Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, CNN Türk’e konuk oldu. Rusya ile normalleşme sürecinin tamamlandığını ve eski günlere döndüklerini belirten Çavuşoğlu, şunları söyledi: Alacağımız ortak tedbirler var; ama ilk etapta en azından resmi pasaport sahipleri olsun, TIR şoförleri, havayollarımızda çalışan kabin görevlileri, Rusya’da iş yapan iş adamları, toplumun belli kesimlerine vize kalkıyor. Daha sonra tamamen kaldıracağız. Biz Rusya vatandaşlarına bu dönemde tekrar vize koymadık. Rusya’dan da beklentimiz bu.
Kendi askerleri kongrede, komitede, soru cevap kısmında; senatörlerden, temsilcilerden soru geldiği zaman ‚Evet, PKK ile YPG aynıdır, bir farkı yoktur‘ diyorsa kendi askerleri itiraf ediyorsa o zaman bizim de ABD’den beklentimiz YPG konusunda PKK’ya nasıl politikalar uyguluyorlarsa terör listesine aldıysa YPG konusunda da aynı tutumu sergilemesi. Bizim beklentimiz bu. Terör örgütü kullanılmaz. Terör örgütü esasen sizi kullanır.
Şu andaki yönetimin bu konuda farklı düşündüğünü biliyorum. Şu andaki yönetimin, daha önceki yönetimin Türkiye’ye yönelik sözlerini tutmadığını da defalarca bize söylemesi; esasen Trump’ın karakterini biliyoruz. Verdiği sözü tutan bir kişi. Daha bu konularda, kendi iç meselelerinden dolayı henüz karar vermiş değiller. Ama eğer terör örgütünü desteklemeye devam edelerse tabi ki FETÖ’yü vermezlerse elbette ilişkilerimiz bundan olumsuz etkilenir. Bu kaçınılmaz.
Bharara tamamen Türkiye ile ilgili konularda, FETÖ’nün kontrolünde olan ve FETÖ’cülerle sürekli görüşen, onlarla Türkiye’ye gelen bir savcıdır. Her yönetim kendi savcılarını atamak ister. Hep diyoruz ya ‚yargı bağımsızlığı‘. Türkiye’de hükümet ‚Ben tüm savcıları değiştireceğim, istifa etsin‘ dese kıyamet kopar. Amerika’da sistem böyle. Cumhurbaşkanı’mız 4 tane HSYK üyesi atıyor, yeni anayasa paketinde de 4 tane atıyor. Başka ülkelerde tamamını kral, cumhurbaşkanı atıyor. Sorun yok. Amerika’da da sistem böyle. Bharara politize olmuş bir savcıdır.
Benim toplantı yapacağım düğün salonunun sahibi biri Urfalı biri Kayserili, PKK tehdit ediyor. Ona rağmen ‚Ben sözümden dönmem‘ diyor. İstihbarat, polis hepsi tehdit ediyor. Hamburg’da, 4 tane salonu iptal ettiler. Vatandaşın yerinin ruhsatını en sonunda iptal ediyorlar. Şimdi Almanya yumuşadı. Daha olumlu bir tutum sergiliyor. ‚Pozisyonundan geri adım attı‘ da diyebilirsiniz. ‚Hatasını anladı‘ da diyebilirsiniz. ‚Bunun ilişkilerimize vereceği zararı gördü‘ de diyebilirsiniz. Geri adım atması, hatadan dönmesi doğru.
Hollanda, ırkçı bir Wilders var. Faşist, Nazi gibi. Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı gidecek. ‚Uçuş iznini iptal ederiz‘. Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı’nı böyle tehdit ediyorlar. Ben de dedim ki ‚Ben geleceğim‘. Bugün Rotterdam’a gideceğim. Faşizan bir uygulama bunlar. Türkiye’nin güçlenmesini istemiyorlar. Kendilerinden bağımsız olmasını da istemiyorlar. Kendi seçimleri öncesi Wilders’a oy kaybetmek istemiyorlar. Şu anda yaptıkları uygulama esasen bizim vatandaşlarımızı rehin alıyorlar. Şu anda Hollanda’nın yaptığı şey bu. Almanya’nın benim gidişime kadar uyguladığı politikalar da bu. Ben vatandaşlarımı sana rehin diye göndermedim ki. Senin ekonomine katkı sağlasın, diye gönderdim. Sizin esiriniz değiller ki. Nasıl olur da sen, bizim onlarla bağımızı koparmaya çalışıyorsun? Benim gitmemden dolayı tansiyon artacaksa artsın. Benim gitmemin ne zararı var onlara? Ben bir bakanım ve dışişleri bakanıyım. İstediğim yere giderim.
Eğer Hollanda, benim uçuş iznimi iptal ederse, öyle sürekli tehdit ediyorlar, eğer böyle bir şey yaparlarsa ekonomik ve siyasi bizim Hollanda’ya karşı yaptırımımız çok ağır olur. Ne demek bir bakanın uçuşunu iptal etmek? Bu çok ağır sonuçlar doğurur. O yüzden Hollanda bu tür yanlış politikalarından vazgeçsin. Bu sakat anlayıştan vazgeçmesi lazım. Onlar diyorlarsa ‚Biz ne yaparsak yapalım, Türkler buna uymak zorunda‘. Geçti o, öyle bir Türkiye yok. Büyük patronluk taslama şeylerinizden vazgeçin artık. Tüm Avrupa’da bu anlayış var. Kendileri patron, diğerleri ikinci sınıf. Başka konularda da bunu yapıyorlar.
Sayın Cumhurbaşkanı’mız Almanya’ya gitmeyi düşünüyor. Henüz daha tarihi ve yeri belli olmadı. Almanya’daki görüşmemizde Dışişleri Bakanı Gabriel, bazı bölgelerdeki salonları tavsiye etti. Hem salon büyük, dedi. Güvelik tedbirleri de daha kolay alınabilir, dedi. Önerdiği yerler oldu. Bu ne demektir? Almanya için elbette doğal olarak Sayın Cumhurbaşkanı’mızın oraya gelmesi kendileri içinde gayet uygun bir şey.










Sayın bakan Almanya tükürdüğünü yaladı deseymiş tam diplomatik bir dil olurmuş…hem belki evetçi halkımız daha kuvvetli bir Oleyyy çekerdi..
Öyleyse şöyle bir durum ortaya çıkıyor;insanların toplanmaları, konuşmaları,fikirlerini beyan etmeleri bir haksa ve bu haklarına engel olmak yanlışsa ve Almanya bu yanlıştan döndü ise,bizim kendi devletimizin de bu yanlıştan dönmesini istemek en doğal ve en meşru hakkımızdır. Tabii bu fikir,bu hakların sadece Türkiyeyi idare edenler bakımından geçerli olmadığı kabulü üzerine bina edilmiş bir fikirdir.
Hollanda’dan ırkçı ve Islam düşmanı muhalafet polikacısı Wilders Dışişleri Bakanı Çavuşoğlunu tehdit ediyor. Çavuşoğlu‘da dönüp Hollanda devletini tehdit ediyor.
„Eğer Hollanda, benim uçuş iznimi iptal ederse, öyle sürekli tehdit ediyorlar, eğer böyle bir şey yaparlarsa ekonomik ve siyasi bizim Hollanda’ya karşı yaptırımımız çok ağır olur. Ne demek bir bakanın uçuşunu iptal etmek? Bu çok ağır sonuçlar doğurur. O yüzden Hollanda bu tür yanlış politikalarından vazgeçsin.“
Kendimizi şimdi Hollanda hükümetinin yerine koyalım. 15 Martta (4 gün sonra) ülkede parlamento seçimleri var ve Hollanda hükümeti Wilders’in nefesini ensesinde hissediyor. Çavuşoğlu‘nun bu tehdidine karşı Hollanda hükümeti başka nasıl bir tepki gösterebilirdi?
Ben bu miting ısrarını bir türlü anlayamıyorum; miting yapacağız dşye usrar edilen yer, Konya mı, Yozgat mı kardeşim, elin ülkesinde illa miting yapacam diyemezsin..kaldı ki elin ülkesi ve insanlarının sana ne borcu var veya ne günahı var ki senin mitingini,gürültünü,kargaşanı herseyden öte ülkesinde yaşayan insanların arasına düşmanlık tohumları ekmeni çekmek zorunda olsun.. Oy bile isteyeceksen insan gibi,efendi gibi yabancı bir ülkede misafir olduğunun bilincinde bir şekilde isteyeceksin..öyle mi oldu şimdiye kadar;höt zöt bağırıp çağırmadıkları kimseyi bırakmadılar..sen başkasının evine misafirliğe gidince gittiğin evin fertlerine höt zöt edebilir misin,edersen, adam efendiyse seni kapı dışarı eder,biraz cahil ise hele de kuvvetli ise ağzına sıçar,ağzını burnunu da kırar öyle atar sokağa. .kusura bakmayın avrupalıya kimse kızmasın, bu durumlara nasıl düştük, siyasi kazanç elde edelim derken züccaciye dükkanına giren fil gibi davrananlara niye ses çıkarmadık diye uzun uzun düşünün…yarın bir gün Esad ya da ,Putin ya da başka biri gelse ben vatandaşlarımdan oy istemek için miting yapacam istediğim kadar insan toplarım dese, bir de mitingde Eyyy Türkiye sen benim vatandaşıma nasıl şöyle yaparsın böyle yaparsın,sen faşistsin dese bak ne yapıyoruz o adama,sadece adamı değil tüm mitinge gelenleri ya ülkeden atarız ya hapse atarız.Bütün bunlar böyle iken çıkıp Avrupaya nazi,faşist falan demek haklı olmadığı gibi doğru da değildir. Tipik bir züccaciye dükkanında satış elemanı olarak işe alınmış filin misali gibi…
Kommentarfunktion ist geschlossen.