocuklarından büyük olanı, 8 yaşındaki Mesut, epilepsi nöbetleri geçiriyor, çocuklar perişan bir durumda. Çocuklar anneleriyle cezaevindeydi fakat cezaevinde fare çıkınca çocuklar Hatay’daki anneannenin yanına gönderildi. Bu zor durumdaki Dönmez çiftini de tekrar burada hatırlatmış olalım.

Rukiye Tutar Gebze Cezaevi’nden göndermiş. Rukiye hanım diyor ki: ’23 kişiyiz tek tuvalet var, kızımla beraberiz. 28 aylık kızıma WC eğitimi veremiyorum.’

23 kişinin olduğu yerde sürekli tuvalet meşguldür. Çocuğa tuvalet eğitimi vermek zor bir iştir. Anneler bazen saatlerce uğraşır ama böyle bir ortamda 23 kişi var. Tek tuvalet var ve kız çocuğuna tuvalet eğitimini anne veremiyor, büyük bir mağduriyet yaşıyor. Kapalı görüşte babasına, “Baba omzuna al, at ol” diyor. Çocuğu dışarıda anneler 1.5 yıldır çocuklarına sarılamıyor çünkü açık görüş yok! Çocuğu yanına almayan dışarıda olan mahpus anneler 1.5 yıldır çocuklarına sarılamıyor. Kreş yok Gebze Cezaevi’nde ve çocuklar çok zorda. İnsanın içini titreten vicdanını sızlatan bir olay maalesef.

Gebze Cezaevi’nden Merve Hande Kayış göndermiş. O da çok zor durumda. Bakın ne diyor? ‘4 yaşında, 16 aylık ikiz bebek, 3 çocuk annesiyim.’

3 çocuk annesi. Biri 4 yaşında diğer ikizler 16 aylık. ‘4 aydır çocuklarımdan ayrı kötü şartlarda Gebze Cezaevi’nde mahpusum, çocuklar çok zor durumda, 4 yaşındaki kızım iyi değil her hafta pedagogla konuşuyor anlam veremiyor yaşadıklarına, sesimi duyun’ diyor. Hamile, çocuklu anneler çok kötü şartlardalar. Tutuksuz yargılanabilecekken zulmen maalesef cezaevlerinde tutulmaya devam ediliyorlar.

1.5 yıldır cezaevlerinde açık görüş olmamasını, kapalı görüşlerin 3’ten 2’ye düşürülmesini, kapalı görüşlerde 1.5 saatlik sürenin haziran ayında yasalaşmasına rağmen birçok cezaevinde 30-45 dk olarak uygulanmasını hep gündem ettik ve edeceğiz. Bu uygulamalar zulmen devam ettiriliyor. Çok zalim uygulamalar çünkü cezaevindeki insanlar o görüşlerde 1 dakika daha fazla yakınlarını görmek için çok şeyler verebilirler. Bu çok büyük ihtiyaç ama maalesef ki bu konuda zalimce bir tavır devam ettiriliyor.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here