Yeni Bir “Dava” Süreci..!

1

Nerdeyse iki yol önce yine bu köşeden “Dava” Tarihleri : “1 Kasım 2022” ve “3 Mart 2024” başlığı iledüşüncelerimi paylaşmıştım.

Geçen zaman içinde giderek artan bir ‘korku kültürü’, ‘baskı’, ‘hesaplaşma’ adımları yeni bir sürece girdi.

Mesela; Ayasofya’nın, müzeden yeniden camiiye dönüştürülmesi!

Öncesinde onlarca insan düşüncelerini görsel ve yazılı medyada beyan etti.

Eleştirileri, hakaretleri, suçlamaları, siyasi trollükleri hep birlikte gördük, okuduk, yaşadık.

Ama “neden ille de yargı kararı ile Ayasofya camiiye dönüştürülüyor?” konusunda sanırım çekingen davranıldı.

Niyet okuma da değil aslında.

Her şey gayet açık ve net bir şekilde, ulusal ve uluslararası toplumun gözü önünde cereyan etti, ediyor…

Reklam

Yine gözler görüyor, kulaklar duyuyor ama anlamlar farklı algılanıyor…

Yeni bir “dava” süreci başlatıldı!

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucu iradesinin, devletimizi yönetenlerin politikaları, TBMM’nin kararları, çıkarılan yasaları, yeni süreçte “ihanet” olarak dillendirilmeye başlandı!

Geçmişte nasıl ki bir kesimin “ihanet” dediğine, diğer kesim “mağduriyet” olarak bakıyorduysa!

Bir kesimin “hain” ilan ettikleri ise diğer kesim “vatanperver” olarak bakıyorduysa!

Şimdi “mağdurlar mağrur”, “mağrurlar mağdur”, ama toplum çoğunluğu hep mülayimce bu yeni süreci(!) şimdilik izliyor…!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin mevcut, meşru hukuk düzeninin içinden lazım olduğu kadarıyla ve “dava” denilen “hedeflere” hizmet ettiği ölçüde yararlanma süreci devam ediyor…

Onun için de 24 Kasım 1934 tarihinde, “sadece, bir bakanlar kurulu kararı ile” müzeye dönüştürülen Ayasofya camiinin, yeniden camiiye dönüştürülmesi mümkün ve meşru ilen, “ille de yargı kararı ile” yapıl’mış’ olmasının siyaseten bir anlatımı, gerekçesi var…

Reklam

Sırada hangi bakanlar kurulu kararları var?

Hangi kanunların iptal edilmesi var?

Ufak ufak dillendirilmeye başlandı bile…

Allah sonumuzu hayır eylesin!

Siyaset sahnesindeki muhalefet partilerine ve seçmenlerin kararsız kesimlerine büyük iş düşüyor…

Toplum, çocuklarının ve torunlarının geleceği için vebal altında…

Ve “Nasıl bir ülke istiyoruz?” sorusunun cevabına muhtaç…

Önceki İçerikYalnızca gözler ruhun aynası değildir
Sonraki İçerikHesap verebilirlik ve şeffaflık
Mustafa Kalabalık
16 Ağustos 1970 Kocaeli-Gölcük-Değirmendere’de doğdu. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi, İktisat Bölümü ve Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nün, “Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi” dalında Yüksek Lisans’ını tamamladı. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi Anabilim Dalı, “Siyaset ve Sosyal Bilimler” Doktora (Ö) Öğrencisi olarak dersler aldı. 2010 yılında “Öteki Siyaset”, 2013 yılında da “9. Köy’den Sonra” isimli kitapları Vadi Yayınlarından yayınlandı. 2011 yılında, Kocaeli’ndeki yerel gazete ve dergilerde yazarlığı başladı. Aynı zamanda “Kocaeli TV” televizyon kanalında, “Öteki Siyaset” isimli TV program hazırlayıp sundu. 2016 yılından itibaren de Ocak Medya’da yazarlık yapmaktadır. Özel sektörde, aynı zamanda halen yöneticilik yapmakta olan Kalabalık, Demokraside Birlik Vakfı, İnsani Değerler Derneği, Türkiye Yazarlar Birliği ve Gazeteciler Cemiyeti üyesidir.

1 YORUM

  1. “Siyaset sahnesindeki muhalefet partilerine ve seçmenlerin kararsız kesimlerine büyük iş düşüyor…”

    Üstad Koru Türkiyede muhalif basın olmadığını yazdı. Ben muhalif partilerin de olmadığını düşünüyorum yıllardır.

    Ve bir siyaset bilimci 15 temmuzu şöyle tanımladı:

    “15 temmuz Erdoğan’ın demokrasi tramvayından indiği durağın adıdır” . ( noktayı ben koymadım)

    Artık Türkiye gemisi Erdoğan’ın ” iyi niyeti”ne emanet.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here