21.3 C
İzmir
19.8 C
Istanbul
16 C
Ankara
Mittwoch, September 16, 2026 6:13:05
Start Ocak Yazarları Bayramda, 81 Vilayette Neden Ekrem İmamoğlu Afişleri Var?

Bayramda, 81 Vilayette Neden Ekrem İmamoğlu Afişleri Var?

1
13

Ekrem İmamoğlu’nun 81 vilayetin bayramını kutlayan afişlerini görünce şaşıran çok oldu. ‘Yav ne alaka bu’ dediler. Hatta ‘biz bilmiyoruz da İmamoğlu Cumhurbaşkanı mı olmuş?’ diye yazanlar çıktı. İmamoğlu ile beraber Anadolu şehirlerinde bir de Cumhurbaşkanının bayram kutlaması var billboardlarda. Bir tarafta İmamoğlu bir tarafta Erdoğan varsa; akla ‘İmamoğlu Cumhurbaşkanlığına mı soyundu?’ iddiası geliyor.

Oysa bazen basitlik bu işlerde kolay bir kapıdır. Ekrem İmamoğlu Anadoluya gönderdiği afişlerle seçmeninin bayramını kutluyor. İstanbul’da; Mardin’den Diyarbakır’a, Sivas’tan Tokat’a, Kastamonu’dan Ordu’ya kadar 80 vilayet ile bağları gayet derin milyonlar yaşıyor. Onlar İstanbul’u bırakıp tatil için memleket yoluna düştüler.

Yollar izdiham haberleri ile boşa gündem olmuyor. İmamoğlu ne Cumhurbaşkanı olmak istiyor ne de Kars’a belediye reisi.
İmamoğlunun tek ve haklı dileği var.
Artık giderek daha da aleni bir hak ihlali olduğu anlaşılan seçim iptali ile yaratılan haksızlığın izalesi.

Bırakın tatbiki, akla dahi getirilmesi iktidar cenahını yırtıcı bir kediye çevirecek bir durumdan söz ediyoruz. Uzun yıllardır güle oynaya devam eden, sakin sessiz ilerleyen mızrağa sokulmuş çuvalın en sonunda ortada ne çuval ne de saklanmış mızrak bıraktığına şahit olduk.

AKP seçim kaybetmedi.
Karizma kaybetti.
Paradigma kaybetti.
Zemin kaybetti.
Gündem kaybetti.
Tam 1 milyon oy farkını kaybetti.
Doğal sınırları sandığı alanları, oy verme mecburiyeti vaz edilenleri aslında hiçbir zorunluluğun sınırlamadığı anlaşıldı.

Bir taraftan rakip vaatleri ile seçimin ilk versiyonunda red edilenler birer birer hayata geçerken diğer taraftan kenar köşe süpüren ev kadını kaygısıyla dip köşe temizliğine girişildi.

Zaman zaman kontra çıkışları ile gündeme gelen AKP’ye kombinesi olan taraftar grupları dahi güven tazeleme amaçlı ziyarete konu edildi. “Aman ha bir yanlış olmasın” denildi. Bak oy farkı gayet az, sizden üç beş de olsa eksik gedik varsa ekibi uyarın denildiği o kadar aşikar ki.

Hal bu iken memlekete giden İstanbullulara nasıl dert anlatılacak? CHP ve İmamoğlu haklı olarak pankartlarla bu hatırlatmayı yapıyor. Bundan daha doğal ne olabilir ki? İstanbul’un taşını toprağını altına çeviren, doyulan yer olmasıdır. Doğulan yere bayram kutlamasına gidenlere ‘dönmeyi unutmayın’ demek makul bir stratejidir.

Diğer tarafta AKP cenahı yine bildiğimiz gibi. En bilinen markası ile sahada. Rahmetli Olçok’tan beri savrulan tanıtım ekibinin bu ayrıntı aklına gelmemiş. Ya da ‘Binali bey, Erdoğan demek’ bilgisi ile belki geçen bayramlarda da kullanılan görsel ile arzı endam ettiler.

Ramazan bayramının son günündeyiz.
Şükür ki internetin çektiği her mahalde sesimizi soluğumuzu duyurabiliriz.
Bayramda gazetelerin çıkmadığı günleri hatırladım.
AKP basına yaptığı ağır müdahale ile bırakın bayramı yılın 365 günü gazetelerin gerçekte çıkmadığı bir kurgu hayal etti.

Toplumun önünde koşma idealiyle başlayan askerlik usülü yerinde saymayı bitirmek için niyetlenen akıl dönüp dolaşıp en sonunda “kendisi bizzat yerinde sayan” bir stratejiye evrildi.
Yerinde sayan ve bunu hareket olarak pazarlayanlar bu ülkenin 75 yıllık basın markalarını yandaşlık çorbası ile paçallayıp en sakil atışmalara bizi seyirci ettiler.

Sedat Simavi’nin, Ali Naci Karacan’ın, Abdi İpekçi’nin, İslam Çupi’nin bırakın anlamayı dinlemeye tahammül edemeyeceği edepsizlikler sıradan bir polemik gibi hem de Bayram gazetesinde zuhur etti.

Bayramlar çok değişti. Bizler yaşlandık. Ama bundan daha da kötüsü oldu.
“Türkiye demokratik geleneğinde içkin olan sandığın saygınlığına ağır bir tehditle karşı karşıya bırakıldı.”

Doğruyu, güzeli, bilgiyi, üretimi, adaleti tekeline aldığını sanan, parti ile devleti birbirine karıştıran bir siyasi oluşum seçmen iradesini şekillendirmeye yeltendi.

Ekrem İmamoğlu ve onun arkasında yanında duranların üzerindeki yük işte bu yüzden çok fazla idi. Bu yükün her tür stratejiyi, her tür yolu, her tür aklı sonuna kadar kullanması sadece onun yanında olanlar için değil, karşısında olanlar için dahi yangın çıkışı hükmünde.

31 Mart’ta kaybettiği gün gibi açık bir seçimi yenileyip düzeltme sağlayacağını uman iktidar bunu başarırsa Türkiye’de demokrasi artık iki aşamalı sınav haline gelecek.
Sınıfta kalan iktidar, ikmal için gün alacak.

Oysa demokrasi kurallar bütünüdür.
Canınızın istediği gibi kesip biçeceğiniz bir yap boz değildir.
Olmayan köşeleri makasla yontup yerleştirdiğiniz yapbozu, ‘oldu sanmak’ da en hafifinden çocukça bir diretme, gerçekte ise toplum mühendisliği faaliyetidir.

İmamoğlu’nun Erdoğan posterlerine nazaran görünürlüğü az olsa da etkisi tartışılmaz afişlerini 80 vilayette görmemiz bu vilayetlere eşini dostunu görmeye giden ama sonuçta yaşadığı şehre dönecek olan milyonlarca insana yapılan haksızlığı tekrar hatırlatmayı amaçlıyor.

Bayram bugün bitiyor.
Yazık ki bundan aylar önce bitmiş bir seçimin peşinde hakkımızı iade için tekrar seçime gitmek zorundayız. AKP’ye Binali Yıldırım’a verilecek her oyun iktidarın demokrasiyi keyfi eğip bükmesini haklı çıkaracağı, bundan sonra da benzer bir yolu açacağı endişesini tek ben duyuyor olmamalıyım.

İster 13 bin ister 13 isterse 130 bin olsun, seçilmiş başkana hakkını iade edecek bir sürecin asıl bayram olacağına inanıyorum.

Ekremci değil ilkeli olan herkesin de aynı kaygı ile bu doğrultuda düşüneceğini biliyorum.
İsminin Ekrem İmamoğlu olması sadece tesadüf olan, bugüne kadar seçilen seleflerinin de (Son 40 yılda; Bedrettin Dalan, Nurettin Sözen, R.Tayyip Erdoğan, A.Müfit Gürtuna, Kadir Topbaş) meşruiyetinin ve buna dair ilkeli siyasetin nişanesi olarak Kurban bayramına şehreminimizin 31 Mart’ta seçilmiş olanı ile girebilmek umuduyla.

1 Kommentar

  1. 23 haziran yeni bir seçim değil.sadece alınteri ile çarpmadan çalmadan kazanılmış bir hakkın iadesi olacaktır.
    23 haziran da ekrem imamoğluna oy verenler hasta değildir.
    bir parkta bulunan ve yavru vatan kıbrısın rumlara dolayısıyla yunanistana ait olmayan ve orada yaşayan türklerin hakkını garanti altına alan bir anlaşmanın taraflarını gösteren bir eseri amacından farklı göstermenin yararı yoktur.
    unutulmasın ki 1974 kıbrıs barış harekatı o rölyefteki atılan imzalar sayesinde haklı olmuştur.
    1974 barış harekatının sebebi cumhurbaşkanı makarıosu deviren eoka cı grivasa ve darbecilere karşı türklerin soykırıma uğramamasıdır.
    iki ay boyunca türk şehirleri akşam olunca olası bir hava harekatına tedbir olarak karartma uygulamıştır.1974 dünya kupası camları halılarla kilimlerle kapatılmış içerisi hamamdan daha sıcak olan kahveler de izlenmiştir.
    bu süreç içerisinde ne süleyman demirel ne bülent ecevit ne alpaslan türkeş ne necmettin erbakanın ülkenin bekası diye bir söz ağızlarından çıkmamıştır.

Kommentarfunktion ist geschlossen.