Kürt siyasetinin yeni dönemde içinde bulunduğu kimlik siyaseti nasıl şekillenirse şekillensin, bir sahici ve kalıcı muhasebe yapmadan büyüyemez. Bu cümle bir temenni değildir. Bir teşhisdir. 2013-2015 ivmesini yakalayabilmek bir mucize değilse de çok zor bir dönemden geçeceği aşikardır. Uluslararası siyasetin tıkanması ve bölgesel değişimin yeni bir güvenlik dizaynı yaratması ile Türkiye siyasetinin böylesine parçalı ve umut olmaktan çıktığı bir dönemde Kürt siyaseti de bundan nasibini alacak gibi görünüyor.Bu yazı, sürecin lehinde ya da aleyhinde bir saf tutma metni değildir. Barışın ya da silahsızlanmanın sloganını tekrarlamak da değildir. Asıl mesele, Kürt siyasetinin kendi içine bakıp bakamayacağıdır. Çünkü dışarıdaki fırsatlar, içerideki hesaplaşmadan daha zayıf kalır. Hesaplaşma yapılmadan açılan her kapı, bir süre sonra aynı darlığa geri döner.Kimlik siyasetinin yeni dönemdeki haliKimlik siyaseti bir dönemin zorunluluğu olabilir. Yok sayılmış bir varlığın görünür olma çabasıdır. Dilin, kültürün, hafızanın inkâr edildiği bir zeminde kimlik, hem sığınak hem silah olur. Ancak kimlik bir süre sonra siyasetin kendisi haline geldiğinde, siyaset daralır. Her soru kimliğe, her itiraz ihanete, her farklılık sapmaya dönüşür. Bu hal, büyümeyi değil, kendini tekrar etmeyi üretir.Yeni dönemde kimlik siyaseti farklı kılıflarla devam edebilir. Daha yumuşak bir dil, daha meşru bir zemin, daha geniş bir ittifak arayışı… Bunlar biçim değişikliğidir. Öz değişmedikçe biçim yetmez. Kürt siyaseti, kendi geçmişindeki hataları, yanlış hesapları, toplumsal maliyeti ve şiddetin bıraktığı kalıntıyı açıkça konuşmadan, kimliği koruma refleksiyle her eleştiriyi savuşturursa, yeni dönemin imkânını da tüketir.Sahici muhasebe, “biz haklıydık, şartlar zorladı” cümlesinden ibaret değildir. Muhasebe, hangi kararın hangi sonucu doğurduğunu, hangi stratejinin hangi kuşağı yorduğunu, hangi söylemin hangi kapıları kapattığını görmektir.
Yazının tamamını batmanolaygazetesi.com’dan okuyabilirsiniz:












