Yeni tip dindarlığın etimolojik kökeni değişti mi

2

On yıl olmuştur.

Abim ve eşi Almanya’ya ziyarete gelmişlerdi. Almanya’ya ait olduğu için farklı olduğunu düşündüğüm döneri tatmalarını istediğim için, onları yemeğe çıkarmıştım.

Siparişler geldiğinde önlerinde olanın dönere benzer ama döner olmayan bir şey olduğunu anlamışlardı sanırım.

Tadına baktıklarında yüzlerindeki ifade ilginçti.

‘İyi de bu döner değil’ dediklerini hala hatırlarım.

Almanya’yı bilenleriniz de ne demek istediğimi çok iyi anlamışlardır diye düşünüyorum.

Her köşe başında döner satılır. Dönere benzer, evet. Ama dönerin ne olduğunu bilenler için o, döner değildir.
Sucuk, salam ve biraz da etin karıştırılmasıyla yapılmış, baharat yüklü dönerimsi olduğunu bilenler bilir.

Neden bu anekdotu anlattım.

Çünkü asıl dindarlık/Müslümanlıkla bugünün dindarlığı arasındaki farkı daha somut sunabilmek için.

Dindarlık, dinine bağlı olmak.
Hangi dine?
İslam.

İslam nedir?

Etimolojik olarak, yani kelime kökeni olarak, İslam: SİLM kökünden gelir.

SLM, SİLM: ‘Kurtuluşa ermek, boyun eğmek, teslim olmak, barış, barış yapmak, teslim etmek, vermek’. (TDV İslam Ans.)

Silm, yani barış içinde olma. Barışı kendinde, hayatında tesis etme ve ayrıca diğer insanlar için de dileme.

Hep ifade ettim, gene edeyim. Savaş ise anormallik. Anormal şartların sonucu olan bir durum.

Bugünün dindarlığı, ya da Müslümanlığı için bu, söz konusu bile değil. Bu konuda sanıyorum hepimiz aynı düşünüyoruz.

Sadece beni değil, aynı zamanda diğer dindarları ve Müslümanları da rahatsız ediyor.

Günümüzün dindarlığı/ Müslümanlığı…

Barış yerine sanki harb üzerine kurulmuş gibi. Etimolojik kökeni SLM değil de, sanki HRB yani harbetmek.

Orta Doğu’daki diğer Müslüman ülkeler İslam’ın kökeninin HRB’den geldiğinde ortak karara varmış gibiler. Onlar için İslam eşittir savaş. Sorsanız ya da sorsak, alacağımız cevabı biliyoruz aslında.

Dış güçler,

Üst akıl vs. vs. vs.

Ülkemizdeki dindarlık da günbegün eksenini Orta Doğu’daki ülkelerin eksenine kaydırmış gibi.

Dindarlık deyince kavga, sertlik, tartışma, savaş kazanma ve diğer şiddet fiilleri akla geliyor.

Silahlanma da isim değiştirdi ve savunma sanayii oldu.

Dindarlara/Müslümanları uzaktan izliyorum.

Sizler de izliyorsunuzdur.

Hz. Peygamber’i örnek aldıklarını ifade eden bu insanlar sürekli olarak savaştan, mücadeleden, kazanmadan, diğer ülkeleri alt etmeden, güç olmaktan, had bildirmekten bahsediyorlar. Hatta camilerde bile…

Gerçek döner nedir bilmesem, Almanya’daki dönere, döner derim.

Gerçek İslam ve Müslüman nedir bilmesem, bugünün dindarlarını ve Müslümanlarını da gerçek diye düşünürüm.

Ama öyle değil.

Dindarlar bunların farkındalar mıdır?
Bilemiyorum.

Gözlerini öyle bir hırs büyümüş ki….

Ve bütün bunları İslam adına yaptıklarını sanıyorlar ve kendilerini buna inandırmışlar.

‘Dini dünyanız, manevi yönünüz nasıl’ diye soruyorum.

Bana İslam’ın direktiflerini anlatmaya başlıyorlar.

Aziz kardeşim. Ben senin anlatmaya çalıştığını 40 yıldır öğreniyorum zaten.

Senin manevi yönün, dünyan nasıl? Diyorum.

Cevap yok…

Bu dindarlık ve dindarlar, soruma cevap verebilecek durumda değil zaten biliyorum.

Biliyorum ve özellikle soruyorum.

Soruyorum ki, karşımdaki kişi eksikliğini kendisi görsün ve farkına varsın.

Sahi, bugünün dindarlığı ya da dindarları ‘manevilik’ adına ne sunuyorlar?

Sevgi ve Bilgiyle kalın

2 YORUMLAR

  1. “Sahi, bugünün dindarlığı ya da dindarları ‘manevilik’ adına ne sunuyorlar?”

    Sinan bey, nemi sunuyorlar? Şırk, yalan,Haşa Allahın emrin gömdükleri için, şeytan ile birlikte, el ele kol kola vermiş son hızla yollarına devam ediyorla.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here