Yöneticilerin dindeki durumları ve verecekleri hesap

5

Müslüman toplumlarda sıklıkla duyduğumuz bir konu var: İçinizdeki emir sahipleri..

Yöneticiler.

Yönetimde emir sahibi olanlar.

Bu, bize Müslümanların yönetim anlayışlarını da gösterir.

Hz. Peygamber zamanını çok irdeleyemeyiz çünkü o peygamberdi ve kendisi dahi bir hata yaptığında ayetle yani vahiyle düzeltiliyordu.

Peki Hz. Peygamber’den sonra?
Dört halife dediğimiz dönemde halifenin sorumlulukları bahsi çerçevesinde ele alınan konular çok önemli.

Dünyevi alana dair olan konu: Tabi olma, emrine itaat etme.

Buna karşın sorumluluk, hesap verebilirlik konusunda da dini, uhrevi yaptırım.

Çok açık mantık hatası var…

Bağlayıcılık açısından dünyevi yaptırım, sorumluluk açısından uhrevi ceza  ya da yaptırım.

Birbirlerini uymuyorlar, sizce de öyle değil mi?

Sorumluluk ve cezanın da dünyevi olması gerekirdi.

İslami eserlere baktığımızda konuyla ilgili bilgiler bulamayız.

Şaşırtıcı mı?

Değil.

Çünkü İslami eserler o zamanki yöneticilerin baskıları ile şekillenmişlerdi.

Baskı ve korkutma o kadar büyük olmuş ki, farklı fikirde olanlar ya hapishanelerde cezalandırılmışlar ya da öldürülmüşler.

Bu yüzden de konuya ilişkin hadis diye aktarılanlar da uydurma oldukları belli olan cümleler.

Örnek verelim:

‘Zalim devlet başkanı yerilmekte’ (Tirmizî, “Aḥkâm”, 4; Müsned, III, 22)

‘Devlet başkanının tıpkı bir çoban gibi emri altındakilerin sorumluluğunu taşıdığı (Buhârî, “Cumʿa”, 11; Müslim, “İmâre”, 20)

Devlet başkanının koruyucu olduğu ve mâsiyeti emretmediği sürece kendisine itaat etmek gerektiği (Buhârî, “Cihâd”, 108-109, 164; Müslim, “İmâre”, 43; İbn Mâce, “Cihâd”, 40; Müsned, VII, 96),

Gördüğünüz gibi bütün hadis diye söylenenler devlet başkanı, halife ya da onun altında çalışanlar için sürekli olumluluk ifade eden uydurmalar…

Sorumlulukları neler?

Yanlış yaptıklarında cezaları.

Hesap vermeleri.

Bunlara ilişkin bilgi yok. Ayet, hadis yok.

Zaten bu yüzden değil midir, isyanların çıkması. Hz. Osman’ın yönetimde kalma ısrarı, Hz. Ali taraftarlarına yapılan zulümler.

Bu durum o zamandan bugüne kadar değişmeden geldi.  

Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’ndeki şu cümleye göz atalım:

‘İslâm dini, müslümanların nasıl bir siyasî organizasyon içinde kimler tarafından yönetileceği konusundan ziyade ehil olanın iş başına gelmesi, onun da hak ve adaleti hâkim kılması, ferdî ve uhrevî sorumluluk taşıması, Allah’ın huzurunda hesap vereceğinin bilincinde olması, kötülük, haksızlık ve zulmü önlemesi, katı ve baskıcı olmayıp insanlarla istişare ederek iş görmesi gibi temel esaslar üzerinde durmuş…..’

Ferdi ve uhrevi sorumluluk taşıma, Allah’ın huzurunda hesap vereceğinin bilincinde olması, kötülük, haksızlık ve zulmü önlemesi….

Bütün bunlar çok muğlak ifadeler.

Biat, yönetim için desteyi almak ise açık, net ve belli.

Bu yüzden yöneticiler dilediklerini yapmışlar ve keyfi uygulamalarla Müslümanlara eziyet etmişler.

Aylin Sözer

Bir beldede yaşanan bir cinayetin sorumlusu kimdir?

O beldenin yöneticisi, güvenlik amiri, beldenin valisi, devletin bakanı ya da siyasi iktidarı elinde bulunduran kişi ya da kişilerin İslam açısından cezaları neler?

Bir insanın canına kıyan cehennemdeki yerine hazırlayacaksa, güvenlikten sorumlu olan kişiler ya da siyasi iktidarı elinde bulunduranlar da cehennemdeki yerlerine hazırlamaları gerekmez mi?

Gerekir elbet.

Madem yönetici olarak görev alıyorsunuz,  o halde yapılan her kötülükten sizlere de bir pay düşecek.

İşlenen her cinayette sizler de bütün insanlığı öldürmüş gibi günah alacaksınız.

Kanunlarla engel olamadığınız her cinayet sizleri de bağlar.

Selda Taş

Vahşice öldürülen her canlı için vebal altındasınız.

Vahşice öldürülen her kadın için cehennemde yanacaksınız.

Kanunlarla engel olma gücünüz olduğu halde, engel olmadığınız için daha da fazla cezaya mahkum olacaksınız hatta.

Cüppeli cüppesiz, sakallı sakalsız, çevrenizdeki dalkavuklar sizlere bunları söylemezler, söyleyemezler diye ben hatırlatayım istedim.

Öldürülen her kadın için cehennemde ateşe atılarak yanacaksınız….

Sevgi ve Bilgiyle kalın

5 YORUMLAR

  1. Yöneticinin sorumlu olması, hesap vermesi vb. hepsine katılıyorum. Ama evinde eşini veya bir başkasını öldürenden nasıl sorumlu olabilir. Bundan nasıl haberdar olup ta önleyebilir. Cezaların caydırıcı olmaması, hukuk sisteminin adil olmaması yönetim sorumluluğudur, evet, ama o durumda bile bir kişinin canını almaya kast edeni nasıl durdurabilir ki yönetici? Doğru yerden başlamışsınız ama çok uca gitmişsiniz.

    • Akademisyen olmadığım için belki bilimsel bir açıklama yapamayabilirim. Çocuklara, kadınlara taciz ve tecavüz edenler, birini sopayla, kesici aletle öldüresiye dövenler, birinin malına mülküne zarar verenler, alkollü aracı ile birini öldüren veya kalıcı sakat bırakanlar komik cezalar alıp adli kontrol şartı saçmalığı ile serbest bırakılıyorsa bundan; suçla orantısız cezaları veren aşağılık hakimler ile yasaları adalet dağıtacak şekilde düzenlemeyen, eksiklerini gidermeyen aşağılık illetvekilleri ve yöneticiler suçludur. AB normları, AB uyum yasaları bahanesine sığınamazlar; işlerine gelmeyince ne AYM ne AİHM kararlarına uyacaksın, bu türden halkın canını yakan, adalet duygusunu öldüren salakça mahkeme kararlarına göz yumacaksın. OLMAZ. OLMAMALI.

  2. Referans din olunca insan ve insanlık mutlaka bir yerlerde duvara toslamıştır, toslayacaktır. Son ve mükemmel olduğu iddia edilen din, nedense ne geçmişte ne günümüzde insanlık için çalışan, insanların mutlu olmasını sağlayan, insanlar arasında adaleti sağlayan ve bunu sürdüren yöneticiler yetiştirememiş, yönetim sistemleri oluşturamamıştır. Son ve mükemmel denilen dinin günümüzde Dünya’daki durumu acı vericidir. Süren savaşların yarısı kendi aralarındadır. Mültecilerin en az yarısı Müslümandır ve Müslüman olmayan ülkelere kapağı atma amaçlıdır. Çoğunluğu Müslüman denilen istisnasız tüm devletlerde yöneticiler aşırı zengin, halkın ortalama geliri Dünya ortalamalarının altındadır. Adalet sistemleri çağdışıdır. Yüzyıllardır doğal zenginliklerin üzerinde yaşayıp zenginliklerini batıya peşkeş çekmeyi, kazancın çoğunu şahsi çıkarları için kullanıp yatırımlarını milleti adına, devleti adına değil kendi adlarına batıda yapmaktadırlar. Kurulan, kurulmuş hiç bir Müslüman devlet uzun ömürlü olmamış, olamamıştır, bu gidişle olamayacaktır. Bunun nedeni kötü yöneticilerdir deyip geçmeli miyiz, sorunun çok daha derinlerde olduğunu anlamaya mı çalışmalıyız? Ne zaman KRAL ÇIPLAK diyeceğiz?

    • “Son ve mükemmel olduğu iddia edilen din”

      Sn Yahya Özal! Başarısızsa beğenmediğin “iddia edilen” bu din, dindarlarının çoğunun bu dini gereğince anlamakta aklının bir karış havada olduğundandır. Kabede namaz kılmışsın (öyle dedin bir seferinde) aklın bir karış havada! değilse ne katkın oldu bu müslümanlara?

      Sen, önce şirk içinde olduğun din ve tanrı konusunda KRAL ÇIPLAK demeye çalış. Haksızlık ediyorsun!

  3. madem bir ülkenin yönetimine talip oldun.bu ülke insanından birinin ayağına diken bile batsa sorumlusu sensin.devlet başkanında dağda bir kuzuyu kurt yese ömer den sorulur sorumluluğu olmalı.
    bir ülkeyi yönetiyorsan bütün ülkenin hakkı olan beytülmali kimseye peşkeş çekmeyeceksin.kul hakkına azami dikkat göstereceksin.
    kanunları öyle bir yapacaksın ki haksız yere insanın canını alana en kısa zamanda en yüksek cezayı vereceksin idam edemiyorsan tek kişilik hücrede ölümden beter hale getireceksin.bu kadar cami bu kadar din görevlisi toplumun irşadı yönünde ne yapıyorlar.neymiş bodrumda sahil kenarında eğitim sarayı yapıp turistlere islamı tanıtacaklarmış.siz önce bu ülke insanını irşad edin o yapılınca turistler insanımıza bakıp islamın güzelliğini görür.
    feministler eşitlik yönünden belki karşı çıkar ama kadınlara karşı yapılan suçlarda hiçbir indirime gitmeyip cezayı iki kat olarak uygulayacaksın.keza çocuklara karşı işlenen suçlara da aynı şekilde.toplum olarak bu konularda iktidara baskı yetersiz kalmaktadır.
    eller yağda eller balda yazın yaylada sahilde kışın dağda ovada ülke yöneteceksin akrabalarını destekleyenleri devletin bütün imkanlarını ayaklarının altına sereceksin sonra ne yapayım her yere yetişemiyorum milletim ve Rabbim beni affetsin deyip bahaneye sığınacaksın.Allah katında gerçekten böyle bir bahanenin kabul edileceğine inanıyormusunuz. bu konuda fetva verenlere de pek güvenmeyin.kısacık dünya hayatında varsa yapılan haksızlıkların hesabı sorulur mu bilmem ama ahirette hesabı çok acı sorarlar.ağzından Allah din iman sözleri eksik olmayanlara daha bir sert şekilde sorarlar.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here