Yemen’de neler oluyor?

11


“Kışlanın önünde redif sesi var, 
bakın çantasında acep nesi varbir çift kundurayla bir de fesi varah o Yemen’dir, giden gelmiyor, acep nedendir?

Türküsü bize kalmış, Yemen başkalarına. Şimdi orada “savaş” var, hem de en çirkininden.

1200’lü yıllarda, Türk kökenli “Resuliler” ve “Memluklerin” Yemen’i kontrolünün ardından, 1500’lerde Portekiz gelir bölgeye. Portekiz donanması; güney denizlerinde, ta Açe’ye kadar at koşturmaya başladığı yıllarda, Yemen limanlarını da kontrol eder ve Müslümanların Hindistan ve ötesi, deniz ticaretini tehdit altına alır. Osmanlı işte böyle bir zamanda, bölge denizlerini güvenlik altına alabilmek için, 1517’de Yemen’i topraklarına katar. Toplam 800 yıl Türklerle birlikte olmuştur, Yemen. Az zaman değil. Ama hiçbir iz bırakmadan, çekip gelmişiz.

Osmanlı yönetimi sonrası; Yemen’in kuzeyi bağımsız, güneyi ise 1967 yılına kadar İngiliz işgalinde kalır. Güneş batmayan imparatorluk 1947’de Hindistan’ı kaybeder, sonra Yemen’i.

Rusya’nın gücünü kaybetmesiyle ise, 1990 yılında, Kuzey ve Güney Yemen birleşir.

Yemen; Süveyş ve Kızıldeniz’i kontrol eder. Babül Mendep boğazıyla Hindistan’a ve uzak Asya’ya giden deniz yollarını ve Körfez’den gelen petrolü kontrol eder. Stratejik değerdedir.

Yemen; % 99’u Müslüman (%60 Sünni,%40 Zeydi-Şii) olan, 30 milyona yakın bir nüfusa sahip. Zeydilik, İran Şiiliğinden farklı, Sünniliğe en yakın Şii mezhep olarak bilinir.

İşte bu Yemen, büyük bir savaş yaşıyor. 60.000 insan öldü. 500.000’i çocuk olmak üzere 12 milyon insan açlık nedeniyle ölümle ile burun buruna. 23 milyon, insani yardıma muhtaç.

Reklam

33 yıl iktidar olup, Houtilerin-Husilerin taleplerini karşılamayan, kral Ali Abdullah Salih’e karşı Houtiler 2004’de ayaklanıyor. 2011 Arap baharı sürecinde Salih devriliyor, 2013’te düzenlenen “Ulusal Diyalog Konferansında”, dialoğa açık olduğu düşünülen Hadi, hükümeti kuruyor ve Houtilere hakları verilmesi öngörülüyor. Ancak başarılamıyor. 2014 isyan genişliyor.

Halen; Sana Houtilerin, Aden ise Hadi hükümetinin merkezi. Hadi Suudilere sığınmış durumda.

Temel’de iki blok çatışıyor gözüküyor, ancak bu iki blokun altında, birbirine zıt yapılar da ittifak edebiliyor. Gruplanmalar; dini, kabilevi, mezhepsel niteliklere dayansa da, menfaat gruplanmaları daha baskın. Bu nedenle hem anlamak zor, hem yarın ne olacağı belirsiz.

Görünürdeki iki önemli blok; “Zeydiler” ile “Selefiler” olsa bile, bu tam böyle değil. Zeydilerden bir grup Selefilerin yanında, Selefilerden farklı gruplar birbirleriyle de savaşabiliyor.

Yemen meselesine müdahil olan bölge ülkelerinin tutumları da, bu yerel menfaat gruplarına bağlı olarak değişkenlik gösterebiliyor. Suudiler ile BAE, KİK çerçevesinde stratejik partner ve İran’a karşı birlikte iken, çatışan farklı yerel grupları destekleyip, karşı karşıya gelebiliyor.

Kafanızı çok karıştırmadan, haritaya da bakarak, çok genel resim şöyle:

• Sarı bölge, dağlık Yemen, Houtiler-Husiler’in kontrolunda. Başkentleri Sana. Bunların tamamı Zeydi. Ancak başka Zeydi gruplar da var. Diğer grupların tamamı Houtilerle savaşıyor.

• Açık mavi orta bölge; Maarib ve Al Jawf, kral Hadi’nin grubu, Selefi. Houtilerle savaşıyor. “İhvanı Müslimin-Islah Partisi” de bu gruba destek veriyor. Suudiler, her yerde düşmanlık besledikleri İhvanı Müslümin’i bu bölgede Houtilere karşı kullanıyor. Ayrıca bu bölgede, Suudi Arabistan’ın eğitip-donattığı “Medhali Selefi” grubun 12.000 kadar askeri var. Hepsi Houtilerle savaşıyor.

Reklam

• Açık mavi güney bölge; BAE’leri 90.000 kişiyi eğitti-donattı ve güney bölgede savaşa soktu. Buna ilave olarak, Sudanlı 10.000 militanı Eritre’de eğiterek paralı asker olarak bölgeye getirdi ve yerel kabilelerden paralı askerleri de devreye soktu. BAE’leri unsurları “Medhali Selefi” anlayışına göre yetiştirilmekte. Medhali Selefileri; BAE’leri ve Suudi krallıklarının bekçisi Selefi grup. Krallıkların korunmasını ve ABD’nin desteğinin alınabileceğini savunuyorlar. BAE; BabülMendep boğazını ve Yemen limanlarını-kıyı şeridini ele geçirmeye çalışıyor. Hadi’ye isyan eden Güney Geçiş Konseyi (Southern Transitional Council)-“isyancılar” da BAE ile beraber. BAE ve “isyancılar”, güney Yemen’de bağımsız bir devlet kurulmasını savunuyorlar. BAE Houtilerle savaşıyor. Ayrıca El Kaide ile de zaman zaman savaşıyor.

• Koyu mavi bölge; Arap Yarımadası El Kaidesi (Ensaru’ş-Şeria), El Kaide’nin en güçlü grubu, Houtilerle ve zaman zaman IŞİD ve diğer selefi gruplarla savaşıyor. Esas hedefleri, Houtiler. Bazen BAE ile de savaşıyorlar. 7000 kadar askeri var.

• Suudi Arabistan; Necran’da ve Al Jawf kuzeyinde ve Yemen-Suudi sınırında, Hadi güçleri ile birlikte, Houtilerle savaşıyor.

• IŞİD 400 militanla, Houtilerle savaşıyor. Zaman zaman da El Kaide ile çatışıyor.

• Bu gruplara ilaveten, Mart 2015’den itibaren, Suudi ve BAE’leri yönetiminde, hava gücü ağırlıklı, KİK ordusu da Houtilerle savaşıyor. Bu orduya; Arabistan 150 bin asker ve 100 savaş uçağı, BAE 30, Bahreyn 15, Kuveyt 15, Katar 10, Ürdün 6, Sudan da 3 savaş uçağıyla destek veriyor. ‘Kararlılık Fırtınası‘ hava saldırıları devam ediyor. 

• Kendisi de Zeydi olan General Salih, başlangıçta, Houtilerle birlikteydi ve Sana’yı birlikte ele geçirdiler, ancak menfaatleri onu Suudilerle işbirliği yapmaya yöneltti ve Salih ve çocukları, onlara bağlı kabileleri ile 2017 yılında BAE’lerinin yanına geçerek, Houtilerle savaşmaya başladı. BAE’lerinin güney kesimin bağımsızlığını istemesinin ardında Salih’e bağlı bir politika da olduğu düşünülmeli.

Suudi Arabistan; Arap liderliği ve krallığın korunması refleksi ile Yemen Zeydiliğini kontrol etmek ve bölgedeki İran etkisini azaltmak isterken, BAE ise; Afrika-Hindistan arasında, deniz ulaştırması üzerinde etkili olabileceği, liman ve geçişlerin kontrol altında tutulmasını daha öncelikli görüyor, bu birliktelikte. Bu nedenle BAE, güney Yemen’de ayrı bir devlete oynuyor.

BAE’likleri ayrıca, İran ile oluşacak gerilimin nasıl gelişeceğini kestirememekte. Yemen’deki askeri güçlerini çekerek; Yemen İhvanı Müsliminine, El Kaideye, Yemenli yerel kabilelere, Sudan’dan getirebileceği paralı askerlere, yükü aktarmak istemekte.

BAE, Yemen güneyindeki limanlara, Kızıldeniz girişindeki Babel Mendeb boğazına ve Hudeyde (haritada Hodeidah) limanının kontroluna öncelik vermekte. Hudeyde limanı, Houtiler için hayati önemde, bütün insani yardımlar ve diğer mümkün olan yardımlar bu limandan Houtilere ulaşabilmekte. Bu limanın kaybedilmesi Houtileri zor duruma sokabilir.

Yukarıdakilere ilaveten, son günlerde iki kritik gelişme meydana geldi, Yemen’de.

Birincisi; Yemen’deki açlık felaketini azaltmak ve BM insani yardımlarının önünü açmak için, taraflar Aralık 2018 bir anlaşma imzaladılar ve Houtiler Mayıs 2019’da, Hudeyde (haritada Hodeidah) limanından çekildiler. Ancak güvensizlik, anlaşmanın uygulanmasını imkansızlaştırdı.

İkincisi; BAE’leri ile birlikte hareket eden ve güney Yemen’in bağımsızlığından yana olan, Güney Geçiş Konseyi (STC)-“ayrılıkçılar”; Suudilerin desteklediği, kral Hadi’nin Aden’deki hükümet merkezini ve buradaki saray, askeri kamp ve Aden limanını ele geçirdiler. Bu BAE ile Suudileri ister istemez karşı karşıya getirdi. Suudiler acil “ateşkes çağrısı” yaptı. STC ise; Hadi’nin kendilerini yok etmeye çalıştığını iddia etti ve Hadi’yi “devirme çağrısı” yaptı. Hadi hükümeti; “STC ve BAE’yi, karşı darbe ile suçladı”. BAE prensi “acil” Suudi Arabistan’ı ziyaret ederek, tansiyonu düşürme çalışmalarını başlattı. İki taraf “güvenliği tehlikeye atan kim olursa, hem Suudiler, hem BAE, bu tehdide karşı çıkacaklar” açıklamasını yaptı.

Bu çatışma; Yemen’de yeni cepheleşmelerin ve belki de başka sürprizlerin olabileceğini ortaya koydu. BAE’lerinin STC ile “bağımsız güney Yemen” stratejisi dengeleri etkileyebilir.

Anlayacağınız, Yemen son derece karmaşık bir yumak. İran ne ölçüde destek veriyor, açık değil. 

Savaşın, maalesef, daha uzun süre devam edeceği anlaşılıyor. Houtiler, Hudeyde ikmal limanlarını dahi kaybetseler, 300.000 kişilik orduları ve halk desteği ile, uzun süreli savaşı sürdürebilirler. Bu tarihte de böyle olmuş. Ancak Houtiler’in çok zulüm göreceği kesin. Suudi hava saldırılarının Houti şehirlerini yerle bir edeceği de kesin. Ancak Houtiler, dağlık bölgede durumlarını koruyabilirler.  Uzun menzilli füzelere ve silahlı insansız hava araçlarına sahip Houtiler, Suudi Arabistan içlerine uzanabilecek durumda. Son günlerde bu kapasitelerini artıran Houtiler, füze ve silahlı dronlarla, birçok Suudi havaalanı, petrol rafinerisi ve askeri kampı vurarak ciddi hasar verdi. Suud kritik tesislerine, füze ve silahlı dronlarla saldırmaya devam edebilirler. Ayrıca BAE’lerine de aynı tehdidi yöneltebilirler.

Houtiler; İsrail ve Amerika karşıtı, İran’a da sempati duyuyorlar. ABD ve İsrail karşıtı pozisyonları, İslam dünyası halklarından uzun vadede desteğe dönüşebilir.

İran, Yemen üzerinde oluşmuş ittifakı ve bölgesel dengeyi bozmaya çalışıyor, bunun için BAE’leri üzerinde politik hesaplar yapıyor. BAE’leri İran’la olası bir çatışmanın öncelikle kendisini etkileyeceğini hesap edebilir. BAE’lerinin Yemen’den asker çekme stratejisini “barışa ağırlık vermek olarak izahı” bu manada bir anlam taşıyabilir.

Suudiler; BAE’ni Yemen’i bölüp, kendine bağlı bağımsız Güney Yemen kurmak istemekle suçluyor. Suudiler, bu durumdan tedirgin.

Yemen’de işlenen insanlık suçlarının, kimin üzerine kalacağı meselesi de Suudiler ve BAE’leri açısından, tedirgin edici. ABD ve İngiltere’nin silah satışlarını yasaklama konusundaki tavırları, bu konunun da önlerine gelebileceğine önemli işaretler taşıyor.

İran; kendisine dönük, ABD-İsrail destekli, Arap koalisyon tehdidinin geri bölgesinde, Zeydilerin güçlü varlığına ihtiyaç duymakta. Bu nedenle Yemen, İran’ın rakipleri için ikinci bir cephe.

BAE, Yemen’in geleceğinden ziyade, limanları ve Babül Mendeb boğazını kontrol eden, bağımsız bir Güney Yemen hedefini, deniz kontrol stratejisinin devamı olarak görmekte.

Bu şartlarda barış zor değil mi?

Kimsenin zafer kazanamadığı Yemen’de, barışı kazanmak isteyen de yok.

Türkiye mi? Yemen çoktan unutuldu.

Yemen’i değil, iktidarı korumak daha öncelikli.

11 YORUMLAR

  1. Adelina Hanım her zaman olduğu gibi mükemmel bir yazı olmuş.” offf offf” mu yoksa”afff Allahım afff” mı diyelim.
    Allah bizi affetsin.Sizin gibi değerli kalemler sayesinde daha iyi anlıyoruz dünyanın halini. Lütfen daha çok yazın..
    İzninizle sözü merhum Mehmet Akif Ersoy’a bırakıyorum.

    Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile…
    Adem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nafile!
    Kaç hakiki müslüman gördümse, hep makberdedir;
    Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir; İstemem, dursun o payansız mefahir bir yana…
    Gösterin ecdada az çok benziyen kan bana!
    İsterim sizlerde görmek ırkınızdan yadigar,
    Çok değil, ancak Necip evlada layık tek şiar.
    Varsa şayet, söyleyin, bir parçacık insafınız:
    Böyle kansız mıydı -haşa- kahraman ecdadınız?
    Böyle düşmüş müydü herkes ayrılık sevdasına?
    Benzeyip şirazesiz bir mushafın eczasına,
    Hiç görülmüş müydü olsun kayd-i vahdet tarumar?
    Böyle olmuş muydu millet canevinden rahnedar?
    Böyle açlıktan boğazlar mıydı kardeş kardeşi?
    Böyle adet miydi bi-perva, yemek insan leşi?
    Irzımızdır çiğnenen, evladımızdır doğranan…
    Hey sıkılmaz, ağlamazsan, bari gülmekten utan! …
    “His” denen devletliden olsaydı halkın behresi:
    Payitahtından bugün taşmazdı sarhoş naresi! Kurd uzaklardan bakar, dalgın görürmüş merkebi.
    Saldırırmış ansızın yaydan boşanmış ok gibi.
    Lakin, aşk olsun ki, aldırmaz otlarmış eşek,
    Sanki tavşanmış gelen, yahut kılıksız köstebek!
    Kâr sayarmış bir tutam ot fazla olsun yutmayı…
    Hasmı, derken, çullanırmış yutmadan son lokmayı! …
    Bu hakikattir bu, şaşmaz, bildiğin usluba sok:
    Halimiz merkeple kurdun aynı, asla farkı yok.
    Burnumuzdan tuttu düşman; biz boğaz kaydındayız;
    Bir bakın: hala mı hala ihtiras ardındayız!
    Saygısızlık elverir… Bir parça olsun arlanın:
    Vakti çoktan geldi, hem geçmektedir arlanmanın!
    Davranın haykırmadan nakus-u izmihaliniz…
    Öyle bir buhrana sapmıştır ki, zira, halimiz:
    Zevke dalmak söyle dursun, vaktiniz yok mateme!
    Davranın zira gülünç olduk bütün bir aleme,
    Bekleşirken gökte yüz binlerce ervah, intikam;
    Yerde kalmış, naşa benzer kavm için durmak haram! …
    Kahraman ecdadınızdan sizde bir kan yok mudur?
    Yoksa, istikbalinizden korkulur, pek korkulur.

  2. Gitme! Yemene, yemene, Yemen sıcak dayanaman! Kalk borusu erken çalar sen cahılsın uyanaman.

    Adelina hani! Sizin yazilarınızı okudukça, kendi kendime yüksek sesle şöyle konuşuyorum, ” Keşke Adelina hanim gibi kizlarımızın sayıları artsa…..”
    Maalesef benimkide hayelden öteye giçmiyor.

    Geçmiş’te veya simdi olsun! Her dönem-de gereksız yere analar evlatlarını kan emicilere kurban veriyor.

    Yemene giden osmanli askerlerinden hemen hemen hiç birisi geri dönmiyormuş. Bizim köyümuzdende gidip gelmeyenler olmuş. Ben çocuk’ ken
    80 yaşlarınin üzerinde nineler anlatırlard.

    Yamendeki fellahlar (Araplar da bir kabile) Osmanli askrlerinin kafalarıni kesip ingilizlere göturuyormuşlar ve her kafa için bir altın alıyormuşlar.

    Koyumuzdeki rahmetli nineler duygulu maniler söylerdıler, söylerkende ağlardılar.

    Mani şiir’in benzeri oluyor.
    Sizin yazdiğiniz ezginin bir benzeride halendaha benim kulaklarimda sesleniyor.

    Kişlanın önüde figan sesi var bakin şu yiğide acep nesi var, bir çift çarık ile birde fesi var, ahı çimendır gülü yabandır şu,Yemen elleride kardaş nede yamandir giden dönmiyor acep nedendir?

    “Çarık” siğir derisinden dikilen çoraptan biraz kalin ayak kabi gibi bir giyecek.

    Her zamanki gibi güzel bir yazi ellerinize sağlik.

    Bu arada Yemendeki şehitleri ve onlarin yakinlarini sayenizde rahmetle anmiş olduk.
    Sizde onun sevabina nail oldunuz.

    Allah işinizi rast getirsin.
    Daglikli ve mutlu kalın.

    • Nurdan hanım merhaba. Çok değerli katkılarınız için teşekkür ederim. Hayli zamandır yorumlarınızı eksik etmiştiniz. Herhalde bayram telaşı. Kolay gelsin.

    • “Osmanli askrlerinin kafalarıni kesip ingilizlere göturuyormuşlar ve her kafa için bir altın alıyormuşlar.”Nurdan hanım Abdurrahman Serdar’a saplantısında bayram edeceği malzemeyi kendi ellerinizle fazlasıyla vermişsiniz şu yazdıklarınızla .Demek ki bizim millet te az gadre uğramamış,”her milletin iyisi de kötüsü de var ” demekle yanılmamışım kendi adıma.

      Babamın hem anne,hem baba tarafından iki dedesi de dönememiş.Birisinin nerede düştüğü belli bile değil;meçhul asker.(torunlarına da şimdi vatan haini,terörist diyorlar;ne iyi değil mi?)

      Yemen,Çanakkale,Sarıkamış…Osmanlının savunma yaparken can çekiştiği topraklar olmuşlar .
      Tarihimizden alınacak çok dersler var,birikimimiz çok.Herşeyin umutsuz göründüğü şu günlerden ben bir dünya barış dönemi çıkacağını bekliyorum.Yönetimlerden değil;Allah’ın izniyle,yaşanan tarihi tecrübelerden ders çıkartacak iletişim teknolojisi eğitiminden geçen günümüzün globelleşen birbirleriyle etkileşim halindeki topluluklarından…Her türlü şeytanın tuzağı da bir yere kadar…Ömrümüz olursa göreceğiz inşaallah.Selamlar.

  3. Adeline Hanım,
    Yazınızda o kadar detay var ki inanın tek seferde anlamak mümkün değil. Dönüp dönüp bir daha baktım.
    Kim, kiminle, ne, nerede, ne yapıyor, kimin eli kimin cebinde belli değil…

    Gerçek olan şu ki coğrafya kaderdir. Ortadoğu coğrafyası da ayrı bir kader.
    İşin içinden çıkmak mümkün değil.

    Ama ahir ömrümde bir gün batılı bir liderin ağzından şunları duymak isterim :
    Sevgili vatandaşlarım, dış güçlerin oyununa gelmeyelim. Milletçe milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde………

    Gerçi Yemen’de olanlar, sahada maaşlarını kullanan maşalar ama bu oyunu bozmak da zor değil, imkansız bence…

    Sonuçta şu oluyor. Allah aranızda bozgunculuk yapmayın, yetimi koruyun, birlik olun….. diye emrediyor.
    Biz ise ağzımızın ucuyla dua ediyormuş gibi yapıyoruz. Bu da yetmiyor.

    İşimize gelince satamayacağımız değerimiz yok gibi maalesef.

    • Özgür bey merhaba. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Demek anlamakta zorlandınız, siz ki okuyan birisiniz. Türk toplumu Yemen’den ne kadar uzaklaşmış. Benim gibi genç bir gazeteci, üstelik Arnavut, üstelik Kosovalı, Türklere Yemen’i anlatıyor. Hazin değil mi? Kolay gelsin

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here