İktidar, yurt yerine cezaevi yapıyor..

0

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, hak ihlalleri ve önemli gündem maddeleri ile ilgili konuştu. “Yurt yerine cezaevi yapılan bir iktidardayız. Bundan dolayı öğrenciler açıkta, parkta kalıyor, geceliyorlar ve maalesef ki cezaevleri oldukça doluyor.” diyen Gergerlioğlu, şunları söyledi:

“Öğrencilerimiz yer bulamıyor, yurtlar çok pahalı, ev kiraları çok çok pahalı. Öğrenciler dışarıda kalıyorlar ve hiçbir yer bulamıyorlar. Yurdun dört bir tarafında İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli’nde öğrenci yurtları, ev kiraları ile çok büyük sorunlar var. Neden böyle? Çünkü iktidar gerektiği anlamda devlet yurdu yapmadı. Özel yurtlar çok pahalı ve bundan dolayı çok büyük sıkıntılar yaşanıyor. Öğrenciler çok mağdur.

İktidar ne yapıyor? Cezaevi yapıyor. Kendisine muhalif kişileri doldurmak için cezaevi yapıyor. Şu anda cezaevlerinde 250 bin kapasiteli cezaevlerinde 300 bin kişi kalıyor ama bu iktidara yetmiyor. 2024 yılında cezaevlerinin kapasitesini 500 bine çıkarma hedefi var iktidarın. Demek ki 300 bin kişinin içeride olması yetmiyor 500 bin kişiye çıkartmayı düşünüyor, doldukça dolduruyor, zaten kapasitenin üstünde insanlar kalıyor ama iktidara yetmiyor. Yurt yerine cezaevi yapılan bir iktidardayız bundan dolayı öğrenciler açıkta, parkta kalıyor, geceliyorlar ve maalesef ki cezaevleri oldukça doluyor. Böyle bir ülke olamaz, demokratik bir hukuk devletinde böyle şey olamaz ama olmadığımız için işte bunlar oluyor. Başka ne oluyor?

Veysel Atasoy. Tavşanlı Cezaevi’nde kalan KHK’lı eski bir polisti, cezaevinde kalıyordu ve Covid hastalığına yakalandı. Koğuştaki diğer mahpuslar öncesinde verilen dilekçeler, gecikmeler oldu Veysel Atasoy’a da bulaştı, gecikmelerin ardından kötüleştiği zaman Tavşanlı Devlet Hastanesi’ne gitti Veysel Atasoy; şu şekilde gitti. Veysel Atasoy gittiğinde böyleydi ve yatağa kelepçeliydi.

Ardından durumu kötüleşti, Kütahya Eğitim Araştırma Katip Çelebi Hastanesi’ne sevk edildi. Yoğun bakıma alındı, kapısında 6 jandarma personeli bekliyordu, oldukça kötüleşmiş, ileri derecede zatürresi başlamıştı. Tavşanlı Devlet Hastanesi yetersiz kalmıştı, Eğitim Araştırma Hastanesi’ne gelmişti ve orada da çok vahim bir yoğun bakımda yine kelepçeli bir halde tutulmaya devam edildi.

Veysel Atasoy 35 gün boyunca yoğun bakımda kelepçe ile yatağa tutuldu. Şu durumdaki bir hasta uyanık bile değil. Ciğerlerine solunum yapabilmesi için oksijen veriliyor. Bu durumdaki bir kişiyi siz yatağa kelepçeliyorsunuz, el insaf. Bu bir skandal görüntüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nde neler yaşandığının bir göstergesidir. Adalet Bakanı çıkıp: İnsan hakları reformları, planlarından, yeni açılımlardan bahsediyor.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e bunun hesabını ver, açıklamasını yap diyorum. 1 yıldır gizlenen bir olay. Bu fotoğraf yeni çıktı, bu insan 1 yıl önce Kütahya Eğitim Araştırma Hastanesi’nde vefat etti. Bu fotoğraf ortaya çıkmadı, yakınları korktu çekindi ve sonunda bu fotoğraf ortaya çıktı ölümünden 1 yıl sonra yoğun bakımda 35 gün yatağa kelepçeli bir halde ortaya çıktı. Yoğun bakım kapısıdna 6 jandarma varken bu haldeyken nereye kaçabilecek? Hiçbir insaf yok. Sağlık Bakanlığı’nın da bu konuda bir hesap vermesi lazım.

Soru önergesi verdik. Şu kişi, şu halde nasıl kelepçeyle yatağa bağlanıyor? Hiç mi insanlık yok? Ben cezaevi yetkililerine de söylüyorum, hastane yetkililerine de söylüyorum, Jandarma Komutanı: “Yoğun bakımdan bu hastayı servise çıkarın, nöbeti çeviremiyoruz. Jandarmalarımız burada ve o yüzden servise çıkarın jandarma tutmayalım burada.” Demiş, doktorlarla tartışmış, yoğun bakımda kalmış ve sonunda hasta yoğun bakımda hayatını kaybediyor. Bu bir rezalet, bir skandaldır arkadaşlar. büyük ihmaller var, büyük gecikmeler var, büyük ihlaller var ve Veysel Atasoy vefat etmiştir.

Covid tedavisi noktasında çok büyük gecikmeler yaşanmıştır, zaten cezaevlerindeki Covid vakaları konusunda yoğun bir şekilde gündeme getirdiğimizde görüyoruz ki cezaevleri kendisini kapatıyor. 1 yıl önce Tavşanlı Cezaevi ile görüşmeye çalıştığımızda telefonlarımızdan kaçtılar, Tavşanlı Devlet Hastanesi Başhekimi ile görüşmüştük durumu hakkında bilgi almıştık ve hastanın durumu kötüleşmişti ve ardından maalesef ki gecikmeden dolayı hasta hayatını kaybetti. Genç bir hasta, iki çocuk babası, çocukları maalesef perişan oldular. Bir hata ihlaller dizisi maalesef ki cinayet gibi bir ölüme yol açtı ve kelepçeli bir ölüm gerçekleşti. Bunların hesabı verilmiyor.

Daha yakınlarda biliyorsunuz 29 Ağustos 2020 1 yıl oldu üstünden geçti onun da 29 Ağustos 2020’de Gümüşhane Cezaevi’nde Mustafa Kabakçıoğlu plastik beyaz bir sandalyede hayatını kaybetmişti, o fotoğrafta sonradan dosyada çıkmıştı, bir şekilde bize ulaşmıştı ve o güne kadar hem bizim hem ailenin verdiğimiz soru önergelerine cevap verilmek istenmiyordu ama fotoğraf çıkınca; bütün Türkiye şok oldu çünkü bir mahpus beyaz plastik bir sandalyede perişan bir şekilde hayatını kaybetmişti, bu fotoğraf her şeyi anlatıyordu, cevap verilmek istenmeyen şeyleri anlatıyordu.

Veysel Atasoy’un fotoğrafları da her şeyi anlatıyor. 1 yıldır bu kişi hakkında aile takipsizlik cevabı vermiş, adli makamlara başvurmuş, cezaevi görevlileri, hastane görevlileri hakkında suç duyuruları yapılmış ama malum Türkiye hikayesi; takipsizlik, soruşturmaya gerek yok cevapları alınmış ama aile takipsizliğe itiraz etti, biz de soru önergeleri ile Sağlık ve Adalet Bakanlığı’na müracaat ettik. Hem Sağlık Bakanı Fahrettin Koca hem Adalet Bakanlığı Abdulhamit Gül bunun açıklamasını yapsın.

Bunlar skandal fotoğraflardır. Bazen bir fotoğraf binlerce sayfada anlatamadığımız vahim ihlalleri net bir şekilde tekrar ortaya çıkarıyor. İşte vahim tablo buradadır ve bunun açıklamasını beklemekteyiz. Hiç kimse lafı evirip çevirmesin, cevapsızlıkla işi geçiştirmesin. Biz ne olduğunu görüyoruz. Ailenin yaptığı başvuruları takip ediyoruz, idari ve adli açıdan gelişmeleri görüyoruz. Tüm evraklar burada. İdari ve adli olarak neler yapılmış hepsini yoğun bir şekilde inceledim. Bir doktor, bir insan hakları savunucusu olarak hastane safhatini inceledim ve ihlaller olduğunu gördüm. Maalesef ki soruşturma izni verilmemiş. Kütahya Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğü sorumlular, doktorlar, Jandarma komutanları hakkında soruşturma izni vermemiş belgesi burada. Böyle bir şey olabilir mi? A’dan Z’ye ihlallerle dolu bir ölüm var ve sonunda Kütahya Valiliği soruşturmaya izin vermiyor. İsteyen istediği ihlali yapsın sonunda Valilik memurunu korusun ne güzel memleket! Böyle bir şey olur mu? Cinayet gibi bir ölüm var ortada. Biz bunu takip edeceğiz, gündeme getireceğiz, genel kurul gündemine, Bakanlıklara taşıyacağım. Kesinlikle örtbas ettirmeyeceğim.

Ayşe Özdoğan’ın durumu; Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı açıklama yapmış: Hiçbir eksikliğimiz yok denmiş ama maalesef ki var, bizim gündeme getirdiğimiz iddiaların hepsi doğru. Ayşe Özdoğan ile konuşuyoruz. Biz bire bir gündem ediyoruz. Hem bir doktor hem bu konuyu takip eden bir milletvekiliyim. Olayın safahatini size anlatayım. Bu kişi git denilen yere gidiyor. Bir kanser hastası KHK’lı bir kişi. Maksiller sinüs kanseri çok zor durumda ve bu yüzden ATK’ya kendisi gitmeden raporu gitti ve ATK dedi ki: Tekrar rapor getir.

Başka bir tıp fakültesinden rapor getir dedi. Kendisi dün gitti tıp fakültesinde de baştan savma bir muayene ile karşılaştı. Kendisi dün bana ulaştı ve dedi ki: Bir rapor bize verildi ama çok şüpheliyim bu raporla İstanbul ATK bana rapor verecek mi çünkü onkolojinin verdiği görüş nazar-ı itibare alındı ama benim daha 4 ameliyat geçirmem gerekiyor, plastik cerrahi elmacık kemiği ve beyin arasındaki alınan birçok organın yerine yeni organlar oluşturması gerekiyor. Bununla ilgili hiçbir bilgi yazılmadı dedi. Oldukça sıkıntılı, zaten kanser hastası, zaten çok zor durumda. Annesi kanser, babası alzheimer, çocuğu kalp hastası, eşi cezaevinde başına felaket gelmiş bir kadını cezaevine atmak için uğraş içindeler. Gerçekten buna isyan etmemek mümkün değil, kabul edeceğimiz bir şey değil. Ayşe Özdoğan’ı bu halde bırakmayın diyoruz.

Üzücü bir haber. Korkunç bir işkenceye uğradığı ortada olan bir kişi hakkındaki bir karar var. 50 bin TL bu kişiye tazminat verilmesi gerektiğini söylüyor AYM ama bunu haber yapan ODA TV doğru bir dil kullanmıyor. Deseydi ki: Bizim mağduriyetimiz de giderilseydi keşke. Bu kişi işkence mağdurunun, mağduriyeti giderilmiş, bizim de mağduriyetimiz giderilsin diyeceğine maalesef ki ‘ODA TV’ye bekletmeye, FETÖ’cüye tazminat.’ diye bir haber vermiş.

Çok ağır bir işkence davası ile ilgili AYM bir ihlal kararı veriyor. Evet çok iyi bir karar verdin, bizim hakkımızda da adil bir karar ver diyeceğine; bu insan hakları dili değil. Bunu usulunce ODA TV’ye hatırlattık. İnşallah bu dili bırakırlar. Biz her konuda yapıcı olmaya çalışıyoruz, yıkıcı olmuyoruz. İnsan hakları dili böyledir. Siz bir özgürlükle hak talep ederken başkasnının özgürlüğünü ve hakkını ayaklar altına alarak bunu yapmamışsınızdır. Bunu söylemek istiyorum.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here