“Yetkilerini Bilmeyen” veya “Olmayan Yetkileri” kullanan, cezasını da çekmeli!

0

Geçen gün T24 yazarı Mehmet Y. Yılmaz’ın bir makalesi içinde yer alan “Bu cezaları biz niye ödüyoruz?” başlıklı bölümün son paragrafında; “Hakimlere ve savcılara, işlerini düzgünce yapmaları için maaş ödüyoruz zaten. İşini yapmayanın cezasını maaşından kesmek de her halde adil bir çözüm olmalı!” önerisini okuyunca, daha önce kaleme aldığım bazı yazılarımda sıkça bahsettiğim “olmayan yetkiler” nasıl olur da kabul edilir? Nasıl meşru sayılır? düşüncelerim yeniden aklıma düştü.

Nasıl ki bir kamu görevlisi görev ve sorumluluğunu yerine getirmediği ya da yerine getirirken bilerek veya bilmeyerek oluşan maddi zararları karşılamak zorunda kalıyorsa, neden güvenlik ve yargı mensupları yaptıkları hatalı uygulamalardan kaynaklanan “maddi ceza kayıplarını” karşılamıyormuş ki gerçekten..!

Mesela bir kargo şirketine ücreti karşılığı emanet ettiğiniz değerli bir eşya, evrak vs. kaybolduğunda, nasıl ki ilgili personel veya kargo şirketi bu maddi mağduriyeti karşılamak durumunda kalıyorsa!  

Örneğin, kamunun herhangi bir biriminde “veznedar” olarak çalışan kamu görevlisinin, günlük tahsilat, ödeme işlemleri ve muhasebeleştirmeleri derken, günün sonunda kasasını tutturması gerekiyorsa!

Ve kasasında nakit eksikliği olduğunda, kendisi eksik olan bakiyeyi tamamlamak durumunda kalıyorsa!

Yine başka bir kurumun bütçe ve maliye/muhasebe biriminde çalışanların, aylık veya yıllık bilançolarının borç/alacak  dengelerindeki bir rakamsal farklılığı bulmak zorunda kalıyor da, hesabı tutturmak için uydurma rakam oynamaları yapmıyorsa!

Neden “olmayan yetki” kullanımı veya iş bilmezlikle bir mağduriyet yaratan emniyet görevlisi yüzünden, “devlet kesesi” mağdur edilip de, mahkemelerle kesinleşen cezai müeyyideleri/maddi cezaları ödemek durumunda kalınsın ki!

Aynı şekilde yargı sürecinde suçlayan “savcılar”, davayı yürüten ve hüküm veren “hakimler” sayesinde yaşanan maddi veya manevi zararların, bir süre sonra yine başka yargı kararları ile haksızlıkların “devlet kesesi” mağdur edilip de, mahkemelerle kesinleşen cezai müeyyideleri/maddi cezaları, “devlet” ödemek durumunda kalsın ki!

Reklam

Hangi “hak”la! 

Onun için liyakat ve iş bilirlik önemli değil mi kamusal alanlarda!

Vatandaşın mağduriyetinin, kul hakkının, devletin ve milletin ortak maddi ve manevi değerlerinin kaybolmasına neden olanlara bir hesap sorulması gerekmez mi?

İşini bilme..!

“Hak”kı tanıma..!

Hukuku uygulama veya uygulayama..!

Bireyleri mağdur et..!

Devlet kesesini zarara uğrat..!

Reklam

Ve yine devletin, milletin sırtına yük olmaya devam et…

Dolayısıyla sayın Mehmet Y.Yılmaz’ın şu düşüncelerine katılıyorum:

“Hakimler ve savcılar, T.C.’nin mahkûm edildiği tazminatlardan da kişisel olarak sorumlu tutulmalılar ki, AİHM ve AYM içtihatlarını dikkatlice okuyup, sindirebilsinler.

Bu paraları biz vergi mükellefleri ödememeliyiz.

İşini yapmayanın cezasını maaşından kesmek de her halde adil bir çözüm olmalı!” diyorum…

Ve de kesinlikle “Yetkilerini Bilmeyen” veya “Olmayan Yetkileri” kullanan, cezasını da çekmeli!

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here