Ç avuşoğlu, Keçiören Belediyesi tarafından Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenen „Yeni Anayasa Yeni Türkiye“ konferansında konuştu.
Dışişleri Bakanlığının çok yoğun, çok yönlü ve proaktif bir dış politika izlendiğini belirten Bakan Çavuşoğlu, Türkiye’nin girişimci, vicdani ve insani dış politikasının Suriye’de ateşkesin sağlanmasından, mazlum insanların kurtarılmasına kadar bir çok alanda yakın ve uzak bölgelerde yürütüldüğünü vurguladı.
Yurt dışındaki Türk vatandaşlarının, soydaş ve akraba topluluklarının da Türk dış politikasının öncelikleri arasında olduğunu belirten Çavuşoğlu, „Son günlerde özellikle Avrupa’da bazı ülkeler bizim vatandaşlarımızla buluşmamıza engel çıkarıyorlar. Hem vatandaşlık vermiyorlar vatandaşlarımıza hem de onları böyle rehin alıyorlar.“ ifadelerini kullandı.
Bu durumun insanlığa, diplomatik teamüllere, dostluğa, insan haklarına, hukukun üstünlüğüne, demokratik hak ve özgürlüklere sığmadığını vurgulayan Mevlüt Çavuşoğlu, „Bir tane hepimizin etrafında birleştiği kriter koy, ‚bununla bağdaşıyor‘ de, ben senden özür dileyeceğim. Ama bağdaşmıyorsa da sen benden özür dileyeceksin. Ama biz engel tanımıyoruz. İki gün önce Hamburg’ta vatandaşlarımızla buluştuk. Cumartesi günü de tüm engellemelere, ırkçı söylemlere rağmen inşallah Rotterdam’a gideceğiz. Oradaki Türk kardeşlerimizle, Türklerle buluşacağız, onlarla hasret gidereceğiz. Bizi de kimse engelleyemez.“ diye konuştu.
Bu engellemelerin zamanlamasına dikkati çeken Çavuşoğlu, „Özellikle bu aşamada, bugünlerde neden bu engelleri çıkarıyorlar? Çünkü önümüzdeki referandum sürecinde ‚Hayır‘ için çalışıyorlar. ‚Evet‘ çıkmasını istemiyorlar.“ değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa’daki ve dünyanın değişik yerlerindeki Türk toplumunun mart sonundan Nisan’ın 9’una kadar açık olacak sandıkları sabırsızlıkla beklediklerini belirten Bakan Çavuşoğlu, „Hiç bizim oy istememize gerek yok. Sağ olsunlar bilmeden bu akılsız politikaları sayesinde bize de destek veriyorlar. Ama bu anlayışlarını değiştirmeleri gerekiyor. Güçlü Türkiye’nin size ne zararı var? Güçlü Türkiye sizin yükünüzü almıyor mu? Biz 25 milyar dolar harcayarak 3 milyon Suriyeliyi bugün ülkemizde misafir etmeseydik siz ne hale gelecektiniz? Yüz bin tane geldiği zaman dağılıp gidiyorsunuz, kaç tane ülkesiniz. Güçlü Türkiye bugün Avrupa’nın güvenliği için de bir teminattır, sigortadır.“ şeklinde konuştu.
Sadece Avrupa’daki Türklerin Avrupa’da 1 milyona yakın istihdam sağladığının altını çizen Çavuşoğlu, „Ne zararı var size? Niye sistematik baskı yapıyorsunuz oradaki Türklere? Neden? Kıskançlık, fesatlık. Türkiye’nin güçlenmesini istemiyor. Türkiye’nin bağımsız olmasını istemiyor. Türkiye’nin kendi kendine karar vermesini istemiyor. Türkiye’nin aktif politika izlemesini istemiyor.“ dedi.
– „GETİRECEĞİMİZ BU SİSTEM, RECEP TAYYİP ERDOĞAN SONRASI TÜRKİYE’NİN SİGORTASIDIR“
Cumhuriyetin tanımının anayasada yer aldığını ve yeni anayasada da o maddelerinin korunacağını söyleyen Mevlüt Çavuşoğlu, „Ne getiriyoruz, Cumhurbaşkanlığı sistemi. Peki, cumhurbaşkanlığı sistemi dünyada ilk defa mı geliyor? Hayır.“ diye konuştu.
Bazı ülkelerde başkanlık, bazılarında yarı başkanlık, Avrupa dahil bazı ülkelerde ise monarşi, krallık olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, „Bu sistemi demokrasiyle birlikte getiren ülkelerde istikrarı görüyoruz.“ ifadesini kullandı.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
„Bugünün şartlarında iki tercihten birini yapmak durumundayız. Şu andaki sistemle Türkiye’nin gitmesi mümkün değil. Ya bu sistemi getireceğiz, cumhurbaşkanlığı sistemini. Hükümet başkanı cumhurbaşkanı olacak, bizi halk seçmeye devam edecek. Ya da halk verirse, ikinci seçenek olarak halkın elinden cumhurbaşkanını seçme yetkisini alacağız ve cumhurbaşkanını seçme yetkisini Meclise tekrar vereceğiz. Cumhurbaşkanının şu andaki yetkilerinin hepsini alıp, sembolik bir cumhurbaşkanı yapacağız. Ben size soruyorum, ‚cumhurbaşkanını ben değil de Meclis seçsin‘ diyen bir kimse var mı? Bu salonda yok. Benim sorduğum hiç bir yerde de ‚ben cumhurbaşkanını seçmek istemiyorum, tekrar Meclis seçsin diyen olmadı.“
Mevcut sistemde cumhurbaşkanının elinde çok geniş yetkiler olduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, „Mesela Meclisi feshediyor. İstediği zaman Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu’na başkanlık eder. Şu anda Cumhurbaşkanı Külliye’de başkanlık ediyor mu Bakanlar Kurulu’na, ediyor. Şu anda bir sorun var mı, yok. Peki yarın başka bir cumhurbaşkanı geldiğinde diyebilir ki ‚bundan sonra Bakanlar Kurulu’na hep ben başkanlık yapacağım‘.“ şeklinde konuştu.
Böyle bir durumlar yaşandığında kavga ve krizin başlayacağını belirten Mevlüt Çavuşoğlu, „Türkiye’nin geleceği için, istikrarı için ve demokrasinini tıkır tıkır işleyebilmesi için, seçimlerin zamanında yapılabilmesi için, bugün İtalya’nın ve daha bir çok ülkenin yasaklamaya çalıştığı koalisyonların olmaması için biz bu sistemi getirmek durumdaydık.“ değerlendirmesinde bulundu.
Çavuşoğlu, „Bugün 15 yıldır Türkiye tüm zorluklara, engellemelere rağmen, 15 Temmuz hain darbe girişimine rağmen, daha önceki postmodern muhtıraya rağmen, AK Parti’yi kapatma davası, Cumhurbaşkanımızı ilk seçimlerde seçime sokmama dahil tüm engellemelere rağmen Türkiye emin adımlarla yoluna devam ediyorsa, bunun sebebi sistem değildir, bunun sebebi millettir. Çünkü milletimiz AK Parti’yi tek başına hep iktidara getirmiştir.“ diye konuştu.
Türkiye’nin tüm engellemelere rağmen yoluna emin adımlarla devam ettiğini vurgulayan Bakan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
„Biz koltuk sevdalısı değiliz. Kimse kalıcı değil bu koltuklarda. Kimse bu dünyada kalıcı değil, hepimiz faniyiz. O yüzden sistemi getiriyoruz. Dünyada Recep Tayyip Erdoğan’dan daha güçlü bir lider var mı? Peki dünyada Recep Tayyip Erdoğan’dan daha güçlü ve arkasında bu kadar halk desteği olan bir lider var mı? Recep Tayyip Erdoğan daha ne gücü istesin? Getireceğimiz bu sistem, Recep Tayyip Erdoğan sonrası Türkiye için önemlidir. Getireceğimiz bu sistem, Recep Tayyip Erdoğan sonrası Türkiye’nin sigortasıdır. Neden, çünkü her zaman Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü bir lider çıkmaz. Ama sistemin kendisi güçlü olacak ki koalisyon olmayacak. Sistemin kendisi güçlü olacak ki tek başına iktidar olacak. Sistemin kendisi güçlü olacak, çünkü halkın yüzde 50 artı 1 oyuyla seçilen cumhurbaşkanı olacak.“
– „BU, VATAN MİLLET MESELESİDİR, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ MESELESİDİR“
İnsan hakları, demokrasi, hukuk kriterleri açısından Avrupa’daki sistemlerden örnekler veren Mevlüt Çavuşoğlu, „Hollanda, beni istemeyen Hollanda var ya hakimler savcılar yüksek kurulunun tüm üyeleri bir kişinin, adalet bakanının önerisi üzerine kral tarafından ya da kraliçe tarafından atanır. Bir kişi öneriyor, kral onaylıyor. Adalet Bakanı da bir partiden seçilmiş, atanmış bir bakan. Ne oldu? Hani Türkiye’de 4 tanesini atadığın zaman kıyamet kopuyordu?“ dedi.
Çavuşoğlu, hakimler savcılar yüksek kurulunun tüm üyelerinin İspanya’da parlamentonun önerisi üzerine kral tarafından, İsveç’de ise 11 üyenin tamamının hükümet tarafından atandığını hatırlattı.
Anayasa paketinin MHP ve AK Parti’nin kurduğu ortak heyet tarafından enine boyuna müzakere edilerek hazırlandığını vurgulan Bakan Çavuşoğlu, „Keşke CHP de olsaydı. Ne oldu, seçimden sonra kurduk bir komisyon daha ilk günden ne yaptılar, kaçtılar gittiler değil mi?“ diye sordu.
Referandumda „Hayır“ diyenlerin bu sistemle bir daha iktidara gelemeyecekleri için „Hayır“ dediğini belirten Çavuşoğlu, diğer yandan PKK ve FETÖ’nün de gece gündüz hayır kampanyası yürüttüğüne dikkati çekti.
Mevlüt Çavuşoğlu, MHP’de yönetimi ele geçirmek için de „Hayır“ diyenlerin olduğunu vurgulayarak, „Bu, vatan millet meselesidir, Türkiye’nin geleceği meselesidir. Lütfen bu duygularla ‚Hayır‘ diyen arkadaşlarımıza tek tek gidin anlatın.“ şeklinde konuştu.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, referandum çalışmalarına devam edeceğini vurgulayarak, „Hollanda’ya gideceğiz, Fransa’ya gideceğiz, İsviçre’ye gideceğiz ama Türkiye’nin değişik yerlerine de gideceğiz. İnşallah Edirne’den Güneydoğu’ya, Doğu’ya kadar Türkiyemizin her yerini karış karış gezeceğiz ve anlatacağız.“ ifadelerini kullandı.
Kaynak: Hürriyet
…
Çağrı metnine, Avrupa başta olmak üzere dünyanın farklı üniversitelerindeki akademisyenlerden 287 imza geldi. Metinde özetle şöyle denildi: “Prof. Dr. İştar Gözaydın suçlamaların aksine, özgür bir toplumun daha iyi bir hale gelmesi için profesyonel çalışmalar yürütüyor. Prof. Dr. Gözaydın seçkin bir bilim insanıdır. Yükseköğrenim topluluğu üyelerine karşı devletin aldığı kapsamlı önlemlerin bir parçası olarak akademisyenlerin keyfi şekilde görevden alınması, tutuklanmasından endişe duyuyoruz. Hükümetin derhal bu tutumundan vazgeçmesini rica ediyoruz.”
Kaynak: Hürriyet
…
Mahkeme Heyeti, Adalet Bakanlığı’ndan FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in adresinin belli olması nedeniyle iade talebi yazısı isteminde bulundu. Duruşmada sanıklar iddianame ile eklerinin hatta sadece HTS kayıtlarının bile 35 bin sayfayı geçmesi nedeniyle bilgisayar talebinde bulundu.
SANIKLARIN GÜVENLİK ŞİKÂYETİ
Duruşmada söz alan sanık Gökhan Şahin Sönmezateş ve sanık avukatları güvenlik zafiyetinden şikâyet etti ve bilinçli olarak duruşmaya getirilirken halkın önünden geçirildiklerini öne sürdü. Mahkeme Başkanı da “Haricen birtakım sıkıntılar yansıdı biz de gerekli yazışmaları yapacağız” dedi. Bazı sanıklar da güvenlik önlemlerinin arttırılmasına yönelik dilekçe sundu.
SUÇU KABUL ETTİ TAHLİYE İSTEMEDİ
Sanık Gökhan Şahin Sönmezateş, duruşmada suçunu kabul ettiğini beyan ederek tahliye talep etmediğini söyledi ve “90 bin yılın üzerinde hapisle yargılanırken bana tahliye verilse terörist ve FETÖ’cü kisvesiyle çıkmam” dedi. Sönmezateş’ten sonra bazı sanıklar da tahliye talep etmediklerini kaydetti.
İDAM İPİ ATTILAR
SANIKLAR Muğla Ticaret Odası’nda hazırlanan duruşma salonuna getirilirken yoğun güvenlik önlemleri alındı. Bu sırada dışarıda toplanan kalabalık bir grup, sanıklar cezaevi aracından indirilirken “İdam isteriz” sloganları atıp sanıklara ip ve yumurta fırlattı. Kalabalık içindeki bazı kişiler ise bariyerleri aşıp sanıklara saldırmaya kalkışınca polis kendilerine engel oldu.
Kaynak: Hürriyet
…
ANKARA Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, FETÖ’nün özellikle 12 Eylül 1980 sonrasında ciddi hiçbir araştırma ve soruşturmaya konu edilmediği belirtildi. İddianamede, “Örgütün nihai amacı sorgulanmamış, dini ılımlı bir cemaat denilerek geçiştirilmiştir. Devletin her kurumu bu örgütün faaliyetlerinden işkillenip araştırmak yerine ‘ihanet etmezler’ anlayışı ile hareket etmiş, uyuşturulmuş ve uyutulmuştur” tespiti yapıldı.
90 ÖĞRENCİ ATILDI
FETÖ yapılanmasına ilişkin ilk resmi soruşturmanın Mayıs 1982 tarihinde Kuleli Askeri Lisesi’nde yapıldığının anlatıldığı iddianamede özetle şöyle denildi: “90 civarında öğrenci okuldan atılmıştır. Takip eden yıllarda da FETÖ’ye yönelik olarak askeri okullarda birçok benzeri soruşturma yürütülmüş ve FETÖ mensubu olduğuna dair somut bulgu edinilen öğrencilerin okullarıyla ilişikleri kesilmiştir. Soruşturma geçirmiş olmasına rağmen hakkında yeterli kanaat edinilemeyen bazı öğrenciler, yaşlarının küçük olması nedeniyle ilişikleri kesilmeden, ceza verilerek veya ikaz edilerek TSK’ya kazandırılmaya çalışılmıştır. Bu öğrencilerin tamamının 15 Temmuz darbe girişiminde general veya albay rütbesiyle ön saflarda yer aldığı tespit edilmiştir. 1980’li yıllarda askeri okullarda yürütülen soruşturmalara muhatap olmuş, Şener Topuç, Murat Yetgin, Erdem Kargın, Hidayet Arı, Mehmet Nuri Başol, Eyüp Gürler ve daha birçoğu bu kişiler arasındadır.
KADROLARIN İÇİ BOŞALTILDI
TSK bünyesindeki askeri okullarda 2008 yılından itibaren mesleki bilgi, tecrübe ve yeterliliğe sahip nitelikli personelin hemen hemen tamamının okullar dışındaki başka kadrolara atanmaları suretiyle askeri okulların öğretmen kadrolarının içi boşaltılmış; boşaltılan kadrolara örgüt mensuplarının dış kaynaktan alımı ve atamaları yapılmıştır. 2008 yılında Hv.K.K.’na devredilen Işıklar Askerî Lisesi‘nde Hv.K.K.’na devrolunan 78 öğretmen subayın müteakip dönemde çeşitli gerekçeler ile okuldan uzaklaştırılarak yerlerine kısa süre içinde açık öğretim mezunu dahil öğretmen teğmen rütbesinde subayların atanması örnektir.
KÜRESEL GÜÇLER
ABD tarafından 21 Mart 1999 günü ülkesine kabul edilen Fetullah Gülen ve ona bağlı cemaatin amacı, devlete sızıp onu ele geçirmek ve küresel güçlerle işbirliği içinde yönetmekten ibarettir. Cemaatin arkasındaki ABD, küresel güçler açığa çıkmıştır. (…) Devletin bu yapıyla etkin mücadeleye başlaması sonrasında, kadroları tasfiye sürecine giren Fetullahçı Terör Örgütü, yabancı dostlarının da bilgisi ve yardımı dahilinde, örgüt mensuplarının istilasına uğrayan milli ordumuzu kullanarak, 15 Temmuz gecesi darbe girişiminde bulunmak suretiyle ihanette sınır tanımadığını göstermiştir.”
MİLLETE KURŞUN SIKAN ASKERE DÖNÜŞTÜLER
TSK’nın 1985 – 86 yıllarında yapmış olduğu soruşturmalardan sonra, Gülen üzerinden gelen emirler gereği; askeri okullara giren FETÖ mensuplarında namaz üçe indirilmiş, namazların ima ile kılınması sağlanmış, ramazanda oruç tutmak yasaklanmış, FETÖ mensubu askeri personelin her türlü melaneti işlemesi istenerek; başlangıcında dindar olan bu insanlar tereyağının bozulması misali zehir haline gelmiş, abilik yapanların emriyle bozulmaları sağlanmış, sonunda milletine kurşun sıkan askerler konumuna düşürülmüşlerdir.
Kaynak: Hürriyet
…
“Avrupa’da bazı ülkeler, siyasiler, çevreler, basın kuruluşları adeta Türkiye’de referandumda evet çıkmasın diye hummalı bir çalışmanın içine girmiş görünüyorlar. Bizim onlara mesajımız çok net; boşuna uğraşmayın, kararı millet verecek. AB gerçekten terörle mücadele konusunda samimiyse, tutarlıysa kayıtsız şartsız Türkiye’nin yanında durur. Avrupa’daki FETÖ, PKK, DHKP-C gibi terör örgütlerinin faaliyetlerine izin vermezler.
Bütün süreci tetikleyen siyasilerin Almanya’ya yapacağı ziyaretlerin engellenmesidir. Gerekçelere baktığınızda trajikomik bir tablo görüyoruz. Evet Sayın Merkel haklı, bazı konularda derin görüş ayrılıklarımız var. Mesela terörle mücadele konusunda. Bütün toplantılarda gündeme getirdiğimiz PKK terör örgütü mensuplarının Almanya ve Avrupa’da serbest cirit atabilmesi, eleman devşirmesi, para toplaması; bunlara nasıl tedbir almazsınız sorularının cevapsız bırakıldığını gördük.”
Kaynak: Hürriyet
…
Ankara merkezli 4 ilde yapılan operasyonlarda 53 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin 26’sının örgütün haberleşme ağı ByLock kullandığı, önemli bölümünün birbirleri ile HTS irtibatlarının bulunduğu, örgütün sohbetlerine katıldıkları ve Bank Asya’ya para yatırdıkları tespit edildi. ASELSAN, önceki yıllarda mühendislerinin şüpheli ölümleriyle de gündeme gelmişti.
30’U HALEN GÖREVDE
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ soruşturması kapsamında ASELSAN’da halen aktif görevde olan 30 kişinin de bulunduğu 84 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Cumhuriyet Savcısı Mustafa Gökçe’nin 6 aylık çalışmasının ardından dün sabah operasyon için düğmeye basıldı. Ankara Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Ankara, İstanbul, Tekirdağ ve Samsun’da eş zamanlı 84 adrese operasyon düzenledi. Silahlı terör örgütü yönetmek veya üyesi olmak suçlarından hakkında gözaltı kararı bulunan şüphelilerden ilk aşamada 53’ü gözaltına alındı.
26’SI BYLOCK LİSTESİNDE
Aralarında mühendis ve uzmanların da yer aldığı şüphelilerden 26’sının FETÖ’nün haberleşme ağı ByLock kullanıcısı olduğu tespit edildi. Şüphelilerin önemli bölümünün birbirleri ile HTS irtibatlarının bulunduğu, örgütün sohbetlerine katıldıkları ve örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in ‘kurtarma çağrısı’ yaptığı dönemde Bank Asya’ya para yatırdıkları tespit edildi. Soruşturma dosyasında şüpheliler hakkında örgüt bağlarına dair beyanların da bulunduğu kaydedildi.
Kaynak: Hürriyet
…
Başbakan Binali Yıldırım, KKTC’nin başkenti Lefkoşa’da konuşma yaptı.
İşte Yıldırım’ın açıklamaları;
„Hepinizi muhabbetle selamlıyorum. Sizlere 80 milyonun selamını getirdim. Biz bir oldukça, beraber oldukça, gönül gönüle verdikçe iki ülkenin de evelallah sırtını kimse yere getiremez. Bayrağımızın, sancağımızın anlamı da birdir. Sizlerin karşılaştığınız sıkıntıların çözüme kavuşması, rahat ve huzur içinde yaşam için büyük bir çaba gösteriyoruz“
„KIBRIS TÜRKÜ’NÜN HAKKINI SONUNA KADAR TAKİP EDECEĞİZ“
„Kıbrıs’ın geleceği için daima umutlu olduk. Son dönemde Kıbrıs’ta çözümün sağlanması yönünde yaşanan tıkanıklığa rağmen Kıbrıs sorununa adil, kalıcı, kapsamlı bir çözümü hep destekledik. Kıbrıs’ta varılacak çözüm mutlaka ve mutlaka Kıbrıs Türkü’nün eşit, adil yönetimini sağlayacak, can ve mal güvenliğini garanti altına alacak çözüm olmak zorundadır. Ne olursa olsun çözüm olsun anlayışında değiliz ve bu konuda da Kıbrıs Türkü’nün hakkını sonuna kadar takip edeceğiz“
„TÜRKİYE’DE NE VARSA, KIBRIS’TA DA O OLACAK“
„Güvenlik kaygılarını gidermeye yönelik teminatın sağlanmasının garantörü, garantisi ana vatan Türkiye’dir. Sizleri her platformda desteklemeye, sorunlarını çözmek için gayret göstermeye devam edeceğiz. Bu mücadeleyi sürdürürken diğer yandan Kuzey Kıbrıs’ın ilerlemesi için ne lazımsa bunları da yapmaya devam edeceğiz. Kuzey Kıbrıslı kardeşlerimiz için bir ölçümüz var. Türkiye’de ne varsa, Kıbrıs’ta da o olacak“
„KAFALARINDAKİ ENOSİS 60 YILDAN BERİ DEVAM ETMEKTEDİR“
„Hayat şartlarının geliştirilmesine yönelik projeler devam edecektir. İstişaremiz, işbirliğimiz artarak sürecektir. Son müzakerelerde KKTC’nin yapıcı tutumunu bütün dünya görmüştür. Bütün dünya bu yapıcı tutumu hayranlıkla izlemiştir. Vicdan sahibi herkes bu görüşmelerin neden kesildiğini çok iyi biliyor. KKTC’nin de Türkiye’nin de çözüm konusundaki iradesi baştan beri vardı ve tamdır. Türk tarafını azınlık olarak görmeye devam eden taraf Kıbrıs Rum tarafıdır. Kafalarındaki Enosis, 60 yıldan beri devam etmektedir. Eğer çözüm istiyorsanız, Kıbrıs’ta kardeşlik istiyorsanız eşit, adil yönetimi kabul etmeniz lazım. Şimdi niyetiniz ortaya çıkmıştır. Enosis hayali tekrar hortlamış, gerçek niyetiniz bütün dünyaca bilinir hale gelmiştir“
„SORUNLARINIZA ÇÖZÜM ÜRETEN BİR TÜRKİYE VAR“
„Türkiye AK Parti ile son 15 yılda büyük başarılara imza attı. Adeta destan yazdı. Kıbrıs kararını vermiş. Bugün Türkiye’nin dünyanın her yerinde çok büyük itibarı var. Yanınızda güçlü Türkiye Cumhuriyeti var. Sizlerle yakından ilgilenen, sorunlarınıza çözüm üreten bir Türkiye var. Türkiye dev yatırımlarla dünya çapındaki tesislerle dünyanın gıpta ile baktığı bir ülke. Dünyanın en büyük projelerini, dünya krizden krize sürüklenirken birer birer gerçekleştiren ülkenin adı Türkiye’dir. Marmaray, Avrasya Tüneli, Gazi Osman köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, hızlı trenler, bölünmüş yollar. Yolları böldük, hayatları birleştirdik, milleti birleştirdik.“
„KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK“
„Avrupalıları Allah ıslah etsin. Hayırcılar korosu var. PKK ne diyor ‚Hayır‘, FETÖ ne diyor ‚Hayır‘, DEAŞ ne diyor, ‚Hayır, HDP ne diyor ‚Hayır‘. Avrupalılar da ‚Evet‘ diyen kardeşlerimize buluşmamıza ‚Hayır‘ diyor. Ne kadar engelleme yaparsanız yapın, ne kadar Avrupa’da kampanyada vatandaşlarla buluşmayı önlemeye çalışırsanız çalışın, şunu bilin ki korkunun ecele faydası yok. Vatandaşlarımız bunu görüyor daha da hırslanıyor. ‚Evet’ler sandıkları dolduracak ve 16 Nisan’da en güzel dersi verecekler“
„SİZ GÜÇLÜYSENİZ TÜRKİYE GÜÇLÜ“
„Artık Türkiye eski Türkiye değil. Türkiye her zamankinden daha güçlü. Milletiyle güçlü, Türkiye sizinle beraber güçlü. Siz güçlüyseniz Türkiye güçlü. Yeni anayasa değişikliğimizde beraber gücümüz artacak ve 16 Nisan halk oylamasıyla demorkasimizi taçlandıracağız. 16 Nisan Türkiye’de bahar bir başka güzel olacak. ‚Evet‘ oyuyla Türkiye’yi daha da ileriye taşıyacağız. Her ‚Evet‘ oyu KKTC’yi daha da güçlü yapacak. 11 yılda 1 Türkiye’yi 3 Türkiye yaptık. Boş durmadık. KKTC’yi de kalkındırdık ve KKTC’de birçok eseri burada yaşayan soydaşlarımıza armağan ettik. KKTC’nin altyapısını güçlendirmek için ve sosyo-ekonomisini daha da büyütmek için her yıl önemli bir kaynağı buraya ayırıyoruz, helal hoş olsun.“
„VATAN KAVRAMINI SİZ İYİ BİLİRSİNİZ“
„Şehadet kavramını, vatan kavramını siz iyi bilirsiniz. Bağımsızlığın ne anlama geldiğini KKTC iyi bilir. 15 Temmuz’da KKTC’nin Türkiye’ye verdiği anlamlı destek için KKTC hükümetine ve siz sevgili kardeşlerime minnettarız. Teşekkür ediyoruz. 14 Ağustos 1974’te kalbimiz nasıl Kıbrıs için attıysa, 15 Temmuz 2016’da sizlerin kalbi de Türkiye için attı. Böyle bir günde Lefkoşa’nın, Girne’nin bizimle bir ve beraber olması göğsümüzü kabartmıştır.“
„YENİ ANAYASAYLA GÜCÜMÜZ DAHA DA ARTACAKTIR“
„Türkiye’de artık darbe ve vesayet dönemleri geride kalmıştır. Yeni anayasayla gücümüz daha da artacaktır. Millet iradesine saygılı olmayanlar Türkiye’de çok yanlış işler yaptılar. Darbe tehditleri, ekonomik krizler Türkiye’nin geçmiş dönemlerde hızını kesti, gelişmesini yavaşlattı. En son 15 Temmuz’u yaşadık. Tarih dışı, akıl dışı tartışmalarla gündem oluşturmaya çalıştılar. Hala da devam ediyor. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile yalan yanlış bir sürü şeyler dinliyorsunuz. Hayır kampanyalarını seçim havasına dönüştürmeye çalışıyorlar. Bu mesele memleket meselesidir. Türkiye meselesidir. Gelecek nesillerimize ağırlıklarından kurtulmuş Türkiye bırakma meselesidir.“
„ANLATTIĞINIZ SAÇMALIKLARA BU MİLLET PRİM VERMEZ“
„Memleketin hayrına ne varsa muhalefet otomatiğe bağlamış her şeye ‚Hayır‘ diyor. ‚Hayır’dan hayır gelmez. Onlar bugüne kadar her güzel işe hayır dediler, şimdi de anayasa değişikliğine hayır diyorlar. Vesayet bitmesin, darbe dönemleri devam etsin istiyorlar. KKTC’den bir kez daha söylüyorum. Anlattığınız saçmalıklara bu millet prim vermez. Bir daha bu ülke 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat, 15 Temmuz’u yaşamayacak. 16 Nisan’da ‚Evet‘ oylarıyla darbeler dönemini tarihe gömmeye hazır mısınız? Hiçbir vesayet odağı Türkiye’yi medeniyet yolculuğundan döndüremeyecek. Türkiye güçlendikçe KKTC güçlenecek. Kıbrıs’ta huzurun, adaletin güvencesi olmaya Türkiye olarak devam edeceğiz“
„16 Nisan’da kulağım Kuzey Kıbrıslı kardeşlerimden gelen seste olacak. Tek millet için, tek vatan için, tek devlet için, tek bayrak için güçlü bir ‚Evet‘ demeye var mısınız? Allah sizden razı olsun. Allah yar ve yardımıcımız olsun. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun“
Kaynak: Hürriyet
…
Bahri KARATAŞ / İZMİR, (DHA)- İZMİR’de, FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olmak ve örgütün gizli haberleşme programı ByLock’u kullandıkları gerekçesiyle yargılanan iş adamları Faruk S. 6 yıl 3 ay, Okan M. ise 9 yıl hapis cezası adlı. İzmir’de ilk defa Bylock’tan ceza kesilmiş oldu.
13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın bugün görülen 3’üncü duruşması, salon olmadığı için sosyal tesislerde bulunan konferans salonunda yapıldı. Duruşmaya, tutuklu sanıklardan Faruk Sümen Isparta E Tipi Kapalı Cezaevi’nden, Okan Mertkaya ise Dinar T Tipi Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) aracılığıyla katıldı, sanıkların avukatları Mustafa Ferhan Uçar ve Atilla Akın ise salonda hazır bulundu.
Mahkeme Başkanı Erkan Özkaya, FETÖ’nün şifreli haberleşme programı ByLock mesaj ayrıntılarının, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne gönderilerek mesaj içeriklerinin incelenip mesajlaşan kişilerin sanıklar mı yoksa sanıklar dışında başka kişiler mi olduğunun tespiti için yazılan müzekkereye henüz cevap gelmediğini belirtti.
Savcı mütalaasında sanıkların örgüt elamanı olduğunu belirtti. Savcı Recep Erdem esas hakkında verdiği mütalaasında; sanıklar Faruk S. ve Okan M.’nin geçen yıl Eylül ayında Kıbrıs Ercan Havalimanı’nda bulundukları sırada, kolluk görevlileri tarafından yakalandıklarını, sanık Okan M’nin kullandığı cep telefonunda ByLock adlı mesajlaşma programının yüklü olduğunun tespit edildiğini, ayrıca sanığın örgütün içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüttüğünün tespit edildiğini, örgütün eğitim kurumlarında SGK kaydının bulunduğunu, sanık Faruk S.’nin FETÖ/PDY örgütü ile irtibatlı Dünya Gençlik Merkezi Derneği, Yamanlar Koleji Mezunlar Derneği üyesi olduğunu, her iki sanığın örgüt bağlantılı Bank Asya’da hesaplarının bulunduğunu, her iki sanığın da FETÖ/PDY terör örgütünün üyesi olduklarını belirtip atılı suçu işledikleri anlaşıldığından cezalandırılmasını istedi.
SUÇLAMALARI RED ETTİLER
Savcının mütalaasından sonra mahkeme heyeti sanıklara söz verdi. Her iki sanık da suçlamaları kabul etmeyip FETÖ ile bağlantılarının olmadıklarını, ByLock adlı programı kullanarak kimseyle mesajlaşmadıklarını savundular.
KARAR ÇIKTI
Son sözlerden sonra mahkeme heyeti karar için kısa bir ara verdi. Mahkeme Başkanı Erkan Özkaya, Okan M.’nın 9 yıl, Faruk S’nin ise 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. Ayrıca mahkeme heyeti Faruk S.’yi karar onanıncaya kadar adli kontrol şartı ve yurt dışı yasağı getirilerek tahliye etti. Böylece İzmir’de ilk defa ByLock adlı programı kullandığı gerekçesiyle mahkeme ceza verdi.
OLAYIN GEÇMİŞİ
Adnan Menderes Havalimanı’nda geçen 3 Eylül’de, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında gerçekleştirilen operasyonda, KKTC’ye gitmeye çalışan iş adamları Fatih S. ile Okan M. gözaltına alınmış, şüphelilerin ByLock kullandıkları tespit edilmişti. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı’nın hazırladığı iddianamede, tutuklu sanıklar Fatih S. ve Okan M. hakkında ‚Silahlı terör örgütü üyesi olmak‘ suçlamasıyla 5 ile 10 yıl arasında hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. ByLock ile ilgili detaylara yer verilen iddianamede, örgüt adına faaliyetler yürüttükleri ileri sürülen sanıkların, şifreli programı yoğun şekilde kullandıkları ve 15 Temmuz darbe girişiminin ardından örgütün kapatılan dernek ve eğitim kurumlarında çalışma içerisinde oldukları bilgilerine yer verilmişti.
Kaynak: Hürriyet
…
İstanbul, Mar 9 (DHA) – Police have launched an operation against suspected followers of U.S.-based Islamic preacher Fethullah Gülen (Fethullahist Terror Organisation – FETÖ) in Turkey’s leading defense systems producer, Aselsan.
Some 84 detention warrants were issued in the operation that was carried out on Thursday, as part of the investigation carried out by the Ankara Chief Public Prosecutor’s Office.
A total of 43 people with suspected links to the FETÖ, which is widely believed to have masterminded the July 2016 failed coup attempt, were apprehended in simultaneous operations that were launched on 86 addresses in four provinces.
The suspects were sought for allegedly managing or being members of an armed terrorist organization. According to sources from the Ankara Chief Public Prosecutor’s Office, some of the detainees had already been dismissed and some are still on duty.
Kaynak: Hürriyet
…
„DUYARLI OLMASAYDIK İKİ DEĞİL 80 ŞEHİT OLURDU“
Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dava sanık Pilot Yarbay Davut Uçum ek savunmasında, „Herkese bireysel olarak yargılanma hakkı verilmesi lazım. FETÖ çuvalının içinde olmak istemiyorum. Ben o operasyonda yer aldım ama harekatın Cumhurbaşkanı’na yönelik olduğunu bilmiyordum. Bu nedenle bana küfür eden insanların çocuklarını o operasyonda kurtardım. 9 yaşındaki kızıma küfretmesinler. Radar izleri ve NASA kayıtlarının incelenmesini talep ediyorum. Ben ve arkadaşlarım orada duyarlı olmasaydık. İki değil en az 70-80 şehit olurdu“ dedi.
KEŞİF İSTEDİ
Sanık Astsubay Erkan Çıtak da operasyon ile ilgili olarak olay yerinde tutuklu sanıklarında bulunacağı bir keşif yapılmasını talep edip, „Çünkü bu gerçeğin ortaya çıkarılması gerekiyor“ dedi.
TAHLİYESİNİ İSTEDİ
Kara Pilot Albay Murat Dağlı da, şikayetçi avukatlarının savunmaların ortak yapıldığını söylediğini hatırlatıp, „Kimse ile savunmam aynı değil. Alay komutanı olarak bu insanları görmedim. Tanımadığım, bilmediğim insanlarla nasıl operasyonda olabilirim? Savunmamda diğer sanıklarla ilgili tek bir benzerlik varsa suçlamaları kabul ederim. Marmaris’ten ayrıldıktan sonra kaçmak isteseydik en kolay kaçacak olan bizim ekibimizdi. Olaydan sonra kaçmak aklımın ucundan bile geçmedi. Bu nedenle adli kontrol talebiyle tutukluluk halimin sonlandırılmasını istiyorum“ dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski başyaveri Kurmay Albay Ali Yazıcı da dün yaptığı savunmaya ekleyecek bir şeyi olmadığını, bir talebinin de bulunmadığını söyledi.
Kaynak: Hürriyet
…
TÜMGENERAL ANGUN İFADE VERDİ
FETÖ/PDY’nin darbe girişimine destek vermekle suçlanan 2. Ordu’nun eski Kurmay Başkanı ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Avni Angun savunmasında, „Hiçbir şekilde içinde yer almadığım, hayatım pahasına mücadele ettiğim kişilerin darbe girişiminde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum“ dedi.Tümgeneral Avni Angun ifadesinde şöyle dedi:
„Ben 16 Temmuz günü izne ayrılacaktım. 15 Temmuz günü görevdeydim. Önce araçla İskenderun’a daha sonra Adana ve Trabzon’a geçecektim. Her gün traş olan bir kişi olarak daha pratik olacağı için traş köpüğünü almayı planlamıştım. Günün yorgunluğu ile unuttum. Daha sonra sivil aracı gönderdim. Kapıyı aralayarak görüştüğüm şoför Kemal yüzbaşının kendisini denetleme olduğunu ve almadığı söylemesi üzerine şaşırarak ‚Allah Allah‘ dedim ve moralim bozuk şekilde kapıyı kapadım.“
FETÖ ile hiç bir ilgisinin olmadığını, çocuklarının bu örgütün dershanelerine gitmediğini belirten Tümgeneral Avni Angun ifadesini şöyle sürdürdü:
„Bankalarını kullanmadık, yardım yapmadık, toplantılarına iştirak etmedik. Gazete, dergi, kitaplarını takip etmedim. Yut dışına gitmedim. Haberleşme sistemlerine dahil değilim, ‘ByLock’ kullanıcı listesinde de ismim yoktur. Evim ve işyerindeki malzemelerim incelenmiş, herhangi bir suç unsuruna rastlanmamıştır. Darbe girişimcileri tarafından yayımlanan hiç bir mesaja itibar etmedim. Bu sıfatla darbecilerle hiç bir ilişkim olmadı. Daima kanunların yanında oldum, bunun hiç dışına çıkmadım. Bu listeyi yazan Yurtta Sulh Konseyi denen merkezin bir de yardımcı atadıklarını görüyorum. Bu görevi kabul etmeyeceğim kanaatiyle evime silahlı kişiler gönderdiklerini değerlendiriyorum. O akşam darbe girişimcileri benim kurmay başkanı olarak verdiğim emirleri yerine getirmemiştir. Sıkıyönetim komutanı olmam söz konusu değildir.“
Kanunlara aykırı hareket edenlere karşı direndiği için o gece üç kez ölümden döndüğünü savunan Tümgeneral Avni Angun, sözlerini şöyle sürdürdü:
„Komutanın emriyle kanun dışı hareket edenlerle mücadele ettim. Karargaha gittiğimde ilk iş olarak nizamiyedeki Kemal Yüzbaşının faaliyetlerini bertaraf etmeye çalıştım. Bana silah çekildiğinde kimsenin yardım etmemesi üzerine yalnız kaldığım ortaya çıkmıştı. Bana direkt silah çekildi hamle yaptım. Can havliyle insan ne yaptığını bilemiyor. Hamle yaptım, beni itekledi ve silahı aldı. Baktım çaresizim ateş etmesin, durumu normalleştirelim diye oradan ayrıldım. Bunu engellemek için kimse müdahale etmedi. ‚Darbecilerin ellerini ayaklarını bağlayıp derdest edelim‘ diye Ordu Komutanına söyledim. Biz iki yaşlı adam, fiziki olarak mücadele edecek durumumuz yok. Komutanımız da fiziki olarak müdahale edemez, 3-4 güçlü adam istedik. İçerde sürekli bir faaliyet vardı. Kimse gelmeyince bulunduğumuz odanın dışına çıkarak, kim var diye baktım. Emrin sonucunu araştırmak istediğimde Yarbay Suat ‚kimse kalmadı‘ dedi. Silah ve sayı olarak aleyhimize dönen vahim bir tablo vardı. Kamera görüntülerine resim şekilde bakıldığında farklı anlam yüklenebilir. Darbecilerden Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili’ye, ‘Meramınız nedir?’ dediğimde, ‚Ok yaydan çıktı. Komutanımız Ankara’ya gitse iyi olur’ dedi. Bahadır Erdemli, beni Ordu Komutanının makamından silah tehdidi ile çıkartarak, başka bir odada kelepçelettirdi.“
Tümgeneral Angun, vali kendisini davet etmiş olsa daha etkin önlem alınabileceğini anlatırken de „Ben kriz merkezinde olsaydım daha başarılı olurduk diye düşünüyorum. Karargahın her tarafını çok iyi bilirim, operasyonu bizzat yönetir gerekirse şehit olmaya razıydım. Ama karargahta bir tabanca ve beş mermi ile bu işi tek başıma yapamam. Ama dışarıda olsaydım bir saat içerisinde bu operasyon biterdi. Kriz merkezinde bulunmayı gönülden isterdim. Adaletin yerini bulacağını ümit ediyorum“ dedi.
Bir avukatın „Makam odasında silahlarını aldığınız Albay Bahadır Erdemli ve Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili’yi neden derdest etmediniz?“ sorusuna Tümgeneral Angun, „Sayın Başkan affedersiniz, çamaşır lastiği ile mi bağlayacaktım“ karşılığını verdi.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
YİNE CHP’Yİ SUÇLADI
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Aydın’ın Çine ilçesinde yaptığı konuşmada da yine CHP’nin terör örgütleriyle ittifak kurduğunu iddia etti. Kendilerinin Ak Parti olarak, MHP ile ittifak yaptıklarını söyleyen Süleyman Soylu, „Birbirimizle bir yerde buluştuk. Şimdi de milletimize bunu anlatmaya çalışıyoruz. Murat Karayılan Kandil’de ne söylüyorsa, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da Türkiye’de aynısını söylüyor. FETÖ ile beraber oldu, PKK ile beraber oldu“ dedi.
Almanya ile Türkiye arasındaki gerginlikle ilgili değerlendirme yapan Soylu, „Sen ne kadar konuşturmazsan konuşturma, Türkiye sevgisini o insanlardan silip atamazsın. Adnan Menderes 1958-1960 yıllarında Almanlarla masaya oturuyor. ‚Siz bizim burada 5 fabrika yapın sizden işçi alalım‘ deniyor. 1960 darbesi oluyor fabrikalar havaya uçuyor. Bu sistemi hep birlikte 16 Nisan’da büyük kuvvet, güçle ve iradeyle değiştirmek zorundayız. Bu Türkiye için önemli bir fırsattır. Avrupa’da büyük balık küçük balıkları sürekli olarak yutmaya çalışıyor. Onlar orada onu yaparken, bizim ikinci sıçramamızı yapmamız lazım“ dedi.
Süleyman Soylu konuşmasında Avrupa ile 300 yıldır açılan mesafeyi Ak Parti’nin 14 yılda kapattığını ileri sürdü.
Burhan CEYHAN/ÇİNE (Aydın), (DHA) –
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
DENİZLİ’nin Acıpayam İlçesi’ndeki FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınan 3 kişi, sevk edildiği adliyede tutuklandı.
Acıpayam İlçesi’ndeki FETÖ/PDY kapsamında daha önce gözaltına alınan, adliyeden adli kontrol şartıyla serbest bırakılan O.Ç., A.D., E.K., Savcılığın itirazı üzerine polis tarafındran tekrar yakalanarak gözaltına aldı. Emniletteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 3 kişi, tutuklandı.
Ramazan ÇETİN / DENİZLİ, (DHA)
Kaynak: Hürriyet
…
„MÜŞTEKİ HAKLIYSA NİYE 7- 8 AVUKAT İLE DURUŞMAYA GİRİYOR?“
Cumhurbaşkanlığı avukatlarının suçlamalarına söz alarak yanıt veren sanıklardan Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş, „90 bin yıl yatacağımı bilsem, bana ‚FETÖ’cüyüm‘ dedirtemezler. Çünkü, bu terör örgütü üyesi değilim“ dedi.
Bu ülkenin insanlarının geleceğinin altına dinamit koyanlarla anılmak istemediğini belirten Tuğgeneral Sönmezateş, „Bu benim için onursuzluktur, şerefsizliktir. Bana bunu yapanlardan hesabını soracağım. Hayatım önemli değil ama bu zihniyetle her yerde mücadele etmek benim tek görevim olacak. Bunu yapanları tek tek ortaya çıkarmak için ne gerekiyorsa yapacağım. Haklılığımı kanıtlamak için bir avukat ile duruşmaya girdim. Müşteki haklıysa niye yedi, sekiz avukat ile duruşmaya giriyor?“ dedi.
SALONDA GERGİN ANLAR YAŞANDI
Zaman zaman Cumhurbaşkanlığı avukatları ile sanıklar arasında tartışmalar yaşandı. Yerinden kalkarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatlarına bağırarak tepki gösteren sanık Yüzbaşı İsmail Yiğit’in yeri, Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ tarafından değiştirildi. Yüzbaşı Yiğit, salonda avukatlardan uzakta bir yere oturtuldu.
Mahkeme Başkanı Baştoğ, elinde cebinde olan sanıkları da „Mahkeme huzurunda olduğunuzu unutmayın. Elinizi cebinizden çıkarın, yoksa yerinizi değiştireceğim“ diyerek uyardı.
Sanıklardan Üsteğmen Ali Sarıbey, Cumhurbaşkanlığı avukatlarının, ‚Hepsi aynı toptan ifadeyi kullanıyorlar‘ sözlerini eleştirip, „Bunu bir hukukçuya yakıştıramıyorum. Avukatın yüksek sesle konuşmasını ev sahibine baskı olarak değerlendiriyorum“ dedi.
Hava Astsubay Kıdemli Çavuş Abdülhamit Gülerden, „Maddi imkanım olmadığı için avukat tutamadım. Deliller üzerinden savunma yaptım. FETÖ’cü değilim. Bununla ilgili elinde delil olan varsa ortaya koysun“ dedi.
SAVCI MÜTALAA VERDİ
Daha sonra savcı Ali Cenk, mütalaasını açıkladı. Savcı Cenk, mütalaasında, okunan talimatlara, gelen delillere bu aşamada diyecekleri olmadığını belirtip, haklarında yakalama kararı bulunan Fethullah Gülen, Burkay Karatepe ve Özcan Karacan’ın yakalanması için kırmızı bülten çıkarılmasına karar verilmesini istedi.
Savcı Cenk, Fethullah Gülen’in iadesi için gerekli yazışmaların yapılmasına, olayla ilgili olarak soruşturma aşamasında yapılan çalışmalar neticesinde ulaşabilecek kamera ve tüm sanıklarla ilgili HTS kayıtlarının tamamı dosyaya konulduğunda buna ilişkin taleplerin reddine karar verilmesine, sanıkların mal varlıkları üzerine tedbir kararlarının kaldırılmasının reddine, henüz tamamlayan dijital eylemler üzerindeki inceleme sonuçlarının beklenmesine, kovuşturma aşamasında ByLock kullanan sanıklarla ilgili olarak mesaj içeriklerinin istenmesine karar verilmesini talep etti.
İddianamede isimleri geçen ve sanıkların da savunmalarında kendilerinden bahsettikleri Mustafa Tor, Kanuni Çiçek, Yavuz Özfidan, Murat Selçuk Çor, Tevfik Şahbaz’ın tanık olarak dinlenmesine karar verilmesini de isteyen Savcı Ali Cenk, ayrıca, ifadeleri alınamayanlar için tekrar talimat yazılmasına, bu aşamada müşteki sıfatına sahip kişilerin davaya katılma kararının kabulüne karar verilmesine, sanıkların duruşma salonuna nakilleri sırasında güvenliklerin alınması ile ilgili kolluk birimine yazı yazılmasına, sanıklardan Albay Cenk Bahadır Avcı. Binbaşı Şükrü Seymen, Tuğamiral Tezcan Kızılelma, Cumhurbaşkanlığı eski başyaveri Kurmay Albay Ali Yazıcı ve Yarbay Hüseyin Yılmaz’a ek savunma hakkı tanınmasına ve tutuklu sanıkların tamamının tutukluluğunun devamına karar verilmesini istedi.
TUTUKLU KALMAYI TALEP ETTİ
Savcının mütalaasını okumasından sonra söz alan Komando Yüzbaşı Haldun Gülmez, „Burada alınan ifadeler ve deliller incelendiğinde, Cumhurbaşkanı’na karşı işlendiği iddia edilen suikast girişiminin gerçekleşmediği, ona yönelik bir suikast girişimi olmadığı ortadır ve açıktır“ dedi. Buna rağmen mal varlıklarına tedbir konulduğunu söyleyen Yüzbaşı Gülmez, tutuklu kalmalarını talep ederek şunları söyledi:
„Yargılama sürecinde alnımızın akı ile elde ettiğimiz mal varlığımıza tedbir konulması kanunlarımıza aykırıdır. Maddiyatımıza el konularak, savunmamız engellenmesi hukukumuza da aykırıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 10 avukat göndererek bu davaya müdahil olmasını kabul etmiyoruz. Bizi bırakın, ailelerimizin baskı altına alınması, hayatlarının karartılması doğru değildir. Bugün de gördük ki hayati tehlikemiz dışarıda içeriden daha fazladır. Bu nedenle tutuklu kalmamı talep ediyorum.“
Kaynak: Hürriyet
…
BİNGÖL,(DHA)- BİNGÖL Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ/PDY ve PKK/KCK soruşturması kapsamında toplam 13 şüpheli gözaltına alındı.
Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Bektaş imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, „Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında değişik kurumlarda çalışan 9 kişi, ayrıca PKK/KCK soruşturması kapsamında da 4 kişi olmak üzere toplam 13 kişi gözaltına alınmıştır“ denildi.
Kaynak: Hürriyet
…
Fatih TURAN/ YOMRA(Trabzon)(DHA)– TRABZON’da gerçekleştirilen Fethullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında, 18 kişi gözaltına alındı.
İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, haklarında örgüte üye oldukları suçlamasıyla gözaltı kararı çıkarılan 18 kişinin Yomra ilçesindeki ev ve işyerlerine sabah saatlerinde baskın yaptı. Soruşturma kapsamında, aralarında gazete ortağı ile çalışanı, çok sayıda esnaf ve işadamının yer aldığı şüphelilerin ev ve işyerinde arama yapıldı. Belge, evrak ve dijital cihazlara el konuldu. Gözaltına alınan 18 kişinin sorgulaması sürüyor.
Kaynak: Hürriyet
…
Ruhan YALÇIN/TEKİRDAĞ, (DHA)- TEKİRDAĞ merkezli FETÖ/PDY’nin ablalarına yönelik soruşturma kapsamında haklarında yakalama kararı çıkarılan 42 şüpheliden 22’si gözaltına alındı.
Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın FETÖ/PDY’nin ablalarına yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında 42 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube ekipleri hakkında yakalamak kararı verilen 42 şüpheli için 9 ayrı ilde operasyon düzenledi. Operasyonlarda şu ana kadar 22 şüpheli gözaltına alınırken, diğerlerini yakalamak için çalışmalar sürüyor. Gözaltına alınan 22 şüphelinin Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü’nde sorguları sürüyor.
Kaynak: Hürriyet
…
Yasin DALKILIÇ/KAYSERİ, (DHA) – KAYSERİ’de FETÖ/PDY örgütüne üye oldukları iddiasıyla haklarında dava açılan tutuklu 15 öğretmen ve 7 polisin yargılanmasına başlandı. Mahkeme, sağlık sorunları nedeniyle 2 öğretmen, 1 polisi tahliye ederken, diğerlerinin tutukluluğunun devamına kadar verdi.
Kayseri 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada ByLock kullanmak, Bank Asya’ya para yatırmak ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Aktif Eğitim Sen’e üye olmak suçlarından yargılanan sanıklar bugün hakim karşısına çıktı. Suçlamaları reddeden sanıklar, ByLock kullanmadıklarını, Bank Asya’ya ise faizsiz bankacılık yaptığı için para yatırdıklarını söyledi.
Tanıklık yapan Ö.B ise, tutuklu sanıklar içerisinde yer alan bazı öğretmenlerle cemaat toplantıları katıldıklarını, Fethullah Gülen’in vaazlarının dinlediklerini, 2014-2015 yılları arasında yapılan toplantıda örgütün kriptolu ByLock programının telefonlara yüklenmesi konusunda görüşmelerin yapıldığı söyledi.
Mahkeme heyeti sağlık durumlarını dikkate alarak 2 öğretmen, 1 polisin tahliyesine, diğer sanıkların tutukluluğunun devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
„SIM VE HAFIZA KARTLARINDA İNCELEME TAMAMLANDI“
Muğla 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davaya öğlen verilen aranın ardından devam edildi. Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ, Çiğli 2’nci Ana Jet Üs Komutanlığı’nın deposundan askeri hat üzerinde yapılan telefon görüşme kayıtlarının mahkemeye gönderildiğini söyledi. Baştoğ, ‚TC Ata‘ uçağının radar görüntülerinin yer aldığı CD’nin ve soruşturma aşamasında yazılan yazıya istinaden sanıkların kullandığı araçların plaka kayıtlarıyla ilgili dokümanların da mahkemeye ulaştığını bildirdi.
Sanık askerlerden bazılarının daha önce görev yaptıkları 3 ve 4’üncü Kara Havacılık Alay Komutanlıkları’nın depolarında bulunmayan ve olay sırasında kullanıldığı değerlendirilen malzemelerin listesinin de ellerine ulaştığını vurgulayan Baştoğ, „Ankara Kriminal Polis Laboratuvar Müdürlüğü’nce silahlar üzerinde yapılan biyolojik inceleme raporu dosyası da mahkememize gönderildi. Bazı sanıkların telefonlarının SIM ve hafıza kartlarıyla ilgili yapılan incelemeleri tamamlandı. İnceleme sonunda sanıklardan Haydar Murat Özden ve Cenk Bahadır Avcı’nın SIM kart ile hafıza kartlarında ‚ByLock‘, ‚Eagle‘ ve ‚Kakao Talk‘ gibi programlara rastlanmadığı ancak söz konusu kelimelerle ilgili kalıntı izi görüldü“ dedi. Baştoğ, firari sanıklar Yüzbaşı Burkay Karatepe ve Yarbay Özcan Karacan’ın yakalanması için kırmızı bülten çıkartıldığını da söyledi.
PROTESTOCULARA SUÇ DUYURUSU İÇİN DİLEKÇE VERDİLER
Daha sonra söz alan sanık avukatı tarafından, mahkeme dışında bir grup protestocu tarafında adil yargılanma ve insan onuruna yakışmayacak şekilde sinkaflı sözler sarf edildiği; müvekkillerin üzerine ip atılarak mahkemenin etki altına alınmaya çalışıldığı, bu eylemlerin masumiyet karinesi açısından idam niteliğinde olduğuna dair, yapanlar ve yapılmasına gözyumanlar hakkında suç duyurusunda bulunulması için dilekçe verildi. Mahkeme heyeti, dilekçeyi kabul etti.
SAVUNMALAR HAKİKATİ KARARTMA TERÖR ÖRGÜTÜNÜ KORUMAYA YÖNELİK YAPILDI
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Halit Çokan, eli kanlı terör örgütü FETÖ’nün bugün ortaya çıkmadığını, köklerinin 50 yıla dayandığını söyledi. Avukat Çokan şunları söymedi:
„Bu gizli örgüt, sinsi ve sistematik bir şekilde devlet organlarına sızmayı amaçlamıştır. Yüce İslam dininin temel ilkelerini saptırmış, kendi hain temelleri için kullanmıştır. Bu şebek dinimizin esaslarını tahrip etmiştir. Örgütün en önemli hedefi devletin hayati organlarına sızmaktır. Fethullah Gülen’in gizli toplantısında anayasal müessese olduğu bilinmektedir. Yalan söyleme inkar etme bu örgütün adeti olmuştur. Ülke yönetimine silah zoruyla el koymaya niyetlenen bu örgüt lideri, 15 Temmuz’da verdiği emeliyle TSK içinde ki organlarını harekete geçirmiştir. Zaman zaman aklımızla, izanımızla alay eden sanık savunmalarını soğukkanlılıkla dinlemeye çalıştık. Zorlansak da sabırla dinlemeye çalıştık. Sanıkların savunmaları hakikati karartma, sanık arkadaşlarını ve FETÖ’yü koruma yönündedir. Darbenin emir komuta zinciri içinde yapılması darbeyi meşrulaştıramaz. Suç teşkil eden emrin hiçbir şekilde yerine getirilemeyeceği temel hukuk da vardır. Bu davanın bir numaralı sanığı Fetullah Gülen’dir. Cumhurbaşkanına suikast iddialarına yönelik savunmalarında ‚Marmaris’e gitmek için emir aldıkları, Cumhurbaşkanı’na habersiz suikast girimine gittikleri hayatın olağan akışına uygun değildir. Bu teşebbüs suçudur. Hedefin Cumhurbaşkanı olduğunu Çiğli’de öğrendikleri bellidir.“
„TAKIM ELBİSE GİYİP, KRAVAT TAKMAMIZ ÖNLENDİ“ İDDİASI
Sanıklardan Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Faruk Göçmen „Duruşmaya getirilirken takım elbise giyip, kravat takmak istememiz cezaevi yönetimi tarafından engellenmiştir“ dedi.
Kaynak: Hürriyet
…
Muğla 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davada sanık avukatlarının, „Salon çevresinde güvenlik zafiyeti var. Bilinçli olarak sanıklar halkın içinden geçiriliyor“ demeleri üzerine Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ, „Art niyetli bir şey olduğunu düşünmüyorum. Güvenlik konusunda gerekli yerlere yazı yazacağız“ dedi. Sanık avukatları, halkın önünde hakaret ve küfürlere maruz kaldıkları ve güvenliklerinin tehlikeye sokulduğu gerekçesiyle dilekçe sundu.
Duruşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatlarından Halit Çokan söz aldı, müdahillik talebini iletti. Çokal şunları kaydetti: “Burada aynı zamanda tarihe tanıklık yapıyoruz. Günlerdir sabırla sanıkların savunmalarını dinliyoruz. Neden katılmak istediğimizi açıklamayla arz etmek istiyoruz. Eli kanlı bir ihanet şebekesi olan FETÖ bugün ortaya çıkmış bir örgüt değildir. 50 yıla dayanan bir örgüttür. Gizli sinsi ve sistematik şekilde devlete sızmayı amaçlamıştır. Yüce İslam dinini saptırmış kendi hain emelleri için motivasyon kanalı yapmıştır. 15 Temmuz FETÖ terör örgütünün anayasal düzene karşı bir cinnet halidir.
AMAÇLARI FETÖ’YÜ KOLLAMAK
Zaman zaman aklımızla izanımızla alay eden savunmaları sabırla dinlemeye çalıştık. Sanık savunmalarının giriş, gelişme ve sonuç olarak tek kalemden çıkmış olması ve hiçbir tutarlılığı olmadığı ortadadır. Hedef hakikati karartma; diğer sanık arkadaşlarını kollama ve FETÖ terör örgütünü korumaya yöneliktir. Darbe Ceza kanunumuzda ağır bir suç olarak düzenlenmiştir. Suç teşkil edilen emirin hiçbir şekilde yerine getiremeyeceği anayasada belirtilmiştir. Emri yerine getiren de emri veren de sorumludur. Konusu suç olan emri yerine getiren de sorumludur.
SÖYLEDİKLERİ İNANDIRICILIKTAN UZAK
Sonuç olarak sanıkların bu yöndeki savunmalarının hukuki dayanağı olmadığı açıktır. Kaldı ki darbe girişiminin emir komuta zinciri olarak yapılmadığı da ortaya çıkmıştır. Bir komuta zinciri vardır ama bu FETÖ Terör Örgütü’nün TSK’daki yapılamasının emir komuta zinciri ile olmuştur. Sanıkların Çiğli’de darbeyi öğrendikleri ve iştirak ettiklerinden kuşku yoktur. Cumhurbaşkanına suikastle ilgili sanıklar Marmaris’e terör liderine yönelik operasyon için emir aldıklarını söyleyip kendilerini aklamaya çalışmış olsalar da bu inandırıcılıktan uzaktır.
SUİKAST AMACIYLA HAREKET ETTİKLERİ AÇIK
Cumhurbaşkanı’na suikast amacıyla hareket ettikleri açıkça ortadadır. Gökhan Şahin Sönmezateş’in Çiğli’de sanıklara sıkıyönetim ilan edildiğini söyleyerek güven aşıladığı ortadadır. Suikast yapamaya habersiz gittiklerini kabul etmek hayatın olağan akışıyla bağdaşmaz. Savunmalarındaki ifadeleri; ait oldukları örgütün jargonuna göre sayın Cumhurbaşkanını kast ettikleri ve terörist olarak onu adlettiklerini ortaya koymaktadır. TSK’nın en seçkin özel timleri olan SAT ve MAK ve Özel Kuvvetler daha önceden hiçbir örneği olmayacak şekilde müşterek operasyon timi oluşturulduğu, hedefin sayın Cumhurbaşkanı olduğu, kuşanmış oldukları teçhizat dikkate alındığında kendisini ölü ya da yaralı olarak almanın amaçlandığı, hakaret ve tehditlerden büyük husumet besleyerek FETÖ mensubu oldukları ortadadır.
Kullandıkları sözler ve yaptıkları eylem dikkate alındığında Sayın Cumhurbaşkanı’na suikast için gittikleri açıkça ortadadır” Çokal açıklamasında; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sadece şahsı adına değil devletin başı ve Türk milletini temsilen katılmak istediğini kaydetti.
SAVCI MÜTALAASINI SUNDU: TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA
Daha sonra Mahkeme Başkanı savcıdan mütalaasını sordu. Duruşma savcısı mütalaasında; “Halen haklarında yakalama kararı olan Burkay Karatepe ve Özcan Karacan hakkında kırmızı bülten çıkarılması Fetullah Gülen’in Türkiye’ye iadesi için gerekli yazışmaların yapılmasına karar verilmesine, tüm sanıklara bilgi ve belgelerin verilmesine bu konuda infaz kurumu ve ilgili savcılıkla gerekli yazışmaları yapılamasına, olayla ilgili olarak soruşturma aşamasında yapılan çalışmalar nedeniyle tüm kamera kayıtları konduğundan bu konudaki taleplerin reddine, tüm sanıklarla ilgili HTS kayıtlarının tamamı dosyaya konduğundan buna ilişkin tedbirlerin reddine, sanıkların mal varlıklarıyla ilgili tedbir kararlarının kaldırılmasına ilişkin taleplerin reddine, henüz tamamlanmamış dijital materyaller üzerindeki inceleme sonuçlarının beklenilmesine, BYLock kullanıcısı olduğu tespit edilen sanıklarla ilgili mesaj içeriklerinin incelenmesinin istenmesine, iddianamede isimleri geçen ve sanıkların da savunmalarında kendilerinden bahsettikleri Mustafa Turhan Ecevit, Yavuz Özfidan, Ahmet Çiçek ve Fethi Şahbazın tanık olarak dinlenmesine karar verilmesine, tüm müştekilerin katılma taleplerinin kabulüne karar verilmesine, duruşmaya getirilirken sanıklarla ilgili güvenlik önlemlerinin artırılmasına, ayrıca halen tutuklu olan sanıkların üzerlerine atılı suçların nitelikleri ve bu suçların katalog suçlardan olmaları ve somut delillerin mevcut olduğu ve cezaların nitelikleri ve miktarı göze alındığında kaçma şüphesi oluştuğundan tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini“ talep etti.
„TUTUKLAMA TALEBİNE KARŞI ÇIKMIYORUM“
Savcı mütalaasının ardından mahkeme başkanı sanıklardan taleplerini almaya başladı. Gökhan Şahin Sönmezateş suçunu kabul ettiğini beyan ederek tahliye talep etmediğini söyledi. Sönmezateş, “Suçumu kabul ediyorum ama FETÖ’cü değilim. Takiye yapmıyorum. 90 bin yılın üzerinde hapisle yargılanırken bana tahliye verilse terörist ve FETÖ’cü kisvesiyle çıkmam. Devletin elinde fazlasıyla bilgi var. Adalet önünde hepsiyle yüzleşeceğim. Maddi deliller üzerinde her şeye eyvallah. Mahkemeye getirilirken kendim için vicdanen korkmuyorum. Bizi getiren jandarma bizden daha risk altında bunun bir sonraki aşamasını görebiliyorum. Bizi meczup biri vurmaya kalkacak şu an o safhaya gelmiş durumdayız bir tane askere zarar gelmesini istemem. Bu zihniyete karşı hiçbir korkum yok. Cumhurbaşkanı’na bizden önce bir suikast girişimi oldu mu? Radar görüntüleriyle oynayan bunun bedelini öder. Yunanistan ve Bulgaristan ve Avrupa kayıtlarına bakalım. Hep birlikte içimiz rahatlasın. Tutuklama talebime karşı çıkmıyorum. Sabırla delillerin toplanmasını bekliyorum. Ayrıca Bahattin Akgül ile Ali Yazıcı ile o meçhul seyahati yapan ve adının Emin Yarbay, Mr Emin her kmse bu kişinin dinlenmesini talep ediyorum” dedi. Sönmeztaeş’ten sonra bazı sanıklar da tahliye talep etmediklerini kaydetti.
MAHKEME BAŞKANI: EL İNSAF
Sanıklardan Haldun Gülmez mahkeme başkanını tarafsız davranmamakla itham edince mahkeme başkanı Emirşah Baştoğ hukuk devleti olmasaydı zaten burada bu şekilde yargılanamayacaklarını hatırlatarak 3 haftadır savunmaları için süre kısıtlaması yapmadığını kaydetti ve “El insaf” dedi. Savcı Gülmez’e yaralı yakalandığında üzerinden çıkan FETÖ duasının sorulmasını talep edince Gülmez, duanın her kelimesinin tek tek mahkemede okunmasını talep etti.
Kaynak: Hürriyet
…
ADLİ KONTROLLE SERBEST
Samsun’da FETÖ/PDY’den tutuklu polis babasını cezaevinde ziyarete giden ve içeri cep telefonunda radyo dalgalarını alan ve ileten elektronik parça sokmak isterken gardiyanlar tarafından yakalandığı öne sürülen Elif K., çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Kaynak: Hürriyet
…
TANIK OLAN VALİ’NİN İFADESİ OKUNDU
3’ü tutuklu 10 askerin yargılandığı FETÖ/PDY davasının 4’üncü gününde tanıkların dinlenmesine devam edilirken, Bolu Valisi Aydın Baruş’un tanık olarak verdiği yazılı ifadesi okundu. Vali Baruş, ifadesinde dönemin Emniyet Müdürü Mustafa Kızılkaya’nın kendisini telefonla aramasıyla darbe girişiminden haberi olduğunu söyledi. Vali Baruş, Emniyet Müdürüne bütün emniyet güçlerini silahlı hale getirerek şehrin önemli noktalarında güvenlik önlemi aldırması, silahlı bir tecavüz halinde tereddütsüz misliyle karşılık verilmesi talimatını verdiğini belirtti. Askeri darbe teşebbüsünün ciddi bir eyleme dönüştüğü kanaatine vardığını ve olayların mahiyetini öğrenmek üzere dönemin İl Jandarma Komutanı Türker Yılmaz’ı aradığını ifade eden Vali Baruş, şöyle dedi:
„Bana kendilerine darbe emri geldiğine ilişkin bilgiyi benimle paylaşmadı. Ben Türker Yılmaz’ın telefonundaki tereddütlü konuşma tarzından şüphelendim. Kendimi ve ailemi güvende hissetmediğim için tek korumam olan görevliye, valilik makamında çalışan diğer bir korumayı ve polis memurunu çağırmasını söyledim. Sonra Emniyet Müdürü ile görüştüm. Bu görüşmeden sonra güvenlik nedeniyle şahsi telefonumu kapattım. Daha sonra saat 02.00’yi geçerken valilik makamına intikal edebildim. Valilik makamına geç intikal etmemin sebebi de Türker Yılmaz’la yapılan telefon görüşmelerinde olayların ciddiyetinin tarafıma söylenmemesi, darbe girişimi ve bununla ilgili kanunsuz talimatlara ilişkin tarafıma net bilgi verilmemesidir. Bu durum da şehirdeki güvenlik önlemlerinin zamanında alınmasına ve emniyet ile jandarma güçleri arasında bir işbirliği yapılmasına engel olmuştur.“
‚ARAÇLARA BİNİN‘ EMRİ
Vali Baruş, gece 02.52’de arayıp valilik makamına gelmesini istediği Albay Türker Yılmaz’ın 45 dakika sonra geldiğini ve kulağına eğilerek, kendilerine usulsüz bir çok talimat geldiğini kendilerinin ise bu talimatı ciddiye almadığını söylediğini belirtti. Vali Baruş, „Türker Yılmaz, o gece Tuğgeneral İsmail Güneşer’in kendisini arayarak Vali ve Belediye Başkanını gözaltına alması talimatı verdiğini, görevlendirilecek yeni isimler konusunda da fikrini sorduğunu daha sonraki süreçte ifade etmiştir“ dedi.
Darbe girişimi kapsamında kentte askeri birliklerin birlik dışına intikali, sivil halk, kamu görevlileri, emniyet güçlerine yönelik bir eylemleri olmadığını söyleyen Vali Baruş, „Sadece Türker Yılmaz’la görüşmelerimizin birinde Tugay içinde bir ara ‚Araçlara binin‘ emri verildiğini, ama araçların harekete geçmediğini bana ifade etmiştir“ dedi.
ALBAY TÜRKER YILMAZ TANIK
Duruşmada, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında bir süre tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen Bolu eski İl Jandarma Komutanı Albay Türker Yılmaz da tanık olarak ifade verdi. 15 Temmuz gecesi Tuğgeneral Güneşer’in Hakkari’de bulunması nedeniyle Garnizon Komutan Vekilliği görevine bakan Yılmaz, sözde sıkıyönetim direktifi belgesinin eline ulaşmasının ardından İl Jandarma Komutanlığı’na doğru hareket ettiğini belirterek, „Güneşer, beni telefonla arayarak kendisinin sıkıyönetim komutanı olarak atandığını, Hakkari’den Bolu’ya gelmek için yola çıktığını söyledi. Bolu Valisi ile Belediye Başkanını görevden almamı emretti. İl Emniyet Müdürü Mustafa Kızılkaya’nın emirleri altına alınmasını, kabul etmediği takdirde gözaltına alınmasını emretti“ dedi. Mahkeme Başkanının, „15 Temmuz gecesi neden saat 03.00’a kadar makamınızda oturdunuz da amiriniz olan Bolu Valisi’nin yanına gidip onun yanında olmadınız? Darbe girişiminin şekillenmesini ve ona göre pozisyon almayı mı düşündünüz?“ şeklindeki sorusuna Yılmaz, „Birliklerimin başında durdum. Valiliğe gitsem onları engelleme şansım olmayabilirdi“ dedi.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
Hakan AKGÜN/SAMSUN, (DHA) – SAMSUN’da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Samsun Büyükşehir Belediyesi ile 3 ilçe belediyelerindeki görevlerinden ihraç edilen 1’i kadın toplam 7 kişi, polis tarafından gözaltına alındı.
Samsun Büyükşehir Belediyesi, Canik, İlkadım ve Atakum İlçe Belediyesi’ndeki görevlerinden ihraç edilen Süreyya Ç., Hüsnü K., Vedat Ş., Arif S., Osman Ş., Ahmet E.G. ve Sevki Y., bu sabah İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri tarafından tespit edildikleri adreslere eş zamanlı operasyon düzenlenerek gözaltına alındı. İl Emniyet Müdürlüğü’ne getirilen şüpheliler ile ilgili soruşturma devam ediyor.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
Mikail PELİT/MALATYA, (DHA) – TÜRKİYE’de 15 Temmuz darbe girişiminin önemli merkezlerinden Malatya’daki 2’nci Ordu Komutanlığı’ndaki askerlerin yargılanmalarına devam ediliyor. 28’i tutuklu 76 sanıklı davada bugün darbe girişiminin en rütbeli komutanı olarak gösterilen dönemin 2’nci Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti’nin ifadesi alındı.�
Malatya 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşma salonuna dönüştürülen spor salonunda görülen davanın 3’üncü gününde hakim karşısına çıkarılan ‚1 numaralı‘ tutuklu sanık Orgeneral Huduti darbe ile hiçbir alakasının olmadığını, en baştan beri darbe girişimine karşı olduğunu ve ‚hukuk dışı emirleri yerine getirilmediğini‘ söyledi. Orgeneral Huduti’yi avukat olan oğlu Oktay Huduti savundu. Tutuklu askerlerin aileleri, Orgeneral Adem Huduti’yi dikkatle dinledi. Saat 10.00’da başlanan duruşmaya saat 13.00’te ara verildi.
ORGENERAL HUDUDİ 3 SAAT İFADE VERDİ
Fethullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin aralarında dönemin 2’nci Ordu Komutanı Adem Huduti, 2’nci Ordu Kurmay Başkanı Avni Angun’un da bulunduğu 28’i tutuklu 76 sanığın yargılandığı davada Orgeneral Huduti, savunma yaptı.
Orgeneral Adem Huduti, savunmaya geçmeden önce, „Avukatımla görüşmem kısıtlandı. Hukuka aykırı bu uygulama nedeniyle avukatımdan yeterli hukuku alarak savunma hazırlayamadım. İddianameden sonra avukatımla sadece 5-6 saat görüşebildim. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hakkımda verilen haberleşme kısıtlaması nedeniyle 153 gün sonra telefon görüşmesi yapabildim“ diye konuştu.
„VİCDANSIZCA İFTİRALAR“
Orgeneral Adem Huduti 3 saat süren ifadesinde tüm suçlamaları ve 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili suçlamaları kabul etmedi. Savunmasında askeri okula girişi ve askeri hayatını anlatan Orgeneral Adem Huduti, basında aleyhinde yayınlanan haberlerle psikolojik olarak linç edildiğini öne sürerken „Vicdansızca yapılan yalan ve iftiralar nedeniyle hukuki haklarımı saklı tutuyorum“ dedi.
Orgeneral Huduti Malatya’daki darbe girişimi sırasında olanları anlatırken şunları söyledi:
„Darbecileri derdest ederek Türk adaletine teslim ettim. Sorumluluk bölgemde sadece Malatya’da bir kişinin ölmesi haricine hiçbir can kaybı olmamıştır. Türkiye genelindeki şehit ve yaralı sayısına bakıldığında yapılan faaliyetin başarılı olduğunu belirtmek isterim. Emeği geçen komutanlara, kurmay başkanına ve beni korumakla görevi emir subayıma, görevlerini başarıyla yaptıkları için teşekkür ediyorum.“
„ABİSİNİ, ABLASINI BİLMEM“
Orgeneral Huduti, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianameyi defalarca okuduğunu ve anlamaya çalıştığını ifade ederek, şöyle devam etti:
„İddianamede terör örgütüne üye olmakla suçlanıyorum. Hayatımın hiçbir safhasında FETÖ ile ilgili hiçbir faaliyetim olmadı. Yaşam biçimim gereği bana uyuşmaz. Abisini, ablasını hiç kimseyi bilmem. Dershanelerini, bankalarını kullanmadım, bilgisayar ve cep telefonlarına yüklenen o programları bilmem. Hiçbir dönemde himmet parası vermedim. Eşim ve oğlum da benim gibi hayatlarının hiçbir safhasında bu terör örgütleriyle irtibatlı ve ilişkili olmamıştır. İddianamede terör örgütüne üye olmakla suçlanıyorum. Ben 43 yıl memleketime hizmet ettim. Askerlik onuruna uygun olarak çalıştım. Yaşantım boyunca anayasa ve kanunlara uygun ve şeffaf bir yaşam sürdüm. Yüksek Askeri Şurada yeni görevim belirlenerek, bir yıl sonra da emekli olacaktım. Dolayısıyla fikirlerimin uyuşmadığı ve katılmadığım bir örgüt adına neden suç işleyeceğim? O nedenle bu örgüte neden yardım edeceğimi bir türlü anlayamadım. İddianamede dosya içinde tüm incelememe rağmen FETÖ terör örgütüne yardım ettiğime dair tek maddi delile ulaşılamadı.“
„15 TEMMUZ’U OĞLUMUN ARAMASIYLA ÖĞRENDİM“
Kalkışmayı, oğlunun İstanbul’dan kendisini aramasıyla öğrendiğini ifade eden Ongeneral Adem Huduti, şunları söyledi:
„Yatağımda uyuyordum, televizyonu bile açmadım. Çünkü Gaziantep, İskenderun, Adana ziyaretlerim olmuştu. Daha sonra Kurmay Başkanı Avni Angun bölgemizde helikopter uçuşlarının yasaklandığını belirtti. Bunun dışında darbeyle ilgili ne Genelkurmay Başkanlığı, ne karargah, ne de bölgemizdeki mülki amirlerden herhangi bir bilgi tarafına ulaşmadı. 43 yıldır şan, şerefle hizmet ediyorum. Yanlış başlayan gözaltı kararına müteakip Türkiye’nin o günlerdeki ve halen devam eden konjonktürdür, bu hukuki yanlışları takdirlerinize bırakıyorum. Bu yanlış karala şerefim ve onurumla oynanmıştır. Çok sevdiğim mesleğimden ihraç edilmeme neden oldu.“
„OLAY DAHA VAHİM HALE GELDİ“
Konutundan dışarı çıkmadan önce Genelkurmay İkinci Başkanı’nı aradığını anlatan Orgeneral Huduti, „‚Kendi yoktu, hanımefendi ile konuştum ne olup bittiğini sordum. Heyecanlı bir sesle uçakların çok alçaktan uçtuğunu, Ankara’da bombaların atıldığını söyledi. Olay daha vahim hale geldi. Karargaha gidip, yönetimi elime almak istedim“ dedi.
Evden çıktığında saat 23.50 gibi cep telefonundan Vali Toprak’ı 1 kez aradığını ancak ulaşamadığını savunan Orgeneral Adem Huduti, bu sırada mahkeme başkanı Koç’un „Daha önce arama fırsatınız olmadı mı?“ sorusu üzerine, „Daha önce bir talebim olmadı. Yatakta uyuyordum. Ne olduğunu bilmiyordum. Giyindim aşağı indim ve aracıma bindim. Bindikten sonra bağlayın (telefonları) diye emirlerimi verdim“ yanıtını verdi.
„‘UYGUNSUZ BİR EMİR OLDUĞUNU, UYMAYACAĞIMIZI BELİRTTİM“
Orgeneral Adem Huduti savunmasında, Yurtta Sulh Konseyi‘ tarafından yayınlanan mesajda görevlendirme listesi bulunduğunu anlatarak, „Kalın bir kalemle belirtilmiş bir sıkıyönetim mesajı vardı. Mesajı inceledim. Son imzalara bakınca o anda bu emrin uygunsuz bir emir olduğunu, uymayacağımızı emrettim“ diye konuştu.
„GÖRÜŞMELERİN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜ TAFICS İLE YAPTIM“
Duruşmada, makam odasındaki telefon görüşmelerinin büyük bir bölümünü askeri hat olan ‚Tafıcs‘ üzerinden yaptığını anlatan Orgeneral Adem Huduti, „Cep telefonlarıyla da görüştüm. Olayın gizliliği nedeniyle uzun hattan (Kablolu telefon) görüştüm. Avni Angun paşa (Kurmay Başkanı Avni Angun) beni aradı ‚Komutan karargaha gelemiyorum. Silahlılar beni geri çevirdi‘ dedi. O zamana kadar biz de böyle bir olay olacağını düşünmedim“ dedi.
„DARBEYE YARDIMCI OLMAK İÇİN KİMSEYE EMİR VERMEDİM“
Orgeneral Huduti, darbecilere zaman kazandırdığı iddialarını da reddederek sözlerini şöyle sürdürdü:
„Darbeye yardımcı olmak için kimseye emir vermedim. Darbeci hiç kimse ile görüşmedim. Sorumluluk bölgemde darbenin engellenmesi için tüm gücümle çalıştım. ‚Çocuklar ne yaptınız, beni de yaktınız‘ şeklinde bir söz kullanmadım. Darbeciler beni Ankara’ya götürmek istediler. Kurmay Başkanım, Kara Havacılık Alay Komutanını arayarak, bunu engellemiştir. Elimizdeki birkaç kez fırsat varken, darbecileri etkisiz hale getirmediğimiz, darbecilere süre kazandırdığımız iddiaları doğru değildir. Kamera kayıtları ve ifadeler olayı gösteriyor. Askeri savcı kışlaya sokulmamıştır. Olayların büyümesindeki sebeplerden biriside budur. Ben, kurmay başkanım, emir subayım ve korumam 3 astsubay ile darbecileri nasıl etkisiz hale getireceğimizi bilemiyorum. Avni Angun il jandarma komutan vekilini arayıp, operasyonla bizi kurtarmasını talep etmiştir.“
Orgeneral Huduti, ‚Yurtta Sulh Konseyi‘ tarafından yayınlanan ‚Harekat Yıldırım‘ öncelik dereceli gizli mesaj formunda ‚Görevine devam‘ olarak isminin geçmesi iddiasını da kabul etmeyerek, „İsmimin orada geçmesi bir ödüllendirme değil, bir cezalandırmadır“ dedi.
‘FETÖ YAPILANMASINI SEZMEDİM’
Mahkeme Başkanı Vedat Koç’un, „43 yıldır askerlik yaptığını söylüyorsun, anlaşıldı ki FETÖ asker içerisinde ciddi bir yapılanmaya gitmiş, bununla ilgili bir sezginiz oldu mu?“ sorusuna Orgeneral Huduti, „Hayır sezmedim. Bu konular Genelkurmay ve istihbaratla ilgilidir“ dedi.
Mahkeme Başkanı Koç’un, „Genelkurmay Başkanının bile Genelkurmay’da alınıp götürüldüğü bir ortamda, kurmay başkanı, emir subayı ve 3 astsubayı ile darbecilere direnmenin bir mantığı var mı?“ sorusuna Orgeneral Huduti, „Kuvvetlerini bilmiyordum“ dedi. Orgeneral Huduti, Kurmay Başkanı Avni Angun’un makam odasından çıkartılarak kelepçelenmesini daha sonradan öğrendiğini de söyledi.
„ORDU KOMUTANLARI İLE SÜREKLİ KONUŞTUM“
Ordu Komutanları ile sürekli görüştüğünü kaydeden Orgeneral Huduti, „1’nci, 3’ncü ve Ege Ordu Komutanları ile birçok kez görüştüm. Saatlerini tam hatırlamıyorum. Çok yoğun bir telefon trafiği vardı. 3. Ordu komutanı ile konuştuğumuzda darbe karşıtı mesaj yayınladığını bilmiyordum, kendisine de bizim mesajdan bir kopya gönderdim. Diğer ordu komutanları kendi aralarında konuşarak bir mesaj paylaşmışlar bana göndermediler. 1’nci, 2’nci ve Ege Ordu Komutanları bana basın açıklaması yaptıkları konusunda bir bilgi vermediler“ diye konuştu.
Kendisine ait ele geçirilen 8 kitapta FETÖ ile ilgili işaretlenmelerin olması ile ilgili soruya da Orgeneral Huduti, „Ben kitap okurken bütün kitapları işaretlerim. Ben Ergenekon ve Balyozla ilgili o dönem tüm kitapları aldım. Emekli olunca tekrar inceleyecektim“ dedi.
„4 DARBECİYİ GÖRDÜM“
Malatya’da 2. Ordu Karargahı’nda darbe girişimi konusunda hazırlanan 16 kişilik darbeci listesi ile ilgili olarak soruya da Orgeneral Huduti, „O listedeki şahıslardan Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili, Albay Bahadır Erdemli, Yüzbaşı Kemal Keskin, Tuğgeneral Zeki Karataş, onun dışındaki kişileri ben görmedim. O liste kurmay başkanı tarafından hazırlandı“ diye konuştu.
Orgeneral Huduti, „Darbeci listesinde bulunan 3 ile 4 darbecilerin derdest olması konusunda bir emriniz olmadı mı?“ sorusuna ise, „Kurmay Başkanı, Merkez Komutanından kendi askerlerini alıp gelmesini söyledi. Adli müşavir ile savcının çağrılmasını istedim“ yanıtını verdi.�
„KORGENERAL BANA MESAJ YAYINLAMAMI TEKLİF ETTİ“
Orgeneral Adem Huduti, Malatya’daki şimdiki 2’nci Ordu Komutanı Korgeneral İsmail Metin Temel ile görüşmesi konusunda ise, „Mesaj yayınlamam konusunda kendisi bana teklifte bulundu. Daha sora sayın vali teklif etti. Darbe karşıtı mesajın yayınlanmasını ilk olarak İsmail Metin Temel bana teklif etti“ dedi.
Orgeneral İsmail Metin Temel ile konuşmasının ayrıntısı konusunda ise Orgeneral Adem Huduti, „Bu darbe girişiminin doğru olmadığını söyledim“ ifadesini kullandı.�
Orgeneral Huduti, „Emir subayı Sedat Kaya’dan sizi koruması için silah istediniz mi?” sorusuna, yanıt verirken, „Sedat Kaya bana korunmam için bir tabanca getirdi. Sedat Kaya darbecileri vurmak için benden izin istedi. İlk merminin bizim atmayacağımızı söyledim, ateş etmemesi konusunda emir verdim. Sedat Kaya, emniyetli bir yere götürme konusunda teklifte bulundu. Ordu komutanı olarak gururuma yetiremedim“ karşılığını verdi.
„BENİ ANKARA’YA GÖTÜRMEYİ ÖNCEDEN PLANLAMIŞLAR“
Orgeneral Adem Huduti, Ankara’ya götürülmesi konusundaki bir soru üzerine „Darbecilerin, Kara Havacılık Alayına gitmeleri benim konutuma gelişlerinden öncedir“ dedi. Dönemin 2’nci Ordu Komutanı Orgeneral Huduti, „Odanızda size silah doğrultuldu mu?“ sorusu üzerine „Albay Bahadır Erdemli doğrulttu, Bahadır Erdemli ve Mustafa Serdar Sevgilinin silahlarını Sedat Kaya (Emir subayı) aldı. Her ikisini de silahı benim odamda alındı“ dedi.
Kaynak: Hürriyet
…
Özkan ARSLAN / ANKARA, (DHA) – ÜÇ kişinin cinayet zanlısı Atalay Filiz, Ankara’da Göktuğ Demirarslan ve Elena Radchikova cinayetleri nedeniyle yargılandığı davada ‚tasarlayarak adam öldürme‘ suçundan iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Son sözünde Göktuğ Demirarslan’ı, FETÖ’cü olduğu için öldürdüğünü söyleyen Filiz’in cezasında indirime gidilmedi.
Ankara Batı Adliyesi Birinci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasında, müşteki ve sanık avukatları katıldı. Atalay Filiz duruşmaya tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla katıldı.
AVUKATI BİLİRKİŞİ RAPORU TALEP ETTİ
Bir önceki duruşmada Atalay Filiz’in davadan çekilen avukatları yerine Ankara Barosu tarafından atanan avukat, Filiz’in cezai ehliyetinin tespiti için, Adli Tıp Kurumu’ndan yeniden ‚akli dengesinin yerinde olup olmadığına‘ ilişkin bilirkişi raporu talep etti. Ayrıca avukatı, Filiz’in suçunu samimi bir şekilde itiraf ettiğini, bu nedenle cezanın ‚tasarlayarak adam öldürme‘ suçundan verilmemesi gerektiğini söyledi.
Avukatın talepleri mahkeme tarafından reddedildi.
20 SAATLİK ANLATACAĞIM ŞEYLER VAR AMA KARAR BELLİ OLDUĞU İÇİN FAZLA KONUŞMAYACAĞIM
Mahkeme başkanı, Atalay Filiz’e karar vereceklerini ve son sözünün ne olduğunu sordu. Filiz, avukatının yeni olduğunu ve bu nedenle kendisiyle konuşup yeniden savunma yapmak istediğini söyledi. Mahkeme başkanı, savunmaların alındığını belirterek Filiz’in bu talebini reddetti ve Filiz’e tekrar son sözünü sordu. Filiz, mahkeme başkanına, „Yani süre tanımıyor musunuz?“ diye sordu. Hayır cevabını alan Filiz, „20 saat konuşabileceğim malzeme var aslında. Ama karar nasılsa belli olduğu için kendimi fazla yormayacağım“ dedi. FETÖ’LÜ SAVUNMA
Atalay Filiz, cinayetlerin yazıldığı gibi aşk cinayeti olmadığını, arkadaşı olan Göktuğ Demirarslan’ı, FETÖ’cü olduğu için öldürdüğünü söyledi. Filiz, Demirarslan’ın, FETÖ soruşturmasında İzmir’de gözaltına alınan babası Korgeneral Hasan Hüseyin Demirarslan’ı kast ederek, „Armut dibine düşer. Babası vatan haini ise oğlu neden olmasın. Göktuğ’un FETÖ’cü olduğunu ben biliyordum. 4 yıllık fakülteyi 6 yılda bitirdi ancak mezun olur olmaz TÜBİTAK’ta 2013 yılında önemli bir göreve atandı. Şimdi hayatta olsaydı FETÖ’den tutuklanacaktı“ diye konuştu.
BEN BİR ANLAMDA HALKIMIZIN İSTEĞİNİ YERİNE GETİRDİM
Sözlerine, „Halkımız hainlerin idamını istiyor. Ben bir anlamda halkımızın isteğini yerine getirdim“ diyerek devam eden Filiz olaylardan sonra kaçmadığını da iddia etti.
Filiz’in, „Ben polisten değil KGB ve FETÖ’den kaçtım“ sözleri üzerine mahkeme başkanı, „Tahliyeni mi istiyorsun?“ diye sordu. Filiz, başkanın bu sorusunu, „Diyeceklerim bu kadar“ diye cevapladı.
Filiz’in sözlerinin ardından mahkeme karar için duruşmaya ara verdi. Aranın ardından kararını açıklaya heyet Filiz’i, Göktuğ Demirarslan ve kız arkadaşı Elena Radchikova’yı tasarlayarak öldürmek suçundan iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.
Kaynak: Hürriyet
…
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından il genelinde yürütülen FETÖ/PDY operasyonunda tutuklanan ve Samsun F Tipi Kapalı Cezaevi’ne konulan polis babasını görmeye giden Elif K.’nın üst aramasında iddiaya göre içeri sokmak istediği cep telefonu parçası bulundu.
Durumun polise bildirilmesi üzerine İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri Elif K.’yı gözaltına aldı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan Elif K., bugün Samsun Adliyesi’ne sevk edildi.
Elif K., çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Kaynak: Hürriyet
…
Selçuk VURUCU/KIRKLARELİ, (DHA)-KIRKLARELİ’de FETÖ/PDY soruşturması kapsamında aranan ve İstanbul’da saklandığı evde yakalanan işadamı Hüseyin Hersek, tutuklandı.
Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü FETÖ/PDY soruşturması kapsamında aranan, örgütle bağlantısı olan bir şirketin mütevelli heyeti üyesi olan Hüseyin Hersek, İstanbul’da saklandığı evde 27 Şubat günü yakalandı. Kırklareli polisi tarafından yakalanan ve 4 aydır evde saklandığı belirtilen, Hersek’in soruşturması getirildiği Kırklareli Emniyet Müdürlüğü’nde yapıldı. Emniyet Müdürlüğü’ndeki soruşturması tamamlanan ve Kırklareli’de FETÖ’ye ait dernek ve vakıflara çok sayıda üye kazandırdığı öne sürülen Hersek, sevk edildiği mahkemede tutuklandı.
Kaynak: Hürriyet
…
Huduti, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince Yakınca Spor Salonu’nda görülen davadaki savunmasında 15 Temmuz’da „Yurtta Sulh Konseyi“ tarafından yayınlanan mesajda görevlendirme listesi bulunduğunu belirterek, „Kalın bir kalemle belirtilmiş bir sıkıyönetim mesajı vardı. Mesajı inceledim. Son imzalara bakınca o anda bu emrin uygunsuz bir emir olduğunu, uymayacağımızı emrettim.“ şeklindeki iddiasına yer verdi.
Konutundan dışarı çıkmadan önce Genelkurmay İkinci Başkanı’nı aradığını aktaran Huduti, “Kendi yoktu, hanımefendiye ne olup bittiğini sordum. Heyecanlı bir sesle uçakların çok alçaktan uçtuğunu, Ankara’da bombaların atıldığını söyledi. Olay daha vahim hale geldi. Karargaha gidip, yönetimi elime almak istedim.“ diye savunma yaptı.
FETÖ davasında ilginç ayakkabı detayı
Makamındaki telefon görüşmelerinin büyük bölümünü askeri hat olan „tafix“ üzerinden yaptığını anlatan Huduti, „Cep telefonlarıyla da görüştüm. Olayın gizliliği nedeniyle uzun hattan görüştüm. Benim hatırladığım iki tuğgeneral ve Bahadır Erdemli ile birlikte odaya girdik. İkisi de darbeyle ilgili bir şey beyan etmediler. Avni Angun Paşa beni aradı; ‚Komutanım karargaha gelemiyorum, kapıda silahlı askerler beni geri çevirdi‘ dedi. O zamana kadar bizde böyle bir olay olacağını düşünmedim.” ifadelerini kullandı.
Mahkeme Başkanı Vedat Koç, Malatya Valisi Mustafa Toprak ile saat kaçta görüştüğünü sorması üzerine Huduti, ilk görüşmeyi saat 00.00’da yaptıklarını öne sürdü.
‚YATAKTA UYUYORDUM‘
Evden çıktığında saat 23.50 gibi cep telefonundan bir kez Vali Toprak’ı aradığını ancak ulaşamadığını savunan Huduti, bu sırada mahkeme başkanı Koç’un “Daha önce arama fırsatınız olmadı mı?” sorusu üzerine “Daha önce bir talebim olmadı. Yatakta uyuyordum. Ne olduğunu bilmiyordum. Giyindim, aşağı indim ve aracıma bindim. Bindikten sonra bağlayın (telefonları) diye emirlerimi verdim.” dedi.
Mahkeme Başkanı Koç’un „Bunca yıllık askeri hizmetin olduğunu söylüyorsun. Terör örgütü FETÖ’yü hiç sezmedin mi, güçlendiğinin farkına varmadın mı?“ sorusu üzerine Huduti, „Hayır sezmedim çünkü bu tip konular Genelkurmay istihbarattan alınır. Bu alınan personeller hakkındaki bilgilerinde olumsuz hiçbir belge, bilgi yok. Buradaki personelin hemen hemen hepsini göreve başladığımda tanıdım, personeli tanımak için zaten vaktim olmuyor.“ yanıtını verdi.
Huduti’nin savunmasından çarpıcı detaylar! ‚O sözleri söylediğimi hatırlamıyorum‘
Koç’un 7. Ana Jet Üssü Komutanı Emin Ayık’la görüşüp görüşmediğini sorması üzerine Huduti, „Akşam durum hakkında bir bilgi aldım. Uçak kalkmayacağı konusunda bilgi verdi. Avni Paşa saat 04.00-04.30 sıralarında 4 uçak indiğini söyledi. Daha sonra 6 uçak indiğini öğrendiğini, sonra emniyetle birlikte hareket ettiğini ve uçakların kendi komutanlığının izniyle indiğini bana iletti.” dedi.
Darbe girişiminde 1’inci, 3’üncü ve Ege Ordu Komutanlarıyla birçok kez telefonla konuştuğunu iddia eden Huduti, o gün çok yoğun telefon görüşmesi yaptığını ifade etti.
Ankara’da bulunan kitapların kendisine ait olup olmadığı ve üzerilerindeki işaretlemelerin kendisi tarafından yapılıp yapılmadığı sorulan Huduti, kitapların kendisinin olduğunu belirterek, „Okuduğum tüm kitapları işaretlerim. Ben Ergenekon ve Balyoz’la ilgili o dönem tüm kitapları aldım. Emekli olunca tekrar inceleyecektim.“ dedi.
“Daha erken bir saatte basın açıklaması yapma imkanı bulmadınız mı?” sorusu üzerine ise Huduti, imkan bulamadığını, sorumluluk alanında olan 17 kentteki darbe girişimini engellemek için çalıştığını ileri sürdü.
Şu anda 2. Ordu Komutanı olan, dönemim Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral İsmail Metin Temel ile görüşmesinin detaylarının sorulması üzerine Huduti, “Silahlara, mühimmata sahip olmasını, bu durumun doğru olmadığını, gelen her talimatta benden ve kurmay başkanımdan sözlü emir almasını ifade ettim.” iddiasında bulundu.
Huduti, „Darbecilerin beni Ankara’ya götürmesiyle ilgili önceden bir karar alındığını değerlendiriyorum. Kara havacılık alayına gitmeleri benim konutuma gelişlerinden öncedir.“ dedi.
„Odanızda size silah doğrultuldu mu?“ sorusuna da Huduti, „Albay Bahadır Erdemli tarafından doğrultuldu. Bahadır Erdemli ve Mustafa Serdar Sevgili’nin silahlarını Sedat Kaya aldı. Her ikisinin de silahı benim odamda alındı.“ yanıtını verdi.
Huduti daha sonra sanık avukatlarının sorularını yanıtladı. Duruşmaya öğleden sonra devam edilmek üzere ara verildi.
Kaynak: Hürriyet
…
Durmuş SEVİNDİK/ ZONGULDAK, (DHA)- ZONGULDAK’ta, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında haklarında dava açılan aralarında, din görevlisi, öğretmen, esnaf, işçi ve emeklilerin bulunduğu 15’i tutuklu 17 sanığın yargılanmasına başlandı.
Zonguldak 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada tüm sanıklar hazır bulundu. Polis, tutuklu sanıkların adliyeye girişi sırasında geniş güvenlik önlemi alırken, aileleri yaklaştırmadı. ‚Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme‘ ve ‚Silahlı terör örgütüne üye olma‘ suçlarından ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istemiyle yargılanan sanıklardan elektrik tamircisi Ahmet K., etkinlik pişmanlık yasasından faydalanmak istediğini belirterek bildikleri doğruları anlatacağını söyledi. FETÖ terör örgütü yapılanmasıyla 1990’lı yılların ortasında tanıştığını belirten Ahmet K., şöyle dedi:
„Düzce’den Zonguldak’ın Alaplı ilçesine yerleştim. İmam Hatip Lisesi mezunu olduğum için buradaki imamlarla arkadaşlık kurdum. Fakir insanların ve çocukların ihtiyaçlarını karşılamak adına 2010 yılına kadar kendi evimde sohbet düzenledim. İyilik yapma arzusu sürekli içimde vardı. 2010’dan sonra bu yapının hiçbir sohbetine katılmadım. 2002’de bu yapının organizatörlüğünde dönemin belediye başkanı şimdiki Zonguldak Milletvekili Faruk Çaturoğlu’nun da bulunduğu kalabalık bir grupla, Kırgızistan gezisine gittik. Amacım, coğrafyayı, insan kültürlerini öğrenmekti. Pensilvanya’da yaşayan terör örgütü liderinden Bank Asya’ya para yatırılması konusunda herhangi bir talimat almadım. Yapı içerisinde bütün faaliyetlerim hayır içindir. Sohbetleri vermek için de kimseden talimat almadım. Bu yapının içinde olduğum süre içinde hayır işlerinin dışında başka bir faaliyette bulunmadığımı açıkça söylemek istiyorum. Tutuksuz yargılanmak ya da beraatimi istiyorum.“
Öğlen duruşmaya ara verilirken, aradan sonra diğer sanıklar savunma yapacak.
FOTOĞRAF
Kaynak: Hürriyet
…
Üç kişinin cinayet zanlısı Atalay Filiz, Ankara’da Göktuğ Demirarslan ve Elena Radchikova cinayetleri nedeniyle yargılandığı davada ’tasarlayarak adam öldürme’ suçundan iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Son sözünde Göktuğ Demirarslan’ı, FETÖ’cü olduğu için öldürdüğünü söyleyen Filiz’in cezasında indirime gidilmedi.
Ankara Batı Adliyesi Birinci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasında, müşteki ve sanık avukatları katıldı. Atalay Filiz duruşmaya tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla katıldı.
AVUKATI BİLİRKİŞİ RAPORU TALEP ETTİ
Bir önceki duruşmada Atalay Filiz’in davadan çekilen avukatları yerine Ankara Barosu tarafından atanan avukat, Filiz’in cezai ehliyetinin tespiti için, Adli Tıp Kurumu’ndan yeniden ’akli dengesinin yerinde olup olmadığına’ ilişkin bilirkişi raporu talep etti. Ayrıca avukatı, Filiz’in suçunu samimi bir şekilde itiraf ettiğini, bu nedenle cezanın ’tasarlayarak adam öldürme’ suçundan verilmemesi gerektiğini söyledi. Avukatın talepleri mahkeme tarafından reddedildi.
’20 SAATLİK ANLATACAĞIM ŞEYLER VAR AMA…‘
Mahkeme başkanı, Atalay Filiz’e karar vereceklerini ve son sözünün ne olduğunu sordu. Filiz, avukatının yeni olduğunu ve bu nedenle kendisiyle konuşup yeniden savunma yapmak istediğini söyledi. Mahkeme başkanı, savunmaların alındığını belirterek Filiz’in bu talebini reddetti ve Filiz’e tekrar son sözünü sordu. Filiz, mahkeme başkanına, „Yani süre tanımıyor musunuz?“ diye sordu. Hayır cevabını alan Filiz, „20 saat konuşabileceğim malzeme var aslında. Ama karar nasılsa belli olduğu için kendimi fazla yormayacağım“ dedi.
FETÖ’LÜ SAVUNMA
Atalay Filiz, cinayetlerin yazıldığı gibi aşk cinayeti olmadığını, arkadaşı olan Göktuğ Demirarslan’ı, FETÖ’cü olduğu için öldürdüğünü söyledi. Filiz, Demirarslan’ın, FETÖ soruşturmasında İzmir’de gözaltına alınan babası Korgeneral Hasan Hüseyin Demirarslan’ı kast ederek, „Armut dibine düşer. Babası vatan haini ise oğlu neden olmasın. Göktuğ’un FETÖ’cü olduğunu ben biliyordum. 4 yıllık fakülteyi 6 yılda bitirdi ancak mezun olur olmaz TÜBİTAK’ta 2013 yılında önemli bir göreve atandı. Şimdi hayatta olsaydı FETÖ’den tutuklanacaktı“ diye konuştu.
‚BEN BİR ANLAMDA HALKIMIZIN İSTEĞİNİ YERİNE GETİRDİM‘
Sözlerine, „Halkımız hainlerin idamını istiyor. Ben bir anlamda halkımızın isteğini yerine getirdim“ diyerek devam eden Filiz olaylardan sonra kaçmadığını da iddia etti. Filiz’in, „Ben polisten değil KGB ve FETÖ’den kaçtım“ sözleri üzerine mahkeme başkanı, „Tahliyeni mi istiyorsun?“ diye sordu. Filiz, başkanın bu sorusunu, „Diyeceklerim bu kadar“ diye cevapladı.
Filiz’in sözlerinin ardından mahkeme karar için duruşmaya ara verdi. Aranın ardından kararını açıklaya heyet Filiz’i, Göktuğ Demirarslan ve kız arkadaşı Elena Radchikova’yı tasarlayarak öldürmek suçundan iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.
Kaynak: Hürriyet
…
HALİL ÖZÇOBAN / BURSA, (DHA) – BURSA’da, FETÖ/PDY’ye yönelik soruşturmalar kapsamında eski bürokratların bulunduğu 5’i tutuklu 8 sanık hakkında Terör Suçları Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan iddianame 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Aralarında eski İl Emniyet Müdürü Ali Osman Kahya, eski İl Milli Eğitim Müdürü Atilla Gülsar ve Vergi Dairesi eski Başkanı İbrahim Saydam’ın bulunduğu 8 sanık hakkında 35’er yıla kadar hapis cezası istendi.
FETÖ/PDY soruşturması kapsamında terör savcılığınca eski bürokratlar hakkında hazırlanan 61 sayfalık iddianame geçtiğimiz günlerde Bursa 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Halen Kocaeli F Tipi Cezaevi’nde bulunan eski İl Emniyet Müdürü Ali Osman Kahya, eski İl Milli Eğitim Müdürü Atilla Gülsar, Vergi Dairesi eski Başkanı İbrahim Saydam, Bursa H Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Faruk Öztürk, Yusuf Ziya Leventoğlu ile haklarında adli kontrol bulunan tutuksuz Kemal Bayraktar, Ahmet Münir Acar ve Yüksel Yaşar hakkında ’silahlı terör örgütü kurma veya yönetme‘, ’silahlı terör örgütüne üye olma‘ ve ‚örgüte finansman sağlamak‘ suçundan 35’er yıla kadar hapis cezası isteniyor.
BASKIYLA ‚HİMMET‘ TOPLAMIŞLAR
Sanıkların bylock kullandığı ve Bank Asya’ya hesap açtıkları iddianamede yer aldı. Ayrıca sanıkların FETÖ/PDY terör örgütüne destek sağlamak amacıyla görevde oldukları dönemde iş adamlarına baskı yaparak ‚himmet‘ adı altında para topladıkları da iddia edildi. Sanıkların yargılanmasına Bursa 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde önümüzdeki günlerde başlanacak.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
Hakan AKGÜN/SAMSUN, (DHA) – SAMSUN’da FETÖ/PDY’den tutuklu polis babasını cezaevinde ziyarete giden 28 yaşındaki Elif K., içeri cep telefonu parçası sokmaya çalıştığı iddiasıyla gözaltına alındı.
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından il genelinde yürütülen FETÖ/PDY operasyonunda tutuklanan ve Samsun F Tipi Kapalı Cezaevi’ne konulan polis babasını görmeye giden Elif K.’nın üst aramasında iddiaya göre içeri sokmak istediği cep telefonu parçası bulundu. Durumun polise bildirilmesi üzerine İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri Elif K.’yı gözaltına aldı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan Elif K., bugün Samsun Adliyesi’ne sevk edildi.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
TÜM TÜRKİYE’Yİ DOLAŞACAĞIZ
Nisan ayının 16’sına kadar bütün Türkiye’yi dolaşacaklarını belirten Özdağ, şöyle devam etti: „Bu süre içerisinde yapacağımız toplantılar sırasında bize yönelik her saldırıdan, kesin ve açık dille açıklıyorum, sorumlu Devlet Bahçeli’dir. Dün akşam bir programa katılan MHP Genel Başkan Yardımcısı, bunun saldırı değil demokratik bir protesto olduğunu söyleyerek suçu övmüştür. Kendisi ile ilgili suç duyurusunda bulunacağız. Yine kendilerinin yeni siyasi müttefikleri Ak Parti milletvekilleri Burhan Kuzu twitterda suçu övmüş, Mehmet Metiner ise televizyondan bunun demokratik hak kullanımı olduğunu söyleyerek suçu övmüştür. Kendileri ile ilgili suç duyurusunda bulunacağız. Silifke’de saldırıyı gerçekleştirenlerin kim olduğunu biliyoruz. Elimizde hem isim listeleri, hem görüntüleri var. Kendileri ile ilgili de suç duyurusunda bulunacağız. Cezalandırılması için dava açılmasını isteyip davanın takipçisi olacağız.“
ÖLÜM DAHİL HER ŞEYİ GÖZ ALDIK
Silifke’de bir grup tarafından yapılan baskında ağır şiddet kullanımının gerçekleştiğini ifade eden Özdağ, ölüm dahil her şeyi göza aldıklarını ifade ederek şöyle devam etti:
„Anamur İlçe Emniyet Müdürü’ne de teşekkür ederim çünkü bunu Anamur’da da denediler ama emniyet etkili bir önlem almış. Polis Akademisi’nde yıllarca öğretim üyeliği yapmış biri olarak ve güvenlik konularında uzman bir kişi olarak söylüyorum ki, Silifke’de İlçe Emniyet Müdürünün olayların bu hale gelmesinde açık görev kusuru vardır. Türkiye’nin her yerinde bu mücadeleyi verirken, bize saldırmayı, yaralamayı, öldürmeyi düşünen herkes bilsin ki biz anayasayı, Türkiye’nin birliğini ve dirliğini korumak için bunu göze aldık. Ölüm dahil her şeyi göze aldık ve yürüyüşümüze devam edeceğiz. Bunu bilin ve ona göre saldırın.“
BÜTÜN MESELE HAYIR KORKUSU
Referandumu ortaya koyanların, ‚halktan milletten korkmayın‘ diye yola çıktıklarını ama şimdi halkın tercihini engellemek için baskı ve şiddet dahil her türlü şeyi yapmakta olduklarını kaydeden Yusuf Halaçoğlu ise şunları söyledi:
„Madem referandumdan bu kadar korkacaklar ve baskı yapacaklardı, o zaman tek maddelik referandum yapsalardı ve hayırı kaldırıp evet deselerdi. Çünkü referandumda ya evet ya hayır diyeceksiniz. Ama Cumhurbaşkanı’ndan başlayarak, Başbakan ve Adalet Bakanı, dün yapılan saldırıyı görürseniz MHP Genel Başkanı dahil olmak üzere, sanki hayır demeyi engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Terörizmle işbirliği içinde olduğumuzu, FETÖ ile işbirliği halinde veya onlarla aynı düzeyde olduğumuzu söylüyor Cumhurbaşkanı. 15 Temmuz’da şehit olanlar evet diyenlermiş, hayır diyenler de 15 temmuz ile eşdeğer olan kişilermiş. Madem böyle söyleyecektiniz neden referanduma gidiyorsunuz? Bütün mesele korku ve halkın çoğunluğunun hayır diyor olması. Halkımız tek adam yönetimini kabul etmiyor.“
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince haklarında kamu davası açılan aralarında dönemin 2. Ordu Komutanı Huduti, 2. Ordu Kurmay Başkanı Avni Angun, 7. Ana Jet Üs Komutanı Emin Ayık, 2. Ordu Harekat Destek Yarbaşkanı Zeki Karataş, 2. Ordu İdari Kurmay Yarbaşkanı Mustafa Serdar Sevgili, meslekten ihraç edilen 2. Ordu’da görevli Ersin Yıldırım ile subay, astsubayların da bulunduğu 28’i tutuklu 76 sanığın yargılandığı Yakınca Spor Salonundaki 3. duruşmada Huduti’nin savunması alınıyor. Jandarma eşliğinde cezaevi araçlarıyla spor salonuna kelepçeli getirilen Huduti, savunmasına başladı.
’43 YIL BOYUNCA HİZMET ETTİM‘
Huduti, 1967 yılında Kuleli Askeri Lisesine gittiğini ve o dönemlerde bulunduğu bölgede dershane olmadığını, tüm hazırlığını kendisinin yaptığını ifade etti.
Askeriyede görev yaptığı yerlere ilişkin bilgi veren Huduti, 43 yıl boyunca hizmet verdiğini belirtti. Bu süre boyunca kendisine verilen görevi onur ve şerefiyle yaptığını düşündüğünü söyleyen Huduti, şöyle devam etti:
“Basına göre FETÖ sayesinde çok hızlı yükseldiğim yazılmıştır. Ben o dönemler dershanesi olmayan bir bölgedeydim. Beni tüm öğretmenlerim Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı bir birey olarak yetiştirmiştir. Kendilerine müteşekkirim. Fikri hür, aklı hür, vicdanı hür olarak yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum. Normalde devrelerim 4 askeri şurayla orgeneralliğe yükselirken ben 7’nci seferde yükseldim.”
’20 KERE VALİ İLE GÖRÜŞTÜM‘
Basında yer aldığı gibi istihbarat, genel kurmay karargahı gibi yerlerde görev almadığını ileri süren Huduti, savunmasına şöyle devam etti:
“Olayın başından itibaren darbeye karşı olduğum kurmay başkanına verdiğim emirlerle net olarak ortadadır. Bununla birlikte Vali beyi, saat 00.00 civarında 2. Ordu komutanını istediğini söyleyerek telefonla bana bağladılar. Birtakım gelişmeler yaşandığını, Ankara’daki komutanlara ulaşamadığımı ve devletimin yanında olduğumu sözlü olarak beyan ettim. HTS kayıtlarında Vali beyle 20’den fazla görüştüğüm ortadadır. Ben 17 ilin komutanlarıyla irtibat halindeydim. Ben onlarla konuşurken zaman zaman garnizon komutanım ve kurmay başkanım ile emir subayım görüştü. ‚Silah ve mühimmat depolarına sahip çıkın‘ diye emir verdim. Bunlar 6. Tümen Komutanı’yla yaptığım ilk konuşmadır. Benzer emirleri diğer komutanlara ve kurmay başkanlarına verdim. Lehime olan bu durum iddianamede yer almamıştır.”
‚O SÖZLERİ SÖYLEDİĞİMİ HATIRLAMIYORUM‘
İddianamede yer alan Düzce Cezaevinde Avni Angun ve Emin Ayık’a ‘Ne yaptınız çocuklar beni de yaktınız’ cümlesin hatırlamadığını savunan Huduti, “Bunu söylemem makul ve mantıklı değil. Aramızda böyle bir konuşma geçtiğini hatırlamıyorum” diye konuştu.
İddianameden
Malatya Cumhuriyet Başsavcısı Ergül Yılmaz ve Başsavcıvekili Mehmet Badem tarafından hazırlanan, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 165 sayfalık iddianamede, dönemin 2. Ordu Komutanı Huduti, bir numaralı şüpheli olarak yer alıyor. İddianamede, „Sayın Cumhurbaşkanının telefonla canlı yayına katılarak, millete verdiği mesajlara rağmen, 2. Ordu Komutanı olan şüphelinin bu yönde bir açıklama yapmadığı, 16/07/2016 günü saat 02.00 sıralarında Malatya Valisi’nin 2. Ordu Komutanı ile irtibata geçebildiği, bu saate kadar 2. Ordu Komutanı olan şüphelinin il valisiyle irtibat kurmadığı anlatılıyor.
Şüphelilerin, „cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmek“, „cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etme“, „cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme“ suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve „terör örgütü FETÖ/PDY üyesi olmak“ suçundan da 15 yıl hapisle cezalandırılmaları isteniyor.
Kaynak: Hürriyet
…
Fatih TURAN/ TRABZON,(DHA)– TRABZON Cumhuriyet Başsavcısı Mithat Kutanoğlu, FETÖ/PDY terör örgütüne yönelik soruşturmalarla ilgili son rakamları açıkladı; 1126 kişi hakkında yapılan soruşturmalar sonrasında 463 kişinin tutuklandığını söyledi.
Cumhuriyet Başsavcısı Mithat Kutanoğlu, Trabzon Adliyesi’nde basın mensuplarıyla bir araya geldi. 15 Temmuz darbe teşebbüsü sürecinin ardından Trabzon’da FETÖ/PDY terör örgütüne yönelik yürütülen soruşturmalarla ilgili son rakamları paylaşan Başsavcı Kutanoğlu, „FETÖ kapsamında şu ana kadar bin 126 kişi hakkında soruşturma yaptık. Trabzon’da bu soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 463’tür. Tutuklanan ancak itirafçılık ya da sağlık sorunu gibi gerekçelerle tahliye olan kişi sayısı ise 56. Yani 519 kişi hakkında tutuklama kararı vermişiz, 56’sı sonra tahliye olmuş. Ayrıca 347 kişi hakkında da adli kontrol kararı var. Soruşturma kapsamında 147 kişi ise yurt içi ve yurt dışında hala daha aranıyor. Bu kişilerin büyük bir çoğunluğunun da yurt dışında olduğunu değerlendiriyoruz” dedi.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
Muğla’da devam eden FETÖ duruşmaları dün akşam son olarak Cumhurbaşkanlığı Başyaveri Albay Ali Yazıcı’nın ifadesinin tamamlanmasının ardından bugünkü oturuma saat 10.30’da başlandı. Mahkeme çevresinde yaklaşık 300 kişi kişilik bir grup, ellerinde Türk bayrakları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan posterleri ile toplandı. Kalabalık, ’Vatan bölünmez, ezan susmaz’, ’Ne olursa olsun dünya karşısında olsa bile arkanda koşmaktan vazgeçmeyeceğiz Başkan Recep Tayyip Erdoğan’, ’İdam istiyoruz’ yazılı pankartlar açtı.
Kalabalık, cezaevi aracıyla getirilen tutuklu 44 sanık indirilirken, ’İdam isteriz’ sloganı atıp, ellerindeki ’idam ipi’ ve yumurtaları fırlattı. Kalabalık arasından bazı kişiler bariyerlerin üzerinden atlayarak sanıklara saldırmak istedi. Polis, müdahale ederek öfkeli gruba izin vermedi. Kalabalıktakiler, FETÖ terör örgütünün lideri Fethullah Gülen’in portresi ve idam ipiyle poz verdi. Ardından Gülen’in portresini parçalayıp, ayaklarıyla ezdi.
Bu arada tutuklular grup grup indirilerek duruşma salonuna alınırken, toplanan kalabalığın protestolarının artması üzerine kalan tutuklular, cezaevi aracıyla mahkeme salonunun altındaki garaja götürülüp, buradan içeri alındı.
Gündem Videoları için tıklayınız
Kaynak: Hürriyet
…
Yaşar ANTER- Cavit AKGÜN/MUĞLA (DHA)- MUĞLA’nın Marmaris İlçesi’nde, 15 Temmuz’daki darbe girişimi gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaldığı otele saldırı düzenledikleri ileri sürülen 1’i firari 37 darbeci askerin aralarında bulunduğu 47 sanığın yargılandığı Muğla 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın 12’inci celsesine bugün devam edildi. Duruşmanın yapılacağı salon önünde ellerinde Erdoğan’ın fotoğrafı ve bayraklarla toplanan kalabalık, cezaevi araçları ile getirilen tutuklu sanıklara ‚idam ipi‘ ve yumurta fırlattı. Kalabalıktan bazı kişilerin bariyerleri asıp, sanıklara saldırmaya kalkışınca polis engel oldu.
Muğla’da devam eden FETÖ duruşmaları dün akşam son olarak Cumhurbaşkanlığı Başyaveri Albay Ali Yazıcı’nın ifadesinin tamamlanmasının ardından bugünkü oturuma saat 10.30’da başlandı. Mahkeme çevresinde yaklaşık 300 kişi kişilik bir grup, ellerinde Türk bayrakları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan posterleri ile toplandı. Kalabalık, ‚Vatan bölünmez, ezan susmaz‘, ‚Ne olursa olsun dünya karşısında olsa bile arkanda koşmaktan vazgeçmeyeceğiz Başkan Recep Tayyip Erdoğan‘, ‚İdam istiyoruz‘ yazılı pankartlar açtı.
Kalabalık, cezaevi aracıyla getirilen tutuklu 44 sanık indirilirken, ‚İdam isteiz‘ sloganı atıp, ellerindeki ‚idam ipi‘ ve yumurtaları fırlattı. Kalabalık arasından bazı kişiler bariyerlerin üzerinden atlayarak sanıklara saldırmak istedi. Polis, müdahale ederek öfkeli gruba izin vermedi.
Kalabalıktakiler, FETÖ terör örgütünün lideri Fethullah Gülen’in portresi ve idam ipiyle poz verdi. Ardından Gülen’in portresini parçalayıp, ayaklarıyla ezdi.
Bu arada tutuklular grup grup indirilerek duruşma salonuna alınırken, toplanan kalabalığın protestolarının artması üzerine kalan tutuklular, cezaevi aracıyla mahkeme salonunun altındaki garaja götürülüp, buradan içeri alındı.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
Kaynak: Hürriyet
…
Zanlılar bir dolarlara ilişkin, „Hac dönüşü babam torununa hediye etmişti“, „Oğlumun koleksiyonuna ait“, „Düğünde bahşiş olarak orkestraya verildi“, „Yolda buldum, aracımda unuttum“, „Koleksiyon parçası“, „Döviz bürosuna götürüp bozdurmaya utandım“, „Harcırahtan bir nostalji, bir hatıra“, „Oğlumun askerlik kutlamasından kaldı“ ve „Çocuğum koymuş olabilir“ gibi bahaneler öne sürdü.
Türkiye genelinde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY) faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve suça karışanların saptanması amacıyla cumhuriyet başsavcılıklarınca başlatılan soruşturmalar devam ediyor. Bu çerçevedeki operasyonlarda yakalanıp bazıları tutuklanan zanlılarda güvenlik kaynaklarınca, „seri numarasındaki harfe göre örgüt içerisindeki hiyerarşide şifre amaçlı kullanıldığı“ değerlendirilen çok sayıda bir dolarlık banknot ele geçirildi.
Seri numaraları „C“, „F“, „G“ ve „J“ harfleriyle başlayan bir dolarlık banknotlarla ilgili zanlılar ve sanıkların verdikleri, soruşturma dosyalarına giren ifadelerde ilginç bahaneler dikkati çekti. Genel olarak dolarların özel anlamı olmadığını öne sürerek kendileriyle ilgisinin bulunmadığını savunan şüpheliler ve sanıklar, haklarındaki suçlamaları kabul etmedi.
‚PARA ÜSTLERİNDEN BİRİKTİRDİM‘
FETÖ’nün darbe girişimi sonrası tutuklanan eski Hava Kuvvetleri Komutanı ve Yüksek Askeri Şura (YAŞ) Üyesi Akın Öztürk’ün yine aynı soruşturmada cezaevine konulan damadı, eski Yarbay Hakan Karakuş’un evinde 69 adet bir dolarlık banknot bulundu. Karakuş, banknotlarla ilgili Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığında dikkati çekici ifadeler verdi. Karakuş, evindeki bir dolarlara ilişkin, „Bu dolarları Amerika’ya tatbikata gittiğimde harcamalar sonrasında artan para üstleri şeklinde biriktirdim. Onlar hatıra olsun diye çekmecede duruyordu. Kimseye bir dolar vermedim, kimseden de almadım.“ şeklinde savunma yaptı.
Ankara’da tutuklanan ve örgütün “Karayolları imamı” olduğu iddia edilen Hasan Tahsin A. ve „Karayolları abisi“ olduğu ileri sürülen Mehmet Ziya E. de ev ve iş yerlerinde ele geçirilen bir dolarla ile ilgili çeşitli bahaneler öne sürdü.
Hasan Tahsin A, evi ve iş yerinde ele geçirilen materyaller hakkında „DVD ve CD’ler çocukların eğitimi için okullarından verilmiştir. Dolar ise… Hatırlamıyorum ama bazen dolar alırdım, o zamandan çantamda kalmış olabilir. Herhangi bir maksadı yoktur.“ şeklinde ifade verdi.
Kendisi ve ailesinin FETÖ’ye hep muhalif kaldığını savunan Mehmet Ziya E. de „Ele geçen bir doları hac dönüşü babam oğluma, torununa hediye etmişti, oradan kalmış.“ dedi.
‚DÜĞÜNÜMDEN HATIRA‘
Erzurum’da tutuklu olan dönemin İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü Terör Olayları Kısım Amiri Yüzbaşı İbrahim K. da savcılıkta, „evindeki aramada bulunan bir doların nereden geldiği“nin sorulması üzerine şöyle savunma yaptı:
„Bu banknotun bir kutsallığı yok. Yatak odasındaki gardıroptaki kırmızı kutuda bulunan para düğünümden hatıradır. Yakınlarım tarafından damatlığımın cebine konulmuştu. Bu parayı kuyumcu veya bankaya götürüp bozdurulacak kadar maddi değeri bulunmadığını düşünüp düğün hatırası olarak evde bir kenara koydum.“
Darbe girişiminde Kırklareli’deki Lüleburgaz 65. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Kışlası’ndan askeri araçlarla İstanbul’a gitmek üzere
yola çıktıkları iddiasıyla haklarında dava açılan 81 askerden tutuklu sanık eski Astsubay Başçavuş Özcan Ş. de üzerinde çıkan bir dolarla ilgili Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinde savunma yaptı.
Özcan Ş, FETÖ ile bağının bulunmadığını ileri sürerek, “Üzerimden çıkan bir doların FETÖ ile bir ilgisi yoktur. Doları en yakın arkadaşımın düğününde gelin arabasının önünü keserek aldım ve hatıra olarak saklıyordum. Hatıra tutma alışkanlığım vardır. Arkadaşımla düğünlerimizi iki ay arayla yaptık. Bu nedenle doların hatırası bende büyük.“ ifadelerini kullandı.
‚YOLDA BULDUM, ARACIMDA UNUTTUM‘
Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın sanıklarından C.D. de aracında ele geçirilen „F“ serisi bir doları yolda bulduğunu ve aracında unuttuğunu iddia etti. İfadesinde hiçbir terör örgütüyle bağlantısının olmadığını öne süren C.D, „Arabamı park ederken yolda bir dolar buldum. Yerdeki parayı almak adetim değildir ama beden eğitimi öğretmenliği yaptığım için spor salonuna gelen maddi durumu iyi olmayan bir öğrenciye vermek için aracıma koydum ancak unuttum.“ şeklinde konuştu.
Aynı davanın sanığı E.K. da evindeki 12 adet bir dolarlık banknotun çaycılık yapan babasına düğünlerde verildiğini iddia ederek, „Babam düğün ve organizasyonlara bazen çaycı olarak çağrılır. Bu düğünlerde birer dolar verenler olmuş. Daha sonra bir dolar konusunun basında çıkması üzerine Kırşehir’de bunları bozdurmak istedim ama dövizci kapalı olduğu için bozduramadım.“ şeklinde savunma yaptı.
‚HARCIRAHTAN NOSTALJİ BİR HATIRA‘
Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinde „anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme“ ve „silahlı terör örgütüne üye olma“ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle tutuklu yargılanan 4 eski komutandan eski Kurmay Albay Kamil Günler de çantasından çıkan bir doların şifre veya kutsi bir tarafı olmadığını ileri sürdü.
Sanık Günler, şunları söyledi:
„Çantamdan zarf içerisinde bir dolar çıktı. Onu özellikle çantaya koymadım. 2005’te bulunduğum Irak ve Azerbaycan’da geçici görevlerde harcırah olarak dolar verirlerdi. Oradan döndükten sonra yeni araba almak için evde ne kadar para varsa bozdurdum. O dolar da oradan kaldı. 10 yıl önce koyduğum ve unuttuğum bir konudur. Bulunan dolar ne bir şifre ne de bir kutsiyet addettiğim şey değildir. Şayet öyle olsa idi sürekli cüzdanımda taşırdım. Çantamdan çıkan bir dolar, özel kuvvetlerde çalışırken dolar olarak verilen harcırahtan bir nostalji, bir hatıradır.“
‚BOZDURMAYA UTANDIM‘
İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde 270 sanığın yargılandığı FETÖ davasında meslekten ihraç edilmeden önce „TCG Beykoz“ gemisinde denizci topçu uzman onbaşı olarak görev yapan tutuklu sanık Muhammet K. de cüzdanından çıkan bir dolarlık banknotla ilgili savunma yaptı. Lübnan’a tatbikat amaçlı gittiklerini belirten sanık, „Burada verilen 300 dolardan 190 dolar kalmıştı. 15 Temmuz’dan sonra ihtiyacım olduğu için bir banka şubesine gidip parayı çektim. Paradan geriye bir dolar kalmıştı. Döviz bürosuna götürüp bozdurmaya utandım. 24 Temmuz’da polise ifade için çağrıldığımızda da cüzdanımdan çıktı.“ dedi.
Aynı davada yargılanan ve „TCG Bodrum“ gemisinde görev yapan tutuklu sanık eski uzman çavuş Sinan M. ise „Gemi personeli olarak daha önce eğitim amaçlı Lübnan’ın güneyinde BM Barış Gücü bünyesinde bu ülkeyi denizden koruma görevine katıldım. Görev öncesi Beyrut Limanı’nda 6 saat duracağımız için bir personele toplu alışveriş listesi verip mağazaya gönderdik. Listede yazdığı şekilde para üstü yani bir dolar bana geri verildi. Hatıra olarak saklamadım. Zamanı gelir, lazım olur diye Şubat 2015’ten beri bendeydi.“ diye konuştu.
Aynı davanın tutuksuz sanıklarından astsubay Ogünhan Ç. de açık deniz eğitimleri kapsamında ilk kez Mayıs 2013’te yurt dışı görevine gönderildiğini anlatarak, „Bu nedenle bizlere görev parası mahiyetinde 47 ABD doları verildi. Ukrayna’nın Odessa kentindeki limana ziyaret sonrası elden ödenen görev parasından geriye sadece bir ABD doları kalmıştı. İlk yurt dışı görevim olması nedeniyle bu parayı arkadaşlarıma ve kuzenlerime imzalattım. Lisede imzalatılmış gömlekten farkı yoktur. Hatıra olarak sakladım.“ ifadelerini kullandı.
‚ÇOCUKLARIMA HARÇLIK OLARAK VERDİM‘
Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinde FETÖ/PDY’ye ilişkin aralarında terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen’in de bulunduğu 103 sanığın „terör örgütü üyesi olmak“ ve „terör örgütüne finans sağlamak“ suçlarından yirmi beşer yıl hapis istemiyle yargılandığı davanın tutuksuz sanığı Kurtuluş U. da çocuğunu iyi eğitim alması için özel okula yazdırdığını söyledi. Okulun ABD’ye düzenlediği gezi için kendisinden 250 dolar vize parası istendiğini, ödediği paranın „cemaat“ bağlantılı kuruma gittiğini bilmediğini iddia eden sanık, kasasından çıkan bir dolarlık banknotların çocuklarına verdiği harçlıklar olduğunu ileri sürdü.
FETÖ’nün akademik yapılanmasına ilişkin İstanbul Üniversitesine yönelik, aralarında profesörlerin de bulunduğu 13’ü tutuklu 45 akademisyenin yargılandığı davada da ele geçirilen banknotlara ilişkin ifadeler kayıtlara geçti. Sanıklardan Prof. Dr. Ferah A., „Delil olarak sayılan bir dolar, oğlumun askerlik kutlamasından kaldı, bilgisayar çıktıları eşimin çantasından çıktı. Üniversitede yapılan aramalar sonucu el konulan cep telefonu ve bilgisayarın imajları bana verilmedi.“ şeklinde savunma yaptı.
Ordu 2. Ağır Ceza Mahkemesinde sözde „Ordu Emniyet İmamı“ olduğu iddiasıyla yargılanan tutuklu sanık A.İ.K. de savunmasında çocuğunu bahane gösterdi. Üzerinden çıkan bir doların nereden geldiğini bilmediğini öne süren sanık, „Cüzdanıma bir doların niye konduğunu bilmiyorum. Çocuğum koymuş olabilir, belki ben koymuş olabilirim ancak çocuğum parası olduğunu düşündüm ve dokunmadım. Örgütsel bir durum olduğunu hissetsem imha ederdim.“ beyanında bulundu.
‚GELİN ARABASINDAN…‘
FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıyla Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan ve evinde bir dolar bulunan eski öğretmen Bilgihan A. da bir doların kızına ait olduğunu ileri sürdü. Sanık, söz konusu doların bir özelliği olmadığını savunarak, „Bu dolar kızıma ait. Bu para kızımın dayısının düğününde gelin arabasından dağıtıldı. Herhangi bir özelliği yoktur, piyasadan alınmış sıradan paradır.“ iddiasında bulundu.
Iğdır’daki FETÖ/PDY soruşturmasında haklarında dava açılan, aralarında akademisyenlerin de bulunduğu 70 sanıktan bazıları, kendilerinde ele geçirilen bir dolara ilişkin ilginç savunmalar yaptı. Bu kişilerden tutuklu sanık Yrd. Doç. Dr. K.A.K, iddianameye giren ifadesinde, örgütle herhangi bir bağlantısının olmadığını öne sürerek, „Cüzdanımda ele geçirilen bir dolar fotokopisini din kültürü derslerinde konu olarak anlatmak için yanımda bulunduruyordum. Bunun dışında bir maksadım yoktur.“ dedi.
Aynı davanın tutuklu sanığı Yrd. Doç. Dr. M.Ç’nin de iş yerinde ele geçirilen bir doların oğlunun koleksiyonuna ait olduğunu söylediği kayıtlara geçti. Davanın tutuksuz sanığı Yrd. Doç. Dr. Ö.Y. ise evinde ele geçirilen bir doların düğünlerde orkestraya bahşiş verilen paralardan birisi olduğunu, evde bu banknotun varlığından bile haberlerinin olmadığını öne sürdü.
Kaynak: Hürriyet
…
Özkan ARSLAN / ANKARA, (DHA) – ANKARA Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ soruşturmaları kapsamında, ASELSAN’da düzenlenen operasyonda 43 kişi gözaltına alındı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın haklarında yakalama kararı çıkarttığı 84 kişiye yönelik sabah saatlerinde 4 ilde operasyon düzenlendi. FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü yapılanması içerisinde yer aldıkları iddiası haklarında yakalama kararı çıkartılan şüphelilerden 43’ü gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında görevden uzaklaştırılan kişiler ve halen görevde bulunanların olduğu belirtildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kaynakları operasyonların sürdüğünü belirtti.
Kaynak: Hürriyet
…
Hasan BÖLÜKBAŞ/AKSARAY, (DHA) – AKSARAY merkezli 6 ilde FETÖ/PDY’ye yönelik yapılan operasyonda haklarında yakalama kararı çıkartılan 15 kadından 11’i gözaltına alındı.
Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı, darbe girişiminin ardından FETÖ/PDY’ye yönelik soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında örgütün ‚Bylock‘ haberleşme programını kullandığı ileri sürülen 15 kadın hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Bunun üzerine bugün polis tarafından Aksaray başta olmak üzere Adana, Kayseri, Kahramanmaraş, Konya ve Osmaniye’de eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 11 kadın gözaltına alınırken, diğer 4 şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü belirtildi.
Gözaltına alınan şüphelilerden öğretmenlikten ihraç edilen Filiz A.’nın, öğrütün emniyetteki kadın polislerin ‚Ablası‘ olduğu ileri sürüldü.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
Mutlu YUCA/BOLU, (DHA) – BOLU’da, 3’ü tutuklu 10 askerin yargılandığı FETÖ/PDY davasında tanık olarak dinlenen FETÖ’den tutuklu Düzce eski İl Jandarma Komutanı Albay Bilal Güvenir, tutuklu sanıklardan Bolu 2’nci Komando Tugayı eski komutanı Tuğgeneral İsmail Güneşer’in 15 Temmuz gecesi kendisini arayarak valilik makamına oturması, belediye başkanlığına da CHP il başkanını oturtması emrini verdiğini ileri sürdü. Bunu kabul etmeyen Güneşer, telefon kaydını istedi.
Bolu Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden FETÖ/PDY davasında ‚Anayasayı ihlal‘ ve ‚Terör örgütüne üye olmak‘ suçlarından ömür boyu hapis ve 10 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan 10 sanığın savunmaları tamamlandı. Duruşmanın 4’üncü gününde tanık ifadelerine geçildi. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü FETÖ/PDY soruşturması kapsamında tutuklanan Düzce eski İl Jandarma Komutanı Albay Bilal Güvenir, tanık olarak ifade verdi. Güvenir, sıkıyönetim atama listesinde sözde Bolu ve Düzce Sıkıyönetim Komutanı olarak adı geçen Tuğgeneral Güneşer’in 15 Temmuz gecesi telefonla kendisini aradığını söyleyerek şöyle konuştu:
„Gece saatleriyle, makam telefonumdan aradı. Kendisinin Bolu ve Düzce Sıkıyönetim Komutanı olarak görevlendirildiğini söyledi. Düzce Valisi’ni görevden alarak yerine oturmamı, belediye başkanlığına CHP İl Başkanını oturtmamı, Emniyet Müdürlüğü’ne ise jandarmadan bir şube müdürünü oturtmamı istedi. Emrin Genelkurmay Başkanlığı tarafından imzalanmadığını, sahte olabileceğini ve bu işi yapamayacağımı söyledim. İstanbul Jandarma Bölge Komutanı’na bağlı olduğumu ve onu arayacağımı söyledim. Güneşer ise bu sözlerimin ardından, ‚Biz askeriz, emirlere itaat etmemiz gerek‘ diyerek üstü kapalı tehdit etti. Helikopterle Düzce’ye geldiğinde benimle görüşeceğini söyledi.“ Güvenir, Güneşer ile konuştuktan sonra Bolu eski İl Jandarma Komutanı Albay Türker Yılmaz’ı aradığını belirterek, „Güneşer’in kendisini arayıp aramadığını sordum. Albay Yılmaz arandığını ve bir takım emirler aldığını söyledi. İçeriğinden bahsetmedi. Bunun üzerine ne yapacaklarını sordum. Bilemediğini söyledi. Ben emirin uygulanmaması talimatını verdim. Bolu ile Sakarya’dan Düzce’ye olabilecek saldırılara karşı tedbirler aldırdım. Güneşer ile tek görüşmem oldu“ dedi.
Tutuklu sanık Güneşer, Güvenir’i aradığını, ancak görüşme içeriğinin doğru olmadığını ileri sürdü. Güneşer, „Onun zaten birliği yok. Personelleri ilçe ve köylerde. Onları da sabaha kadar toplayamazdı. Telefon görüşmesine ilişkin kayıtları istiyorum. Bu kişi ByLock’tan tutuklandı“ dedi.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
Haklarında kamu davası açılan, aralarında dönemin 2. Ordu Komutanı Huduti, 2. Ordu Kurmay Başkanı Angun, 7. Ana Jet Üs Komutanı Emin Ayık, 2. Ordu Harekat Destek Yarbaşkanı Zeki Karataş, 2. Ordu İdari Kurmay Yarbaşkanı Mustafa Serdar Sevgili, meslekten ihraç edilen 2. Ordu’da görevli Ersin Yıldırım ile subay, astsubayların da bulunduğu 28’i tutuklu 76 sanığın yargılandığı duruşmanın üçüncü gününde de Yakınca Spor Salonu çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı.
Jandarmanın öncü araçları eşliğinde cezaevi araçlarıyla spor salonuna kelepçeli getirilen Huduti ve Angun ile 10 tutuklu sanık, jandarma ekiplerince salona alındı. Geri kalan tutukluların ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya bağlanacakları öğrenildi. Spor salonu girişinde kontrol noktası oluşturan, çevrede güvenlik önlemi alan polis ve özel harekat ekipleri, avukatların yanı sıra tutuksuz sanıkları, sanık yakınlarını, müştekileri ve izleyicileri X-Ray cihazından geçirerek üst araması yaptıktan sonra salona aldı.
Davanın bugünkü duruşmasında bir numaralı sanık Huduti ile diğer sanıkların savunmalarının alınması beklenirken, ilk gün ayağında bağcıkları alınmış bir bot olan Adem Huduti’ye intihar etme ihtimaline karşı bağcıksız bir ayakkabı giydirildiği görüldü.
Bugünkü ayakkabı
Dünkü ayakkabı
Kaynak: Hürriyet
…
İsviçre’nin saygın ve önemli Gazetelerinden Tages Anzeiger’in manşetten verdiği habere göre, eski Büyükelçi Vekili Volkan Karagöz hem kendisi, hem de ailesi için İsviçre’den iltica talebinde bulundu.
Federal hükümet (Bundesrat) Pazartesi günü bazı diplomatik pasaportlu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının İsviçre’de iltica talebinde bulunduğunu doğrularken, daha fazla detay açıklamayacağını bildirdi. Federal hükümet „Birkaç münferit başvurudan ibarettir“ yorumunu yaptı.
Tages Anzeiger Gazetesi isim vermeden bazı İsviçreli siyasilerin, İsviçre’nin Volkan Karagöz’e iltica hakkı vermesi durumunda, İsviçre ile Türkiye arasında hem siyasi hem ekonomik krize yol açabileceğinden duydukları endişeyi dile getirdi ve birçok başka Fetullah Gülen taraftarının da İsviçre’den iltica talebinde bulunabileceğini ima etti.
FETÖ’DEN AÇIĞA ALINMIŞTI
Bern Büyükelçiliği Büyükelçi Vekili Volkan Karagöz, 15 Temmuz Darbe girişimi sonrası Şubat ayında kendisinin FETÖ mensubu olduğu gerekçesi ile görevden alınış ve Ankara’ya çağrılmıştı. Ancak Volkan Karagöz Ankara’ya dönmeyip İsviçre’de ailecek iltica talebinde bulunmuş.
Kaynak: Hürriyet










