HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar: Diyalog, siyaset ve diplomasi yollarının açılmasını istiyoruz

0

HDP’nin 4. Büyük Olağan Kongresinde Eş Genel Başkan seçilen Mithat Sancar, partisinin Meclis Grup Toplantısında konuştu. “HDP bu ülke için umuttur, şanstır.” diyen Sancar, şunları söyledi:

“Çünkü HDP her türlü savaşın ve şiddetin karşısında demokratik siyaseti; her türlü karanlığın karşısında demokratik çözümü savunan ve savunmaya devam eden neredeyse tek partidir. Demokratik siyaset bizim yolumuz, barışçıl çözüm bizim hedefimizdir. Barışçıl çözümden kastımız elbete en başta Kürt sorunu ile ilgili çözümdür. Biz Kürt sorunu ile ilgili barış çağrılarını yaparken bazıları bunu farklı yorumluyor. Bizim tek muhatabımız var o da toplumdur. Türkiye’nin demokratları, vicdanlı insanları Türkiye’nin ahlaklı insanları, emekçileri, kadınları, gençleri; bizim çağrımız onlaradır. Gelin barış mücadelesini büyütelim. Hangi iktidar olursa olsun ona barışı hep birlikte dayatalım, yapmıyorsa o iktidarı değiştirelim, ama hep birlikte.

Biz kimseye, ‘gelin masa kurup oturalım’ diye çağrıda bulunmadık. Biz ne yaptığımızın farkındayız. Demokrasi ittifakından söz ederken de toplumla ittifaktan söz ediyoruz. Her kuruluşu, her bireyi ve örgütlenmeyi muhatap alıyoruz ama tüm muhalefet partileri de muhatabımızdır. Gelin birlikte demokrasi ittifakını örelim. Birleşebileceğimiz, uzlaşabileceğimiz, mutabık kalabileceğimiz temel ilkeleri tespit edelim. Temel değerleri müzakere edelim ve ülkeye yeni bir yol örelim. Bunu hep birlikte yapalım. Biz bunu gizli kapaklı yapmadık. Hiçbir zaman, hiçbir partiyle kapalı kapılar ardında müzakere yapmadık.

Çağrımız açıktır, tutumumuz şeffaftır. Demokrasi, barış ve özgürlük isteyen herkesle, temel ilkeler etrafında bir araya gelmeye hazırız. Eğer muhalefet partileri sorumluluklarını yerine getirmezlerse çağrımız yeniden onların da tabanınadır, bizim de tabanımızadır. Hiçbir partiye sıcak bakmayan bütün iyi insanlaradır. Gelin buluşalım, bu gidişata hep birlikte son verelim. Kardeşçe ama eşit ve özgürce birlikte yürüyelim. Ancak bu şekilde savaş ve talan politikalarını, bu yalanı, bu kanı durdurabiliriz.

Biliyorsunuz bundan 4 gün önce İdlib’de bir saldırıda sayısı farklı şekilde söyleniyor ama ilk açıklamalara göre 34 sonraki açıklamalara göre 36 asker hayatını kaybetti. Ama ölümler bununla sınırlı kalmadı. Ölüm haberleri gelmeye devam ediyor. Ölen her insan yüreğimizden bir parça alıp gidiyor.

Acıyı en fazla savaşı istemeyenler, en fazla insan onurunu savunanlar hisseder. O acı bizim yüreğimizdedir. Ölen her bir askerin ailesine sevenlerine buradan sabır ve başsağlığı diliyorum. Fakat unutmayın savaş devam ederken ölenlerin milliyeti, cinsiyeti ve geldiği köken sorulmuyor. Farklı milletten, inançtan insanlar ölmeye devam ediyor. Biz orada ölen herkesin acısını yüreğimizde hissediyoruz. Savaş insanları, insanların gerçek hayatlarını yok ederken buna ayrımcı yaklaşmak vicdanları yok eder. Biz hem acıyı yüreğimize taşıyoruz hem de vicdanı korumaya devam edeceğiz

Bu savaş durmalıdır, bu savaşı durdurmalıyız. Ölen askerler, siviller hepsi insanlığımızı eksiltiyor. İnsanlığımızı kurtarmak istiyorsak bu savaşa yüksek sesle hayır demeliyiz. Lütfen hiç kimse şantajlara, tehditlere aldırmasın. Çünkü bugün sessiz kalırsak yarın daha büyük bedeller ödeyeceğimiz tarihin pek çok tecrübesi ile kanıtlanmıştır. Bizler sessiz kalmamalıyız.

Bugün yurttaşlar soruyor, son bir ay içinde Suriye’de ne işimiz var. Şimdi bir girişim de var, çeşitli kuruluşlar bu girişimi başlattılar. O girişimin de bir çağrısı var. Bu seslerin çoğalmasını bekliyoruz. Biz kendimizi bu seslerin bir parçası sayıyoruz. Hiç kimseye hiçbir konuda öncülük etmek gibi bir iddiamız yok. Biz vicdana, insanlığa öncülük etmek için buradayız ama ne kibrimiz ne kompleksimiz var. Kim yürürse onlarla eşit şartlarda birlikte yürürüz. Kimse sadece bu çağrıların HDP’nin öncülüğünü vurgulamak amacı taşıdığını da düşünmesin. Hepimiz birlikte yürüyeceğiz. Biz ‘savaşa hayır’ diyen her sesin içinde olacağız. Her yürüyüşün içinde olacağız. Bütün arkadaşlarımız bütün teşkilatlarımız bu sesi zaten çıkarıyorlar daha da güçlü çıkaracaklar. Kim buna katılırsa bu sesi onlarla birlikte yükseltmeye hazırız.

Savaşın ağır bedelini ödeyenler arasında ön sırada gelenler sığınmacılardır, göçmenlerdir. Toprağını terk etmek zorunda kalan insanlardır. Bir yerde savaş başladığında insanlar yerini yurdunu, hatırasını, akrabasını, alışkanlıklarını terk edip yollara dökülürler. Sanki savaşı onlar çıkarmış gibi savaşın faturası da onlara ödetiliyor. Mültecilik yeni bir mesele değil. 2. Dünya Savaşı’nda Avrupa’nın yarısı mülteci durumuna düştü. Orada yaşanan acılar hala tamir edilmeyi bekliyor.

Biz şimdi buradan bu savaşın yükünü ağır bir şekilde çeken mültecilere dönüp haklarını hukuklarını savunacak insanlar var demek zorundayız. O insanlar bizleriz. Bizler olmak zorundayız. Toprağından göçmüş insanları, evini, yurdunu, akrabasını, dostunu terk etmek zorunda kalan insanları pazarlık malzemesi haline getirenler utanmalıdır, şantaj malzemesi olarak kullananlar utanmalıdır.

Mülteci krizi insanlık krizidir, mültecilere karşı her saldırı insanlığa saldırıdır. Bu konuda güçlü bir hak ve dayanışma hareketi örmek zorundayız. Burada Ortadoğu’da, Avrupa’da. Mültecileri pazarlık kozu olarak ölüm yolculuğuna sürüklemek büyük vicdansızlık evet ama onları sınır kapılarında soğuk havada çadırsız gıdasız bekletmek gazla mermiyle müdahale etmek de o kadar büyük vicdansızlıktır.

Mültecilere Avrupa’daki bütün devletler kapılarını açmalıdır. Bütün kapılar açılmalıdır. Bu insanların barınma sağlık ve diğer bütün temel ihtiyaçlarını karşılayacak bir uluslararası fon kurulmalıdır. Bir uluslararası girişim oluşturulmalıdır. Bu, devletlere bırakılamaz sadece. Devletler bunu yapmakla yükümlüdürler, yurttaşlar olarak bizler devletleri buna davet edeceğiz, onların zorlamak için mücadele edeceğiz. Bizler sivil inisiyatifler tek tek bireyler burada, Avrupa’da, Ortadoğu’da bu mücadelenin içine gireceğiz.

Bu yükün altına omzumuzu koyacağız, el ele vererek mülteci düşmanlığını ve ırkçı dalgayı durdurmak zorundayız. Bugün mülteciler en temel insani haklarını istiyorlar ama ne yaşadıklarını kimse dinlemiyor. Acılarını, seslerini duyurabilmeleri için bir imkan tanımak tüm hakikat için ön şarttır. Bu göçmen ve sığınmacılara onların acılarını dile getirmeleri için imkan tanınıyor mu? Hayır. Kimse onları dinlemiyor, acılarını dinlemiyor, sadece bunların üzerinden siyasi hesap, iktidar manevraları yapıyorlar. Vicdansızlıktır bu. Bu insanlık adına utançtır. O nedenle hep birlikte bu insanların umudunu canlandırmak zorundayız. Umudun adresi bellidir: Barış.

Bölgede barış, bu ülkede barış. Ülke içinde çıkan toplumsal sorunlar şiddetle çözülemez demiştik kongrede. Ülkeler arası sorunlar da savaşla çözülemez. Biz diyalog, siyaset, diplomasi yollarının açılmasını istiyoruz. İktidarlardan değil. Bunların açılması için halkların daha kararlı mücadele etmesini istiyoruz. Biz halklara bu çağrıyı yapıyoruz. Gelin hep birlikte bu ülkeye ve coğrafyaya barışı hakim kılacak mücadeleyi büyütelim, sesi daha da yükseltelim.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here