Başbakan Binali Yıldırım, Düzce’de konuştu. 82 model darbe anayasası ile artık bu büyük ülkenin yönünü belirleyemediğini belirten Yıldırım, Anayasanın bir ülkenin pusulası olduğunu belirterek pusulanın bozulduğunu ve iş görmediğini kaydetti.
„Allah korusun, bozuk pusulayla gemi ya batar ya da karaya oturur.“ diyen Yıldırım, şunları söyledi: „İki başlı yönetimler pusulayı ele aldı, zannettiler ki bu işi yapacağız. Yapamazsınız kardeşim. Zaten yapamadınız. Kavga kavgayı, o da kara günleri getirdi. Mevcut anayasada cumhurbaşkanı da başbakan da güçlü. Bu yüzden çoğu zaman bu iki makam arasında anlaşmazlık oluyor. Bu, bazen o kadar ileri gidiyor ki iki makam birbiriyle kavga ediyor. 2001 krizi neden oldu hatırlayın.
İsrafa bak, bu, Türkiye’ye yakışmıyor. 1950’den bu yana 48 hükümet kurulmuş. Her bir hükümetin süresi bir yıl 3 ay. Millete devamlı aba altında sopa gösteriyorlar. Demek ki bu sistemin bir yanlışı var. Bu yanlış yetkinin doğrudan milletten alınmaması. Yaptığımız bu değişiklikle beraber temsil sorunlarının siyasi tıkanıklıklarını artık geride bırakacağız. Yeni anayasa 79 milyonu kucaklayan, kutuplaşma yerine kucaklaşmayı ön gören, çatışma yerine birlikte çalışmayı sağlayan bir anayasa olacak. İstiyoruz ki Türkiye artık hep baharı yaşayalım. Çocuklarımız, gençlerimiz umut dolu yarınların inşa edildiği bir ülkede yaşasın. Onun için bu sistemle Türkiye milletin istikametinde ilerlemeye devam edecek.
Kılıçdaroğu öyle bir laf ettik ki bizi bizim anlatamadığımız işi bir dakikada anlattı. Aynen fıkra gibi. Dedi ki ‚Siz bu sistemi getiriyorsunuz da Cumhurbaşkanı bir partiden, Başbakan başka partiden olursa bunlar geçinemezse ne olacak?‘ Biz de zaten bunu anlatmaya çalışıyoruz Kemal Bey. Bizim anlatamadığımızı sen en güzel şekilde anlattın. Aslında teşekkür etmek lazım. Ama yardımcısı çıktı dedi ki ‚Kemal Bey onların hepsini biliyor, yanlış konuşmadı, tersinden okudu.‘ Bu da doğru. Bunlar zaten her şeyi tersten okuyorlar. İşleri güçleri tersinden gitmek. Eller aya bunlar yaya.
Şimdi cahillikleri ortaya çıkınca çevir gaz yanmasın. Bu sefer, ‚Cumhurbaşkanı seçildi bir partiden. Mecliste çoğunluk başka partiden olursa o zaman ne olacak?‘ Bu sefer bu tarafa döndü. Sen değil miydin ‚tek adam olacak‘ diyen. Demek ki Meclis de var. Tek değil. Meclis, cumhurbaşkanı ikisi birbirini dengeliyor. Birisi yasama, denetleme yapıyor, diğeri de ülkeyi yönetiyor. 5 yıl boyunca her iki kurum da milletten aldığı yetkiyle vazife yapıyor. Şimdi bunlar anlaşamazsa ne olacak? Meclis, cumhurbaşkanı her iki kurum da seçime götürme yetkisi var. Ama bir şartla. Meclis seçim kararı alırsa kendileri de gidiyor, cumhurbaşkanı da gidiyor. Cumhurbaşkanı karar alırsa mecils de gidiyor kendi de gidiyor. Giderlerse hep beraber, dururlarsa hep beraber. Ne olacak, anlaşacak, uzlaşacak, kriz çözecekler, 5 sene milletin önüne sorun getirmeyecekler. Sistemin güzelliği bu.
‚Yeni Anayasa’da yargı tarafsız olsun‘ diyoruz. Kılıçdaroğlu buna da karşı. Ama niye olduğunu anladık. Meğerse Kılıçdaroğlu Anayasa değişikliği metnini okumamış. Artık onu mazur görüyoruz. Daha fazla da Kılıçdaroğlu ile vaktimizi doldurmayalım. İşimize bakalım. Yapacak çok işimiz var. Esasında bu kadar şeyi söyledikten sonra Kılıçdaroğlu geçen referandumda hangi sandıkta oy kullanacağını unutmuştu, gidememişti. Bu sefer de gitsin hiç değilse ‚evet‘ versin. Bizim söylediğimizi söylüyor. İşi tamamlasın.
Demokrasi treninden inmeden 16 Nisan’a kadar durmadan, yorulmadan çalışacağız. Varsın birileri bu demokrasi treninden insin. Varsın Avrupa’nın bazı ülkelerinde Türkiye’ye karşı engellemeler yapılsın. Bu bizim değil, bu engellemeleri yapan ülkelerin ayıbıdır. Dost ülke kavramına yakışmayan utanç verici uygulamalar, 2’nci Dünya Savaşının siyasi zihniyetinin yansıması olan yasaklamalar, engellemeler yapan ülkelerin demokrasiyi, özgürlükleri hazmetmediklerini gösterir. Her fırsatta düşünce özgürlüğü, farklı görüşe saygı kavramını ağzından düşürmeyen Avrupa ülkelerine bakalım. Bakanlarımızın orada memleket sevdalılarıyla buluşmasına ve demokrasi içinde görüşlerini ifade etmelerine bile tahammül edemiyorlar. Almanya’da seçim oluyor. Türkiye’nin orada milyonlarca oy kullanacak vatandaşı var. Onları etkileme gücü var. Biz bu gücü kullanıyor muyuz? Bizim başka ülkelerin seçimlerine, iç işlerine karışmak gibi düşüncemiz olamaz. O zaman aynı hassasiyeti dost bildiğimiz ülkelerden biz bekliyoruz. Bazı ülkeler halk oylamasına engel çıkararak taraf olmuşlardır. Hayırcılardan tarafa taraf olmuşlardır.









