Yeni Parti… Ama Niye Yine Sağda?

0

Türkiye’de siyasal partiler yüz taneyi bulmuş. Aslında bu topraklarda siyasi partiler 1859’da Genel Başkan Süleymaniyeli Şeyh Ahmet tarafından kurulan Fedailer Cemiyeti (Fedailer Partisi) ile başlamaktadır.

Sol söylem ile kurulan ilk parti Osmanlı Ahrar Fırkası 1908’de kurulmuştur. Onu 1910’da kurulan Osmanlı Sosyalist Fırkası takip etmiştir. İşin ilginç yanı Mustafa Kemal’in de içinde olduğu Birinci Müdafaa-i Hukuk Grubu 1921’de kurulmuştur ve sol söylem ile hareket etmektedir. Bu hareket 1923’de Halk Fırkası adını ve Cumhuriyet’in ilanından sonra da Cumhuriyet Halk Fırkası (Partisi) ismini almıştır.

Bu tarihsel bilgi bize Yeni Türkiye Devletini kuran partinin değişimci sol bir ideoloji ile yola çıktığını gösteriyor. 1923-1938 arasında Marksist söylemden en aşırı uçtaki Milliyetçi söylemler arasında gidiş-geliş yaşayan parti aslında 1930’lardan itibaren Kadro Grubu denilen Devletçi-Merkeziyetçi bir yapının elinde, devleti ve halkı, eğitim ve diğer enstrümanlarla değiştirme çabası ve devrimsel süreci yaşatmaya çalışmıştır. 

İkinci dünya savaşı sonunda 1946 yılı itibari ile mecburiyetten Batı Bloğu yanında yer almamız elzem olunca (Stalin’in aptalca istekleri nedeniyle), CHP içinden çıkan bir grup tarafından kurulan Demokrat Parti ilk sözde serbest seçimlere girerek çok partili süreci başlatmıştır. 1945 yılında Milli Kalkınma Partisi kuruldu ancak iktidar partisi tarafından ciddiye alınmadı. 7 Ocak 1946’da kurulan Demokrat parti ile gerçek anlamda muhalif bir parti kurulmuş oldu. Bugünkü anlamda CHP devletçi yapıda kalırken, DP, liberal bir parti konumuna geçmiştir. 1948’de kurulan Millet Partisi bugünün MHP’sinin de aslında büyük atasıdır. Her ne kadar bugün var olan Millet Partisi A. Edibali çizgisinin denetiminde olsa da çıkış kaynağı bu minvaldedir. 

Türkiye’de sol partiler Devletçi Sol CHP’den en uçtaki Komünist Partisine kadar büyüklü küçüklü partileşme çalışmalarını hala yürütmektedirler. Ancak Türkiye’de 1923’den buyana varlığını sürdüren CHP dışında hiçbir sol yapılanmanın iktidar şansı yoktur. İsmet İnönü’ye atfedilen ortanın solu söylemi ile 96 yıldır varlığını sürdüren bir partiye rağmen sağda iktidara gelen partilerin 20 yıldan fazla ömrü olmaması tam abesle iştigal bir durumdur. 

Terakkiperver ve Serbest Parti denemeleri CHP eliyle akamete uğratılan ilk iki sağ partidir. 1946’da yeni dünya düzenine uygun kurulan DP ile başlayan sağ söylem parti oluşumu yine CHP’nin oyunları ile 1961’de tamamen tarihe gömüldü. DP sağ geleneğinin yeni sürümü olan AP ise her türlü ayak oyununa rağmen 1965’te ezici çoğunluğu alarak 1969’a kadar iktidarda kaldı. 1969 seçimlerini de kazanmasına rağmen ilk bütçe oylamasında diğer sağ partilerin, kendi milletvekili ve senatörlerinin ret oyu ile hükümet kurulmadan yıkıldı.

Sağ-Muhafazakâr-Liberal partiler kendi içinden çıkan ayrılıkçılar ya da yeni oluşumcular nedeniyle hep tarihin tozlu sayfalarına karışmıştır. Eğer sağ partileri İngiltere’deki Muhafazakâr Partiye teşmil edersek Muhafazakâr Parti bugün 341 yaşında ve hala iktidarda. Asla isim değişikliğine uğramadı. Yine sol söylemin partisi İşçi Partisi ise 1900 yılında kuruldu ve asla isim değişikliğine gitmeden 119 yıldır İngiltere’de iktidara gelip gitmektedir. ABD’de Cumhuriyetçi partinin kuruluşu 1854 ve Demokrat Partinin kuruluşu ise 1792 yıllarındadır. İç savaş deneyimi de yaşayan ABD bu sistemi 300 yıldır korumakta. 

Türkiye’de kurucu parti olan CHP 1980’de kapatılmasına, öyle ya da böyle ismi ve ilkeleriyle 96 yıldır Türk siyasal hayatının değişmez argümanı olmasına rağmen, sağda neredeyse 20 yıl ömrü olmayan ama iktidarı sürekli elinde bulunduran sağ-muhafazakâr-liberal partiler sürekli içinden çıkan yeni oluşumcular ya da ihtilal ile kapatılması sonucu siyasal hayattan silinip gitmektedir. Bu durum sağın soldan daha değişimci ve devrimci olduğunun mu göstergesidir yoksa ilkesizlik ve tutarsızlığın bir göstergesi midir?

Bu olguların bize gösterdiği şey aslında; Türkiye’de kurulan sağ-muhafazakâr-liberal partilerin LİDER MERKEZLİ partiler olarak kurulması, partinin liderin tapulu malı görülmesi ve parti içi muhalefetin değişim isteklerinin hayat bulmaması nedeniyle ayrışma yaşandığı söylenebilir. Demirel, ANAP kurulduğunda tapulu arazime gecekondu kurdurtmam sloganıyla ANAP’a savaş aşmıştır. Bu bize, sağ-muhafazakâr partilerin ülkemizde gerçek anlamda kurumsallaşma sorunu yaşadığını ve parti organlarının demokrasi özelinde işlemediğini göstermektedir.

Ancak Türkiye’de Sağ-Muhafazakâr yapılanmanın, Sol-Sosyal Demokrat yapıya nazaran iktidara gelme yüzdesinin daha büyük ihtimal olması yüzünden iktidara sahip olma hevesini yaşayanların bu ayrışmayı körüklediğini söyleyebiliriz. Bugün itibari ile kurulacağı söylenen iki partinin de yine sağ yapıda olduğunu görmek hiç şaşırtıcı değil. Çünkü uzun soluklu bir sol iktidarın bu ülkede hayat bulması gelenek, inanç ve töre açısından imkânsız. Gelenek, İslami duyarlılık ve Türk Milliyetçiliği söylemlerinden uzak bir parti yapılanmasının bu ülkede iktidar olma ihtimali çok zayıftır. Ez kaza iktidar olsa dahi 5 yılı tamamlayacak bir ömrü yaşayamaz. Onun için geçtiğimiz mahalli seçimlerde sadece Adana ve İzmir’i sol kökenli CHP adayları kazanmıştır ve neredeyse diğer kentlerde CHP söylem ve ilkeleriyle ilişkisi çok zayıf sağ-muhafazakâr yapıdan insanlar aday gösterilmiş ve ortada bir başarı varsa bu söylem sayesinde kazanılmıştır.

Gerçek bir demokrasi ülkesi olmamız için özellikle sağ-muhafazakâr-liberal söylem bağlamında kurulan partilerin dönüşüm ve değişim yaşamalarında demokrasi ilkeleri temel alınmalı, partiler yıkılarak ve tarihin tozlu sayfalarına karışmadan lider ve kadro değişimleri gerçekleştirilmelidir. Yoksa CHP’den bu devletin kurucusu ve sahibi biziz söylemini bir ninni gibi yüz yıl daha dinleriz.

Sefa ile…

Doç. Dr. Yener ÖZEN

EBYU Öğretim Üyesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here