Yazarımız Cemal Alçık: “Steve Jobs da Suriyeli bir göçmenin çocuğuydu” diyor.

0

Türkiye’ye sığınan Suriyeli sayısı 3 milyona yaklaştı. Onlara, geçici olarak buraya gelmişler gibi davranmayı artık bir kenara bırakalım. Ülkemize sığınanlar Türkiye’de kalıcıdırlar.

Suriyelileri topluma kanalize etmenin yollarını düşünmek ve ona göre politika belirlemek gerekir. Bu konuda yönetmeliklerin çıkartıldığını ve yeni düzenlemeler yapıldığını da not düşerek yazıma başlayayım.

Türkiye, Suriyelileri sistem içinde değerlendirmek için çalışma başlatırken, şunu unutmayalım ki, bugün piyasa değeri 760 milyar dolar olan Apple’ın kurucusu Steve Jobs da Suriyeli bir göçmen ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Ve dünyayı değiştirdi.

Metrobüsde mendil satan, bir parça ekmek bulabilmek için çöpleri karıştıran, üşüdüğü için sıcak hava üfleyen havalandırma mazgalının üzerinde uyuyan çocuklardan biri de geleceğin Steve Jobs’u olabilir.

İngiliz sokak sanatçısı Banksy, Fransa’daki bir mülteci kampının duvarına Suriyeli bir göçmenin oğlu olan Apple’ın kurucusu Steve Jobs’u çizmiş.

Çizdiği duvar resmiyle ilgili ise şunları söylemiş: ”Göçmenlerin ülkenin kaynaklarını tükettiğini düşünürüz. Ama Steve Jobs, bir Suriyelinin oğluydu. Apple, dünyanın en karlı şirketi ve yılda 7 milyar dolardan fazla vergi ödüyor. Böyle bir şirket, Humus’tan genç bir adam (göçmen olarak) kabul edildiği için var.”

Apple’ın efsanevi patronu Steve Jobs sırtında bir bohça çanta ve elinde Apple’ın ilk ürünü Macintosh bilgisayar ile resmediliyor.

Refaai Hamo

Göçmenler konusunda birtakım güzel çalışmaların olduğunu not ettik ama bir de ‘kıymetini bil(e)mediğimiz göçmenler’ meselesi var.

Düşünün ki bir bilim insanı ülkesinde çıkan iç savaşta eşini ve ailesini kaybediyor. Kendisi gibi 2,5 milyondan fazla göçmene kapılarını açan Türkiye’ye sığınıyor ama dünyada ses getirecek projelere, hayat kurtaracak buluşlara imza atma fırsatı tanınmıyor.

Reklam

Hasta oluyor ve en son çareyi ABD’ye sığınmakta buluyor.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Obama, Suriyeli bilim adamının hikayesinden etkilenerek Facebook’ta “Yeni evinize hoş geldiniz” diyor.

Belki de okuyacağınız bu hikaye, Suriyeli göçmenlerin Türkiye’de yaşadığı binlerce dramdan yalnızca biri…

Suriyeli bilim insanı Refaai Hamo, 2013 yılında ailesinin 7 üyesini kaybettikten sonra, hayatta kalan kızı ve oğluyla birlikte Türkiye’ye sığınmış ve 2 yıl İstanbul’da yaşamış. Ama biz onu, ABD Başkanı Obama davet edince tanıdık.

Obama, Hamo’nun öyküsünü Facebook’taki “Humans of New York” (HONY) bloğundan okumuş.

Hamo, çocukları ile birlikte 2013 yılında İstanbul’a geliyor. Biz ise onun hikayesini, onu Başkan Obama ile birlikte görünce öğreniyoruz.

Yazdığı kitabın İstanbul’daki bir üniversite okutulduğunu, ancak o üniversitede ders vermek istediğinde kabul edilmediğini söyleyen bir bilim insanı!

Şimdi bakın nasıl bir hayat hikayesi var Suriyeli bilim insanı Refaai Hamo’nun.

Reklam

Refaai Hamo:

“Babam çiftçi, annem ev hanımıydı. Suriye genelinde 3’üncü olarak liseden mezun oldum. Üniversitede eğitim masraflarımı karşılamak için inşaatlarda çalıştım. Sınıf birincisi olarak mezun oldum. Doktora için tam burs kazandım.

Büyük bir bilim adamı olup insanlığa katkı sağlamak istiyordum. Ama tasarımını kendim yapıp inşa ettiğim eve isabet eden füze tüm bu hayallerimi ve ailemi yok etti.

Ben o sıra bir inşaat projesi için dışarıdaydım. Saldırıdan sadece kızım ve oğlum sağ kurtuldu.

14 yaşındaki oğlum annesinin parçalanmış bedenini dışarıya taşımak zorunda kaldı. O günden beri bunun psikolojik travmasını atlatamadı. Kızım ise hala boynunda şarapnel parçasıyla yaşıyor. Her şeyimiz gitti.

2 yıldır İstanbul’dayım, şu evin kirasını bile ödeyemiyorum. Hayatım, saygınlığım yok oldu.

Doktoram var ama çalışmama izin verilmiyor. İstanbul’da bir üniversitede benim yazdığım kitap okutuluyor, ama orada ders veremiyorum.

Geçinebilmek için tasarımlar yapıp Türklere veriyorum. Onlar da kendi isimleriyle kullanıyorlar. 270 konutluk bir projenin çizimlerini yaptım. Ama bir Türk mimarın kazanacağının yüzde 1’ini bile alamadım.

Mide kanseri oldum. Sigortam olmadığı için tedavi göremiyorum. ABD’deki arkadaşlarım basit bir ameliyatla kurtulabileceğimi söyleyince iltica başvurusunda bulundum ve kabul edildim.

Hala dünyada fark yaratabileceğimi düşünüyorum. Patent almayı ümit ettiğim icatlarım var.

Metroda, hareket eden trenden elektrik enerjisi üretmek için kullanılan bir icadım var.

48 saat yakıtsız uçabilecek bir uçak tasarımım var.

Depremleri önceden haber verecek bir makine geliştirmek için fikirlerim var. Sadece araştırma yapabileceğim bir yere ihtiyacım var.

Ben işime geri dönmek istiyorum. Yeniden insan olmak istiyorum. Dünyanın benim bittiğimi düşünmesini istemiyorum. Ben hala buradayım.”

“Ben hala buradayım” dediği yer ise maalesef Türkiye değil!

Suriye ve Türkiye açısından içler acısı bir olay.

Şimdi böyle bilim insanlarına bomba yağdıran Suriye’ye mi üzülelim?

Ayağımıza gelen fırsatı teperek, kaliteli bilim insanlarını elimizden kaçırdığımıza mı üzülelim?

Daha bu şekilde değer üretebilecek kişilerin varlığından habersiz olduğumuza mı, geleceğin Steve Jobs’ları olabilecek çocuklara sahip çıkamadığımıza mı üzülelim?

Kendi çocuklarımızın eğitimi çok iyiymiş gibi, kendi bilim insanlarımıza çok sahip çıkıyormuşuz gibi “bu konuda nerden çıktı?” “hele önce kendi sorunlarımızı çözelim” demeyin. Çünkü bu sorunlar da artık hepimizin sorunu. Dediğim gibi onlar artık kalıcı ve onları ayrı düşünmemek gerek.

Steve Jobs ve Refaai Hamo’nun hikayesi, göçmenlerin ne büyük fırsatlar sunabileceğini gösteren önemli birer hikaye.

Bu fırsatları kaçırmamak gerekir. Çünkü fırsatların kazası olmaz.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here