Yeni Oluşum Bir İrade Göstergesi Midir?

0

İrade sözlükte bir kelimedir. Bu kapsamda iradeyi bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü, istenç olarak tanımlayabiliriz. Tek başına alındığında ise insandaki yeri bir histen ibarettir. Durağan olmayan bir his. 

İnsan hayatı boyunca bazı seçimlerle karşı karşıya kalır. Öyle bir an gelir ki yaptığı ya da yapacağı seçimler hayatını ya iyi tarafa ya da kötü tarafa sürükler. Bunda dolayıdır ki seçimlerin insan hayatındaki yeri büyüktür. 

İrade, psikoloji bilimi açısından ise itici bir güç ve bilim yetisidir. Duygusallığa karşıt olarak ussallık anlamında kullanılır. İnsan iradeli veya iradesiz olarak doğmaz. İrade, bireyin toplumsal deney ve bilgilerinden doğar. Kalıtımla gelen genlerinden yansıyan özelliklerin, eğitim, çevre koşul ve etmenlerinin geliştirilmesi sonucu, kişiyi yaşam boyu etkileyen bir öğe olarak, bireyin azmini yönlendiren ve düzenleyen irade, kişiye özgü karakteristikler gösterir. 

İrade, kişiyi, bir şey yapmaya veya yapmamaya iten iç güç demektir. Diğer bir ifade ile irade, insanın hareket ve davranışlarını kontrol etme gücüdür. İrade ile yaptığımız hareketler, içgüdü ile yaptıklarımızdan farklıdır. Onları ister istemez değil, isteyerek yaparız.

Bir hareketi yapmayı isteyip de irademizi kullanmadan önce onu zihnimizde tasarlarız. Yapacağımız hareketi tek olarak değil, yapılması mümkün başka birkaç hareketle birlikte düşünürüz. Onları yaparsak nasıl, yapmazsak nasıl sonuç alacağımızı gözümüzün önüne getiririz. Sonuçta ortaya çıkacak faydaları, zararları, yanlışları birbiriyle karşılaştırırız. Bütün bu tahmin, hayal ve akıl yürütmelerin sonunda bir karar vererek, onu yaparız.

Özellikle irade sahibi insanı seçme (karar verme) ve seçim yaptığı şeyi eyleme dönüştürme ölçüsünde özgür insan olduğunu, özgürlükten ve özgür davranmaktan ayrı düşünülmeyecek bir kavram olan irade, yapılacak olan bir işin başlama, devam ettirme ve sonuçlandırma aşamasından, sonuçlarından doğan doğurguları kabullenme bilincidir. İrade, konuyu bilerek karar verme gücünden başka bir şey değildir, diye tanımlayabiliriz.

Nietzsche’ye göre yaşam, yaşayan varlığın gücü istemesinin bir görünümüdür. Nietzsche yaşamın belirlenimini bu güçler çeşitliliğinin görünümüne göre şekillendirir; “Diğer bütün güçlere karşı bir direniş. Ona göre, insan dünyasında karşımıza başarı olarak çıkan bütün insansal etkinlikler gücü, güçlü olmayı, yapabilmeyi, muktedir olmayı −iktidarı− istemişlerdir.

Siyasal gündem gözden geçirildiğinde Türkiye’de ana muhalefetin iktidarı isteme istencini görmüyoruz. Hatta mecliste bulunan muhalefet partilerinin bir siyasal iktidar kazanım istencinin “Beyin Ölümü Gerçekleşmiş” bir hastadan daha az bir direnme ve çaba göstergesi olmadığını gözlemliyoruz. 

Reklam

Schopenhauer “İsteme ve Tasarım Olarak Dünya” adlı eserinde “Dünya benim tasarımımdır” demiştir. Ona göre, “dünya ancak başka bir şeyle ilişkisi içinde, tasarımı kavrayan biriyle ilişkisinde vardır, bu da kendisidir”. Ona göre tasarım olarak dünya anlamını kavrayamadığımız tasarımlar olarak kalmayı sürdürürler. İsteme kavramı, sahip olduğumuz bu “tasarımların anlamını” elde etmenin, bu dünyanın tasarımdan başka bir şey olup olmadığını anlamanın anahtarıdır. İrade, doğrudan doğruya malum olan şey olarak tanımlamaktadır. Bilvasıta bilinen ve tasavvurda görünen madde âlemine geçen yol ondan başlar. İrade her şeyin anahtarıdır. Hakikatin dar kapısıdır. Biz kâinatı kendi varlığımız vasıtasıyla anlamalıyız. Fertlerin iradeleri kendi vücutlarında belirir.  Beyindeki zekâ ve vücuttaki temadiyet isteğini bu irade doğurur.

On sekiz yıllık AK Parti iktidarının on üç yılında söylem-eylem tutarlılığını gözlemledik. Tasarladıkları dünya ve yönetim anlayışının akıcılığını onayladığımızdan iktidarı yüksek oy oranı ile onlara hep teslim ettik. Ancak on sekiz yıllık bir iktidar sürecinin yıpranma payının yüksek olmasına rağmen Türkiye muhalefetinde bir yeni “tasarım dünyası” ve “söylem-eylem” ikilemi tutarlılığında ayağı yere basan ve içinde gerçek bir “irade” göstergesini 15 Temmuz sürecinde dahi göremedik. Ve açıkça bir saldırı olan vakaya “tiyatro”, “kontrollü Darbe” saçma söylemleriyle hiçbir zaman “iktidar istencini” görmedik, göremedik ve sezmedik.

Sartre’a göre insan özgürlüğe mahkûmdur; insan, kendisini yoktan var etmez; ancak bir dizi seçimler ve kararlar aracılığıyla kendi özünü oluşturur. Nesneler ve hayvanlar kendi varoluşlarına katkıda bulunamazlar; ancak insan kendi varoluşuna katkıda bulunabilir; insan ne ise öyle kalmak zorunda değildir, özgür seçimlerle kendisini değiştirebilir. İnsanlarda karar alma ve kararı yerine getirebilme özgürlüğü vardır. Karar alma bir kaç olanak karşısında bunlardan birini seçebilme serbestîsidir. İnsan bu yetkiyi küçüklüğünden beri kendinde bulur. Dolayısıyla düşünce özgürlüğü ve bunu uygulama yani hür irade doğal olarak insanda doğuştan vardır. Ancak hür irade insanın her istediğini yapması, başkalarının zararına da olsa hür düşündüğünü uygulamaya koyabilmesi değildir. Oysa hangi tür özgürlük olursa olsun, insanlara hiç bir zaman ve mekânda sınırsız olarak verilmemiştir. Zira sınırsız özgürlük fayda yerine zarar getirdiği gibi, toplumu fikir, düşünce ve ahlâk kargaşasına ve yozlaşmaya götürür.

Tıpkı, “Demokrasilerde de, demokrasiyi yok etme özgürlüğü bulunmaması” gibi. Tasarladığımız bir eylemi, düşünceye uygun olarak gerçekleştirebilme, ancak iç ve dış koşulların uygunluğuyla mümkün olur. Örneğin, fiziksel bedeni koşulları uygun olmayan bir şahıs, ne kadar çok parası olursa olsun istediğini yiyemez. Buna karşı parası olmayan insan da, beden yapısı ne kadar uygun olursa olsun istediğini yiyemez. Demek ki, irade uluorta bir özgürlük değil, çeşitli koşullara bağlı ve onlarla belirlenen ve onları bilerek bir karar verme özgürlüğüdür. 

İnsan iradesini ortaya koyarken, iradını akıl yoluyla sergilemek zorundadır. Çünkü neyi seçtiğini (karar verdiğini), nasıl bir eyleme geçeceğini ve sonuçlarının ne olabileceğini kestirebilme gücüne de sahiptir ya da olmalıdır. Bir Çin atasözü aklını ve iradesini devreye sokacağı zaman Tanrıdan şöyle bir istemde bulunur: “Tanrım, değiştirebileceğim şeyleri değiştirebilmek için bana ‘güç’ ver; değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmek için ‘sabır’ ver; ikisini birbirinden ayırt edebilmek için de ‘akıl’ ver.”

Yeni oluşum, “güç-sabır-akıl” üçlemesinin gücünü “söylem-eylem” tutarlılığı içerisinde gerçek bir “irade” göstermelidir. Zemininde Y kuşağı ve Z kuşağı seçmen kitlesi ve sosyolojik seçmen ile ekonomik seçmen olguları da unutulmadan yeni bir dil ve “her zaman ve her zeminde, gerçek neyse onu halkla hiç tereddütsüz paylaşma” cesaretini göstererek var olabilirler. Kısacası yeni oluşum her şeyiyle “yeni oluşum” olduğunun iradesiniz amasız sergilemelidir.

Sefa ile…

Doç. Dr. Yener ÖZEN
EBYU Öğretim Üyesi

Reklam

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here