21.3 C
İzmir
18.4 C
Istanbul
16.4 C
Ankara
Samstag, September 19, 2026 3:53:53
Start Siyaset Davutoğlu: Milletimizin başındaki en büyük musibet, aile şirketine dönmüş bu iktidar

Davutoğlu: Milletimizin başındaki en büyük musibet, aile şirketine dönmüş bu iktidar

0
12

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Mersin ve Osmaniye kongrelerinde konuştu. „Erdoğan’ın sözlerinden musibetlere kimin sabredeceğini öğrendik: Millet.“ diyen Davutoğlu, şunları söyledi:

„Peki sabredecek olan millet ise musibet kim? Bu millete bu musibetleri getirenler kim? Milletimizin başındaki en büyük musibet, aile şirketine dönmüş bu iktidardır. Sayın Cumhurbaşkanı artık fakirliğin toplumda kabul edildiğinde, ben ülkeyi yönetemiyorum, sizler için musibete dönüştüm itirafında bulunuyor ve ’sabredin‘ diyor. Millet niye size ve ‚eski Türkiye‘ ortaklarınıza sabretsin?

Türkiye tarihi boyunca böyle bir dönem görmedi. Ülkenin ekonomisi fiilen iflas etmiş ama bu hükümetin gündemine girmiyor. Bunları konuşmazsak sefamızı sürmeye şatafat içinde yaşamaya devam ederiz, millete de ’sabret‘ deriz diyorlar. Bu nasıl bir arsızlıktır? Bunlar (iktidar) sahada maçı kaybetmiş, skor tabelasını değiştirmeye çalışıyor. Bu koalisyon iktidarının ekonomik seviye olarak kendine 2007’ye ulaşmayı hedef koyan programı ancak ve ancak Türkiye’yi küçültme programıdır.

Bize gözdağı verenlere şunu söyleyeyim: Biz milletin gönlüne girmek adına hangi tehdit üzerimize gelirse bilsinler ki; milletin sinesine sığınır, 15 temmuz gecesi direndiğimiz gibi direniriz. 15 Temmuz’da darbecilerin içinde bulunanların en yakınları en üst devlet makamlarına gelmiş ama sıradan biri aldatılarak bir toplantıya gitmişse yedi sülalesi cezalandırılmış. Cumhurbaşkanının aldatılma hakkı var da sıradan insanların aldatılma hakkı yok mu? Gelecek sene erken seçime gidin. Gelecek Partisi’nin gücünü görün.

Eski partimizde şeffaflık yasası çıkarmak istediğimizde ‚ilçe başkanı bile bulamazsın‘ dediler. Gelecek Partililere sesleniyorum: Böyle birlerinin bizim ilçe başkanımız olmaya asla hakkı yoktur. Gitsinler başka kapılarda çıkar arasınlar. Millete sabır tavsiye edenler, senede bir gün gidecekleri Ahlat Sarayı için masraf yapıyorlarsa önce tavsiyelerinin gereğini kendileri yapacaklar. Sayın Erdoğan’a sesleniyorum: Geldiğiniz yeri unutmayın. Erdoğan’a sesleniyorum: Kibre, lükse, israfa, şatafata son verin.

Cengiz Dağcı’nın naaşını Kırım’a Dışişleri Bakanı iken ben getirdim. Türk Dünyası konusunda bize kimse ders veremez. Hele hele Türkçeyi doğru düzgün konuşamayanlar Türkçe konusunda hiç ders veremez. Buradan söylüyorum. Gelecek Partisi olarak iktidara geldiğimiz gün asgari ücretliden vergiyi kaldıracağız. Asgari ücretliden vergi alacaksınız ama son 5 yılda bütün ihaleleri almış müteahhite vergi istinası getireceksiniz.

Başbakanlık yaptığım dönemde terörle mücadele sürerken gittiğim Diyarbakır’da Cuma namazı çıkışı toplanan vatandaşlar Kürtçe ‚Başbakan‘ anlamına gelen ‚Serok Vezir Davutoğlu‘ diye tezahürat yapmışlardı. Bahçeli bunu eline aldı ve bana karşı kullanmaya çalışıyor. Çok çocukça bir şey. Toroslar’ın zirvesinde doğmuş, Horasan lehçesini kaybetmemiş bir annenin dizinde, Türkçe ninnilerle büyümüş olan ben, Davutların Ahmet, Dicle’nin kenarında kendi ana diliyle Kürtçe ninnilerle büyümüş Kürt kardeşlerimizin diline de aynı saygıyı gösteririm.

Bunlar istiyorlar ki Kürtler bir partiye oy versin, Türkler bir partiye. Sünniler bir partiye, Aleviler bir partiye. Ama biz bu topraklarda Cihan Devleti kurmuş olanlar şunu biliriz, eğer Selçuklu ve Osmanlı yönettiği halkın örfüne, diline saygı göstermeseydi bin yıllık devlet gelenekleri bu topraklarda sürmezdi.

Cumhuriyetimizin bekası da vatandaşlarımızın kültürüne, diline saygı göstermekle, bunları hakaret unsuru olarak görmemekle olur. Bana her fırsatta ‚Serok‘ diyen Bahçeli bunun için rahatsız. Bizim Güneydoğu’da, Doğu’da bu kadar hızlı örgütlenmemiz nasıl oradaki etnik bazlı bir partiyi rahatsız ediyorsa, İç Anadolu’da, Karadeniz’de, geri kalan yerlerde itibar görmemiz de diğer partileri rahatsız ediyor. Fakat bizim kardeşliğimizin arasına kimse giremeyecek.

Bahçeli’nin Kürtçe dilinde yapılan bir tezahürat için bizi hedef aldığı vakitlerde, ilk Türkçe lügat olan Divan-u Lügatit Türk’ün yazarı Kaşgarlı Mahmud’un diyarında, bizim ata yurdumuzda her gün Uygur kardeşlerimiz işkence altında ve Sayın Bahçeli susuyor, Erdoğan susuyor. Bu utanç vesilesidir. Sayın Bahçeli’nin bize sesi çıkıyor, Erdoğan gerektiğinde her şeyi söylüyor ama Çin’e gelince ses yok. Kaşgarlı Mahmud’un torunlarına sahip çıkmanızı engelleyen nedir? Hangi menfaattir? Hangi çevredir? Bunu söyleyin! İşte meydan okuyorum. Çin’in zulmüne karşı 39 ülkenin imza attığı bir bildiriye imza atmamak da bu hükümetin gelecek nesillere bıraktığı bir yüz karasıdır.“